Prof. Dr. Hakan Kırımlı, İsmail Gaspıralı'yı anlattı

Diaspora
Ayyıldız Huri Kaptan
07 Nisan 2021, 23:08
Ayyıldız Huri Kaptan
07 Nisan 2021, 23:08

Gazi Üniversitesi Türkçe Öğrenim, Araştırma ve Uygulama Merkezi (TÖMER), “Köklerimizin İzinde Konferansları” kapsamında, doğumunun 170’inci yılında İsmail Gaspıralı’yı andı. Prof. Dr. Hakan Kırımlı’nın konuşmacı olduğu program, çevrimiçi gerçekleştirildi.

Gazi Üniversitesi Rektörlüğü uhdesinde Gazi TÖMER tarafından bugün “Doğumunun 170. Yıl Dönümünde İsmail Gaspıralı” konferansı organize edildi. Gazi TÖMER’in saat 14.00’teki Köklerimizin İzinde Konferans Serisi-4 kapsamında gerçekleştirilen “Doğumunun 170. Yılında İsmail Gaspıralı” konulu konferansta, Bilkent Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hakan Kırımlı konuşmacı olarak yer aldı.

Programda, Gazi Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Musa Yıldız ve Rektör Yardımcıları da protokol olarak katılım gösterdi. Açılış konuşması gerçekleştiren Rektör Prof. Dr. Musa Yıldız şunları kaydetti:

“Ünlü Türk düşünürü, değerli büyüğümüz, merhum İsmail Gaspıralı’yı anmak üzere bir araya gelmiş bulunmaktayız. ‘Dilde, işte, fikirde birlik’ sözleriyle Türk toplumlarının birleşebileceği fikrini savunan, basın ve eğitim çalışmalarıyla sesini bugünlere kadar duyurabilen Gaspıralı, üzerinde çokça durulan ve durulması gereken önemli bir şahsiyettir. Bazı şahıslar sadece öğrenir, bazıları öğrendiklerini öğretir ancak tarihe not düşülen isimler vardır ki hayatlarıyla dahi insana, insanlığa ders verir. Şahsen bu isimlerden birinin İsmail Gaspıralı olduğu kanaatindeyim. Gaspıralı’nın fikir ve faaliyetleri, ders verircesine günümüze olduğu gibi geleceğimize de ışık tutmaktadır. Bugün Türk dünyası alfabe birliğinde hızla yol almakta ve dilde birliğin güçlenmesi için ciddi adımlar atılmaktadır. Kırım’dan Fransa’ya, Fransa’dan Anadolu’ya-İstanbul’a gelen ve bu zamana yayılan seyahatte Türk dünyasının farklı coğrafyalarda ortak duygularla yaşadığını gören Gaspıralı, gönüllerdeki birliğin dile, işe ve fikre yansımasını şiar edinmiş ve buna uygun bir hayat sürmüştür.”

Rektör Prof. Dr. Musa Yıldız, gelecek programın konusunun “Bir kere yükselen bayrak bir daha inmez” diyen Azerbaycan Türkü Mehmet Emin Resulzade olacağının haberini vererek sözlerini tamamladı.

“GASPIRALI’YI ANLAMAK İÇİN 40 YILA SIĞAN FAALİYET DÖNEMİNİ DEĞERLENDİRMELİYİZ”

Konferansın konuşmacısı Bilkent Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hakan Kırımlı, İsmail Bey Gaspıralı’nın herhangi bir sözüyle, ibaresiyle, ifadesiyle ve özellikle herhangi bir taktik hareketiyle bağlamından kopartılarak anlamanın mümkün olmadığını vurguladı. Kırımlı, “İsmail Bey Gaspıralı fikriyatını, hayatının maksatlarını, planlarını, projelerini hiçbir zaman yekpare bir plan halinde neşretmedi. Onu 40-50 sayfada anlatan tek başına bir kitap yoktur. Onun böyle bir şey yapması bizzat kendi hayallerinin gerçekleşmesinin önünde engel teşkil ederdi.” dedi.

Ayrıca Kırımlı, “Gaspıralı’yı anlamak için onun 35-40 yıla sığan faaliyet döneminin bütün çizgilerini ve stratejilerini bir bütün olarak değerlendirmemiz ve bunu içinden çıkarmamız gerekir. Böyle yapıldığı zaman Gaspıralı’nın net şekilde anlaşılabileceğini düşünüyorum.” diye konuştu.

“GASPIRALI, TARİHİN SONUNA GELMİŞ BİR TOPLUMUN İÇİNDEN ÇIKTI”

Gaspıralı’yı anlamak için onun ne şartlarda yaşadığını ve etrafında neler olup bittiğinin bilinmesi gerekir diyen Kırımlı, “Gaspıralı, tarihin sonuna gelmiş gibi görünen bir toplumun içinden çıktı.” ifadelerini kullandı.

19. asrın ikinci yarısının başları olan 1860’larda tüm Avrupa’da dil, soy etnik yakınlığı olan halkların yakınlaştığı bir dönem olduğuna değinen Kırımlı, Gaspıralı’nın panislav propagandanın en yoğun olduğu dönemlerde mücadele ettiğini kaydetti. Dünyayı görmesinin Gaspıralı’nın zihninde sayısız fikre yol açtığını belirten Kırımlı, Gaspıralı’nın Kırım’a döndüğünde toplumu için nasıl çareler bulacağını düşündüğünü ve bunun için de pragmatik bir işbirliği için insanları birbirinden nasıl haberdar edilebileceğinin yollarını aradığını anlattı.

Kırım’da 19. asrın son çeyreğinde ne maarif, ne basın ne de basın tecrübesi olmadığını belirten Kırımlı, Gaspıralı’nın bugünkü modern eğitimin karşılığı olan Usulü Cedit Metodu’nu başlattığını aktardı.

TERCÜMAN’IN HAYATTA KALMASI: AKILALMAZ BİR BAŞARI

Gaspıralı’nın basın faaliyetlerine de değinen Kırımlı, Rusya’nın Kırım’ı işgalinin 100. yılında Gaspıralı’nın 1883 (20-22) Nisan ayında Tercüman gazetesini çıkarttığını ifade etti. Gaspıralı’nın Kırım’daki insanları kazandığını anlatan Kırımlı, Tercüman Gazetesinin Osmanlı topraklarından Rusya, Mısır, İran Doğu Türkistan’a kadar okunur hale geldiğini aktardı. Kırımlı, Rus hükumetinin gözü hep üzerinde iken ve sağcı gazeteler dahi sürekli kapatılırken bunun akıl almaz bir taktik başarı olduğunu vurguladı. Kırımlı, 31 yıl boyunca çıkan Tercüman’ın müthiş bir dikkatle çıkarıldığını ve hiçbir sansüre uğramadığını ekledi.

“GASPIRALI’NIN ANA İLKESİ HER KONUDA MEŞRUİYETTİ”

Gaspıralı’nın ana ilkesinin her konuda meşruiyet olduğunun altını çizen Kırımlı, meşruiyetin aksi hiçbir şey yapmadığını belirtti.
Usulü Cedit mekteplerinin ve Tercüman Gazetesinin başarılı bir şekilde devam ettiğini belirten Kırımlı, “Rus İnkılabı Gapıralı’nın faaliyetlerine büyük imkanlar açtı. Rusya tarihinin trajik yönleri vardır. Berbat istibdattan sonra kaos ile hürriyet gelir, istibdat daha katı hal alır. Bu dönemde de Gaspıralı artık emellerini, Rusya’daki Müslüman halkların dilin birliği, maarifin birliğinin sağlanması gerektiğinin açıkça söyleyebiliyordu.” ifadelerini kullandı.

Rusya’da Türk halklarının gazetelerinin nasıl etkin olmaya başladığını aktaran Kırımlı, bunun Gaspıralı’nın Usulü Cedit mekteplerine yönelik gayretlerinin mahsulleri olduğunu ifade etti. Kırımlı, Rus Çarlığının yıkılmasıyla ortaya çıkan milli uyanış hareketlerinde Türk dünyasının istiklal kahramanlarının istisnasız hepsinin Gaspıralı’nın öğrencileri, okuyucuları ve talebeleri olduğunu dile getirdi.

RUSYA’NIN GASPIRALI’YA BAKIŞ AÇISI

Kırımlı son olarak Rusya’nın Gaspıralı’ya bakış açısına ilişkin, şunları kaydetti:

“Stalin döneminde 1936-37 yıllarında aslında tüm Sovyetler çapında Stalin’in yanında olmayan herkesin yok edildiği, dünyanın en karanlık zamanlarından birisinde Gaspıralı ile dolaylı dolaysız bağlantısı olan herkesin yok edilmesi öngörüldü, doğrusu bir kişi bile sağ bırakılmadı. Gaspıralı’nın okulunda okumak dahi çok ciddi bir suç haline gelmişti. Şaşılacak hiçbir şey yok aynı yıllarda Gaspıralı’nın Bahçesaray’daki mezarını da yerle bir ettiler. Maalesef herkesin bildiği üzere 1944’te Gaspıralı’nın halkı olan Kırım Tatarlarından bir kişi bırakmamak üzere Kırım dışına sürgün ettiler. Gaspıralı’nın mezarını da 1990’ların başında kadar yeri bilinmez hale getirdiler ve üzerine domuz ahırı kurdular ki 1990’ların başına kadar böyle devam etti. Bahçesaray’da görebileceğiniz mezar yeri sembolik bir mezar yerinden başka bir şey değildir. Gaspıralı’nın ülkesi Kırım bir kere daha 2014’ten beri işgal altında ve onun hatırasını Kırım’dan silemiyorlar. Hatta burada gerçekten çok farklı olarak Gaspıralı’yı ‘Rusya’yı seven’ bir maarifçi olarak gösterme gayretinde bulunuyorlar. Ancak onun mezarı üzerine domuz ahırı kuranlar şu anda iktidardalar. Kırım’ı işgalleri altında tutuyorlar. Bunu ‘dilde, fikirde, işte birli’ sözünü, feci ve muhakkak ve muhakkak değişmesi gereken bu durumu hatırlamadan, o insanlıkdışı ve barbarca Rusya işgalini hatırlamadan İsmail Bey Gaspıralı’yı sadece tarihteki Büyük İskender’den veya Aristo’dan bahseder gibi hatırlamaya bence hiç hakkımız yoktur.”