Tarayıcınız güncel değil

Site Javascript ve Cookies desteği gerektiriyor

Siteden en iyi şekilde yararlanmak için aşağıdaki tarayıcılardan birini indirip kurun:

MENÜ
Follow us
29 Eylül 2021 - 04:22
#
13 Nisan 2021, 20:52

Türk İHA ve SİHA'ları dünyada fark yarattı mı?

Dr. E. Alb. Yaşar ErtürkEmekli Albay, Türkiye Cumhuriyeti Tarihi alanında Master ve Doktora yaptı. Üniversitelerde Yrdc. Doç ünvanıyla çalıştı. Yayınlanmış kitapları ve makaleleri mevcut. POLONIA MAIOR ORIENTALIS Dergisi Bilim Kurulu üyesidir. Almanca bilmektedir.y.erturk.65@gmail.com

1970’lerde İsrail’in öncülüğünde başlayan İHA çalışmaları, ABD’nin bu teknolojiyi geliştirmesi, ÇİN’in taklit hırsızlığı ile 2010’lara gelindi, İsrail’in Heronları, ABD’nin  Predatorları, Çin, Rusya ve Avrupa’nın İHA’ları ve BAE, İran, Pakistan gibi bazı ortak yatırımcı ülkelerin de  ürettiği İHA’lar, bu pazarın kızışacağını göstermişti. İHA’ların mekanik gövdesinde kullanılan yeni malzemeler, tasarım modelleri, uçuş süresi, irtifa yüksekliği, taşıdığı faydalı yük, üzerindeki sensör ve kameralar ile lazer işaretleyiciler, düşman radarını karıştırma ve en önemlisi de yazılım programları (yapay zeka) her gün gelişmekte ve ülkeler arasında büyük rekabet devam etmektedir.

40 yıldır terörle mücadele eden ve İHA’lara çok ihtiyaç duyan Türkiye, 1990’larda İsrail’den aldığı Heronlar için büyük paralar ödemesine rağmen ikmal ve yedek parça için İsrail’e muhtaç olması, ayrıca bu İHA’lardan istediği verimi alamaması nedeni ile ABD’den Predator istemiş ama satın alamamıştı.

Kötü komşu mal sahibi yapar;

ASELSAN ve Bayraktar’ın İHA üretimi için kolları sıvaması ile başlayan bu serüven, başlangıçta klasik bürokratik duvarlara çarpmış, yavaşlamış ama Hükümetin ve özellikle Sn. Erdoğan’ın kararlı duruşu neticesinde bu gün gurur duyduğumuz seviyeye ulaşılmıştır.

Türkiye’nin ürettiği yeni nesil ANKA ve Bayraktar TB2 ile dünyada yükselen bir güç olduğu, bu konuda teknik analiz yapan birçok kuruluş ile yayın organı tarafından ifade edilmektedir. Bazı uluslararası savunma sanayi analistine göre İHA ve SİHA kalite sıralaması şöyledir;  Türkiye; ANKA ve Bayraktar TB2, ABD’nin  MQ-5B Hunter,  ÇİN’in  CAIG Wing Loong II, İsrail’in Heron TP, Avrupa Birliği’nin Predator B (MQ-9 Reaper).

Dünya İHA ve SİHA pazarının 10 yıl içinde 100 milyar dolara çıkması beklenmektedir. Türkiye şu anda bu pazara 3 milyar dolarlık satış yapmıştır. En iyi İHA ve SİHA’ları en ucuz fiyata satmasına rağmen; ABD, Yahudi Lobisi ve Avrupa’nın üçüncü ülkelere yaptığı baskı nedenliyle Pazar Payını arttıramamaktadır.  Tabi ki unutmamalıyız; 2010’da alıcı durumundaki Türkiye, bu gün Pazar payının %10’na sahip üretici ve satıcı olmuştur.

Peki neden Türk İHA ve SİHA’ları; 

Rakiplerine göre Türk İHA ve SİHA’larının radarlara karşı daha korunaklı olmaları, havada kalma süreleri, yapay zeka dayanan yazlım programları, geliştirilen akıllı füzelerle donatılmaları onları birinci sıraya yerleştirmiştir.

Türk mühendislerinin bu büyük başarısı sadece üretimle sınırlı kalmamıştır. İHA ve SİHA’ların üretiminden şimdi sahada fiilen kullanılmasına bakmalıyız.

Saha da neler oldu?

Önce terörle mücadelede neden İHA’lar önemlidir; arazide terörist aramak samanlıkta iğne aramaya benze, binlerce asker ve yüzlerce araç ile dağ silsileleri ve ormanlık alanda günlerce yürüyerek arama/tarama yapmak zorundasınızdır. Siz, asker olarak açıkta hedef halinde iken, terörist saklandığı delikten sizin en zayıf anınızda ortaya çıkar, eylemini yapar ve aynı hızla kaçarak bir ine saklanır. Çok güçlü bir istihbarat ve haber toplama ağına sahip olmak zorundasınız. İşte İHA’lar binlerce askerin fiilen arazide yürüyerek yaptığı taramayı çok daha az maliyet ve sıfır risk ile ve daha doğru sonuçlarla havadan yapabilmektedir. Terörle mücadelede en büyük sorun teröristi bulabilmektir. Böylece İstihbarat, keşif ve gözetleme sağlayan İHA, yerini tespit ettiği teröristleri nokta operasyonları ile ve binlerce askere gerek kalmaksızın birkaç timle ele geçirme imkanı vermektedir. Ayıca SİHA veya Savaş Uçakları yerleri tespit edilen terör unsurlarına karşı taşıdığı akıllı füzeler ile mağara veya derin vadilerdeki hedefleri imha edebilmektedir. İHA’lar sadece Fırat Kalkanı Harekatında beş bin saatten fazla uçuş yapmış ve bu güne kadar üç bin fazla teröristin ele geçirilmesini sağlamıştır. Sonuç olarak; İHA ve SİHA kullanımından sonra inisiyatifi tamamen kaybeden terör örgütü hali hazırda sadece daha derin mağaralarda sadece saklanmak zorunda kalmış, insan kaynağını kaybetmektedir.

Türk İHA ve SİHA’larının terör dışında savaş/muharebe alanında fiilen kullanılması ise dünyada yeni bir savaş doktrinini yaratmıştır. Bu konuda mütevazi olmaya gerek yok.

Aylardır ABD, Rus ve Avrupa basını ile düşünce kuruluşları Türk Doktrinine fokuslanmıştır. Muharebe sahasına derinlik kazandıran ve düşman unsurlarının her hareketini gören, sadece birinci hatta savunama veya taarruz yapan unsurlar dışında, gerideki destek silahları ile ikmal/lojistik ağları, havaalanları ve silah üretim tesislerini de İHA/SİHA’lar tarafından tespit ve imha edilebilmektedir. Uçakların pilot kaybı ve maliyetini düşünüldüğünde İHA/SİHA’ların az risk ve doğrulukla aynı işi yaptığı görülmektedir. Bu yepyeni teknoloji, sadece beş ülke tarafından kullanılmaktadır. İşte bunlardan biri de TSK’dır. Rus savunma radar ve füze sistemini yerle bir eden Türk İHA ve SİHA’ları yeni bir kuvvet çarpanı olarak ortaya çıkmıştır. Türk mühendislerinin şaheseri olan bu uçan insansız aygıtlara, aynı uyumda Roketsan ve diğer kuruluşların geliştirdiği akıllı füze sisteminin de hakkını vermek gerekir.

Suriye’de 27 Şubat 2020’de Uçaklarla Türk askerine saldıran ve 34 şehit vermemize sebep olan Suriye ordusuna karşı “Sürü SİHA Taarruzu Konsepti” uyguladı. Suriye hava sahasına uçak gönderemediğimiz için Türk aklı;  dünya savaş literatürüne “Sürü SİHA Taarruzu Konsepti” ekleyerek askeri alanda devrim yarattı. Ruslar tarafından kurulan ve kullanılan Suriye Hava Savuna ve Radar sistemini körelten sürü İHA/SİHA taarruzu ile üç günde, uzak mesafedeki askeri unsurlar dahil, Suriye ordunun üç tugayı ve yüzlerce araç/tank/top ve hava savuna bataryası (Rus Pantsir) imha edildi. Suriye, Rusya’yı aracı yaparak bütün ordusunu imha edilmekten kurtardı. TSK İHA keşif bilgilerini sadece havadan kullanmadı, topçu ve füze bataryaları ile doğruluğu yüzde yüze yakın teyit edilmiş hedefleri ateş altına aldı. Ayrıca bölgedeki askerlerine havadan destek ve örtme sağladı.  Bu başarılı yöntem bazı farklılıklarla beraber; Libya ve Karabağ’da da uygulandı ve aynı sonuç elde edildi. ABD, İngiltere, Almanya dahil bir çok ülke, bu yeni Türk Konsepttini inceleyerek, benzer çalışmalar yapmaktadır. 

Bu teknik başarıyla beraber Türk Ordusu’nun kurmay aklının da hukukunu teslim edelim. Savaş/Muharebe sahası çok bilinmeyeli bir denklen gibidir. Bilinmeyeni bilinir hale getirdikten sonra eldeki insan/silah ve malzemeyi en doğru yerde ve en doğru zamanda kullanmak başarıyı getirecektir. Kurmay aklı derken Suriye, Irak, Libya ve Karabağ’da İHA ve SİHA’ların kullanılma konseptinin doğrulundan bahsediyorum. Tabi ki kullanıcı operatörleri de unutmamak gerekir.

Bulunduğu coğrafyada jeopolitik birçok tehdit ile yaşamak zorunda kalan Türkiye, ya her alanda ve özellikle Harp Sanayisi alanında büyümek veya parçalanma ile karşı karşıya kalmak zorunda bırakılmıştır. Seçimini büyümekten yana kullanan Türkiye, bölgesel bir güç olduğunu, bu güne kadar topraklarında kabul etmek zorunda bırakıldığı tehditleri uzakta, menşeinde ortadan kaldırmak stratejisine döndü. Bu stratejiyi hayata geçirmek için gelişmiş Savunma Sanayi’sine sahip olmaya mecburdu ve başarmak için de üretmek zorundayız…

Kısacası Türk Milletti; mühendisi, askeri, sivili ile bir bütün olduğunda, önünde durulamaz bir güç olduğu açıktır. Kurumların birbirine tepeden baktığı, vatan sevgisini veya milliyetçiliğini yarıştırıldığı, ülkenin gerçek sahibi sadece biziz hastalığının ortadan kalktığını görmek bizi mutlu ediyor. 

Yazarın diğer düşünceleri

Diğer yazarlar