Ortadoğu Uzmanı Keskin, MİT'in İran istihbaratına vurduğu darbeyi değerlendirdi

Haberler
Ayyıldız Huri Kaptan
14 Aralık 2020, 21:18
Ayyıldız Huri Kaptan
14 Aralık 2020, 21:18

Ayyıldız Huri KAPTAN / QHA Ankara

Türkiye’de 1979’dan bu yana İranlı muhaliflere operasyon düzenleyen İran’a, Millî İstihbarat Teşkilâtı (MİT) ağır darbe vurdu. Son olarak İran’ın, İstanbul’da bir rejim muhalifini kaçırdığının tespit edilmesi üzerine, İran istihbaratına çalışan uyuşturucu kaçakçısı lideri Zindaşti ile irtibatlı 11 kişi yakalandı. Türkiye-İran ilişkilerinde uzun yıllardır önemli rol oynayan bu istihbarat operasyonlarında yaşanan kritik son gelişmelere dair; İran ve Ortadoğu Uzmanı, Araştırmacı Yazar Arif Keskin, Kırım Haber Ajansına (QHA) çarpıcı değerlendirmelerde bulundu.

Habib Chaab isimli İranlı muhalifin, İsveç’te 14 yıl sürgün hayatı yaşadıktan sonra Türkiye’ye gelmesi ve ortadan kaybolması olayına ilişkin suç örgütü lideri, İranlı uyuşturucu baronu Naci Zindaşti’nin 11 çalışanı, MİT’in 4 ilde düzenlediği eş zamanlı operasyonla yakalandı. 9 şüpheli çıkarıldığı mahkemece tutuklandı. Kritik operasyonla İran istihbaratına bağlı hücre çökertilmiş oldu. Türkiye’nin aradığı Zindaşti’nin suç faaliyetlerini İran’dan sürdürdüğü öğrenildi. Türkiye ve İran arasındaki ilişkilerde 1979 yılından bu yana önemli rol oynayan bu operasyonların, son yıllarda failleri bakımından profil değişikliğine gidildi. Bu durum dikkat çeken ayrıntıların gün yüzüne çıkmasına neden oldu. İran ve Ortadoğu Uzmanı, Araştırmacı Yazar Arif Keskin, son gelişmelere dair Kırım Haber Ajansının sorularını yanıtlayarak birçok kritik noktaya dikkat çekti. Keskin, “İran operasyonlarındaki sergilediği ajan-fail profilindeki dönüşümünü Rusya’dan öğrendi” dedi.

“İRAN, MUHALİFLERE KARŞI UYUŞTURUCU KAÇAKÇILARINI KULLANIYOR”

Ortadoğu Uzmanı Keskin, İran’ın hem muhaliflerini ortadan kaldırmak hem de Türkiye’nin imajını olumsuz etkilemek için 2000’li yıllardan sonra değiştirdiği ajan-fail profilini Rusya ile ilişkilendirdi. Keskin, “İran 2-3 yıldır suç işleyicilerinin profilini ciddi anlamda değiştirdi. Rusya bu yöntemi uzun süre kullandı. Muhaliflerini ve diğer grupları tasfiye ederken; mafya, kaçakçı, uyuşturucu işleri ile ilgili isimleri kullanarak yaptı. İran bu yöntemleri Rusya’dan öğrendi ve dönüştürerek uygulamaya koydu.” dedi.

QHA’nın İran ve Ortadoğu Uzmanı, Araştırmacı Yazar Arif Keskin, MİT’in İran istihbaratının uyuşturucu ve kaçakçılık faaliyetleri yürüten ağını çökerttiği operasyonuyla ilgili gerçekleştirdiği röportajı:

MİT, İran istihbaratına yönelik önemli bir operasyona imza attı. Bu operasyonların öncesi hakkında neler söylersiniz?

Bu operasyonlar Türkiye-İran ilişkilerinin en önemli sorunlarından biriydi. Bu durum 1990’lı yıllara kadar devam etti, İran’ın 5. cumhurbaşkanı Muhammed Hatemi’nin başa geçmesiyle 1997’den sonra azalmaya başladı.

Neye bağlı olarak azalmaya başladı?

Reformcu Hatemi, Cumhurbaşkanı oldu. Ardından Türkiye ile İran ilişkilerini ciddi şekilde iyileştirmeyi hedefleyen Hatemi, hem PKK ile ilişkilerini gözden geçirdi hem de İran devletinin, istihbarat kanallarıyla gerçekleştirdiği operasyonlara izin vermemeye başladı. Hatemi, komşuluk ilişkilerinden dolayı, Türkiye başta olmak üzere bütün dünya ile İran ilişkilerini iyileştirmek istiyordu. Bu kapsamda bu operasyonlar yavaş yavaş durdu. Bu en başından beri Türkiye-İran ilişkilerinde çok önemli bir unsur haline geldi.

“1979 YILINDAN SONRAKİ İRAN AJANLARI PROFİL DEĞİŞTİRDİ”

Türkiye’deki operasyonların failleri hakkında neler söylersiniz?

Son bir kaç yıla gelindiğinde bu operasyonlarda, faillerinin profillerinde değişikliğe gidilerek yeniden artmaya başladı. Özellikle son 3 yıldır İranlı muhaliflere, siyasilere yapılan bu operasyonları, Türkiye’de sıkça duymaya başladık. Son olarak da İsveç’ten gelen İranlı muhalifin Türkiye’ye gelmesinin ardından kaçırılmasını takip eden olayı biliyoruz. Bu zamana kadar birçok kaçırmalar yapıldı, cinayetler işlendi ve tüm bunları aynı isimler yaptı.

“İRAN, LATİN AMERİKA’DA DA KAÇAKÇILARI KULLANDI”

1979 yılından sonraki suikastler ile bu yıllar arasında gerçekleştirilen suikastlerin failleri arasında ciddi bir profil farklılığı oldu. 1979 yılındaki failler, doğrudan İran Devrim Muhafızı üyeleri veya İran istihbaratçısı iken son yıllarda İran, operasyonları uyuşturucu kaçakçıları, insan kaçakçıları ile gerçekleştirmeye başladı. İran’ın yaptığı bu değişiklik sadece Türkiye ile sınırlı değil, dünyanın her yerinde bunu kullanmaya başladı. Yakalandıkları zaman da birbirleri ile bağlantıyı yok gibi gösterebiliyorlar. İran, Latin Amerika’da bile bu tarz yöntemlerle kaçakçıları kullandı.

“İRAN BUNU RUSYA’DAN ÖĞRENDİ”

İran’ın bu dönüşümünde neyin etkisi olabilir? (Benzer-örnek uygulamalar var mı?)

İran 2-3 yıldır suç işleyicilerinin profilini ciddi anlamda değiştirdi evet; İran bunu Rusya’dan öğrendi. Rusya bunu uzun süre kullandı. Muhaliflerini ve diğer grupları tasfiye ederken mafya, kaçakçı, uyuşturucu işleri ile ilgili isimleri kullanarak yaptı. İşte bu yöntemlerde İran Rusya’yı örnek aldı ve dönüştürerek uygulamaya koydu. Türkiye bu operasyonların en önemli alanı haline dönüştü. Mafyalara, uyuşturucu ve insan kaçakçılarına kayan bu profil değişikliğinin operasyon alanına girmesi; Türkiye için çok ciddi bir risk, tehdit ve tehlikedir. Bu işlerde kullanılan insanlar sadece insan yakalayan, öldüren insanlar değil, eğitimli kişiler.

“İRAN’IN TÜRKİYE’Yİ OPERASYON SAHASI SEÇMESİ ÇOK RİSKLİ”

Bu faaliyetlerin çok başka riskleri de var. Bu Türkiye’nin dünyadaki ve İran’daki imajını da etkileyen bir süreç. Çünkü yabancı ülkeler bu operasyonlara ‘Türkiye izin veriyor’ ve ‘Türkiye’nin işbirliğiyle yapılıyor’ şeklinde yorumlayabiliyor. Diğer yandan ‘Türkiye güvenli bir alan değil’ şeklinde de değerlendiriliyor. ‘Yabancı insanlar için güvenli bir yer değil, İran istihbaratı tarafından herkes hedef gösterilebilir, kaçırılabilir, avlanabilir’ algısını yaygınlaştırıyor. İşte böylece Türkiye’nin imajını ve Türkiye’ye gelen yatırımları olumsuz etkiliyor. İşte tam da bu sonuçlardan ötürü İran istihbaratı, bu konuyu bilinçli olarak işliyor.

“İRAN’IN AMACI, TÜRKİYE’NİN İMAJINI ZEDELEMEK, BU İRAN TÜRKLERİNİ BİLE ETKİLEYEBİLİYOR”

Bilindiği üzere İran’da (Güney Azerbaycan’da) ciddi bir Türk nüfusu mevcut. Buradaki Türklerin bu operasyonlar hakkındaki tutumu nasıl? Türkiye’ye bakış açısını etkiliyor mu?

Türkiye, İran’daki (Güney Azerbaycan) Türkler tarafından çok sevilen, saygı duyulan, çok önemsenen bir ülke konumunda. İran, aynı zamanda bu operasyonlar ile Türkiye’nin oradaki Türklerin gözündeki imajını da olumsuz etkilemeyi hedefliyor. İran açısından bu operasyonlar çok yönlü amaçlarla yürütülüyor. Birincisi hem muhaliflerini ortadan kaldırmak hem de operasyon sahası seçtiği Türkiye’nin egemenliğini ihlal ederek imajına zarar verip aleyhinde gelişmeler yaratmak. İkinci olarak İran, Türkiye’de hem güvenliği ihlal ve tehdit ederek istihbarat faaliyetlerini yürütüyor hem de insan ve uyuşturucu kaçakçılık ağını Türkiye üzerinden kurarak, Türkiye’nin Avrupa ile ilişkilerini olumsuz hale getiriyor.

“İRAN, UYUŞTURUCU KAÇAKÇILIĞINI DEVLET OLARAK YÜRÜTEN EN ÖNEMLİ AKTÖR”

Sonuçta İran uyuşturucu kaçakçılığı trafiğinin sadece bölgede değil dünyadaki en önemli ülkesidir. İran İslam Cumhuriyeti kendisini uyuşturucu ile mücadelede en önemli aktör ülke olarak göstermeye çalışsa da devlet olarak uyuşturucu kaçakçılığında bizzat faaliyet gösteren en aktif ülkedir. Bakınız son kaçırma olayı da gösteriyor ki İran istihbaratı doğrudan uyuşturucu kaçakçılarıyla organik olarak bağlı. Dolayısıyla İran devlet olarak uyuşturucu kaçakçılığına destek veriyor, destek verdiği kişiler aracılığıyla da farklı amaçlarını yerine getiriyor. Uyuşturucu kaçakçıları sadece insan öldürmüyor; mesela İran’ın nükleer çalışmalarında bazılarının ülkeye girişi yasak. Bunlar bu yasağı da delebiliyorlar.

“BU İRAN’IN TÜRKİYE’YE KURDUĞU TUZAK”

İran bu genişlettiği alan faaliyetleriyle uyuşturucu kaçakçılığının merkezi olmayı her şekilde sürdürüyor. Bir taraftan Orta Asya-Kafkasya üzerinden Avrupa, diğer taraftan da Türkiye hattı oluşturmaya ve kullanmaya çalışıyor. Bu İran’ın Türkiye üzerinden kurduğu tuzak anlamına geliyor. Avrupa açısından bakıldığında ise Türkiye uyuşturucu trafiğinde tehlike noktası olarak görülüyor. İşte bu son operasyonun sadece faillerinin yakalanmasıyla kalmaması gerekiyor.

İRAN, ZİNDAŞTİ’DEN VAZGEÇER Mİ?

İran hangi şartlarda Türkiye’de müebbet cezası ile yargılanan Zindaşti’den vazgeçer? Artan olaylarla uluslararası baskılar etkili olur mu?

İran zaten Zindaşti’yi 20’li yaşlarından itibaren eğitmiş, yetiştirmiş ve kullanıyor. Zindaşti, İran istihbaratının Türkiye’ye gönderdiği bir isim. Her şeyden önce İran uluslararası baskıya açık bir ülke değil. Ancak şöyle olabilir, Zindaşti artık İran istihbaratının işine yaramaz bir hale gelirse, kullanım tarihi biterse, İran Zindaşti’den o zaman vazgeçebilir. Mesela uluslararası baskıyla içeri atılmaz. Bu son MİT operasyonu ciddi anlamda dikkat çekti, Zindaşti sadece Türkiye’de değil başka ülkelerde de aktif faaliyette, bu operasyon Türkiye ile sınırlı kalmaz da diğer uzantılarının peşinden gidilirse, bir şekilde devreden çıkarmayı düşünebilir. Çünkü Zindaşti’nin bağlantısında çalışan ve yakalanan bu isimler Azerbaycan’dan Irak’a ve daha bir çok bölgeye uzanacaktır. Kaldı ki Zindaşti, sır küpü ve birçok devletin sırlarına hakim bir isim. Kurtulunması gereken özel bir durum yaşanırsa belki ortadan kaldırılabilir, onun dışında şimdilik pek mümkün değil.

“TÜRKİYE’NİN HANGİ TEHLİKE İLE KARŞI KARŞIYA KALACAĞINI KİMSE BİLEMEZ”

Türkiye’nin düzenlediği operasyona dair bundan sonraki atacağı adımlar neden önemli?

Bu kritik operasyonda önemli olan şudur; Türkiye’nin İran’ın operasyonel faaliyetlerine temas ederek bu kadar yaklaşmışken sadece bu son operasyondaki gibi yakalamakla kalmamalı, bu kadar yaklaşmışken uzantılarına da müdahale edilmesi ve alt gruplarının da çökertilmesi gerekmektedir. Türkiye’nin ve bölgenin yararı için bunu yüksek sesle söylememiz gerekiyor. Çünkü tüm bunlar İran’ın ve istihbaratının Türkiye’ye kurduğu tuzaktır. Bu faaliyetlerin artık tüm boyutlarıyla açığa çıkartılıp önü kesilmeli. Türkiye’nin zarar gören imajıyla içine düşürüleceği tehlikeleri kimse öngöremez. İran’ın nerede hangi sınırda faaliyet gösterip Türkiye’yi gelecekte hangi ülkelerle karşı karşıya bırakacağı bilinemez. İşte bu yüzden son derece önem arz etmektedir. Türkiye İran’ın bugünkü profiline operasyon yaptı, peki ya bu profil yarın değişirse ne olur?

İRANLI SUÇ LİDERİ NACİ ŞERİFİ ZİNDAŞTİ KİMDİR?

İran istihbaratına çalışan uyuşturucu baronu Naci Şerifi Zindaşti’nin çok sayıda suça karışmış, karanlık bir isim olduğu biliniyor. 2007’de cinayet suçlamasıyla Türkiye’de yargılandı. FETÖ soruşturması kapsamında aranan FETÖ’cü firari savcı Zekeriya Öz, Zindaşti’yi Ergenekon Davası’nda “terazi” kod adıyla gizli tanık yaptı. Zindaşti’nin ifadeleriyle balyoz ve Hrant Dink davalarının hakimleri görevden alındı. Öte yandan, uyuşturucu baronu Zindaşti’nin FETÖ tutuklusu ABD başkonsolosluğu irtibat görevlisi Metin Topuz ile görüştüğü de tespit edildi.
Daha sonraki yıllarda uyuşturucu kaçakçılığı, silahlı suç örgütü kurma, adam kaçırma ve öldürme suçlarından İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca hakkında iddianame hazırlandı.
6 Nisan 2018’de düzenlenen operasyonla Zindaşti ve adamları yakalandı. Biri başkomiser iki polis ile Zindaşti tutuklandı. Daha sonra, avukatının itirazı üzerine Zindaşti serbest bırakıldı. Başsavcılık itiraz etti, tutuklama kararı çıkarıldı.

TÜRKİYE’DE MÜEBBET ALDI, İRAN’DA ORTAYA ÇIKTI

Türkiye’de 4 kez ağırlaştırılmış müebbet ve 24 yıl hapis cezası istenen Zindaşti, 2018 yılında kayıplara karıştı. Daha sonra da İran’da ortaya çıktı. Türkiye’nin aradığı Zindaşti’nin suç faaliyetlerini İran’da sürdürdüğü öğrenildi. Son olarak İsveç’ten Türkiye’ye geldikten sonra kaybolan İranlı muhalif Habib Chaap’ın, İran İstihbaratına çalışan Naci Şerif Zindaşti’nin adamlarınca kaçırıldığı ortaya çıktı. MİT ve İstanbul Organize Şube ekipleri Zindaşti ile irtibatlı 11 İran ajanını yakaladı.

HABİB CAAB KİMDİR?

İranlı muhalif Habib Farajollah Chaab, İran’daki Arap muhalif azınlığın bağımsızlığını savunuyordu. Arap Mücadele Hareketi’nin İsveç kolunu yönetiyordu. Chaab, İran’ın son dönemde kaçırdığı muhalif isimlerden sadece biriydi.
MİT, İranlı muhalif Chaab’ın, İran istihbaratının kontrolündeki uyuşturucu kaçakçısı Zindaşti tarafından eski eşi kullanılarak tuzağa düşürüldüğünü ortaya çıkardı.