Uygur Türkleri, Çin'in Ankara Büyükelçiliği önünde BM İnsan Hakları Yüksek Komiserine çağrı yaptı

Güncel
qha muhabir
26 Mayıs 2022, 10:37
qha muhabir
26 Mayıs 2022, 10:37

Uygur Türkleri, BM İnsan Hakları Yüksek Komiseri ve heyetinin Çin ve Doğu Türkistan’da ziyarette bulunduğu sırada Çin’in Ankara Büyükelçiliği önünde protesto etkinliğine başladı. Çin’e ve Komiser Michelle Bachelet’e seslerini duyurmak isteyen Uygur Türkleri, protesto kapsamında Kırım Haber Ajansına konuştu. Uygur Türkleri, kayıp aile üyelerinin yüksek eğitim almış olmalarına rağmen Çin’in “Meslek Eğitim Merkezleri” olarak adlandırdığı toplama kamplarına alındıktan sonra hiçbir haber alınamadığını ve yeni sızan belgelere göre, toplama kampına alınanlar arasında çok sayıda çocuk, yaşlının da olduğuna dikkat çekildi.

Toplama Kampı Mağdurları Platformu Üyeleri, 25 Mayıs 2022 tarihinde Çin’in Ankara Büyükelçiliği önünde, Birleşmiş Milletler (BM) İnsan Hakları Yüksek Komiseri ve heyetinin Doğu Türkistan’da ziyarette bulunmasına bir gün kala, BM komiserinin ve kamuoyunun dikkatlerini Çin’in Uygur Türklerine yönelik uyguladığı soykırım politikalarına çekmek amacıyla protesto etkinliğine başladı.

Ankara’ya girişlerinin engellenmesinden endişe duyarak İstanbul’dan gizlice Çin’in Ankara Büyükelçiliği önüne ulaşan küçük bir grup halindeki Uygur Türkleri, önce polis engeliyle karşı karşıya kaldı. Fakat eylemin sosyal medyada gündem yaratmasının ardından 10’a yakın milletvekili dahil çok sayıda siyasi ve aktivistlerin de katılımlarıyla kalabalık bir kitle haline geldi.

Çin Büyükelçiliği önünde Çin’in soykırım politikalarını protesto eden Uygur Türkleri, Doğu Türkistan’da haksız yere toplama kamplarına veya hapse atılan, kayıp aile üyelerinin, akrabalarının ve tanıdıkları diğer kişilerin fotoğraflarını taşıdı.

Uygurlar konuşmalarında Doğu Türkistan’a ziyaretlerde bulunacak BM İnsan Hakları Yüksek Komiseri Michelle Bachelet ve heyetine, ailelerini ziyaret etme ve onlar ile ilgili bilgi paylaşma çağrısında bulundu. Eyleme katılan Uygur Türklerinden bazıları, Doğu Türkistan’da kaybolan aile üyeleri hakkında 25 Mayıs 2022 tarihinden Kırım Haber Ajansına (QHA) konuştu.

“TUTUKLULAR ARASINDA ÇOK SAYIDA ÇOCUK VE YAŞLILAR VAR”

Mirzahmet İlyasoğlu, kardeşi, eniştesi ve dört arkadaşının yüksek eğitim almış olmalarına rağmen Çin’in “Meslek Eğitim Merkezleri” olarak adlandırdığı toplama kamplarına alındıktan sonra hiçbir haber alınamadığını söyledi.

BM İnsan Hakları Yüksek Komiserliğinin Doğu Türkistan’da ziyaretlere başladığını belirten İlyasoğlu, bu sırada Türk ve İslam ülkeleri liderleri başta olmak üzere tüm dünyanın Çin’in zulmüne karşı ses vermesi, insanlık vazifesini yerine getirmesi gerektiğini dile getirdi.

Sessiz kaldıkça Çin’in baskılarını daha da arttıracağını belirten İlyasoğlu, zulmün durdurulması için hep beraber Çin’e karşı herkesin sesini yükseltmesi gerektiğine vurgu yaptı. İlyasoğlu ayrıca, Bachelet’e yönelik Doğu Türkistan’ın gerçeklerini görmek ve onu ortaya çıkarmakta ısrarlı olması konusunda çağrı yaptı.

Yeni sızan belgelere değinen İlyasoğlu, fotoğraflar arasında çok sayıda çocuk, yaşlı dede ve ninelerin olduğuna dikkat çekti ve kamuoyunu kendi vicdanlarını ve insanlıklarını kaybetmemek için Doğu Türkistan’a ses vermeye çağırdı.

“ANNEM MEVLİT OKUDUĞU GEREKÇESİYLE 20 KADIN İLE BİRLİKTE TUTUKLANDI”

Mehmet Tohti Atavullah, 65 yaşındaki annesinin 2018 Mart ayında komşusunun cenaze namazı sırasında Kuran okuduğu gerekçesiyle Çin polisleri tarafından diğer 20’den fazla kadın ile gözaltına alındığını söyledi. 2018 Mayıs ayından beri ailesiyle tüm irtibatının kesildiğini söyleyen Mehmet Tohti, annesinin ve diğer aile üyelerinin şu anki durumunun nasıl olduğunu, hatta hayatta olup olmadığını bile bilmediğini dile getirdi.

Çin’in Ankara Büyükelçiliği önüne ailesinin durumunu sormak için geldiğini belirten Mehmet Tohti, Çin’den ailesi hakkında bilgi vermesini, haksız yere tutuklananların serbest bırakılmasını, toplama kamplarının kapatılmasını talep etti. Mehmet Tohti ayrıca Bachelet’i Doğu Türkistan ziyareti sırasında, kendisi ve benzer durumdaki diğer Uygurların ailelerini ziyaret etmeye ve onların durumlarını tüm dünyaya aktarmaya çağırdı.

“BURALARDA HAVA ÇOK SOĞUK, GELME”

Nurmuhammed Uygur, 70 yaşındaki babasının 2017 yılında toplama kampına alındığı ve 6 ay sonra öldürüldüğü haberine ulaştığını söyledi. Yıllar önce ailesiyle yaptığı en son telefon görüşmesinde annesinin “Buralarda hava çok soğuk, gelme” dediğini aktaran Uygur, 70 yaşındaki annesinin toplama kampına alınmış olduğunu öğrendiğini fakat şu anda hayatta olup olmadığını bile öğrenemediğini dile getirdi. Emekli öğretmen olan ablası ve memur eşinin toplama kampına alınmış olduğunu, eşinin 25-20 sonra vefat ettiğini, bunun dışında onlar hakkında hiçbir haber alamadığını söyleyen Uygur, yeğeni İlyas’ın yurtdışında eğitim aldığı gerekçesiyle 9 yıllık hapis cezasına çarptırıldığını aktardı. 2017 yılında 1,5 yıllık hapis cezasına çarptırılan kardeşi Abdulkadir’in 7 senedir ailesine dönmediğini aktaran Uygur, onun eşinin de toplama kampına alındığını ve çocuklarının durumundan endişe duyduğunu söyledi.

2016 yılından itibaren 4 oğlunun seslerini hiç duymadığını, eşi ve çocuklarının nerede, ne durumda olduğuna dair hiç haber alamadığını belirten Uygur Türkü, Türk ve İslam dünyasına seslenerek “Lütfen sesimizi duymanızı rica ediyorum, bizleri Çinlilere başımızı eğdirmeyin. Uygur’uz, Doğu Türkistanlıyız, biz de Türk’üz, Müslümanız, bizleri Çinlilere başımızı eğdirmeyin” şeklinde çağrı yaptı.

“DOĞU TÜRKİSTAN’DA EBEVEYNLERİNDEN AYRI BRAKILAN ÇOCUKLARI DÜŞÜNÜN”

Mağfiret Emin, toplama kampına alınan babaannesinin işkenceler sonucu vefat ettiğini, amcasının ise felç kaldığını söyledi. Hapse atılan kardeşlerinden hiçbir haber alamadığını söyleyen Mağfiret, onların akibetlerinden çok endişe duyduğunu dile getirdi.

Çin zulmü altında inim inim inleyen kardeşlerimizin seslerini duyun, onlar için elinizden geleni yapın” diyerek kamuoyuna seslenen Mağfiret, “Çocuklarınızı elinize aldığınızda, başlarını okşadığınızda Doğu Türkistan’daki annesinden, babasından ayrı bırakılan çocukları düşünün” şeklinde konuştu.

“YURTDIŞINDAKİ EVLADINA PARA GÖNDERDİĞİ İÇİN 20 YIL HAPİS”

Azmet Kutlubilge, iş adamı olan kayınpederinin 2017 yılında toplama kampına götürüldüğünü ve yurt dışında bulunan kendisine para gönderdiği için 2020 yılının sonunda “teröre destek” suçu kapsamında 20 senelik hapse çarptırıldığını aktardı. Kayınpederinin 3 kardeşinin de çeşitli bahanelerle 15-20 senelik hapis cezasına çarptırıldığını söyleyen Kutlubilge, kamuoyunun kendilerine destek vermesini, Bachelet’in ziyaretleri sırasında bu gerçekleri dikkate almasını istedi.

Uygur Türkü Ahmet, annesi ve eniştesinin 2017 yılında toplama kampına alındığını öğrendiğini ve o günden itibaren hiçbir haber alamadığını söyledi. Milyonlarca Doğu Türkistanlının toplama kampına atıldığına vurgu yapan Ahmet, Uygurların gördüğü zulümlere son verilmesi ve bunun hesabının sorulması için çağrı yaptı.

“AİLEMİZLE İLGİLİ ÇİN BAŞKONSOLUSLUĞUNA YAPTIĞIMIZ BAŞVURULARIM YANITSIZ KALDI”

Uygur Türkü Abdullah, 2016 yılından itibaren ailesiyle hiçbir iletişim kuramadığını belirterek, annesi, babası, eşi ve çocuklarının durumlarını öğrenemediğini söyledi. Çin’in İstanbul Başkonsolosluğuna birçok defa ailesiyle ilgili bilgi almak için başvurduğunu söyleyen Abdullah, onlardan hiçbir yanıt alamadığını vurguladı.

DOĞU TÜRKİSTAN’DA NELER OLUYOR


Çin Halk Cumhuriyeti hükumetinin sistematik baskıları ve asimilasyon politikaları ile Doğu Türkistan’da topyekûn bir halk, asimilasyon ve soykırıma uğradı, uğruyor. Milli, dini, siyasi ve kültürel olarak Doğu Türkistan’da Çinli olmayan tüm Türk kökenli milletler bu baskının kurbanı olmaktadır. Doğu Türkistan’da soykırıma varan ağır insan hakları ihlalleri, her geçen gün dünya kamuoyunun daha çok gündemine geliyor. Etnik ve kültürel ayrımcılığa ve insan hakları ihlallerine maruz kalan Doğu Türkistanlılar, ucuz iş gücü olarak Çinli şirketlerde çalıştırılıyor. Öte yandan, Birleşmiş Milletlerin resmi verilerine göre ise, Çin Komünist Partisi idaresinin kültürel soykırım uyguladığı Doğu Türkistan’daki toplama kamplarında milyonlarca insanı yasa dışı bir şekilde alıkoyuyor. Çin hükumeti, toplama kamplarında ve ceza kamplarında insanlık dışı şartlarda tutulan Uygur Türklerinin durumuna dair tüm verileri dünya kamuoyundan gizliyor.

ÇİN’İN  DOĞU TÜRKİSTAN’DAKİ CEZA KAMPLARINDA NELER YAŞANIYOR?

Doğu Türkistan’da Uygur ve diğer Türk halklarından milyonlarca kişi suçsuz yere toplama kamplarına alınmaktadır. Halen bu baskı tüm şiddetiyle devam etmektedir. Tanıkların ifadelerine göre tutuklulara işkence ediliyor. Sağlıksız şartlarda ellerinde kelepçe, ayaklarında zincirle yaşıyor. Kampta tutulanlara ne olduğu belirsiz ilaçlar ve iğneler veriliyor. Tırnak çekme, kamçı, elektrik gibi işkencelere maruz kalıyor. Kadınlar toplu tecavüze uğruyorlar.

Milyonlarca genç Doğu Türkistan’daki çalışma kamplarında veya Çin’deki fabrikalarda zorunlu köle işçi olarak çalıştırılıyor. Birçoğu toplama ve çalışma kamplarına gönderildikten sonra geride kalanlar da siyasi propaganda ezberlemeye, kamu hizmeti adıyla ücretsiz çalışmaya zorlanıyorlar. Kadınlar kısırlaştırılıyor, hamilelere zorla kürtaj yaptırılıyor. Genç kadınlar Çinlilerle evliliğe mecbur ediliyor. Ailelerinden koparılan 1 milyona yakın çocuk, çocuk toplama kamplarında asimile ediliyor. Çince konuşmaya Çince yaşamaya, Çinliler gibi beslenmeye zorlanıyor.

Milli ve dini kültür mirasları yok ediliyor. Uygur tarihi ve kültürüyle ilgili kitaplar yakılıyor. Türk- İslam mimarileri ve tarihi şahsiyetlerin türbeleri, heykelleri yok ediliyor. İnanç özgürlüğü hiçe sayılıyor. Camiler yıkılıyor. Kur’anlar yakılıyor. Namaz kılmak, oruç tutmak kampa alınma nedeni olarak gösteriliyor. Türkiye başta olmak üzere yurtdışı ülkelerinde okumuş, seyahat etmiş olmak ya da sadece bunları yapan birinin akrabası olmak bile toplama kampına alınma veya hapse atılma nedeni olabiliyor.

“Kardeş aile” projesi adı altında her aileyle ilgilenecek Çinli memur atandı. Bu “kardeşler” aile mahremiyetini çiğneyerek Uygurların evlerinde konaklıyor, aile üyelerinin rejime bağlığını denetliyorlar.