Tarayıcınız güncel değil

Site Javascript ve Cookies desteği gerektiriyor

Siteden en iyi şekilde yararlanmak için aşağıdaki tarayıcılardan birini indirip kurun:

MENÜ
Follow us
29 Mayıs 2022 - 02:15
#
01 Mart 2022, 17:49

Rusya'nın Yalanları

Prof. Dr. Sezai ÖzçelikÇankırı Karatekin Üniversitesi, Uluslararası İlişkiler Bölümü öğretim üyesi.sezaiozcelik@qha.com.tr

Tahmin ettiğim gibi Putin Rusyası, yine Olimpiyat oyunlarından hemen sonra Ukrayna’nın doğusundaki Donbas bölgesindeki Lugansk ve Donetsk’teki sözde Halk Cumhuriyetleri’ni tanıyarak Ukrayna-Rusya Savaşı’nın fitilini ateşledi.  Soldan sağa veya sağdan sola doğru yazıldığında aynı olan sayılara palindrom sayılar deniyor. Putin’in Kremlin’de bu kararı imzalarken tarihler her ne kadar Moskova’da 21 Şubat’ı gösterse de Rusya’nın en doğusundaki Vladivostok’taki tarihi 22.02.2022 idi. Yani palindrom sayı tersten okununca aynı sayı. Belki raslantı belki Putin’in karmaşık bilinçaltı dünyasının yansıması.

Rusya’daki birçok insan haberleri ya hükümet kontrolündeki medyadan ya da Putin’e yakın ve yolsuzlukların mimarı olan oligarklara ait medya kuruluşlarından alıyorlar. Putin’in günümüzdeki propaganda savaşı Hitler ve Goebbels’in yalanlarını geçerek gerçeklik ötesi ve sahte gerçekliğe evrilmiş durumda. Putin, Orwellyen şekilde hareket etmekte. George Orwell’in 1984 adlı distopyatik romanında totaliter yönetimlerin dili aldatıcı, propagandist ve manipüle edici kullanımıdır. Özgür ve açık toplumun tam tersi Orwellyen dünyada kelimelerin kendi anlamlarını gerçeklik ötesi dünyada kendilerini yok etmeleri için kullanılmasıdır. Örneğin Savaş Barıştır. Özgürlük Köleliktir demek gibi Putin, yok edici askeri makinesini “barış gücü” olarak adlandırarak Ukrayna’ya göndermiştir. Bu Yalan 1.

Neo-nazileri yok etmek yani de-nazifasyon yapmak bir başka deyişle “Nazilikten temizlemek gerektiği” için Rus askerleri gönderilmesi bir başka traji komik durum. Putin’in aksine geçmişinde siyaseti sadece komedi dizilerinde yapmış olan ve Yahudi kökenli Zelenskiy’in seçilmesi aslında tüm Sovyet sonrası coğrafyada etkisi olacak bir durum. İlk turda yüzde 30 ve ikinci turda yüzde 70 oy oranıyla seçilen ve seçim vaadi AB ve NATO’ya üyelik olan Ukrayna liderini bir tür faşizm olan ve ırkçılık kökeni olan Nazizm ile aynı cümlede kurmanın ne kadar saçma olduğunu okuyucular da anlayacaktır. Ya da Ukrayna’nın Yahudi başkanı neo-nazist ve hükümeti. Rusya’da da Rus Birlik Partisi adıyla neo-Nazi partinin olduğunu unutmadan Ukrayna’da da benzer parti var. Ukrayna politikasında aşırı sağ 2019 seçimlerinde yüzde 2,15 oy aldı. Bu Yalan 2.

Putin’in bir başka yalanı Ukrayna’da soykırım olduğu yani Donbas bölgesinde “tam sekiz yıldır kötü muameleye ve soykırıma maruz kalan insanları koruma” iddiası. AGİT 2014’ten beri Rusya’nın onay verdiği misyonu sivillere yönelik sistematik cinayetleri inceleniyor. Bu raporlarda en çok siyasi cinayetlere maruz kalanlar Kırım Tatarları aslında. Bir soykırım varsa Sovyetler Birliği zamanında Ukraynalılara yapılan Holodomor ve Kırım Tatar Sürgünü ya da Sovyet Soykırımı tüm çıplak gerçekliği ile gösterilebilir.

Bu üç yalana eminim Türkiye’deki birçok kişi de inanmamıştır. Fakat Türkiye’deki ulusalcı-Avrasyacı tayfa ile bazı sağ kesimden kişilerin Batı karşıtlığı ve emperyalizm düşmanlığı adı altında Putinci oldukları görülüyor. Bu kesimin en çok kullandığı Putin yalanı ise şu: Batı’nın Rusya’yı çevreleme politikası özellikle AB ve NATO’nun Rus sınırına dayanması. Bunun teorik alt yapısı ise Uluslararası İlişkiler teorisinin neorealist olarak adlandıran yaklaşımı içinde yer alan saldırgan realizmi savunan Mearsheimer. Realist yaklaşım, Rusya gibi bölgesel ve küresel güçlerin devamlı olarak gücünü arttırmak için diğer bölgesel rakip devletlere karşı bölgesel hegemonik güç olmak istediğini belirtir.

Aslında son olaylar Mearsheimer’ın yanıldığını ve inşacılık ve demokratik barış teorisinin daha geçerli olduğu gösterdi. Demokratik barış teorisi şunu söyler: Demokrasiler birbiriyle savaşmaz. Demokratik olan Ukrayna lideri Zelenskiy’in AB ve Batı demokrasilerinin parçası olması da bu yüzden doğal. İkinci yaklaşım olan inşacılık, paylaşılan fikirler, beklentiler, inançlar ve kimliklerin uluslarararası sistemde devletlerin davranışlarını belirleyici unsuru olduğunu belirtir. 2014 Kırım’ın işgalinde ve son Ukrayna-Rus savaşında Putin aslında inşacı yaklaşıma göre hareket ediyor. Rus kimliğini bu çatışma ile şovenizm ve yayılmacı hale getirerek Putin asıl amacı olan eski Sovyetler Birliği’ni hatta yıkılmış olan Rusya İmparatorluğu’nu yeniden canlandırmak istiyor. Bu anlamda, Putin Hitler mi? ya da Napolyon mu? soruları akla geliyor. Aslında her ikisi de. Rus toplumunda Sovyetlerin tekrar eski günlerine dönme isteği kabul gören bir anlayış. Daha önce Gürcistan ve Kırım’ın işgalinde Putin şapkasından çok kolay tavşan çıkarmıştı. Bu sefer kimsenin beklemediği şekilde Ukrayna halkının destansı şekilde vatanlarını savunması ve Ukraynalı Vladimir’in Rusyalı Vladimir’e karşı lider olarak zafer kazanması. Vladimir Vladimir’e karşı olduğu ya da komedyenin KGB ajanı boks maçında ilk raundunu Zelenskiy’i kazanmış gözüküyor. Bu savaşın ikinci ve üçüncü raundu olacak. 

Peki bu raundlar nasıl biter? Putin’in yakın çevresinin Ukrayna’nın bütün bunlara değmeyeceğini söylemesi halinde biter. Ya da Kennedy ve Kruşçev gibi büyük insan olmayı deneyebilir. Amerikan Başkanı JFK yani Kennedy suikasta kurban gittiğinde eşi Jacklin Kennedy SSCB lideri Kruşçev’e mektup yazıyor. Mektuptaki şu cümleler günümüze ışık tutuyor. “Kocamı rahatsız edici bulduğu en büyük tehlike, savaşın büyük insanlardan çok küçükler tarafından başlatılabilmesiydi. Büyük insanlar öz denetim ve kendini kısıtlayabilme ihtiyaçlarının farkındadılar. Küçük insanlar daha çok korku ve gururdan etkilenerek hareket ederler. Keşke gelecekte büyük insanlar kavgaya başlamadan önce küçük insanları oturtup konuşturmaya devam edebilseler.”

Putin’in çıkış stratejisi var mı? Bunun için 3 örnek var. İlk olarak, 1962 Küba Krizi. Şu anda Amerikan yönetimi, Putin’i uluslararası arenada özellikle BM Genel Kurul toplantısında yalnızlaştırması beklenebilir. 1962’deki 13 Gün Krizi’nde göze göz dişe diş şeklinde çatışmanın tırmanması olayı görüldükten sonra arka kapı diplomasisi yoluyla ateşkesin sağlanması yoluna gidebilir. Burada önemli olan, Putin’in yenilmeden kendi kamuoyuna anlatabileceği belli kazanımlar verilmesidir. Aksi halde, Putin daha fazla sert gücüne hatta nükleer silah kartına başvurabilir. 1941 Aralığında Japonların Pearl Harbor’a saldırması aslında Putin’in Ukrayna işgaline de benzemekte. Japonya ABD dize getirerek Uzak Doğu’da yayılma girişimi Pearl Harbor’da kesin darbeyi vuramadığı için başarılı olamamıştır. Putin’de şu ana kadar aynı durumda gözükmekte. Üçüncü örnek, Kıyiv’de Putin’e bağlı kukla hükümet kurulması durumunda Vietnam Savaşı’nda hatta II. Dünya Savaşı’nda Stalingrad savunmasında olduğu gibi gerilla savaşı yaşanabilmesi olasılığıdır. Bu durumda çok kanlı ve binlerce masum insanın ölebileceği bataklığa dönüşebilir. Kremlin’in çıkış stratejileri savaşın gidişatına göre değişiklik gösterecektir.

Kıyiv yönetimi de temkinli olmalı ve Putin’i hem kendi kamuoyu hem dünya kamuoyu önünde utandıracak adımlardan kaçınmalıdır. Yani çıkış stratejisi için açık kapı bırakacak adımlar atabilmelidir. 

Yazarın diğer düşünceleri

Diğer yazarlar