Kırım Tatar dili uzmanı Zore Umerova: Kırım Tatar dilinin Latin alfabesine geçmesi gerekli bir süreç

Haberler
Anife Bilal
07 Mayıs 2021, 21:00
Anife Bilal
07 Mayıs 2021, 21:00

Asif Aliyev / QHA Kıyiv

Kırım Tatar milli hareketi üyesi Zore Umerova, Taşkent Devlet Pedagoji Enstitüsündeki Kırım Tatar Dili ve Edebiyatı Bölümünden mezun oldu. 1980’li yıllarda Zore Umerova, Kırım Tatar halkının haklarını savunma faaliyetlerine aktif olarak katılmaya başladı; Kırım Tatar milli lideri Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu ve diğer Kırım Tatar aktivistlerin mahkeme süreçlerini izledi.

Sürgünden Kırım’a döndükten sonra Umerova, Kırım Tatar dili ve edebiyatı öğretmenliği yapmaya ve sivil faaliyetlere aktif olarak katılmaya devam etti. Son iki yıldır Umerova, Kıyiv’deki Kırım Evi kültür merkezi tarafından düzenlenen ücretsiz Kırım Tatarca dil kursunda öğretmenlik yapıyor. Kırım Haber Ajansı’na (QHA) konuşan Zore Umerova, Rusya tarafından işgal edilen Kırım’daki Kırım Tatar dilinin durumu, Kırım Tatar dilinin Latin alfabesine geçme konularını ve Ukraynalıların Kırım Tatar diline duyduğu ilgiyi anlattı.

“SANKİ KIRIM TATARCA VE UKRAİNCEYE YÖNELİK GAYRİRESMİ BİR YASAK UYGULANIYOR”

Zore Hoca, Rusya tarafından işgal edilen Kırım’da Kırım Tatar dilinin mevcut durumunu bize anlatır mısınız?

Kırım’da şu an üç dil resmi dil olarak geçiyor. Bunlar; Rusça, Kırım Tatarca ve Ukraince. Ancak gerçekte ise Kırım Tatar ve Ukrain dilleri devlet dili olmaktan çok uzaklar. Sanki Ukrayna ve Kırım Tatar dilleri gayri resmi olarak yasaklanmış durumdalar. Bu dilleri sözde kimse yasaklamıyor. Bize, “İstediğiniz kadar bu dilleri kullanın.” diyorlar. Fakat okullarda Kırım Tatar sınıfı açtırmak istediğimiz zaman büyük sorunlarla karşılaşıyoruz. Bazen bu sorunları çözmek için üst düzey kurumlara, bazen ise savcılığa başvurmamız gerekebiliyor.

Rusya’daki yasalar göre, ebeveynler her sene okula, çocukların eğitim alacağı dil konusunda dilekçe yazmalı. Kırım’da bu durum saçma bir seviyeye ulaştı. Bazı öğretmenler, ebeveynlere artık doldurulmuş dilekçe dağıtarak sadece imzalanmasını istiyor. Tabii ki ebeveynler de “Neden benim için karar verildi ve dilekçe yazıldı.” diyerek bu duruma tepki gösteriyor. Ayrıca Kırım Tatarca sınıf açmamak için bir dizi sebep uyduruluyor. Güya öğretmen veya böyle bir sınıf için yer yok deniliyor.

Kırım Tatar öğrencilerinin çoğunlukta olduğu okullarda, Kırım Tatarca sınıflarının açılmasına engel olmaya çekiniyorlar. Fakat Kırım Tatarlarının azınlıkta olduğu okullarda durum hiç iyi değil. Sınıflarda düzenlenen etkinlikler, okul yönetiminden izin alınarak düzenlenmeli. Yani etkinlikler, Rusya tarafından propaganda edilen ideolojiye uygun olmalılar. Sovyet Birliğinde olduğu gibi, okul öncesi eğitimden başlayarak yüksek öğretim kurumlarına kadar  Kremlin’in ideolojisi propaganda ediliyor. Örneğin, Ukrayna zamanında “Halkların Dostluğu” adlı bir festival düzenleniyordu. Festival sırasında çocuklar, Kırım’da yaşayan tüm halkların kültürü, sanatı ve adetleriyle tanışıyordu. Kendi milli yemekleri tanıtıyordu. Bunun sonucunda çocuklar farklı halkların kültürlerine saygı duymaya öğreniyordu. Bu tür etkinlikler tüm Kırım sakinleri arasındaki iletişimi olumlu etkiliyordu. Bu tür etkinlikler sayesinde insanlar daha hoşgörülü, sabırlı,  anlayışlı hale geldiler.

Rusya Kırım’ı işgal ettikten yedi yıl sonra yarımadada Kırım Tatarca eğitim veren kaç okul kaldı. Milli sınıflar ile ilgili durum nasıl?

Tam olarak kaç Kırım Tatar sınıf kaldı söyleyemeyeceğim. 2014 yıldan önce Kırım’da 15 Kırım Tatar okulu vardı, bu okullarda eğitim tamamen Kırım Tatarca veriliyordu. Şu an ise bu okullardan sadece 3 veya 5’i milli okul statüsünü koruyabildi. Yönetim sözde çocuklarımızı düşünüyor ve Rusça eğitim alınırsa çocuklar için genel üniversite sınavına girmenin daha kolay olacağını savunuyor. Öte yandan bir halkın dili kayboluyor ve bu onları hiç endişelendirmiyor hatta hedeflerine ulaştırıyor. Kırım Tatarlarının toplu yaşadığı yerlerde durum idare eder ama Kırım Tatarların azınlıkta olduğu yerleşim yerlerinde Kırım Tatar dili dersleri azaltılıyor veya tamamen iptal ediliyor. Buna ek olarak, 1. sınıftan itibaren ana dilinde eğitim alan çocuklar bile, Rus yasalara göre 10. ve 11. sınıflarda sadece Rusça eğitim alabiliyor.

Kırım Tatar halkı 1944 yılında ana vatanından sürgün edildi. Kırım Tatar dili uzmanı ve sürgünde doğan biri olarak Kırım Tatar dilinin Özbek dilinden etkilendiğini söyleyebilir misiniz?

Özbek dili Kırım Tatar diline çok benziyor. Kırım Tatarca bilenler Özbekçe anlıyorlardı. Özbek dilinin etkisinden bahsetmek gerekirse Özbek dilinden gelen bir dizi kelimemiz oldu. Sürgün öncesinde Özbeklere, Kırım Tatarlarının çok kötü insanlar olduğu konusunda hikayeler anlatıldı. Ancak bir süre sonra Özbekler, Kırım Tatarlarının da onlar gibi normal, çalışkan, benzer dile ve dine sahip olan insanlar olduğunu gördü ve Kırım Tatarlarına yönelik davranışları değişti.

Sürgün yerlerinde dil bir bilim dalı olarak gelişmiyordu. Fakat milli hareket aktivistleri sayesinde dilin korunması için birçok şey yapıldı. Örneğin Taşkent’te “Lenin Bayrağı” gazetesi yayımlanmaya başladı. Bu o dönem Kırım Tatarca basılan tek gazete idi. Haftada bir defa radyoda 30 veya 60 dakikalık Kırım Tatarca program yayınlanıyordu. 1968 yılında Taşkent Devlet Pedagoji Enstitüsünde Filoloji Fakültesine bağlı olarak Kırım Tatar Dili ve Edebiyatı Bölümü açıldı. İlgili bölümden mezun olanlar Kırım Tatarlarının çoğunlukla yaşadığı yerleşim yerlerinde kendilerine iş buluyordu. Benim okuduğum okulda Kırım Tatar dili dersi okutuluyordu ve bu beni etkiledi. Daha sonra ben de Kırım Tatarca öğretmeni oldum. Yani sürgünde dili korumak için her şey yapılıyordu ve bu çabalar sonuç verdi.

“ŞİVELER, DİLİN ZENGİNLİĞİDİR”

Kırım Tatarcanın üç şivesi vardır. Farklı şivelerde konuşan insanlar birbirlerini kolayca anlayabiliyor mu?

Farklılıklar var. Hatta örneğin Yalıboyu şivesinin bile birkaç farklı ağzı var. Onlar kendileri bile “Her köyümüzde farklı ağız var.” diyorlar. Ama yine de dili iyi bildiğin zaman tüm şiveleri anlayabiliyorsun. Eskiden Kırım’ın güneyinde yaşayanlar yarımadanın kuzeyine meyve götürüyordu, kuzeyden ise güneye tahıl, un getiriliyordu. Bunun sayesinde şiveler arasında alışveriş gerçekleşiyordu. Kırım Tatar dili, Sovyetler Birliğindeki tüm halkların dilleri gibi Rus dilinin asimilasyonuna uğradı. Sovyetler Birliği zamanında yürütülen kasıtlı politika sonucunda ana dilin değeri önemsizleştiriliyordu. Kırım Tatar dilinin farklı şiveleriyle dalga geçiliyordu. Kırım Tatarları, Rusça konuşmanın daha kolay olduğu konusunda ikna ediliyordu. Kırım Tatarları ise maalesef buna kandı.

Zore Hoca siz hangi şivede konuşuyorsunuz?

Benim ebeveynlerim Bahçesaray ve Akyar (Sivastopol) doğumlu. Bahçesaray şivesinde konuşuyoruz. Bu şiveye dayanarak edebi dilimiz oluştu. Fakat edebi dilde çöl ve Yalıboyu şivelerden alınan kelimeler mevcut. Bence şiveler dilin zenginliğidir.

Kırım Tatarlarının Türkiye ile olan yakın ekonomik, siyasi ve diğer ilişkileri göz önünde bulundurulursa, Kırım Tatar dilinin Türkçeden etkilendiğini söyleyebilir misiniz?

Aslında dilimiz en çok Rusçadan etkileniyor. Kırım Tatar dilinin bilimsel gelişimi Rus dilinin temeline dayanıyor. Morfolojimiz nedense Rusça ile benziyor.

LATİN ALFABESİNE GEÇMEK İÇİN 10-15 YIL GEREKİYOR

Sovyetler Birliği’nin etkisine gelince… Sovyet Birliği’nin dağılmasından sonra Türk dilleri, Kiril alfabesinden Latin alfabesine geçmeye başladı. Sizce Kırım Tatar dili için bu konuda hangi artılar ve riskler mevcut?

Kırım Tatar dilinin Latin alfabesine geçmesi gerekli bir süreç. Dilimizde Kiril harfleriyle ifade edilemeyecek bazı yazım kuralları var. Kiril alfabesinde yazılamayan ünlü harfler var; ü ve ö harfleri gibi. Bu da dilin uyum yasalarını bozuyor. Bence, Latin alfabesine geçmek için 10-15 yıl gerekiyor. Kırım Tatarca çeşitli sözlükler hazırlamamız gerekiyor. Dilin Latin alfabesine geçme sürecine, dil uzmanları ve Bakanlar Kurulu temsilcileri katılmalı. Türk halklarının deneyimlerini kullanmalı ve en önemlisi geçiş akıllıca ve profesyonelce yapılmalıdır.

Türkiye’de yaşayan Kırım Tatarları ana dillerini korumaya başardı mı?

Türkiye’de yaşayan ve çok iyi Kırım Tatarca konuşan aileleri tanıyorum. Onlarla tanıştıktan sonra vatanseverliğin insanın içinde olduğunu ve bunun için vatanda yaşamak gerekmediğini anladım. Tabii ki Türkiye’de yaşayan Kırım Tatarları, Türkçenin etkisi altında kaldı. Kırım Tatarca bilmeyenler için Dernekler Kırım Tatarca kurslar organize ediyor. Benim bazı öğrencilerim bu kurslarda ders veriyor.

“DİL ÖĞRENEREK KIRIM TATAR HALKINA SAYGI GÖSTERMEK İSTİYORLAR”

Kıyiv’de faaliyet gösteren Kırım Evi kültür merkezinde Kırım Tatarca dersleri veriyorsunuz. Bu kurslarda kim dil öğreniyor?

Benim için bu yeni bir deneyim. Daha önce Kırım Tatarlarına Kırım Tatarca öğretirdim. Son iki senedir Kırım Evi’nde çalışıyorum ve Kırım Tatarcayı Ukrainlere öğretiyorum. Bu sene kayıt başladığı zaman ilk 20 saat içinde kursa 60’tan fazla kişi kayıt yaptırdı. Bunlardan sadece 20’si Kırım Tatarıydı. İlk derste öğrencilerime neden Kırım Tatarca öğrenmek istediklerini sordum. Bazıları Kırım’da doğduklarını ve yarımadanın yerli halkının dilini bilmedikleri için çok üzgün olduklarını söyledi. Çoğu kişi Kırım Tatarca öğrenerek Kırım Tatar halkına duydukları saygıyı göstermek istediklerini söyledi. Bunun için onlara minnettarım… Bir öğrenci ise Kırım işgalden kurtarıldıktan sonra devlet kurumlarında çalışmak istediğini bu yüzden dili bilmek zorunda olduğunu söyledi. Hangi görevde çalışacaksın diye sorduğumda hiç düşünmeden, “Savcı” diye cevap verdi.

Farklı yöntemler kullanarak eğlenceli bir şekilde dil öğretmeye çalışıyorum. Bazı öğrencilerim artık temel konularda konuşabiliyor; kendilerinin tanıtabiliyorlar, yaşadıkları şehri ve ülkelerini anlatabiliyorlar.

Ukrainler için Kırım Tatarca öğrenmek zor mu?

Hayır, her şey isteğe bağlı.

“KIRIM TATAR DİLİNİN GELİŞTİRİLMESİ VE KORUNMASI STRATEJİSİ HAZIRLIKLARI DEVAM EDİYOR”

Birleşmiş Milletler’e (BM) göre, Kırım Tatar dili kaybolma tehlikesi altında bulunuyor. Kırım Tatar dilini kurtarmak için ne yapılabilir?

BM’ye göre her iki hafta bir dil yok oluyor. Maalesef Kırım Tatarca da yok olma tehlikesi altında bulunuyor. Bana göre, Kırım Tatarlarının kendi aralarında ana dilinde değil de yabancı dilde konuşması büyük bir sorun. Kırım Tatar ailesinde Rusça konuşuluyorsa bu çok kötü çünkü aile toplumun temel bir parçası. Bir insanın milli kimliği aile içinde oluşuyor. Tüm bu belirtiler, dilin yok olabilme ihtimalini işaret ediyor. Dil kaybolursa halk da kaybolur.

Öte yandan Ukrayna Bakanlar Kurulunun, Kırım Tatar Dilin Korunması ve Geliştirilmesi Konseptini kabul etmesi beni çok mutlu etti. Şu an ise 10 yıllık Kırım Tatar Dilinin Korunması ve Geliştirilmesi Stratejisinin hazırlanması konusunda çalışmalar yürütülüyor.

Kırım Tatarlarına gelince, kendimiz ana dilde konuşmaya başlamalıyız. Bazen yeni nesilden, “Kırım Tatarca ne için gerekli?” sorusunu duyuyorum. Bu yüzden daha çok çalışmamız gerek. Olumlu değişimler şimdiden görünüyor ama yine de dilimizin bugün çok yaygın olduğunu söyleyemem. Ben, Kırım Tatar Milli Meclisine şimdiden, milli özerkliğin oluşturulması durumunda kamu kurumlarına sadece Kırım Tatarca bilen insanların kabul edileceğini söylemesini tavsiye ederdim.