Sürgündeki bir Kırım Tatar ailenin filmlere konu olacak kavuşma hikayesi

1944 Sürgün Hatıraları
Ömer Kaya
22 Ekim 2021, 18:06
Ömer Kaya
22 Ekim 2021, 18:06

Sabırbek Börübay/ QHA Ankara

Kırım Tatar halkının vatan Kırım’dan dönemin Stalin yönetimi tarafından 18 Mayıs 1944 tarihinde kitlesel olarak sürgüne ve soykırıma uğraması halen hafızalardaki yerini koruyor. Sürgüne gönderilen Kırım Tatarı Adil Murtazayev, dedesi Ramazan ve ninesi Essan’ın filmlere konu olacak hayatını anlattı. Kırım Tatarı Ramazan ve Essan’ın yıllar süren sürgünden sonra duygu dolu kavuşma hikayesi.

Hikayenin ana karakterleri, Adil Murtazayev’in dedesi ve ninesi. Kırım’ın Ulu-Uzen köyünden olan Adil Murtazayev’in dedesi Ramazan Nezirov o kadar fakirdi ki, evlendikten sonra karısı Essan Hayredinova ile birlikte, kendi evleri olmadığı için Taraktaş’a taşınmak zorunda kalmışlardı. Aile özellikle İkinci Dünya Savaşı ve kanlı Stalin yönetiminin 18 Mayıs 1944 Kırım Tatar Sürgünü ve Soykırımı’nı acı bir şekilde yaşamıştı. Ramazan Nezirov, İkinci Dünya Savaşı sırasında esir düşerek Avusturya’da toplama kampına alındı.

Türk-İslam tarihinin Kırım'daki izleri: Taraktaş Köyü Yukarı Cami -  Avrasya'dan - Haber - TRT Avaz

TÜRK BÜYÜKELÇİNİN KAMPLARDAKİ KIRIM TATARLARI İÇİN TÜRKİYE TEKLİFİNİ KABUL ETMEDİ…

Ramazan Nezirov, toplama kampında tutulurken, Türk Büyükelçisi Avusturya’ya gelmişti. Büyükelçi, esir düşen Kırım Tatarlarının Türkiye’ye gönderilmesi için çaba sarf etti. Zira, bu kamptaki Kırım Tatarları kurşuna dizilmekteydi. Toplama kampındaki çoğu kişi bu teklifi kabul eder ancak Ramazan, ailesiyle yeniden bir araya gelebilmek için SSCB’ye gitmeye karar verdi. Çünkü vatanlarına dönenler 25 yıl hapsedildi ve ağır şartlar altında madenlerde çalışmaya mahkum oldu.

O dönemde tüm Kırım Tatarları zaten Kırım’dan sürgün edilmişti. Essan, annesini o sırada kaybetmişti. Bu dönemde, Stalin’in emriyle yüz binlerce Kırım Tatarı gibi, Essan da Kırım’dan sürülmüştü. Essan Hayredinova, Ural-Altay bölgesine sürgün edilenler arasındaydı. Bir müddet sonra oradan Özbekistan’a taşındı. Kocasının başına neler geldiğini ve onun kaderi hakkında hiçbir şeyden haberi yoktu. Aynı zamanda Ramazan da eşini nasıl bulacağını bilmiyordu. İkisi de çaresizdi.

HAPİSHANE MEKTUPLARINDAN ÇIKAN TESADÜF

Hapishanede Ramazan ile birlikte tutulan bir başka Kırım Tatarı, Özbekistan’daki akrabalarıyla bir şekilde temas kurmayı başarmış ve onunla mektuplaşıyordu. Ramazan’ın hücre arkadaşı, kendi kız kardeşinden bir mektup aldı. Sevincini Ramazan’la paylaşmaya karar verdi. Ramazan, mektubu görünce bir an afalladı. Çünkü, el yazısı tanıdık birine aitti…

Polonya'da 18 Mayıs Kırım Tatar Sürgünü ve Soykırımı kurbanları anılacak

MUCİZEVİ BİR BULUŞMA

Ramazan’ın hücre arkadaşının mektuplaştığı kişi kız kardeşiydi ancak mektubu yazan kız kardeşinin komşusuydu. Bir gün Ramazan hücre arkadaşının kız kardeşinin yazdığı mektubu eline aldı ve okumaya başladı. Mektuptaki el yazısının, kendi eşine ait olduğunu düşündü ve heyecanı bin kat daha arttı… Ramazan, belirtilen adrese bir mektup gönderdi ve eşini mucizevi bir şekilde buldu.

Ramazan Nezirov, mahpus olarak geçen 8 yılın ardından cezaevinden çıkarak eşi Essan ile görüşmek üzere mektubun yazıldığı adrese gitti. Bu şekilde karı koca, yıllar sonra mucizevi bir şekilde buluşmuş oldu. Birbirini yıllar sonra bulan Ramazan ve Essan çiftinin, bir yıl sonra ise, Ayşe isimli kızı dünyaya geldi.

Ramazan Nezirov Essan Hayredinova ve kızları Ayşe

Kanlı Stalin rejimi tarafından Kırım Tatar halkının vatanlarından koparılışını ve sürgün acısını dramatik bir şekilde temsil eden bu hikaye, bugünlere torun Adil Murtazayev tarafından ulaştırdı.

18 MAYIS 1944 KIRIM TATAR SÜRGÜNÜ VE SOYKIRIMI

Sovyet hükûmeti, Stalin’in emriyle 18 Mayıs 1944’te Kırım’daki tüm Kırım Tatarlarını sürgün etti. Sürgün sırasında Kırım Tatarlarının büyük bir çoğunluğu Kızılordu’da Alman Nazi ordusuna karşı savaşıyordu. Orta Asya ve Sibirya’ya sürgün edilen Kırım Tatarlarının yüzde 46’sı yolda veya gittikleri yerlerde açlık, susuzluk ve hastalık gibi çeşitli sebeplerden dolayı hayatını kaybetti. Kırım Tatarları, 1989’un sonuna kadar sürgün yerlerinde zorla tutuluyordu.

Anavatan Kırım’a geri dönme teşebbüsleri, hapisle ve yeni sürgünle cezalandırılıyordu. Kırım Tatar adı yok edilmişti. Bunun sonucunda Kırım Tatar halkı büyük kayıplar yaşadı. Sovyetler Birliğinin dağılmasıyla birlikte Kırım Tatarları vatana dönmeye başlarken 150 bini maddi yetersizlik ve yasal engeller nedeniyle Orta Asya’da kaldı.

2015 yılında Ukrayna Parlamentosu, Kırım Tatar Sürgünü’nü soykırım olarak kabul etti ve 18 Mayıs tarihini “Kırım Tatar Soykırım Kurbanlarını Anma Günü” olarak ilan etti. 2019 yılında Letonya ve Litvanya 18 Mayıs 1944 Kırım Tatar Sürgününü soykırım olarak tanıdılar.