Suavi Oktay: Bir tek isteğim var güzel Kırım'ı özgür görebilmek

Haberler
Aybala Polat
13 Ocak 2021, 15:25
Aybala Polat
13 Ocak 2021, 15:25

Aybala Polat/ QHA Ankara

Kırım Tatar diasporasının kısaca tarihi nedir diye bakılsa, uzun yıllar boyunca evini, barkını, akrabalarını bırakarak bir gün geri dönme inancıyla vatanından uzaklarda yaşamak üzere yola çıkmaya mecbur kalmış bir halkın mücadele dolu hikayesi denilebilir. Bazen bir kerede çok uzaklara gidilir, bazen dönecek kadar yakında kalmaya niyet edilir, bazen de göz açıp kapayıncaya kadar varı yoğu hatıra olur göç eden Kırım Tatarlarının. Annesini, kardeşlerini akrabalarını bir daha görebilmek umudu 30 yıl 40 yıl hasretlik çekmeye mecbur bırakır Kırım Tatar halkını. Bazen birkaç kez göçmek ve birkaç yeni hayat kurmak yükü omuzlanır. Ama Allah vergisi mücadele azmi ve yaşama bağlılık duygusu Kırım Tatarlarına tüm bu zorlu ve acılı günlerin üstesinden gelerek ayakta kalabilme ve Vatan Kırım için mücadele edebilmeyi mümkün kılmıştır.

Ailesinin geçirdiği zorlu göç sürecinden sonra Türkiye’de hayata gözlerini açan pek çok diaspora ferdi Kırım Tatarı olmanın bilincini er geç hissedip Vatan Kırım’ın ve soydaşlarının yanında olmaya azmetmiştir. Kırım Derneği Kocaeli Şubesinin eski Başkanı Suavi Oktay da Kırım-Romanya-Türkiye yolculuğunun ardından Kocaeli‘yi mesken tutmuş Kırım Tatarı bir ailenin evladı olarak vatanını unutmayanlardan. Kırım Haber Ajansı (QHA) olarak bu hafta da diaspora çalışmalarına uzun yıllar boyunca emek vermiş insanlarımızı sizlerle buluşturmaya devam ediyoruz.

BABAM ANCAK 30 YIL SONRA ROMANYA’DAKİ AKRABALARINA KAVUŞTU

Suavi Bey bize ailenizin Kırım’dan gelişini anlatır mısınız?

Baba tarafım Kurt Seyit soyundan gelir. Kökleri Kırım Bahçesaray ve Aluşta’ya dayanır. Zorunlu göç nedeni ile ataları Romanya Mecidiye’ye göç etmiş bir ailenin çocuğuyum. Rahmetli babam Nusret Oktay, ailesi Romanya’ya göç ettikten sonra 1914 yılında Mecidiye’de doğmuş. 4 kız ve 4 erkek kardeşlermiş ancak ne yazık ki babam kardeşlerinden yine bir göç nedeniyle ayrılmış. Osmanlı Devleti’nin Balkan topraklarını terk etmeye mecbur kalmasından sonra babam, evli olan ablası, eniştesi ve onun çocukları ile beraber 1935 yılında bu kez de Türkiye’ye göç ediyor. Ailesinin büyük çoğunluğu Romanya’da kalıyor.

Babanız ailesini yeniden görebiliyor mu?

Uzun yıllar geride bıraktığı yakınlarından hiç haber alamıyor. Bu arada annesi vefat ediyor ve ne acıdır ki Romanya’daki mevcut rejimden dolayı ülkeye girmesi mümkün olmadığından cenazesine katılamıyor. Sonraları orada yaşayan büyüklerimizin anlattıklarına göre babaannem, babamın küçüklükten kalan hırkasını koynuna alarak, hasretlik çekerek rahmetli oluyor. Babam ancak 30 yıl sonra 1960’ların sonuna doğru Romanya’ya giderek kardeşlerini ve akrabalarını yeniden görebilme imkanı buldu.

Türkiye’de nasıl bir hayatları oluyor?

Türkiye’de de zor yıllar yaşanıyor, ikinci kez göç ederek hiç bilmedikleri bir ülkeye geliyorlar ve yaşama mücadelesi veriyorlar. Türkiye’de savaştan çıkmış ekonomik ve sosyal çok sıkıntıları olan bir ülke. Göçle gelenler için iş bulmak ve hayata tutunmak çok önemli. O yıllarda İzmit’te Seka Kağıt Fabrikası kuruluyor. Babam da bu fabrikaya giriyor ve fabrikada 7-8 sene çalışıyor. Fakat babam ülkeyi daha iyi tanımaya başlayınca girişimci yönünün ağır basması sonucunda fabrikadaki işini bırakıyor. Ticarete atılıyor, ticarette başarılı da oluyor. Zaman içerisinde İzmit’in sayılı tüccarları arasına giriyor. Kendisi gibi Romanya’dan göç etmiş Osmanlı Türklerinden olan annem Naziye hanım ile evleniyorlar.

966 yılına gelince rahmetli babam bizleri Romanya’ya götürdü. Kırım sevdası tam da o zamanlar başladı. Gidenler bilir orası küçük Kırım’dır.

KIRIM TATAR MİLLİ KÜLTÜRÜNÜ ROMANYA’DA ÖĞRENDİM BİR DAHA DA KOPAMADIM

Sizin eğitim ve iş hayatınız nasıl geçti?

Ben İzmit’te 1950 yılında doğdum. Benden büyük bir abim ve benden küçük olan şimdi rahmetli olan kız kardeşimiz ile beraber 3 kardeştik. İlk, orta ve lise tahsilimi İzmit’te tamamladım. İstanbul Marmara Üniversitesi İşletme bölümünde okudum. Sonrasında Mali Müşavir oldum. Askerlik görevimi ise yedek subay olarak Gaziantep’te yaptım. Muhtelif şirketlerde İşletme ve Muhasebe alanlarında çalıştım. Emekli olduktan sonra da kendi firmamı kurdum, çalışıyorum.

Kırım Tatar kültürü ile mi büyüdünüz, çevrenizde Tatarlar var mıydı?

Çocukluk yıllarımda benim çevremde Kırım ile ilgili ne yazık ki herhangi bir faaliyet yoktu. 1966 yılına gelince rahmetli babam bizleri Romanya’ya götürdü. Kırım sevdası tam da o zamanlar başladı. Gidenler bilir orası küçük Kırım’dır. Akrabalarımızı tanıdım ve bütün adetleri, gelenekleri orada gördüm, öğrendim. Milletimize ve kültürümüze derin bir sevgi besliyordum. Artık bu öyle bir hal aldı ki ben her yazımı Romanya’da akrabalarım arasında geçirmeye başladım. Toylara katıldım, Tatar kuşak küreşini izledim. Tatar yemeklerini öğrendim.

KOCAELİ KIRIM TÜRKLERİ DERNEĞİNDE 9 YIL BAŞKANLIK GÖREVİNİ YÜRÜTTÜM

Vatan Kırım ile ilgili faaliyetleriniz nasıl başladı?

Kocaeli Kırım Türkleri Derneği 1989 yılında kuruldu. 90’lı yıllarda abimle beraber beni de derneğin faaliyetlerine katılmamız için davet ettiler. Zaman içinde oldukça aktif çalışmaya başladık, dernek üyesi arkadaşlar ilk seçimde ağabeyimi dernek başkanı olarak seçtiler. Birlikte güzel hizmetler yaptık. Dernek merkezi olarak kullandığımız mekan kiralıktı. Öncelikle derneğimizi kiradan kurtaralım, faaliyetlerimize uygun şekilde kendi yerimizi alalım diye düşündük. Genel Başkanımız Ahmet Amcamıza ( Ahmet İhsan Kırımlı) durumu anlattık. Başkan yardımcımız Murteza Esenkal’ın da büyük yardımları ile Ahmet Amcamızı dernek için yer alırken bize destek olmaya ikna ettik. Böylece biraz vakıftan gelen destek, biraz da üyelerimizin katkıları ile şimdiki dernek binamızı satın aldık.

Ağabeyim bir süre sonra sağlık sorunları sebebiyle başkanlığı bırakmak mecburiyetinde kaldı. Arkadaşlarımız teveccüh gösterdiler ve başkan olarak benim çalışmaya devam etmemi istediler. Ben de Vatanımız Kırım için aktif olarak çalışmaya devam etmek istiyordum. Kocaeli Kırım Türkleri Derneğinde 9 sene 3 dönem bu şerefli görevi yaptım. Görevde kaldığım dönemde yine çok kıymetli yönetim kurulu arkadaşlarımızla birlikte öncelikle derneğimize güzel bir toplantı salonu kazandırdık. İstediğimiz faaliyetleri rahatlıkla yapabilmek için ses düzeninden, kalorifere, klimasından, mutfağına binamızın bütün donanımlarını tamamladık.

KOCAELİ KIRIM DERNEĞİMİZ HER ZAMAN AKTİF ÇALIŞTI

Kırım Derneği Kocaeli Şubesinde yaptığınız çalışmalardan bahseder misiniz?

Aynı zamanda yerel belediyemiz ile temasa geçerek kent meydanımızda güzel bir Kırım anıtı yaptırdık. Yaklaşık 60 apakayımızın (hanımlar) katılımı ile Apakaylar kolumuzu faaliyete geçirdik. Apakaylarımızın emekleri ile İzmit şehir merkezimizde kermesler düzenledik. Bu kermeslerimizin birisinde kıymetli hemşerimiz Nesrin Sipahi’yi de misafir ederek açılışı beraber yaptık. Kırım Ansamblı’nı şehrimizde ağırladık büyük bir organizasyon düzenledik. Bayram günlerinde Kırım Tatarı hocalarımızla birlikte cenazesi olan hemşerilerimizin evlerini ziyaret ettik ve onları bayramda yalnız bırakmadık. Ramazanda iftarlarımızı ara vermeden devam ettirdik. Dernek binamız hiç boş kalmadı, devamlı olarak çeşitli konferanslar ve çibörek günleri yapıldı. Gençlerimiz Kırım halk oyunlarını öğrendi. Öğrencilerimize destek olmak için burslar, Kırım’daki ihtiyaç sahibi soydaşlarımıza iletilmek üzere de fitre, zekat ve kurban hayırları hiç aksatılmadı.

Kırım için Kocaeli dışında da faaliyetleriniz oldu mu?

Dernek yöneticileri olarak, Türkiye’deki bütün Kırım Tatar diaspora çalışmalarına destek vermeye çalıştık, toplantılara mutlaka iştirak ettik, başka şehirlerdeki derneklerimizle irtibatta olduk. Yurt dışında da Romanya Tatar günlerine, Ukrayna ve Kırım’da düzenlenen önemli toplantılara ve gezilere dernek olarak her zaman katkı sağladık.

ÖMRÜM YETERSE KIRIM’I ÖZGÜR GÖREBİLMEYİ İSTİYORUM

Kırım’ın geleceğine dair neler düşünüyorsunuz?

Ben diğer arkadaşlarım gibi bir Tatar köyünde doğmadım ve Tatarların yoğun olduğu bir yerde çocukluğum geçmedi. Yalnız 1966 yılında Romanya’ya gidişim ve 90’lı yıllarda Kırım Derneğinde göreve başlayışımdan sonra o kadar güzel insanlar tanıdım o kadar güzel  olaylara şahit oldum ki bunlar herhalde para ile ölçülecek şeyler değildir. Bana bundan sonra ne isterseniz derseniz ? Bir tek isteğim var. Ömrümüz elverirse güzel Kırım’ı özgür görebilmek.