SON DAKİKA
Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Rus Işgali

QHA - Kırım Haber Ajansı - Rus Işgali haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Rus Işgali haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Serhiy Kokurin: 11 yıl önce Kırım'da işgalciler tarafından öldürülen ilk Ukraynalı asker Haber

Serhiy Kokurin: 11 yıl önce Kırım'da işgalciler tarafından öldürülen ilk Ukraynalı asker

Ukrayna Silahlı Kuvvetleri askeri, haritacı astsubay Serhiy Kokurin, Rus güçlerinin 18 Mart 2014 tarihinde Akmescit’teki (Simferopol) 13. Fotogrametri Merkezine düzenlediği saldırı sırasında bir Rus keskin nişancısı tarafından vurularak hayatını kaybetti. Kokurin, işgalciler tarafından öldürülen ilk Ukraynalı asker ve genel olarak ise işgalin ikinci kurbanı oldu. İşgalcilerce kaçırılarak vahşice öldürülen Kırım Tatar aktivist Reşat Ametov işgalin ilk sivil kurbanı olarak kabul ediliyor. Açık kaynaklara göre Serhiy Kokurin, 2013 yazına kadar Akmescit Birleşik Askerlik Şubesinde görev yapıyordu. Daha sonra Ukrayna Silahlı Kuvvetlerinin Harita Destek Komutanlığına bağlı 13. Fotogrametri Merkezinin lojistik hizmetler şefi olarak atandı. 27 Şubat 2014’te üzerinde herhangi bir resmi askeri işaret taşımayan Rus askerleri, Kırım Parlamentosu binasını ele geçirdi. Ertesi gün Akmescit Havalimanı'nı işgal eden Rus askerleri, Ukrayna askeri üslerini de abluka altına almaya başladı. SERHİY KOKURİN NASIL ÖLDÜRÜLDÜ? 18 Mart 2014’te işgalci Rus güçleri, Akmescit’teki Ukrayna ordusuna ait 13. Fotogrametri Merkezine saldırdı. Serhiy Kokurin, saldırı sırasında gözlem kulesindeydi. Bir Rus keskin nişancısı tarafından vurularak olay yerinde hayatını kaybetti. Kısa bir süre sonra Rus işgalciler, Ukrayna’nın harita destek merkezini tamamen ele geçirdi. O dönemde Ukrayna ordusunda görev yapan Yarbay Volodimir Şçurik, saldırıya dair şunları aktardı: Rusların birliğimize silahlı saldırı düzenleyeceğini tahmin etmemiştik. Biz daha çok bilimsel faaliyetler yürüten bir birimdik. Akmescit’te başka askeri üslere böyle bir saldırı yapılmamıştı. Ancak saldırganlar ağır silahlarla donatılmıştı: tabancalar, bombalar, el bombası fırlatıcıları ve otomatik silahlar. Üssümüzün etrafında yaklaşık 100 silahlı kişi vardı. FSB’YE BAĞLI BİRLİK SALDIRIYI GERÇEKLEŞTİRDİ  Ukraynalı gazeteci ve Censor.net haber ajansının Başeditörü Yuriy Butusov’un aktardığına göre; 13. Fotogrametri Merkezine düzenlenen saldırıyı, FSB Albayı İgor Girkin (Strilkov) komutasındaki FSB özel kuvvetlerine bağlı ayrı bir birlik gerçekleştirdi. Bu birlik, Rusya tarafından oluşturulan ve sözde "Kırım halk milisleri" görüntüsü verilen ancak gerçekte profesyonel askerlerden oluşan özel bir gruptu. Girkin’in birliği tecrübeli askerlerden oluşturulmuştu. Tanıkların ifadelerine göre merkez çevresinde çatışmalar aniden patlak verdi. Saldırı sırasında bir diğer Ukraynalı subay olan Vitaliy Fedun da yaralandı. Ayrıca, Girkin’in birliğine mensup bir Rus askeri de öldürüldü. RUS İŞGALCİLERİN SUÇU GİZLEME ÇABASI Rus işgalciler, Serhiy Kokurin’in öldürülmesinin sorumluluğunu önce Ukrayna yanlısı "Sağ Sektör" üyelerine atmaya çalıştı. Ancak daha sonra, Kokurin’in vurulduğu merminin, yalnızca Rus ordusunun envanterinde bulunan bir kalibreye ait olduğu tespit edildi. Serhiy Kokurin, Kırım işgali sırasında hayatını kaybeden ilk Ukraynalı asker olarak tarihe geçti ve Ukrayna için bir kahraman olarak anılmaya devam ediyor. Temmuz 2014'te Sergey Kokurin 3. Derece Cesaret Nişanı’na layık görüldü.

Refat Çubarov: Rusya, Kırım Tatarlarını yarımadanın dışına itilmesi gereken bir taraf olarak belirledi Haber

Refat Çubarov: Rusya, Kırım Tatarlarını yarımadanın dışına itilmesi gereken bir taraf olarak belirledi

Kırım Tatar Milli Meclisi Başkanı (KTMM) Refat Çubarov, işgalci Rusya yönetiminin, Kırım Tatarlarını Kırım’ın dışına itilmesi gereken bir taraf olarak belirlediğini ifade etti. KTMM Başkanı Refat Çubarov, İdel.Realii haber ajansına verdiği röportajda; Rusya’nın yarımadayı askeri üsse çevirme ve buradan diğer ülkelere yönelik genişleme ve saldırganlığını sürdürme amacıyla Kırım’ı işgal ettiğini vurgulayarak şunları kaydetti: İşgalci Rusya, ele geçirdiği bölgeyi askeri bir üsse dönüştürdüğünde, bu işgali kabul etmeyen ve ona bağlı olmayan insanlara ihtiyacı yoktur. Kırım’ı işgal ettikten sonra, belki de daha önce Rusya, Kırım Tatarlarını yarımadanın dışına itilmesi gereken bir taraf olarak belirledi. Çünkü onlar bu işgali açıkça reddettiler. Kırım Tatarlarının bu tutumu, yaşadıkları trajik tarihi deneyim nedeniyle anlaşılabilir bir durumdur. Biz en başından beri, Rus ordusunun Kırım topraklarını işgal etmesinin amacının insanları özellikle de Kırım Tatarlarını mutlu etmek olmadığını açıkça ifade ettik. Biz Rus işgaline karşı çıktık, bu yüzden sistematik bir yok etme ve sürgün politikasının hedefi haline geldik. Bu durum, Kırım Tatarlarının kasıtlı baskılara maruz kaldığını bir kez daha vurguluyor. "KIRIM TATARLARI RUS ORDUSUNA ZORLA ALINIYORLAR" Kırım Tatarlarını orduya hizmete zorlayarak da Rusya’nın aynı politikayı takip ettiğini belirten Çubarov, “Sözde kısmi seferberlik kapsamında Rusya ilk önce işgal altındaki bölgelerde yaşayan insanları zorla seferber etmeye çalışıyor. Kırım'da askere zorla alınan ilk öncelikli halk Kırım Tatarları. Çünkü Rusya aynı anda iki sorunu çözmeye çalışıyor: Birincisi, cepheye gönderilecek insan gücü toplamak; ikincisi ise Kremlin rejimine, Rus ideolojisine sadık olmayan ya da potansiyel olarak sadakatsiz görülen insanları ölüme göndermek. Bunu Kırım’da uygulamaya çalışıyorlar, bu yüzden askere alınabilecek yaşta olan birçok Kırım Tatarı, kendi soydaşlarına karşı savaşmamak için Kırım’ı terk etmek zorunda kaldı” ifadelerini kullandı.

Kırım’ın işgalinin 11. yılında Ankara’dan net mesaj: Kırım, Ukrayna’dır! Haber

Kırım’ın işgalinin 11. yılında Ankara’dan net mesaj: Kırım, Ukrayna’dır!

Kırım Türkleri Kültür ve Yardımlaşma Derneği Genel Merkezi ile Ankara Ukrayna Derneği ortaklığında, Kırım'ın işgalinin 11. yıl dönümü sebebiyle kapsamlı bir panel düzenlendi. "Kırım'ın İşgalinin 11. Yılında Direniş Günü" başlıklı panel; 26 Şubat 2025 tarihinde başkent Ankara’da gerçekleşti. Millî Kütüphane Yunus Emre Salonu’nda saat 14.00’te başlayan panelin açılış konuşmaları; Ukrayna'nın Ankara Büyükelçiliği Maslahatgüzarı Oleksiy Çernışev (Oleksii Chernyshev), Kırım Vakfı Başkanı Tuncer Kalkay, Ankara Ukrayna Derneği Başkanı İrına (Iryna) Ambarkütükoğlu tarafından gerçekleştirildi. Programda; Ukrayna'nın Ankara Büyükelçiliği Müsteşarı Denis Zolotaryov, Kırım Tatar Teşkilatları Platformu ve Kırım Gelişim Vakfı Başkanı Ümit Şilit, Kırım Derneği Genel Başkan Yardımcısı İsmet Yüksel ile çok sayıda katılımcı yer aldı. ???? Kırım’ın İşgalinin 11. Yılında Ankara’dan net mesaj: Kırım, Ukrayna’dır pic.twitter.com/vvqnQzPf63 — QHA - Kırım Haber Ajansı (@qha_kirimhaber) February 26, 2025 “KIRIM TATARLARININ UKRAYNA'DAKİ MİLLÎ UYANIŞ SÜRECİ İŞGALCİLER TARAFINDAN BALTALANDI” Ukrayna'nın Ankara Büyükelçiliği Maslahatgüzarı Oleksiy Çernışev (Oleksii Chernyshev), programın açılış konuşmasında; Kırım’ın 2014 yılında Rusya tarafından işgal edilmesini, Rusya'nın Ukrayna'ya karşı başlattığı topyekûn savaşın ilk adımı olarak nitelendirdi. Çernışev, Rusya'nın Ukrayna'ya yönelik saldırısının ve Ukrayna topraklarının bir kısmını işgal etmesinin, uluslararası hukuk normlarını çiğnemesinin bir örneği olduğunu ifade etti. Rusya’nın özellikle Kırım Tatarlarını hedef aldığının altını çizen Çernışev, konuşmasında, “Kremlin özellikle Kırım Tatar halkını hedef alıyor. Kırım Tatarlarının Ukrayna'da özgür, millî uyanış süreci işgalciler tarafından baltalandı. Moskova, tarih boyunca kendisiyle aynı fikirde olmayan herkesi sistematik bir şekilde öldürmüştür” ifadelerine yer verdi. 2025 yılının aynı zamanda Kırım Tatar halkının unutulmaz lideri, antlı şehit Numan Çelebicihan’ın doğumunun 140. yıl dönümü olduğunu belirten Maslahatgüzar, Bolşeviklerin Çelebicihan’ı 1918 yılında işkence yaparak şehit ettiğini hatırlattı. Kremlin’in günümüzde Kırım'da insan haklarını ihlal etmeye devam ettiğini vurgulayan Çernışev; haksız tutuklamaların, işkencelerin yaşandığını ve insanların vatanlarını terk etmeye zorlandığını dile getirdi. Ukrayna’nın baskıya maruz kalan ve özgürlükleri sınırlanan kimseyi unutmadığının altını çizen Çernışev, “Onların özgürlüğü için mücadele ediyoruz. Türkiye ile birlikte; İlmi Ümerov, Ahtem Çiygöz ve yakında Ankara'daki Ukrayna Büyükelçiliğinin başına geçecek olan Nariman Celal'i esaretten kurtardık. Amacımız, Kırım'da yaşayan tüm Ukrayna vatandaşlarını özgür kılmak ve Kırım Tatar halkının güvenli varlığı ve milli uyanışı için tüm koşulları sağlamaktır.” değerlendirmesini yaptı. 11 YILLIK ORTAK MÜCADELE Ukrayna halkının ve Kırım Tatarlarının sürdürdüğü ortak mücadeleye dikkat çeken Çernışev, “11 yıllık ortak mücadele, işgalcilerin Kırım Tatarlarının ve Ukrainlerin iradesini kırmakta, özgür, demokratik ve hukuk devletinde yaşama arzularını engellemekte başarısız oldu. İşgalcilerin asla başarılı olamayacağını kanıtladı.” ifadelerine yer verdi. “KIRIM, UKRAYNA’YA GERİ DÖNECEKTİR” Çernışev, Kırım Tatarlarının haklarının Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodımır Zelenskıy’ın odak noktasında olduğunu belirterek şu ifadeleri kullandı: “Ukrayna Cumhurbaşkanının kararı ile 26 Şubat'ı Kırım'ın Rus İşgaline Direniş Günü  ve Kırım Tatar halkının kahramanlık günü olarak kabul ediyoruz. Bugün sizlerle birlikte olmak bizim için bir onurdur. Kırım Tatarlarının hakları, Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodımır Zelenskıy’ın odak noktasında yer almaktadır. Kırım Tatarlarının kültürünü, dilini, geleneklerini ve siyasi özgürlüklerini desteklemek için yasal önlemler de dahil olmak üzere çeşitli kararlar alıyoruz. Kırım, Ukrayna'ya geri dönecektir. Ukrayna devleti, dünyadaki dostlarımız ve müttefiklerimiz; Kırım'ın yerli halkı olan Kırım Tatarlarının haklarını korumak, Yarımada'yı Rus işgalinden kurtarmak ve Ukrayna'nın toprak bütünlüğünü yeniden tesis etmek için çalışmaya devam edecektir. Birlikte saldırganlığın ve işgalin üstesinden geleceğiz! Yaşasın Ukrayna, yaşasın Kırım Tatarları!” SAVAŞ 11 YIL ÖNCE BAŞLADI Kırım Türkleri Kültür ve Yardımlaşma Vakfı Başkanı Tuncer Kalkay, gerçekleştirdiği açılış konuşmasında; Rusya’nın Ukrayna’ya karşı savaşının, aslında 11 yıl önce Rusya’nın Kırım Parlamentosunu işgalci Rus askerleri tarafından ele geçirmesiyle başladığını vurguladı. Kalkay, bu hususta şunları ifade etti: "Rusya’nın Ukrayna topraklarında başlattığı bu savaş aslında 11 yıl önce 27 Şubat 2014 tarihinde terörist Rusya’nın Kırım Parlamentosunu silahlı haydutlarıyla ele geçirmesi ile başlamıştı. Bu baskından bir gün önce de 26 Şubat 2014 tarihinde Kırım Tatarlarının parlamento önündeki şanlı direnişi tarihe geçmişti. İşgalin izlerinin görülmeye başlanması üzerine Kırım Tatarları 23 Şubat 2014 tarihinde Akmescit’te Lenin Meydanı'nda tarihi liderleri Numan Çelebicihan adına on binlerce insanın katıldığı bir miting düzenlemişti. Çelebicihan’ın ruhunun Kırım Tatar halkında şekillenmesi ile başlayan bu direniş, 26 Şubat 2014 tarihinde zirveye çıkmış ve nihayetinde Ukrayna Parlamentosu tarafından 'Direniş Günü' olarak kabul edilmişti." Konuşmasında iki gün önce Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulunda gerçekleşen oylamaya dikkat çeken Kalkay, “Dünyanın en büyük uluslararası örgütü BM'nin, pek çok konuda yaptırımı ve etkisi yeterli olmasa da ülkelerin vicdanının sergilenmesine vesile olmasını önemli görüyorum. İki gün önce Rusya askerlerinin Ukrayna’dan çıkarılması konusunda yapılan oylamada 93 ülke 'evet' oyu verirken 18 ülke 'hayır' oyu vermişti. Türkiye bu konuda yapılan oylamaların tamamında Ukrayna’nın yanında yer almış, her platformda Ukrayna’nın toprak bütünlüğünü ve egemenliğini desteklemiştir. Rusya’nın güdümü altında olan Belarus, Kuzey Kore, Eritre, Nikaragua gibi ülkelere bu oylamada ilginç bir şekilde ABD ve İsrail de eklenmiştir. Bu durumda Trump'ın, tüccar özelliğinden ziyade intikam hırsı ve kini ile yol aldığını görmek zor değil. Trump, Ukrayna Cumhurbaşkanına duyduğu kin ile Ukrayna’yı zor duruma düşürmeye çalışıyor” şeklinde konuştu. “UKRAYNA BOYUN EĞMEYECEĞİNİ VE TESLİM OLMAYACAĞINI NET BİR ŞEKİLDE GÖSTERİYOR” Kalkay; Rusya’nın 3 yıl önce Ukrayna topraklarına topyekûn işgal girişimi ve saldırılar başlattığında hiçbir ülkenin yardıma gelmediğini, Ukrayna’nın kararlı duruşunun ardından desteğin başladığını vurguladı. Konuşmasında, “Bu savaşı Ukrayna başlatmadı ama 3 yıl önce olduğu gibi bugün de yarın da vatanından, kimliğinden, haklarından asla ödün vermeyeceği, boyun eğmeyeceği, teslim olmayacağını net bir şekilde gösteriyor.” ifadelerine yer veren Kalkay, Hocalı Katliamı'nın 33. yıl dönümünü de andı. Kırım Vakfı Başkanı Kalkay, şöyle konuştu: "Bugün aynı zamanda Azerbaycan’daki 26 Şubat 1992 Hocalı Katliamı'nın da yıl dönümü. Ukrayna’da aralıksız devam eden bombardımanlar şekil değiştirerek Gazze’de de on binlerce sivilin canını alıyor. Bu katliamların, bu soykırımların hiçbirini kabul etmek mümkün değil. Bu vesile ile insanlık tarihine yüz karası olarak geçecek bütün katliamlarda, bütün soykırımlarda hayatlarını kaybedenleri rahmetle anıyor. Bütün mağdurların acısını paylaşıyor, haklarından vazgeçmeyerek vatanlarını savunan halkların onurlu direnişleri karşısında saygıyla eğiliyorum." “KİMLİĞİMİZİ, KÜLTÜRÜMÜZÜ VE HAKLARIMIZI SAVUNMAK; İŞGALE KARŞI EN GÜÇLÜ DİRENİŞTİR” Ankara Ukrayna Derneği Başkanı İrına (Iryna) Ambarkütükoğlu da gerçekleştirdiği açılış konuşmasında, Ukrayna ve Kırım Tatar halkının birlik ve beraberlik içerisinde olmasına dikkat çekti. Konuşmasında, “Bu mücadele sadece bir halkın mücadelesi değil tüm özgürlük ve adalet savunucularının mücadelesidir. Ukrayna Büyükelçiliği, Kırım Tatar ve Ukrayna dernekleri olarak her zaman omuz omuza birlik içinde hareket ettik ve etmeye devam edeceğiz. Kimliğimizi, kültürümüzü ve haklarımızı savunmak; işgale karşı en güçlü direniştir. Birlikte güçlüyüz, birlikte kazanacağız. Yaşasın Ukrayna, yaşasın Kırım” ifadelerini kullandı. KIRIM'IN İŞGALİ VE KIRIM TATARLARININ DİRENİŞİ KONUŞULDU Açılış konuşmalarının ardından panel, gazeteci ve yazar Gönül Şamilkızı’nın moderatörlüğünde başladı. 2021 senesinden itibaren Rusya’nın hedefinin Kırım’ın işgalinin kabul ettirilmesi olmadığını vurgulayan Şamilkızı, asıl hedefin Ukrayna’nın diz çökmeye zorlanması ve yeni dünya düzeninde eski Sovyetler Birliği coğrafyasının yeniden canlandırılması olduğunu kaydetti. Panelde; Orta Doğu Teknik Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ayşegül Aydıngün, Kırım Tatar Milli Meclisi (KTMM) Üyesi ve Uluslararası Şefika Gaspıralı Kadın Birliği Başkanı Prof. Dr. Gayana Yüksel, Karabük Üniversitesi Dr. Öğretim Üyesi Yuliya Biletska ve Emel Kırım Vakfı Genel Sekreteri Melek Maksudoğlu konuşmalarını gerçekleştirdi. RUS PROPAGANDASI TÜRKİYE’Yİ HEDEF ALDI Panelin konuşmacılarından Prof. Dr. Ayşegül Aydıngün, 2002’den beri Kırım’da saha araştırması yaptığını vurguladı. Rusya tarafından Kırım’ın işgal edilmesinin oldukça uzun soluklu ve stratejik bir planlamanın sonucu olduğunu kaydeden Aydıngün, "Rusya’nın işgal için gerekli koşulların oluşmasını beklediğini ve Rusya'nın anlatısının farkında olan uzmanların bu işgali güçlü bir olasılık olarak gördüğünü söyleyebilirim" ifadelerini kullandı. İşgalden kısa bir süre önce Kırım’da yoğun şekilde Rus propagandası yapıldığını kaydeden Aydıngün; hatta Türkiye'nin Kırım’ı işgal edeceği yalanlarının bile gündeme geldiğini vurguladı. Aydıngün, “Türkiye'ye karşı sizi ancak Rusya koruyabilir” algısının oluşturulmaya çalışıldığını dile getirdi. PUTİN HEDEFLERİNE UKRAYNA ÜZERİNDEN BAŞLADI Aydıngün, Rusya’nın işgalinin öngörülememesinin sebebinin, Rusya’nın demografik ve ekonomik durumunun bunu gerçekleştirmeye yeterli olmamasının düşünülmesi olduğunu belirtti. Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in dünya görüşünün ve gerçeklik algısının kendi propaganda mekanizmasının ürettiği tarih anlatısı, mitler, tehdit algısı, yarattığı düşmanlar ve “Yeni Rusya” fikri üzerinde kurulu olduğunu ifade eden Aydıngün; bu düşüncelerin Rusya’nın sınırları dışına taştığını ve Putin’in hedefini gerçekleştirmeye Ukrayna üzerinden başladığını kaydetti. İŞGAL, KIRIM TATARLARI ÜZERİNDE BÜYÜK BİR YIKIMA SEBEP OLDU 2015’te gayriresmî bir Türk heyeti ile Kırım’a giderek hem işgal öncesi durumu hem de işgal sonrası durumu inceleme şansı bulduğunu kaydeden Aydıngün; “Bu karşılaştırmanın sonucunda Rus işgalinin, Kırım Tatarları için büyük bir ekonomi, siyasi, sosyal, kültürel ve belki de en önemlisi psikolojik bir yıkıma neden olduğunu gördüm” şeklinde gözlemlerini aktardı. Rusya'nın Kırım’ı işgalinden bu yana izlediği politikaların uluslararası hukuku bütünüyle yoksaydığını kaydeden Aydıngün, aynı zamanda uluslararası hukukun hayata geçmesini sağlamakla yükümlü olan uluslararası örgütlerin ve uluslararası anlaşmaların da yoksayıldığını vurguladı. PROF. DR. GAYANA YÜKSEL, KIRIM’DA YAŞANANLARI ANLATTI Kırım’daki işgale direnmek için 26 Şubat’ta gerçekleşen mitinge katıldığını, o dönemde kritik toplantılar yapıldığını kaydeden Prof. Dr. Gayana Yüksel; Kırım Tatar Milli Meclisinin (KTMM) o günlerde neredeyse her gün toplandığını ve işgal üzerinde bir şeyler yapmak için çabalandığını belirtti. Yüksel, “Meclis; 15 Mart’ta Kırım’da yaşayan herkese 16 Mart’ta yapılacak olan referanduma katılmamaları için seslendi.” şeklinde konuştu. Prof. Dr. Yüksel, “Kırım’da faaliyet gösteren propagandacılar işlerine devam ediyor. Son zamanlarda çok sık bir şekilde Ukrayna’nın 23-24 yıl içinde Kırım ve Kırım Tatarları için hiçbir şey yapmadığını ve 2014 senesinde Rusya’nın Kırım’a gelmesinden sonra burada yaşayan tüm insanların refah gördüğü mesajını veriyorlar.” değerlendirmesini yaptı. Aynı zamanda Rus yanlısı kişilerin bu anlatıya dayanarak; Kırım Tatarlarının Rusya’yı ve devam eden savaşı destekledikleri yalanını öne sürdüğünü belirtti. Kırım medyasını sıkı bir şekilde takip ettiğini kaydeden Yüksel, haberlerin Kırım Tatarlarının Rusya’nın işgalinden sonra daha rahat bir yaşama sahip oldukları, millî duygularını yaşayabildikleri yönünde olduğunu ifade etti. Yüksel, bu haberlere şu sözlerle karşı çıktı: “Kırım Tatarları daha önce millî duygularını yaşamadılar mı? Numan Çelebicihan zamanında, Kırım Halk Cumhuriyeti zamanında, oluşturulan millî hareketlerde bu duygular yaşanmadı mı? Sadece son on yıl içinde mi bu yaşandı? Rus basınının altında olan Kırım medyası, bu ve bunun gibi başlıklarla dolu.” “BU MÜCADELEDE BİZ HAKLI ÇIKACAĞIZ” Kırım Tatar Milli Meclisinin ve Kırım Tatar halkının duruşunun değişmeyeceğine vurgu yapayan Yüksel, konuşmasını şu şekilde sonlandırdı: “Dünya çalkalansa, dünya değişse ki değişiyor. Çok hızlı değişen bir süreç içerisine giriyoruz. Ukrayna nasıl aynı pozisyonunu koruyorsa ve ‘Kırım Ukrayna’dır’ diyorsa, Kırım Tatarları da aynı şekilde duruşuna devam edecektir. Aynı zamanda mücadele de edecektir. Şu anda Ukrayna'nın geleceği, özgürlüğü ve bütünlüğü için savaşan Kırım Tatarları var.  Bu mücadelede biz haklı çıkacağız." BİRÇOK KIRIM TATARI, KİMLİKLERİNDEN VAZGEÇMEYİ REDDETTİĞİ İÇİN RUS ESARETİNDE Dr. Yuliya Biletska; Rus propagandasının yıllardır Kırım'ın gönüllü olarak Rusya'ya katıldığını iddia eden bir yalanı devam ettirdiğini vurgularken, düzenlenen bu tarz etkinlikler ile gerçeğin hatırlatıldığını kaydetti. Biletska, 11 yıl önce Kırım Tatarlarının işgale karşı protesto için sokağa çıktığını ve bunun yalnızca onlar için değil tüm Ukrayna için büyük bir değişimin başlangıcı olduğunu vurguladı. Kırım’da yaşayan neredeyse herkesin baskı ve tutuklanma tehdidi yaşadığını ifade eden Biletska, birçok Kırım Tatarının kimliklerinden vazgeçmeyi reddettiği için Rus hapishanelerinde olduğunun altını çizdi. “UKRAYNA ETNİK BİR ULUS OLMAKTAN UZAKLAŞIP VATANDAŞLIK TEMELLİ BİR ULUS OLARAK ŞEKİLLENMEYE BAŞLADI” Rusya’ya karşı gösterilen direnişin sadece Kırım Tatarlarını etkilemediğini belirten Biletska, Kırım Tatarlarının gösterdiği direnişle Ukrayna’nın yeni bir ulus inşasına gittiğini vurguladı. Biletska, “Bu direniş sadece Kırım Tatarlarını değil tüm Ukrayna'yı ve tüm Ukrayna toplumunu değiştirdi. Kırım Tatarları, Ukrayna ulusunun daha kapsayıcı hale gelmesinde kilit bir faktör oldu. Ukrayna etnik bir ulus olmaktan uzaklaşıp vatandaşlık temelli bir ulus olarak şekillenmeye başladı. Artık önemli olan etnik köken değil ortak değerler ve devlete bağlılıktır. Ve Kırım Tatarları da aslında böylece Ukrayna'da görünür bir hale geldi” şeklinde konuştu. Biletska; Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu, Refat Çubarov, Nariman Celal, Tamile Taşeva, Camala gibi isimlerin işgalden sonra Kırım için verdikleri mücadeleyle, Ukrayna’da daha tanınır hale geldiklerini ve ülkenin vatandaşlık temelli ulus inşasında kilit rol oynadıklarını vurguladı. “UKRAYNA, ÖZGÜRLÜK İÇİN SAVAŞANLARIN ULUSUDUR VE KIRIM TATARLARI DA BU ULUSUN AYRILMAZ BİR PARÇASIDIR” 2014’ten sonra Ukrayna’nın Kırım Tatarlarına karşı bakış açısının değiştiğini belirten Biletska, Kırım Tatarlarının faliyetlerinin aktif olarak desteklendiğini, yerli halk olarak tanındıklarını ve devlet kurumlarında yer aldıklarını kaydetti. Biletska konuşmasında şu ifadeleri kullandı: “Kırım Tatarları artık sadece Ukrayna’nın bir azınlığı değil. Onlar Ukrayna’nın kimliğini ve geleceğini birlikte inşaat eden bir halktır. Ukrayna’nın kimlik anlayışı nasıl değişti bu durumda? Onur Devrimi’nden itibaren Ukrayna’da milli kimlik anlayışında büyük bir değişim yaşandı. Ukraynalılar, ulusun sadece etnik köken veya dini baz alarak tanımlanmayacağını fark etti. Asıl önemli olan; ortak değerler, siyasi bağlılık ve özgürlük için mücadele etme kararlılığıydı. Bu değişim Kırım'ın işgali ve Donbas’taki savaşla daha da hızlandı. Kırım Tatarları Ukrayna’nın sadece müttefiki değil aynı zamanda vatandaşlık temelli ulusun eşit kurucuları oldu. Onların kararlılıkları ve Ukrayna ile duruşu toplumun ulus kavramına bakışını değiştirdi. Ukrayna, özgürlük için savaşanların ulusudur ve Kırım Tatarları da bu ulusun ayrılmaz bir parçasıdır. Kırım Ukrayna’dır ve Ukrayna kalacak. Yaşasın Ukrayna, yaşasın Kırım Tatarları.” KIRIM TATARLARININ DAVASI BİRLEŞİK KRALLIK’TA 2014 yılında Kırım’ın Ruslar tarafından işgal edildiği dönemde Birleşik Krallık'ta olduğunu belirten Melek Maksudoğlu, diaspora ile bir araya gelerek Kırım Tatarlarının sesini duyurmak için çabaladığını anlattı. İngiliz basınında Kırım Tatarlarına yer verilmediğini fark ettiğini, Kırım Tatarlarının direnişini ve mücadelesini anlatmak için milletvekilleri ile gazetelerle iletişime geçme çabalarını anlattı. İşgalin yaşandığı dönemde Birleşik Krallık ile Kırım basını arasında köprü görevi gördüğünü belirten Maksudoğlu, Al Jazeera kanalına çağrıldığını ve gerçekleştirilen referandumu değerlendirdiğini aktardı. Bu kanala Kırım’daki Kırım Tatarlarının azınlık olduğundan bahsettiklerini ve bu durumun basının ilgisini çektiğini belirtti. EMEL KIRIM VAKFINDAN MEKTUP KAMPANYASI Maksudoğlu aynı zamanda Emel Kırım Vakfının icra ettiği "Mektup Kampanyası" hakkında bilgi vererek kampanyaya destek olunması çağrısında bulundu. Mektupların Rus hapishanelerinde suçsuz yere tutulan Kırım Tatar tutsaklara büyük moral verdiğini belirten Maksudoğlu, bu mektuplar ile “Daima Bekleyeceğim Balam” sergisinin yapıldığını anlattı. Maksudoğlu’nun bahsettiği mektuplar, Emel Kırım Vakfının internet sayfasında verilen 100’ü aşkın adrese gönderiliyor.  Maksudoğlu, savaşın hala devam ettiğini, Kırım Tatarlarının ve Ukrayna halkının direnişini sürdürdüğünü vurgulayarak konuşmasını sonlandırdı.

Ukrayna Dışişleri Bakanı Sıbiha: Rusya’nın saldırganlığı Kırım’da başladı ve orada sona erecek Haber

Ukrayna Dışişleri Bakanı Sıbiha: Rusya’nın saldırganlığı Kırım’da başladı ve orada sona erecek

Ukrayna Dışişleri Bakanı Andriy Sıbiha, Kırım'ın Rusya tarafından işgaline karşı direnişin sembolü haline gelen 26 Şubat 2014'teki tarihi mitingin 11. yıl dönümünü andığı bir mesaj yayımladı. Bakan Sıbiha, Kırım Tatar halkının tarihî yurdu Kırım'da 26 Şubat 2014 tarihinde Rus işgaline karşı verilen destansı mücadeleyi hatırlattığı açıklamasında şunları ifade etti: Bugün Kırım’ın işgaline karşı direniş günü. Rusya, 11 yıldır Ukrayna’ya ait bu yarımadayı bir askeri üs ve hapishaneye çevirdi. Muhalif sesleri susturdu, Kırım Tatarlarını baskı altına aldı, Meclis’i yasakladı ve Ukrayna kimliğini yok etmeye çalıştı. Ama direniş hiç durmadı. Ukraynalılar ve Kırım Tatarları, her gün işgale karşı çıkıyor, baskıya rağmen boyun eğmiyor, özgürlükleri için büyük riskler alıyor. Rusya’nın saldırganlığı, Kırım’da başladı ve orada sona erecek. Kırım mutlaka Ukrayna’ya dönecek. Bu hedefimizden asla vazgeçmeyeceğiz. Çünkü bu, sadece Ukrayna’nın değil tüm Avrupa’nın güvenliği ve barışı için de hayati bir meseledir. KIRIM'IN RUS İŞGALİNE DİRENİŞ GÜNÜ Kırım'ın Rusya tarafından işgaline karşı direnişin sembolü haline gelen 26 Şubat 2014'teki tarihi mitingin 11. yılı. Ukrayna'da, dönemin Cumhurbaşkanı Petro Poroşenko'nun kararnamesiyle, 2016'dan itibaren her 26 Şubat tarihi, "Kırım'ın Rus İşgaline Direniş Günü" olarak anılıyor.  Euromeydan’daki protestolarla başlayan Onur Devrimi’nin Ukrayna'daki siyasi dönüşümü tetiklemesinin hemen ardından, Kırım'daki Rus yanlısı unsurlar yarımadanın işgaline giden süreci başlatmak için harekete geçti. 25 Şubat 2014 tarihinde Kremlin'in operasyonları sonucunda Kırım Parlamentosu olağanüstü bir toplantı yaparak; yarımadayı Ukrayna'dan ayırma planlarına girişti. RUS İŞGALİNE DİRENİŞİN SEMBOLÜ: 26 ŞUBAT MİTİNGİ Kırım Tatar Millî Meclisi (KTMM), Kırım milletvekillerini ve Kırım Parlamentosu Başkanını ikna edemeyince 26 Şubat 2014 tarihinde, Ukrayna’nın toprak bütünlüğünü korumak ve yarımadada durumun istikrarsız hale gelmesini önlemek için miting düzenleme kararı aldı. KTMM’nin çağrısıyla, binlerce kişi Kırım Özerk Cumhuri̇yeti̇ Parlamentosu bi̇nasının önünde toplandı. Eylemciler Ukrayna ve Kırım Tatar bayraklarını açtı ve “Yaşasın Ukrayna!”, “Kırım Ukrayna’dır!” sloganları attı. Bu tavır, Kırımlıların işgale direniş iradesini ortaya koydu. Ukrayna yanlısı protestocular, Kırım Parlamentosunun, Ukrayna egemenliğini ihlal eden kararlar almasını engellemeyi amaçlıyordu. Ancak aynı anda, Rus yanlısı Sergey Aksyonov'un liderliğindeki gruplar da bölgenin Moskova'ya bağlanması için karşıt bir gösteri düzenledi. Ukrayna'nın toprak bütünlüğüne destek için gelen çok sayıda Kırım Tatarının kararlığı sayesinde Kırım Parlamentosunun olağanüstü toplantısı engellendi. Bir günlük olsa da Kırım Tatarları, Ukrayna’nın toprak bütünlüğünü korumuş oldu. 27 ŞUBAT 2014: MASKELİ RUS ASKERLERİ KIRIM'DA  Barışçıl ve kararlı direnişe rağmen 27 Şubat 2014 sabahında Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in yönlendirmesiyle maskeli, işaretsiz, rütbesiz Rus askerlerinin, sözde "Kırım milis güçleri" adı altında yarımadayı işgali başladı. Kremlin, Kırım’ın şiddet kullanılarak işgal edilmesinin fitilini ateşlemiş oldu. Yarımadadaki şehirlerin tüm caddeleri ve ana yollar, Rus askerleri ile doldu. Rütbe işaretleri taşımayan “yeşil adamlar” Kırım’ın Parlamento ve Bakanlar Kurulu binaları ile diğer idari binalarını işgal etti. İşgal güçleri Ukrayna Silahlı Kuvvetlerinin üslerini kuşattı, limanları ve havaalanlarını ele geçirdi. Ukrayna donanmasının başındaki Amiral Denis Berezovskiy, Rusya tarafına geçti. Daha sonra bölgedeki Ukrayna askerî personelinin büyük bir çoğunluğu da işgalcilerin safına geçti. 16 MART 2014: KIRIM'DAKİ SÖZDE REFERANDUM 6 Mart 2014’te Kremlin güdümündeki sözde parlamento, işgali meşrulaştırmak için "referandum" kararı aldı. Bu referandum, Putin Rusyası'nın Kırım Yarımadası'ndaki kontrolü ele alması için kurgulanan bir tiyatroydu. Kırım Tatar Millî Meclisi, 6 Mart 2014'te gerçekleştirdiği açıklama ile Kırım halkına, yasa dışı alınan kararın neticesindeki sözde referandumu boykot etme çağrısı yaptı. Sözde referandumda, Kırım'da yaşayanlara; Rusya’ya bağlanma veya 1992 Kırım Cumhuriyeti Anayasası'nın yeniden uygulamaya konulması ve ona göre Ukrayna’ya bağlı özerklik olarak kalma seçenekleri sunuluyordu. 1992 Kırım Cumhuriyeti Anayasası, Kırım'ın, "Ukrayna'ya gönüllü olarak devredenler dışında tüm yetkileri kendi topraklarında kullanan" kendi devlet organlarına sahip olduğunu, yani Kırım'ın geniş özerklik haklarına sahip olduğunu belirliyordu. Anayasa, yarımadanın bağımsız Ukrayna'nın bir parçası olmasından hemen sonra Kırım Parlamentosu tarafından kabul edilmişti. Bu anayasa metnini bahane eden Kremlin, Kırım'ı kontrol altına almaya çalışmıştı. Ancak, Ukrayna Parlamentosu, daha önce bu belgeyi zaten yürürlükteki anayasaya aykırı bularak iptal etmişti. Yani aslında, 16 Mart 2014’teki sözde referandumda, Kırım’ın Ukrayna’nın bir parçası olarak kalması seçenekler arasında yoktu. Sözde referandumu boykot eden Kırım Tatarlarının çoğunluğu oylamaya katılmadı. Silahların gölgesinde yapılan düzmece referandum, ciddi bir hukuk garabetiydi. Kırım Tatar halkının millî lideri Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu, Rusya Federal Güvenlik Servisi (FSB) gizli raporlarına atıfta bulunarak sözde referanduma gerçek katılım oranının yaklaşık yüzde 34,2 olduğunu, Kırım Tatarlarının yüzde 99’unun ise oy kullanmadığını açıkladı. İşgalin hemen ardından Kırım Tatar halkının millî lideri Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu ve KTMM Başkanı Refat Çubarov'un Yarımada'ya girişi yasaklandı. KIRIM'IN İŞGALİ, RUSYA'NIN UKRAYNA'YA KARŞI SAVAŞININ BAŞLANGICIYDI Bugün, Kırım'daki Rus işgalinin 11. yılına girerken Kremlin destekli sözde yönetim, Ukrayna'nın toprak bütünlüğünü savunan, ana vatanları Kırım'a sahip çıkan Kırım Tatar halkına karşı baskılarını daha da genişletiyor. Rusya, işgal sonrası Ukrayna yanlısı görüşlere sahip kişileri susturma politikası izleyerek, Kırım Tatarlarının siyasi liderleri ve toplum önderlerine karşı yoğun baskılar uyguluyor. 2016'da, Kırım Tatar Millî Meclisi'nin faaliyetleri yasaklandı ve pek çok Kırım Tatarı yasa dışı bir şekilde alıkonuldu veya vatanlarından sürüldü. İşgalin ilk günlerinde, Rus askerleri ve milisleri tarafından kuşatılmış olan Akmescit’teki ana meydanda tek kişilik barışçıl bir eylem düzenleyen Reşat Ametov kaçırılarak şehit edildi. 2016 yılında evinin önünden kaçırılan Dünya Kırım Tatar Kongresi Yönetim Kurulu ve Bahçesaray Kırım Tatar Bölge Meclisi Üyesi Ervin İbragimov’dan ise hâlâ haber alınamıyor. Bugün Rus cezaevlerinde 132‘si Kırım Tatarı olmak üzere 218 Kırımlı siyasi tutsak bulunuyor. Rusya'nın Kırım'ı işgal etmesi, uluslararası hukukun ihlali ve insan haklarının sistematik olarak çiğnenmesi anlamına geliyordu. Bu işgal, sadece Kırım'ın kaybı değil aynı zamanda bölgesel barışın ve istikrarın baltalanmasıydı. Ancak uluslararası toplumun yeterince sert tepki göstermemesi, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in daha büyük bir savaşı başlatmasına cesaret verdi. Rusya Federasyonu, 24 Şubat 2022'de ise Ukrayna'ya karşı topyekûn işgal girişimini başlattı. Rusya'nın topyekûn işgal girişimi, 26 Şubat 2014'teki işgalin devamıydı. Savaş suçları, devlet eliyle uygulanan terör ve sivil katliamları, aradan geçen 3 yılda Ukrayna'da büyük bir insani felakete yol açtı. Rusya'ya bu saldırgan fiilleri nedeniyle ağır yaptırımlar gelse de Kremlin'in savaş makinası, halen dikta rejimleri tarafından destekleniyor. Ukrayna halkı ise üç yıldır topyekûn işgale karşı vatan mücadelesi veriyor. TARAK TAMGALI GÖKBAYRAK, 11 YILDIR MAHZUN   Bugün, Kırım'ın işgaline karşı gösterilen direnişin 11. yıl dönümünde, Kırım Tatar halkı ve Ukrayna, adaletin yeniden tesis edilmesi ve Ukrayna'nın toprak bütünlüğünün sağlanması için mücadeleye devam ediyor. 26 Şubat tarihi, bir milletin onurunu, direnişini ve özgürlük haykırışını anlatmaktadır. 26 Şubat, Kırım Tatar halkı için unutulmaz bir direniş günüdür. Kırım'daki işgalin 11. yılı doldu. Ama Kırım Tatar halkı asla boyun eğmedi. Tıpkı 1944’teki sürgünde olduğu gibi, tıpkı Numan Çelebicihan’ın mücadelesinde olduğu gibi… Millî lider Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu’nun ortaya koyduğu ülkü doğrultusunda Kırım Tatarları yine dimdik ayakta duruyor. 26 Şubat, sadece bir mitingi anma günü değil, Kırım’ın özgürlüğü için verilen mücadelenin sembolüdür. Bu direniş, bu mücadele, bu umut asla bitmeyecek. Çünkü vatan, satılık değildir. Çünkü zulme karşı susmak, esareti kabul etmektir. Çünkü Kırım, Kırım Tatarlarınındır!

Rüstem Umerov: Vatanım Kırım Ukrayna'dır! Onu geri alacağız Haber

Rüstem Umerov: Vatanım Kırım Ukrayna'dır! Onu geri alacağız

Ukrayna Savunma Bakanı Rüstem Umerov, 26 Şubat Kırım'ın Rus İşgali̇ne Di̇reni̇ş Günü dolayısıyla bir açıklama yaptı. Ukrayna ve Kırım Tatarlarının Kırım’ı Rus işgalinden kurtarmak için mücadelesini sürdürdüğünü dile getirerek, “Vatanım Kırım Ukrayna’dır! Onu geri alacağız!” ifadelerini kullandı. KREMLİN, UKRAYNA'YA DEĞİL TÜM DÜNYAYA MEYDAN OKUYOR Ukrayna Savunma Bakanı Rüstem Umerov, bugün sosyal medya üzerinden yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi: 11 yıl önce, 26 Şubat 2014'te, Akmescit’te (Simferopol) Kırım Tatarları ve Ukraynalılar, Ukrayna'nın toprak bütünlüğüne destek amacıyla büyük çaplı bir miting düzenlemişlerdi. Tam 11 yıl önce Rusya, Kırım'ı geçici olarak işgal ederek Ukrayna'ya karşı bir saldırı, bir savaş başlattı. Kremlin, Kırım'ı askeri üsse dönüştürerek ve tüm Karadeniz'in güvenliğini tehlikeye atarak sadece Ukrayna'ya değil tüm dünyaya meydan okuyor. Aynı zamanda direnişimiz de tam 11 yıl önce başladı. Ukraynalılar ve Kırım Tatarları topraklarını savunmak için başlangıçta şiddet içermeyen bir direniş için birleştiler. Kremlin, 11 yıldır işgale karşı çıkan herkese; Kırım Tatarlarına, Ukraynalı aktivistlere, gazetecilere zulmediyor ve hapislere atıyor. Kırım'daki siyasi tutsaklar işkence görüyor, uydurma suçlamalarla yargılanıyor ve korkunç koşullarda alıkonuluyorlar. Ama ne baskılar ne de hapishaneler onların iradesini kıramadı; onlar Kırım'ın yenilmezliğinin sembolleridir. İşgali kabul etmedik. Biz hem cephede, hem cephenin arkasında, hem Kırım'da savaşıyoruz. Ukrayna, yarımadada kalan tüm vatandaşlarını hatırlıyor ve onları yeni ‘uluslar hapishanesinden’ kurtarmak için elinden geleni yapıyor. Bugün saldırganın anladığı tek dilin şiddet dili olduğunu anlıyoruz. Ukrayna, Karadeniz'deki güç dengelerini değiştirdi: Uzun menzilli füzelerimiz ve insansız deniz araçlarımız, Kırım'daki işgalcilerin askeri potansiyelini her gün yok ediyor ve onlarca düşman gemisi, aralarında Moskova kruvazörü da olmak üzere, denizin dibinde yatıyor. Vatanım Kırım Ukrayna'dır! Onu geri alacağız. RUS İŞGALİNE DİRENİŞİN SEMBOLÜ: 26 ŞUBAT MİTİNGİ Kırım Tatar Milli Meclisi (KTMM), Kırım milletvekillerini ve Kırım Parlamentosu Başkanını ikna edemeyince 26 Şubat 2014 tarihinde, Ukrayna’nın toprak bütünlüğünü korumak ve yarımadada durumun istikrarsız hale gelmesini önlemek için miting düzenleme kararı aldı. KTMM’nin çağrısıyla, binlerce kişi Kırım Özerk Cumhuri̇yeti̇ Parlamentosu bi̇nasının önünde toplandı. Eylemciler Ukrayna ve Kırım Tatar bayraklarını açtı ve “Yaşasın Ukrayna!”, “Kırım Ukrayna’dır!” sloganları attı. Bu tavır, Kırımlıların işgale direniş iradesini ortaya koydu. Ukrayna yanlısı protestocular, Kırım Parlamentosunun, Ukrayna egemenliğini ihlal eden kararlar almasını engellemeyi amaçlıyordu. Ancak aynı anda, Rus yanlısı Sergey Aksyonov'un liderliğindeki gruplar da bölgenin Moskova'ya bağlanması için karşıt bir gösteri düzenledi. Ukrayna'nın toprak bütünlüğüne destek için gelen çok sayıda Kırım Tatarının kararlığı sayesinde Kırım Parlamentosunun olağanüstü toplantısı engellendi. Bir günlük olsa da, Kırım Tatarları, Ukrayna’nın toprak bütünlüğünü korumuş oldu. 26 Şubat Kırım’ın Rus İşgaline Direniş Günü: Tarak Tamgalı Gökbayrak, özgür vatanına dönmeyi bekliyor! pic.twitter.com/TWGUAtuiNr — QHA - Kırım Haber Ajansı (@qha_kirimhaber) February 26, 2025

Ukrayna'nın Ankara Büyükelçiliği: Ukrayna’nın önceliği, Kırım’ı işgalden kurtarıp toprak bütünlüğünü yeniden sağlamaktır Haber

Ukrayna'nın Ankara Büyükelçiliği: Ukrayna’nın önceliği, Kırım’ı işgalden kurtarıp toprak bütünlüğünü yeniden sağlamaktır

Ukrayna'nın Ankara Büyükelçiliği, 26 Şubat Kırım’ın Rus İşgaline Direniş Günü'ne ilişkin bir açıklama paylaştı. Büyükelçilik tarafından paylaşılan mesajda, Ukrayna'nın önceliğinin Kırım dahil olmak üzere toprak bütünlüğünün ve egemenliğinin sağlanması olduğu vurgulandı.  UKRAYNA'NIN ÖNCELİĞİ KIRIM'I İŞGALDEN KURTARMAK Ukrayna Büyükelçiliğinin paylaşımında şu ifadeler yer aldı: Rusya’nın Yarımada'yı silah zoruyla ele geçirmesi, uluslararası hukukun açık bir ihlali ve Ukrayna’ya yönelik geniş çaplı saldırganlığın ilk adımı oldu. Kırım’ın geçici işgali ve yasa dışı ilhak girişimi, Ukrayna vatandaşlarının haklarının sistematik şekilde çiğnenmesine yol açarken, Kırım Tatar halkının varlığını da ciddi bir tehdit altına soktu. Ukrayna’nın önceliği, Kırım’ı işgalden kurtarıp toprak bütünlüğünü ve egemenliğini yeniden sağlamaktır. Bu amaçla, Türkiye’nin de önemli bir ortak olduğu Kırım Platformu kilit rol oynamaktadır. KIRIM'IN RUS İŞGALİNE DİRENİŞ GÜNÜ Kırım'ın Rusya tarafından işgaline karşı direnişin sembolü haline gelen 26 Şubat 2014'teki tarihi mitingin 11. yılı. Ukrayna'da, dönemin Cumhurbaşkanı Petro Poroşenko'nun kararnamesiyle, 2016'dan itibaren her 26 Şubat tarihi, "Kırım'ın Rus İşgaline Direniş Günü" olarak anılıyor.  Euromeydan’daki protestolarla başlayan Onur Devrimi’nin Ukrayna'daki siyasi dönüşümü tetiklemesinin hemen ardından, Kırım'daki Rus yanlısı unsurlar yarımadanın işgaline giden süreci başlatmak için harekete geçti. 25 Şubat 2014 tarihinde Kremlin'in operasyonları sonucunda Kırım Parlamentosu olağanüstü bir toplantı yaparak; yarımadayı Ukrayna'dan ayırma planlarına girişti. 26 Şubat Kırım’ın Rus İşgaline Direniş Günü: Tarak Tamgalı Gökbayrak, özgür vatanına dönmeyi bekliyor! pic.twitter.com/TWGUAtuiNr — QHA - Kırım Haber Ajansı (@qha_kirimhaber) February 26, 2025 RUS İŞGALİNE DİRENİŞİN SEMBOLÜ: 26 ŞUBAT MİTİNGİ Kırım Tatar Millî Meclisi (KTMM), Kırım milletvekillerini ve Kırım Parlamentosu Başkanını ikna edemeyince 26 Şubat 2014 tarihinde, Ukrayna’nın toprak bütünlüğünü korumak ve yarımadada durumun istikrarsız hale gelmesini önlemek için miting düzenleme kararı aldı. KTMM’nin çağrısıyla, binlerce kişi Kırım Özerk Cumhuri̇yeti̇ Parlamentosu bi̇nasının önünde toplandı. Eylemciler Ukrayna ve Kırım Tatar bayraklarını açtı ve “Yaşasın Ukrayna!”, “Kırım Ukrayna’dır!” sloganları attı. Bu tavır, Kırımlıların işgale direniş iradesini ortaya koydu. Ukrayna yanlısı protestocular, Kırım Parlamentosunun, Ukrayna egemenliğini ihlal eden kararlar almasını engellemeyi amaçlıyordu. Ancak aynı anda, Rus yanlısı Sergey Aksyonov'un liderliğindeki gruplar da yarımadanın Moskova'ya bağlanması için karşıt bir gösteri düzenledi. Ukrayna'nın toprak bütünlüğüne destek için gelen çok sayıda Kırım Tatarının kararlığı sayesinde Kırım Parlamentosunun olağanüstü toplantısı engellendi. Bir günlük olsa da Kırım Tatarları, Ukrayna’nın toprak bütünlüğünü korumuş oldu. 27 ŞUBAT 2014: MASKELİ RUS ASKERLERİ KIRIM'DA  Barışçıl ve kararlı direnişe rağmen 27 Şubat 2014 sabahında Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in yönlendirmesiyle maskeli, işaretsiz, rütbesiz Rus askerlerinin, sözde "Kırım milis güçleri" adı altında yarımadayı işgali başladı. Kremlin, Kırım’ın şiddet kullanılarak işgal edilmesinin fitilini ateşlemiş oldu. Yarımadadaki şehirlerin tüm caddeleri ve ana yollar, Rus askerleri ile doldu. Rütbe işaretleri taşımayan “yeşil adamlar” Kırım’ın Parlamento ve Bakanlar Kurulu binaları ile diğer idari binalarını işgal etti. İşgal güçleri Ukrayna Silahlı Kuvvetlerinin üslerini kuşattı, limanları ve havaalanlarını ele geçirdi. Ukrayna donanmasının başındaki Amiral Denis Berezovskiy, Rusya tarafına geçti. Daha sonra bölgedeki Ukrayna askerî personelinin büyük bir çoğunluğu da işgalcilerin safına geçti. 16 MART 2014: KIRIM'DAKİ SÖZDE REFERANDUM 6 Mart 2014’te Kremlin güdümündeki sözde parlamento, işgali meşrulaştırmak için "referandum" kararı aldı. Bu referandum, Putin Rusyası'nın Kırım Yarımadası'ndaki kontrolü ele alması için kurgulanan bir tiyatroydu. Kırım Tatar Millî Meclisi, 6 Mart 2014'te gerçekleştirdiği açıklama ile Kırım halkına, yasa dışı alınan kararın neticesindeki sözde referandumu boykot etme çağrısı yaptı. Sözde referandumda, Kırım'da yaşayanlara; Rusya’ya bağlanma veya 1992 Kırım Cumhuriyeti Anayasası'nın yeniden uygulamaya konulması ve ona göre Ukrayna’ya bağlı özerklik olarak kalma seçenekleri sunuluyordu. 1992 Kırım Cumhuriyeti Anayasası, Kırım'ın, "Ukrayna'ya gönüllü olarak devredenler dışında tüm yetkileri kendi topraklarında kullanan" kendi devlet organlarına sahip olduğunu, yani Kırım'ın geniş özerklik haklarına sahip olduğunu belirliyordu. Anayasa, yarımadanın bağımsız Ukrayna'nın bir parçası olmasından hemen sonra Kırım Parlamentosu tarafından kabul edilmişti. Bu anayasa metnini bahane eden Kremlin, Kırım'ı kontrol altına almaya çalışmıştı. Ancak, Ukrayna Parlamentosu, daha önce bu belgeyi zaten yürürlükteki anayasaya aykırı bularak iptal etmişti. Yani aslında, 16 Mart 2014’teki sözde referandumda, Kırım’ın Ukrayna’nın bir parçası olarak kalması seçenekler arasında yoktu. Sözde referandumu boykot eden Kırım Tatarlarının çoğunluğu oylamaya katılmadı. Silahların gölgesinde yapılan düzmece referandum, ciddi bir hukuk garabetiydi. Kırım Tatar halkının millî lideri Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu, Rusya Federal Güvenlik Servisi (FSB) gizli raporlarına atıfta bulunarak sözde referanduma gerçek katılım oranının yaklaşık yüzde 34,2 olduğunu, Kırım Tatarlarının yüzde 99’unun ise oy kullanmadığını açıkladı. İşgalin hemen ardından Kırım Tatar halkının millî lideri Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu ve KTMM Başkanı Refat Çubarov'un Yarımada'ya girişi yasaklandı. KIRIM'IN İŞGALİ, RUSYA'NIN UKRAYNA'YA KARŞI SAVAŞININ BAŞLANGICIYDI Bugün, Kırım'daki Rus işgalinin 11. yılına girerken Kremlin destekli sözde yönetim, Ukrayna'nın toprak bütünlüğünü savunan, ana vatanları Kırım'a sahip çıkan Kırım Tatar halkına karşı baskılarını daha da genişletiyor. Rusya, işgal sonrası Ukrayna yanlısı görüşlere sahip kişileri susturma politikası izleyerek, Kırım Tatarlarının siyasi liderleri ve toplum önderlerine karşı yoğun baskılar uyguluyor. 2016'da, Kırım Tatar Millî Meclisi'nin faaliyetleri yasaklandı ve pek çok Kırım Tatarı yasa dışı bir şekilde alıkonuldu veya vatanlarından sürüldü. İşgalin ilk günlerinde, Rus askerleri ve milisleri tarafından kuşatılmış olan Akmescit’teki ana meydanda tek kişilik barışçıl bir eylem düzenleyen Reşat Ametov kaçırılarak şehit edildi. 2016 yılında evinin önünden kaçırılan Dünya Kırım Tatar Kongresi Yönetim Kurulu ve Bahçesaray Kırım Tatar Bölge Meclisi Üyesi Ervin İbragimov’dan ise hâlâ haber alınamıyor. Bugün Rus cezaevlerinde 132‘si Kırım Tatarı olmak üzere 218 Kırımlı siyasi tutsak bulunuyor. Rusya'nın Kırım'ı işgal etmesi, uluslararası hukukun ihlali ve insan haklarının sistematik olarak çiğnenmesi anlamına geliyordu. Bu işgal, sadece Kırım'ın kaybı değil aynı zamanda bölgesel barışın ve istikrarın baltalanmasıydı. Ancak uluslararası toplumun yeterince sert tepki göstermemesi, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in daha büyük bir savaşı başlatmasına cesaret verdi. Rusya Federasyonu, 24 Şubat 2022'de ise Ukrayna'ya karşı topyekûn işgal girişimini başlattı. Rusya'nın topyekûn işgal girişimi, 26 Şubat 2014'teki işgalin devamıydı. Savaş suçları, devlet eliyle uygulanan terör ve sivil katliamları, aradan geçen 3 yılda Ukrayna'da büyük bir insani felakete yol açtı. Rusya'ya bu saldırgan fiilleri nedeniyle ağır yaptırımlar gelse de Kremlin'in savaş makinası, halen dikta rejimleri tarafından destekleniyor. Ukrayna halkı ise üç yıldır topyekûn işgale karşı vatan mücadelesi veriyor. TARAK TAMGALI GÖKBAYRAK, 11 YILDIR MAHZUN   Bugün, Kırım'ın işgaline karşı gösterilen direnişin 11. yıl dönümünde, Kırım Tatar halkı ve Ukrayna, adaletin yeniden tesis edilmesi ve Ukrayna'nın toprak bütünlüğünün sağlanması için mücadeleye devam ediyor. 26 Şubat tarihi, bir milletin onurunu, direnişini ve özgürlük haykırışını anlatmaktadır. 26 Şubat, Kırım Tatar halkı için unutulmaz bir direniş günüdür. Kırım'daki işgalin 11. yılı doldu. Ama Kırım Tatar halkı asla boyun eğmedi. Tıpkı 1944’teki sürgünde olduğu gibi, tıpkı Numan Çelebicihan’ın mücadelesinde olduğu gibi… Millî lider Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu’nun ortaya koyduğu ülkü doğrultusunda Kırım Tatarları yine dimdik ayakta duruyor. 26 Şubat, sadece bir mitingi anma günü değil, Kırım’ın özgürlüğü için verilen mücadelenin sembolüdür. Bu direniş, bu mücadele, bu umut asla bitmeyecek. Çünkü vatan, satılık değildir. Çünkü zulme karşı susmak, esareti kabul etmektir. Çünkü Kırım, Kırım Tatarlarınındır!

KTMM:  Kırım işgalden kurtarılmadan adil ve kalıcı bir barışa ulaşılamaz Haber

KTMM: Kırım işgalden kurtarılmadan adil ve kalıcı bir barışa ulaşılamaz

Kırım Tatar Milli Meclisi (KTMM) Başkanlık Divanı, 26 Şubat Kırım'ın Rus İşgali̇ne Di̇reni̇ş Günü çerçevesinde bir açıklamada bulundu. KTMM, Rusya Federasyonu'nun 20 Şubat 2014'te Kırım'ı ele geçirmek için başlattığı özel operasyonun, Ukrayna'ya karşı topyekûn silahlı saldırının başlangıcı olduğunu vurguladı. "KTMM'NİN TÜM ÇAĞRI VE BAŞVURULARI UKRAYNA'NIN EN YÜKSEK DEVLET ORGANLARI TARAFINDAN DUYULMADI" Açıklamada, "O dönemde, Kırım Özerk Cumhuriyeti ve Akyar (Sivastopol) kentindeki Ukrayna makamları ve kolluk kuvvetlerinin, Ukrayna'nın egemenliğini ve toprak bütünlüğünü koruma yetkilerini kullanmaktan açıkça kaçındıkları ve şaşkın göründükleri koşullarda; Kırım Tatar Milli Meclisi, bölgesel ve yerel Kırım Tatar meclisleri, Kırım Tatar Milli Kurultayı delegeleri ve aktivistler, Rusya'nın Kırım'daki duruma zorla müdahale etmesini önlemek için her türlü çabayı sarf etti" ifadelerine yer verildi. Bildiride; KTMM liderleri ve üyelerinin, Kırım’ın üst düzey yetkilileri, kolluk kuvvetleri ve Rusya yanlısı örgütlerin temsilcileriyle yaptığı çok sayıdaki görüşmenin; Rusya'nın Kırım'a yönelik silahlı müdahalesi tehdidine karşı acil önlem alınmasını gerektirdiği belirtildi. Yapılan açıklamada, "Ancak KTMM ve Kırım'daki diğer Ukrayna yanlısı güçlerin tüm çağrı ve başvuruları, Ukrayna'nın en yüksek devlet organları tarafından duyulmadı ve Moskova'nın suç planlarının önüne geçmek için gerekli tedbirler alınmadı" denildi. KTMM, EYLEM DÜZENLEYEREK RUSYA'NIN PLANLARINI BOZDU Rusya yanlısı örgütlerin, bazı milletvekillerinin ve Kırım Özerk Cumhuriyeti Parlamentosu yönetiminin ayrılıkçı eylemlerini durdurmak için tüm olanaklarını tüketen KTMM; 25 Şubat 2014 akşamı, Ukrayna'nın toprak bütünlüğünü desteklemek ve Kırım'ı işgal etme girişimlerine karşı 26 Şubat'ta Kırım Özerk Cumhuriyeti Parlamentosu binasının önündeki meydanda büyük bir eylem düzenlemeye karar verdi. Kırım medyası, 7/24 yayın yapan ilk Kırım Tatar televizyon kanalı ATR başta olmak üzere, KTMM’nin bu kararını anında tüm Kırım halkına iletti. 26 Şubat 2014'te "Kırım Ukrayna'dır!" sloganıyla birleşen Kırım Tatarları, Kremlin'in sözde "Kırım'ın Rusya'ya gönüllü geri dönüşünü" gösterme niyetini boşa çıkararak vatandaşlık görevlerini cesurca yerine getirdiler. Bu nedenle 2014 yılının 26 Şubat’ı 27 Şubat’a bağlayan gecesi; Rus makamları, dünya kamuoyu tarafından uluslararası bir suç olarak değerlendirilen Kırım Yarımadası'na yönelik açık silahlı bir işgal başlattı. KTMM, geçen 11 yıl içinde Rusya’nın Kırım’ı bir askeri üsse dönüştürdüğüne ve Kırım’dan Ukrayna’daki sivil hedeflere karşı füze ve hava saldırıları gerçekleştirdiğine dikkat çekti. Ayrıca Rusya’nın Kırım Tatar halkının kolektif haklarını kaba bir şekilde ihlal ettiği, Kırım Tatar halkına baskı ve zulüm uyguladığı, Yarımada'nın demografik yapısını kasıtlı olarak değiştirdiğini vurguladı. "KIRIMLILARIN DİRENİŞİ SÜRÜYOR" “Ancak işgalcilerin tüm çabalarına rağmen Kırım Tatarları, Ukraynalılar ve Ukrayna'ya bağlı tüm Kırım sakinleri işgale karşı zihinsel, kültürel ve fiziksel direnişi sürdürüyor” denilen açıklamada, Kırım'ın Rus İşgali̇ne Di̇reni̇ş Günü’nde KTMM aşağıdaki beyanlarda bulundu: 1. Kırım'ın özgürleştirilmesi ve işgalden kurtarılması meselesi, Rusya'nın işgal altındaki Yarımada'nın sorununu nihai olarak çözülmüş ve "revizyona tabi değil" olarak sunma yönündeki tüm çabalarına rağmen uluslararası gündemde kalmalıdır. 2. Hangi taraftan gelirse gelsin eğer Ukrayna'nın savaşı sona erdirme koşulu olarak topraklarının bir kısmını geri vermesini içeren herhangi bir öneri, Ukrayna toplumu ve Ukrayna yetkilileri tarafından reddedilmelidir. 3. Kırım işgalden kurtarılmadan, Ukrayna'nın tüm vatandaşlarının hak ve çıkarlarının korunmasını, özgürlüklerini ve güvenliklerini sağlayacak adil ve kalıcı bir barışa ulaşılamaz. Kırım Tatar Milli Meclisi; uluslararası topluma özellikle ABD'ye Ukrayna'da barışı sağlama yönündeki her türlü girişiminin yalnızca Ukrayna halkının ve Ukrayna devletinin katılımı ve rızasıyla, Kırım'ın gelecekteki kaderini çözme yönündeki her türlü adımının ise yalnızca yerli Kırım Tatar halkının ve Ukrayna devletinin katılımı ve rızasıyla yapılması çağrısında bulunmaktadır. Ukrayna'nın kendi toprak bütünlüğünü ve egemenliğini yeniden tesis etme, uluslararası hukuku koruma ve Avrupa'da barışı sağlama mücadelesinde kendisine sağladıkları siyasi, diplomatik, askeri ve ekonomik destek için tüm ülkelere şükranlarını sunuyor. Ukrayna Güvenlik ve Savunma Kuvvetlerinin tüm mensuplarına, Ukrayna'ya sadık kalan işgal altındaki Kırım sakinlerine ve özen, çalışma ve faaliyetleriyle devletimizin korunmasına, işgal altındaki toprakların ve orada yaşayan vatandaşlarımızın kurtarılmasına katkıda bulunan tüm Ukrayna vatandaşlarına şükran ve desteğini sunuyor. Kırım, Ukrayna’dır! Ukrayna olmadan Ukrayna hakkında hiç bir karar alınamaz! Ukrayna ve Kırım Tatarları olmadan Kırım hakkında hiç bir karar alınamaz! Yaşasın Ukrayna!

Ukrayna Genelkurmay Başkanlığı: Rusya Kırım’ı güç kullanarak ele geçirdi Haber

Ukrayna Genelkurmay Başkanlığı: Rusya Kırım’ı güç kullanarak ele geçirdi

Ukrayna Genelkurmay Başkanlığı, 26 Şubat 2025 tarihinde yaptığı yazılı açıklama ile "Kırım'ın Rus İşgaline Direniş Günü" vesilesiyle Rusya’nın Kırım Yarımadası’nı güç kullanarak işgal ettiğini anımsattı. İşgalci devlet Rusya’nın 11 yıl önce Kırım’a askerlerini sokarak Ukrayna toprak bütünlüğünü ihlal ettiğini hatırlatan Ukrayna Genelkurmay Başkanlığı sosyal medya üzerinden resimli bir paylaşım yaparak, şu açıklamada bulundu: Kırım'ın Rus İşgaline Direniş Günü’nde Rusya'nın Ukrayna’ya ait yarımadasını nasıl zorla işgal ettiğini ve Ukraynalıların saldırganlığa karşı nasıl mücadele ettiğini anlatıyoruz. ‘Tek bir kurşun atılmadan ele geçirilme’ efsanelerinin aksine, gerçekte işgalciler Ukraynalı askerleri öldürdüler. Ve askerlerimiz filmlere konu olan kahramanlıklar gösterdi. Genelkurmay başkanlığı, Rusların yaydığı yalan propaganda haberlerinin aksine Ukraynalıların Kırım’da 2014 yılının şubat ayında işgalcilere karşı büyük eylemler düzenleyerek direndiğini hatırlattı. Ardından işgalcilerin aktivistleri kaçırmaya ve öldürmeye başladığı belirtilen açıklamada, Rus işgalcilerin ilk kurbanının işkence uygulanarak şehit edilen Kırım Tatarı Reşat Ametov olduğuna dikkat çekildi. Bununla birlikte paylaşımda Rusya Kırım’ı işgal ederken 2 Ukraynalı askerin Rus askerleri tarafından öldürüldüğünü ve bir dizi askerin yaralandığı aktarıldı. 3 Mart 2014’te ise 10. Deniz Havacılık Tugayı askerleri, üs işgalcilerin kontrolü altındayken 4 savaş uçağını ve 5 helikopteri Kırım’dan Mıkolayiv’e çıkarmayı başardı.  Rus işgal güçlerinin Kırım’da ele geçirdiği son Ukrayna gemisi Çerkası adlı firkateyn oldu. Savaş geminin limandan çıkmasını engellemek için işgalciler 4 gemi batırdı. Ancak Ukraynalı askerleri yine de limandan ayrılmayı denedi. Sadece Rus savaş gemisinin Çerkası’yı vurması onları durdurdu. Genelkurmay Başkanığı Rus işgalcilerin baskı uygulayarak Kırımlıları susturmaya çalıştığını ancak halkın işgale karşı direnmeye devam ettiğini vurguladı.

Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
logo
QHA - Kırım Haber Ajansı En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.