Rus işgali altındaki Kırım’da her yıl onlarca kişi kaçırılıyor ve bu kişiler arasında kadınların sayısı giderek artıyor. Zorla kaybetmenin yanı sıra işgalciler, Kırım'daki halkı sindirmek için bir dizi farklı baskı yöntemi uyguluyor.
Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Konseyinin 58. oturumu kapsamında Cenevre’de düzenlenen bir etkinlikte konuşan Kırım SOS Sivil Toplum Teşkilatı uzmanı Artem Oliynık, Rusya Federal Güvenlik Servisinin (FSB) zorla kaybetme yöntemini sistematik bir baskı aracı haline getirdiğine dikkat çekerek şunları kaydetti:
“Her yıl onlarca insan ortadan kayboluyor. Özellikle kadınların hedef alınması endişe verici bir durum. Neredeyse bir yıl önce kaçırılan Lera Cemilova ve Tatyana Dyakunovskaya’nın akıbeti hâlâ bilinmiyor. Hersonlu öğrenci Anna Yeltsova'nın vakası örnek bir vakadır; Rus yetkililer onu yıllarca hiçbir suçlamada bulunmadan tam bir tecritte tuttu.”
Oliynık, zorla kaybetmelerin işgal altındaki Kırım’da uygulanan baskı yöntemlerinden yalnızca biri olduğunu vurgulayarak, “Rus yönetimi, sadece Ukraynaca şarkı söylemek veya savaşı eleştirmek gibi eylemler için bile insanları cezalandırıyor. Bu suçlamalar nedeniyle insanlar dövülüyor, evleri aranıyor, tutuklanıyor ve propaganda amacıyla videoya çekilerek kamuoyunda aşağılanıyor.” ifadelerini kullandı.
Kırım SOS'un verilerine göre, Mart 2022’den bu yana en az bin 126 kişi ilgili Rus baskı politikasının kurbanı oldu ve bu sayı hızla artmaya devam ediyor. Örgüt, zorla kaybetmelerin ciddi bir insan hakları ihlali olduğunu ve işgalci yönetimin halkı sindirmek için bu yöntemi sistematik bir şekilde kullandığını belirtti.
Sadece 2024 yılı içinde Kırım SOS, 2’si erkek, 4’ü ise kadın olmak üzere toplamda 6 yeni zorla kaybetme vakasını kayıt altına aldı.