Kırım Tatar diasporasının sevilen fotoğraf arşivcisi, Nedim Ergün Kırımlı

Diaspora
Aybala Polat
28 Aralık 2020, 22:56
Aybala Polat
28 Aralık 2020, 22:56

Aybala Polat/ QHA Ankara

Kırım Tatarları, 1700’lü yıllardan itibaren çok farklı yollardan, farklı coğrafyalara hayatlarını taşımak mecburiyetinde kalmışlardır. Çoğunluğu Balkanlar üzerinden Romanya, Bulgaristan güzergahını kullanarak ve kimi zaman yerleşip sonra tekrar göçerek, Batı tarafından Anadolu’ya girerek Ege ve İç Anadolu’ya kadar mesken edinmişler. Kimi zaman da Kafkaslar üzerinden zorlu bir yolculukla, Kars-Sivas güzergahından Akdeniz’e kadar yeni yerleşim merkezleri kurmuşlardır. Anadolu’ya ulaşmayı hedefleyen en tehlikeli güzergahlardan birisi de Karadeniz üzerinden zorlu bir yolculukla Sakarya, Sinop, Samsun İstanbul gibi limana erişmeyi dileyerek yapılan yolculuklardır. Sayıları tam olarak tespit edilemese de çok sayıda Kırım Tatarının bu zorlu yolculuklarda canlarını yitirdiklerini biliyoruz.

Yeterli kayıtların bulunmadığı bu zorunlu göçlerde, halkımızın ve tarihin hafızası bizim için arşiv görevi görüyor. O günlerden elimize geçen aile yadigarı fotoğraflar, çeşitli mektuplar, dilden dile aktarılan hatıralar, yolculukları ve yaşanan hayat mücadelesini daha iyi anlayabilmemizi sağlıyor. Bazen de araştırıp bulamadıklarımız için hayıflanıyor ve keşke daha fazla kayıt tutulabilseydi diye düşünmeden edemiyoruz. Günümüzde yaşadıkları alanlar itibarıyla oldukça dağınık bir görüntü veren Kırım Tatar diasporası, geçmişin kayıp anlarının acısını gelecekte de yaşamamak adına, daha çok kayıt ve daha iyi bir arşivciliğin ihtiyacını duyuyor. Bu bazen kolektif bir çalışmayla dergiler, kitaplar, internet siteleri üzerinden çözülürken bazen de bireysel çabalarla etkinliklerin, toplantıların veya ziyaretlerin sosyal medya üzerinden paylaşılması yoluyla yapılıyor. Kırım Tatar diasporasında yapılan etkinlik ve çalışmaları fotoğraflayıp, paylaşarak milli arşive katkı sağlayan Nedim Ergün Kırımlı, Kırım Haber Ajansı’nın (QHA) bu haftaki konuğu oldu. Nedim Ergün Kırımlı, Kırım’dan gelen ailesini tanımak ve Vatan Kırım için çalışmaya elinden gelen işle başlamasına vesile olan Kırım Dernekleri ile ilgili çalışmalarını paylaşmak adına sorduğumuz sorularımızı içtenlikle cevapladı.

DEDELERİM “BİZ KIRIM’DAN GELDİK BU YÜZDEN SOYADIMIZ KIRIMLI OLSUN” DEMİŞLER

Nedim Ergün Kırımlı kimdir? Ailenizin Kırım’dan gelerek Türkiye’ye nasıl yerleştiklerini biraz anlatır mısınız?

Dedemler bir grup Kırım Tatarı ile beraber, 1860 veya 1861 yılında Kırım’dan gemi ile Sakarya/Karasu limanına inmişler. Bir müddet o bölgede konaklamışlar, sonra da dağılıp farklı farklı yerlere yerleştirilmişler. Ahmet dedem Sakarya/Hendek Buca’ya ailesiyle birlikte yerleştirilmiş. Ahmet dedem yüzbaşıymış asker unvanı dolayısıyla Kalaycı semti 26.cı askeri kışlasının yanında 12 dönüm arazi ve ilçenin içinden 3 katlı konak şahsına tapulu olarak verilmiş. O konakta 5 kuşak oturmuşlar. Oğlu Mustafa, dedemin boyu kısa olduğundan lakabı “Küçük Musta Beyler” diye söylenirmiş. Kırım’da Mustafa ismine Musta diye söylendiği için lakabı bu şekilde kullanmış. Mustafa dedemin oğullarından Ahmet dedem, Çanakkale cephesinde, Mehmet dedem de Elazığ da hastanede şehit olmuşlar. Onların oğulları Yakup ve İsmail dedelerim, çocuklarıyla birlikte Hendek’teki konakta oturmaya devam etmişler, o konak Hendek’teki en görkemli konak diye bilinirmiş.

Kırımlı Sülalesi – Sakarya

İsmail Dedem ve Yakup dedem, küçük yaşlarda yetim kalmışlar, seyyar simitçilik ve köftecilik yapmışlar. Daha sonra da köylerden yumurta toplayarak, İstanbul’da Mısır Çarşısına getirmeye başlamışlar. Böylece lakapları yumurtacılar olmuş. Soyadı kanunu çıkınca “Biz Kırım’dan geldik bu yüzden de soyadımız Kırımlı olsun demişler.”  Hendek Başpınar mahallesinde, 300 metre uzunluğundaki sokağımızın adı da yakın zamana kadar “Kırımlı” sokaktı, maalesef şimdi sokaklara numara verdiler.

BABAM KIRIM TATARI ANNEM DE KARAMANOĞULLARINA MENSUPTUR

Babam Mehmet Kırımlı, Kabataş Lisesi mezunudur. Annem ile ailelerinin dostluğu neticesinde evlenmişler. Annem Akyazı Sukenarı köyündendir. Dedem Lütfü Gülten Budaklar, o bölgeye yerleşen Karamanoğulları boyundan, anneannem Zeynep Gülten ise oğuz Türküdür. Babam 4 yıl Hendek Kaymakam vekilliği yaptı, 2 yıl Sakarya adliyesinde baş katiplik ve Sakarya Güneşler kapalı ceza tutuk evinden infaz katipliği yaptı. 2013 yılında rahmetli oldu. Annem Hatice Kırımlı ev hanımıydı o da 2016 yılında rahmetli oldu.

Siz nerede doğup büyüdünüz?

Babam Sakarya’da göreve başlayınca, ben ve kardeşim Engin Kırımlı Sakarya’nın Tuzla mahallesinde doğduk ve 1999 depremine kadar o mahallede oturduk. Bir de benden büyük ablam var Nermin Gençağa iki tane de yeğenim var. Benim çocukluğum, askere gidene kadar Sukenarı köyünde geçti. 17 yaşında elektrik elektronik teknikeri olarak işe başladım, askerde muhabere kademe telsiz ve santral operatörlüğü yaptım. Askerden sonra da 1993’te makine otomasyon şirketinde çalışmaya başladım. Fabrika kurma, makine revize ve yeni makineleri tam otomatik yarı otomatik devreye alma işleri yapıyorduk. Gıda, otomotiv ve ağır sanayi için projeler gerçekleştirdik. 2017 yılında kriz nedeniyle işimiz sona erdi. Halen Sakarya bölge idare mahkemesinde hizmetli olarak görev yapmaktayım. Bir yandan da muhabirlik yapıyorum. Henüz evlenmedim.

1999 DEPREMİNDEN SONRA ZOR YILLAR YAŞADIK

Kırım ile ilgili çalışmalarınız ne zaman başladı?

Sakarya’da Kırım Derneği lokali olduğunu öğrendiğimde 1997 yılıydı. 1999’a kadar zaman zaman ziyaret ediyordum. 1999 depremi olduktan sonra 2009’a kadar zor yıllar yaşadık, oturduğumuz evimiz yıkılmadı ama binamız hasarlı olduğu için bir süre dışarıda çadırlarda kaldık. Daha sonra bir müddet de köyde kaldık. Depremde yakınlarımızı kaybettik, küçük amcam Ercan Kırımlı ve kızı Huriye Kırımlı şehit oldular. Araya anne ve babamın sağlık durumları da girince, 2009 yılı ortalarına kadar Kırım çalışmalarından uzak kaldım.

SAKARYA KIRIM TÜRKLERİ DERNEĞİ VATAN KIRIM İÇİN ÇALIŞMAMA VESİLE OLDU

Sosyal medya aracılığı ile Sakarya Kırım Türkleri Derneğinin varlığını haber alınca o dönemki dernek başkanı Münir Balıca ile irtibata geçerek ziyarete gittim ve o gün derneğe üye oldum. Böylelikle Vatan Kırım davası için etkin olarak çalışmaya başladım. Sakarya’da Kırım Türkleri Derneği, 2006 yılında kurulmuştu ve o dönemde yaklaşık 150 üyesi bulunmaktaydı. Salı akşamları bir araya gelerek sohbetler yapılıyor, kahvaltı ve çi börek etkinlikleri düzenleniyordu. Sakarya derneğinin faaliyetlerinin yanı sıra sosyal paylaşım siteleri üzerinden başka şehirlerde ve ülkelerde yaşayan Kırım Tatarı arkadaşlar edindim, zamanla onların faaliyetlerine katılmak için şehir dışı ziyaretler de yapmaya başladım. Nerede bir Kırım Türkü varsa benim yüreğim de oradadır.

NEDİM ERGÜN KIRIMLI: VATAN KIRIM’A VEFA BORCUMU ÖDÜYORUM

Sakarya dışındaki Kırım Tatar diasporası ile ilişkileriniz nasıl başladı?

Rahmetli Genel Başkanımız Ahmet İhsan Kırımlı amcamızın cenazesinde Mustafa Ağamızı, Refat Ağamı ve bir çok dernek başkanlarımızı tanıdım. Kırım’dan, Ukrayna’dan Avrupa’dan gelen teşkilat başkanlarımızı gördüm halkımla gurur ve onur duydum. Bu duygular Kırım için, halkımız için daha büyük şevkle çalışmamı sağladı. 2011 yılı başlarında dernekte amatör fotoğraf ve videolar çekerek arşiv çalışmaları yapmaya başladım. 2013’ten beri Sakarya Kırım Türkleri Derneğimizin basın işleri ile de uğraşmaya başladım ve 2018 de basın sorumlusu oldum. Yapılan etkinlikleri fotoğraflayarak kendimce tarihe not düşmüş oluyordum. O günden bu yana pek çok farklı şehirde faaliyetlere katıldım ve bol bol fotoğraf çektim. Etkinliklere gelen her arkadaşımızı, yapılan emek verilen her işi çekmeye çalışıyorum. Bu da her etkinlikte 250 ile 1500 arası fotoğraf çekmem anlamına geliyor. Çoğunu Facebook sayfamda paylaşıyorum. Böylece herkes kendisine lazım olan fotoğrafı bulup alıyor. Orijinallerini de arşiv olarak saklıyorum, yüzlerce video ve binlerce fotoğraftan oluşan arşivim var. Bu dava beni ilk günden itibaren hem bedenen hem ruhen sarmaladı. Vatan Kırım’a ve atalarımıza olan vefa borcumu ödediğimi hissetmek beni mutlu ediyor.

BİR DEPREMZEDE OLARAK ARAMA KURTARMANIN ÖNEMİ İYİ BİLİYORUM

Kırım ile ilgili çalışmalarınızın dışında farklı sivil toplum faaliyetleriniz de var bize biraz onlardan bahseder misiniz?

Derneğin dışında da basın ile ilgili çalışmalarım var. 2016 yılından beri Ankara Flaş gazetesi muhabiri olarak Sakarya temsilciliği yapıyorum. Yerel LC Haber Ajansında köse yazıları yazıyorum. 2019’da Sakarya Radyo Televizyon ve İnternet Yayıncıları Derneği üyesi oldum. 1999 depremini yaşamış bir afetzede olarak arama kurtarmayı ve afetlerde hayat kurtarmanın önemini çok iyi biliyorum. Bu nedenle 2017’de Sakarya Afet Bilinçlendirme ve Afete Hazırlama (S.A.B.A.H) Arama Kurtarma Derneğine katıldım. Derneğimiz 2013 tarihinden kurulmuştur ve merkezi Akyazı’dadır. Adapazarı’nda da bir şubesi bulunmaktadır. Ankara’da AFAD genel merkezinde çeşitli eğitimler aldım, eğitim ve arama kurtarma sertifikalarım var. Dernek olarak pandemi öncesi 120 bin öğrenciye afet bilinçlendirme seminerleri ve sağlık tatbikatları verdik. Resmi kuruluşlarla koordineli olarak yangın, sel, kayıp vakaları, kazalar, deprem, boğulma gibi felaketlerde ilk yardım ve müdahale için birlikte hareket etmekteyiz.