Doç. Dr. Yevgeniya Gaber, yaptırımdan kaçan "Rus şirketlerinin İstanbul’a taşınması" konusunu QHA'ya değerlendirdi

Güncel
Ayyıldız Huri Kaptan
12 Haziran 2022, 21:42
Ayyıldız Huri Kaptan
12 Haziran 2022, 21:42

Türkiye ve Rusya Dışişleri bakanlarının bölgesel kritik meseleleri görüştüğü Ankara’daki toplantının ardından gözler; yaptırımlar sonrası faaliyetleri durdurulan “Avrupa’da merkezi bulunan Rus şirketlerinin İstanbul’a taşınması” meselesine çevrildi. Ukrayna’ya saldıran Rusya ile Türkiye ilişkilerini süreç içerisinde yakından ilgilendirecek bu meseleyi Ukraynalı eski diplomat, güvenlik ve dış siyaset uzmanı Doç. Dr. Yevgeniya Gaber, QHA için ele aldı.

Rusya Federasyonu Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov 7-8 Haziran 2022 tarihlerinde Türkiye’ye çalışma ziyaretinde bulundu. Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, çalışma ziyareti kapsamında Türkiye’ye gelen Lavrov ile bugün Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde görüştü. Ziyaret çerçevesindeki temaslarda, ikili ilişkiler ve bölgesel konular ele alındı. Rusya’nın Ukrayna’ya karşı başlattığı tam kapsamlı savaş nedeniyle küresel anlamda gıda tedariki olumsuz etkilenirken Ukrayna’nın Karadeniz limanlarından yapılamayan tahıl sevkiyatının yeniden başlatılması ile Suriye konularının da aralarında bulunduğu yoğun gündemli bir görüşme gerçekleşti. Ayrıca söz konusu tahıl tankerlerinin Karadeniz’de güvenli yolculuğu, Karadeniz ve limanlara güvenli giriş-çıkışı ile Ukrayna’nın bu konudaki endişeleri gündemdeydi. Bu kritik ziyaretin ardından Ukrayna’ya tam kapsamlı savaş açan Rusya’ya yönelik uygulanan yaptırımlar kapsamında faaliyetleri durdurulan ve “Avrupa’da merkezi bulunan Rus şirketlerin İstanbul’a taşınması” meselesi gündemdeki yerini koruyor. Ukraynalı eski diplomat, güvenlik ve dış siyaset uzmanı Doç. Dr. Yevgeniya Gaber, Ankara’daki toplantının ardından Ukrayna-Türkiye-Rusya ve bölgesel bağlamda çeşitli endişeleri ve beraberinde getireceği tehlikeler bakımından konuya dair QHA’ya konuştu.

“YAPTIRIMLARIN OLMAMASI RUS OLİGARKLARI TÜRKİYE’YE DAVET KAMPANYASINA DÖNÜŞTÜ”

Kırım Haber Ajansının Doç. Dr. Yevgeniya Gaber ile gerçekleştirdiği röportajın tamamı şöyle:

Türkiye ve Rusya dışişleri bakanlarının Ankara’daki görüşmesinin ardından Gasprom dahil 43 Rus şirketinin ve Rus oligarkların Avrupa’daki merkezlerini İstanbul’a taşıyacağı konusu daha sık gündemde. Rus şirketlerinin Türkiye’ye taşınma planları hakkındaki görüş ve değerlendirmeleriniz nelerdir?

Gasprom dahil 43 Rus şirketinin ve oligarkların Avrupa’daki merkezlerini İstanbul’a taşıyacağı konusu henüz rivayet ve dedikodu seviyesinde. Onların ne kadar gerçek olup olmadığına bakmak lazım ama genel olarak şunu görüyoruz ki, hem oligarklar hem farklı Rus şirketleri, Rus iş insanları ve yatırımcıları Türkiye’ye geçen dönemlere göre daha aktif bir şekilde gelmeye başladı. Bütün Avrupa ülkeleri Rusya’ya karşı yaptırımlar uygularken maalesef Türkiye’den bunu görmüyoruz. Türkiye’nin kendi içinde bunun için gerekçeleri var. Zaten Türkiye farklı sebeplerden ötürü yaptırımları, dış politika aracı olarak görmüyor. Ukrayna da bu durumu anlayışla karşılıyor. Fakat bu yaptırımlara katılmama durumunu geçmiş, açık açık Rus oligarklarını “Türkiye’ye davet kampanyası”na dönüştü. Bu da Ukrayna için üzücü bir gelişme. Çünkü Ukrayna Türkiye’yi çok yakın müttefiki olarak görüyor, Türkiye bizim stratejik ortağımız. Dolayısıyla da burada sadece ekonomik veya milli çıkarlar değil uluslararası hukuk konusu söz konusu, burada Rusya tarafından Ukraynalılara uygulanan soykırım söz konusu. Burada Rusya ile eskisi gibi iş ve genel ilişkilerin sürdürülmesi bence doğru bir tercih değil.

Bunun bir diğer önemli boyutu ise şu: Türkiye’nin Ukrayna konusunda çok yapıcı bir yaklaşım ile Ukrayna’ya her anlamda destek göstermesi birçok uzman tarafından Türkiye ile Batı ve NATO ülkeleri arasındaki ilişkileri pekiştirmek için fırsat olarak görülüyordu. Saldırgan ve hatta terörist bir devlet olan Rusya’ya karşı medeni ve demokratik devletler bir camia olarak bir arada karşı duruyordu. Bu kez Türkiye’nin bu ülkelerden farklı olarak saldırgan devlet Rusya ile eski ilişkilerini sürdürmesi kendi uluslararası imajını da zedeliyor. Tekrar şunu vurgulamak istiyorum: Ukrayna, Türkiye’nin iç politikasını, ekonomik durumunu göz önünde bulundurarak, Türkiye’nin kendi çıkarlarına ve kendi tercihlerine saygı duyuyor. Bazı konularda Rusya ile işbirliklerinin ne kadar önemli olduğunun farkındayız, özellikle enerji konusunda. Türkiye maalesef doğalgaz ve petrol konusunda Rusya’ya çok bağımlı kalıyor. Umuyoruz ki, bu meseleler kapsamında Türkiye tarafından bundan sonrası için doğru bir tercih yapılacaktır.

“RUSYA’YA GÜVENİLMEZ”

Türkiye-Rusya Dışişleri bakanlarının geçen hafta gerçekleşen Ankara’daki görüşmesinin ardından bu konu ile ilgili ne tür gelişmeler bekleniyor?

Bunu daha geniş bir çerçevede görmemiz lazım. Çünkü bu gelişme, sadece Rus şirketlerinin Türkiye’ye taşınması ile alakalı değil. İkili ticari ilişkilerde milli dövizlere geçiş (dolardan Rus rublesi/Türk lirasına geçiş) konusu da gündemde. Bu da, bu tür adımlar Türkiye’yi batıdan (batılı ülkelerden, NATO’dan, Avrupa Birliğinden) daha da uzaklaştırarak izolasyona doğru giden Rusya ve İran ile 3’lü veya 6’lı (3+3) formatlara doğru çekiyor. Türkiye’nin kendi geleceği açısından da bu çok olumlu bir gelişme değil. Türkiye’yi transatlantik güvenlik sisteminin kilit ve ayrılmaz bir parçası olarak görüyoruz.

Türkiye için birçok konuda özellikle bölgesel ihtilaflarda Rusya ile işbirliği ve koordinasyonun ne kadar önemli olduğunu gördük. Suriye söz konusuydu. Güney Kafkasya’da 3+3 formatındaki işbirlikleri (Türkiye, Azerbaycan, Rusya, İran Ermenistan, Gürcistan) çok önemli. Kürt sorunu, Suriye, Libya gibi diğer konular son derece önemli. Bu da Ukrayna için şu anlama geliyor: Türkiye, Ukrayna konusunda Rusya ile görüşmeler yaparken sadece Ukrayna odaklı bunları yapmayacak, diğer ihtilaflardaki ve bölgelerdeki gelişmeleri çıkarlarını göz önünde bulundurarak yapacak. Bazı konularda bu dengeyi sağlamak için de Rusya ile işbirliği yoluna gidecek. Ukrayna için olumlu bir gelişme değil ancak Türkiye için de tehlikeli bir gelişme. Rusya’ya güvenilmez, biz Ukrayna olarak bunu çok iyi tecrübe ettik. Rusya bugün sabah verdiği sözleri ve imzaladığı belgeleri aynı gün içerisinde akşam olmadan ihlal ediyor. Herhangi bir anlaşmaya veya mutabakata saygı göstermiyor. İkili veya çok taraflı anlaşmaları hiçe sayıyor. Sadece bu süreçleri hile yaparak kendi çıkarları için kullandığını çoktandır görüyoruz.

“UKRAYNA, AFRİKA’DAKİ ÇOCUKLARI AÇLIĞA MARUZ BIRAKMIYOR”

Bu sürecin Ukrayna ve Türkiye açısından sonuçları ne olur?

Dolayısıyla tahıl konusunda Ukrayna gıda krizini çözmek için elinden geleni yapacak fakat Rusların teklif ettiği (Rus gemilerinin konvoya katılması, teftişe katılması veya mayınların kaldırılması ve Rus gemileri için koridor açılması) çok tehlikeli bir süreç çünkü bunu belli ki kendi çıkarma güçlerini Odesa limanlarına ve diğer Ukrayna limanlarına getirmek için kullanacak. Biz de bunu anlatmaya çalışıyoruz. Yoksa Ukrayna kendi güvenliğini ve çıkarlarını savunurken Afrika’daki çocukları açlığa maruz bırakmıyor. Ukrayna zaten hem Polonya, Romanya üzerinden kara ve deniz yolu üzerinden bu tahıl ihracatının önünü açmak için mümkün olan her şeyi yapıyor. Fakat kendi güvenliğimizi de düşünmek zorundayız. Burada odak noktamız çok önemli. Rusya’dan buğday ya da gübre ihracatının önünü açmak, Rus gemileri için sigorta sağlamak için değil, Rus bankalarının Swift sitemine geri dönmeleri için çaba göstermek değil daha çok Rusya’nın bu saldırgan politikasının kurbanı olan Ukrayna’dan buğday ihracatını yenilemek için Ukraynalı yetkililerle görüşme yapmak önemli ve Birleşmiş Milletler himayesi altında Türkiye’nin de önemli lider rolüyle bu süreci tamamlamamız lazım. Bu da hem Türkiye hem Ukrayna hem de bölge için daha mantıklı daha güvenilir ve daha doğru bir yol olacaktır.