Tarayıcınız güncel değil

Site Javascript ve Cookies desteği gerektiriyor

Siteden en iyi şekilde yararlanmak için aşağıdaki tarayıcılardan birini indirip kurun:

MENÜ
Follow us
12 Ağustos 2022 - 17:27
#
06 Ağustos 2022, 01:22

Post Truth (Gerçeklik Ötesi) Faşizmi ve Putin

Prof. Dr. Sezai ÖzçelikÇankırı Karatekin Üniversitesi, Uluslararası İlişkiler Bölümü öğretim üyesi.sezaiozcelik@qha.com.tr

Putin Rusyası’nın faşist devlet olup olmadığı 21. yüzyılın başından hatta Yeltsin başa geldiğinden beri tartışılıyor. Rusya’nın durumunun post-Sovyet otoriterliği çerçevesinde analiz edilmesi alışmış bir durum. Putin ilk başa geldiğinde liberal demokrasiyi benimsemese bile en azından kabul edilebilir demokratik lider profili çiziyordu.

1999-2005 yılları arasında Putin’i muhafazakar ve otoriter politik rejimi liberal ekonomiyle birleştirdiğini söyleyebiliriz. 2005-2013 yılına kadar geçen dönemde yani AvroMeydan ya da Onur Devrimi’yle Rusya’nın post-Sovyet otoriterliğinden post faşizme kaydığı görülüyor.

2014’te Kıyiv’de başlayan AvroMaydan Devrimi’ne karşı devrim olarak Putin’in post faşist devrimi başlamıştır. Şu anda neo-faşistlerle mücadele ettiğini belirten Putin rejimini faşizmin olgunlaşmış hali yada faşizmin son aşaması olarak tanımlayanlar bulunmakta.

Ben Rusya rejimini, post truth faşizmi olarak adlandırmak istiyorum. Post Sovyet otoriterliğinin Putin Rusyası ile faşizanlıktan faşizme evrildiği söylenebilir. Yönetim sisteminin faşist olarak tanımlanması için dört temel unsur olmalıdır: Tam otoriterlik, kitlesel destek,  diktatör ve kült lider ve otoriter liderlik stili.

Faşizmin ve faşist liderlerin kavramsal ve teorik çerçevesini belirlemedeki en büyük zorluk, hem liberal demokrasilerin hem eski komünist yönetimlerin hoşlanmadıkları her şeyi faşist olarak tanımlamalarıdır. ABD’deki TV yorumcuları, popülist lider Trump’ı faşist olduğu yönünde değerlendirmeler yaparken Rusya’da Rus karşıtı ya da komünist karşıtı her şey faşist kategorisine girmektedir. Distopik dünyayı tanımlayan Orwell’in 1984 romanında olabilecek şekilde Putin Rusyası’nın eleştiren herkes faşist yaftasını Rus TV kanallarında kolayca yiyebilmektedir. Bu Orwellyan anlayışa göre ben de siz de Ruslara göre faşistsiniz.

Tam otoriter rejimler ile faşist rejimlerin özellikleri aynıdır. Rusya’nın bu özelliklere sahip olduğu tartışılmaz gerçekliktir. İlk olarak, Rusya otoriterdir. Tartışılan konu tam otoriter mi rekabetçi otoriter olduğudur. 2014 Kırım’ın işgali sonrası tam otoriterlik politik alanla birlikte ekonomi, sosyal, kültürel ve medya alanlarına da yayılmıştır. Demokratik kurumlar yanında rekabetçi pazar ekonomisi kağıt üzerindedir.

Rus yönetiminde politik alanda Sovyet tipi istihbarat gizli servis bürokrasisi iktidarda iken oligarklar ekonomi üzerinde hakimiyet kurmuştur. İkinci özellik, Stalin, Hitler, Mussolini ve Franco gibi Putin’in de totaliter diktatör olarak ülkeyi yönetmesidir. Muhalefet partileri sadece kağıt üzerinde mevcuttur. Basın ve medya sıkı kontrol halinde olup oto sansür yaygındır. Rus vatandaşları, devletten ve Putin’den korkmaktadır.

Putin, 24 Şubat’ta yaptığı konuşmada normal birey olmaktan çıktığını dini tiran ve ilahi varlık olarak kendini gördüğünü göstermiştir. Kendini “yarı Mesih” “yarı Çar” olarak görmektedir. Sadece Rusya’yı değil tüm dünyanın kurtarıcısı rolüne soyunmuştur. Üçüncü özellik, Rusya’da tek parti bulunmakta, Rus Parlamentosu Duma sadece Putin’den gelen emirleri onaylamakta ve hileli seçimler yapılmaktadır. Tek devlet, tek millet ve tek vatan söylemi yaygındır. Bağımsız yasama, yürütme ve yargı organları bulunmamaktadır. Liderin dünya görüşü kapalı kapılar ardında “cunta” benzeri yapılar tarafından belirlenir. Kamuoyunun desteği kitleseldir. Ekonomi, devletin toplumdaki oligarklar gibi güçlerle yaptığı ittifaklara dayanarak yürüttüğü pazar ekonomisidir. Muhalefet çoğunlukla etkisiz hale getirilmiştir. Temel insan hakları yanında vatandaşların hakları sıklıkla ihlal edilir. Yönetici elit askeri ve gizli istihbarat eliyle baskıcı yönetim uygular. Belli kişiler ve kurumlar hedeflenerek şiddet ve baskı uygulanır. Propaganda araçları medyada ve hayatın her alanında yer alır.

2014 Kırım’ın işgaliyle post faşizm aşamasına geçen Kremlin yönetimleri 24 Şubat 2022 tarihini post truth faşizme geçiş yapmıştır. Gerçeklik ötesi faşizm, gerçek olgular ve doğrular üzerinden değil algılar, inançlar, duygular ve kimlikler üzerinden hareket eder. Kamuoyunun oluşmasında artık dikkatsiz konuşmalar hatta korkusuzca yapılan konuşmalar etkili olur. Liderler için doğru ile yalan arasında fark kalmamıştır. Kendi yalanlarını toplumun doğruları haline getirirler. Belirsizlik ve bilinmezlik yaratarak komple teorilerine yakın gerçeklikler ortaya atılır. Gerçek dünya erozyona uğrar. Kamuoyu söyleminde gerçekler yoktur.

Gerçeklik ötesi dünyada gerçekler alaya alınır. Medya, politik ve eğlence sektörünün oluşturduğu medyatik ekosistem ile kitle iletişim araçlarına faşist rejimler istedikleri şekli verebilir. Trump gibi TV’de “reality show” aktörleri gerçek hayatta politik figür olurlar. Objektif ve rasyonel gerçekler yerine yalanlar, yanılsamalar, aldatmalar, cahillik, hata yapanın kabul görmesi ve görüşler öne çıkar. Gerçeklikler sosyal olarak inşa edilir. Uzmanlık ölür. Her şey hakkında fikir sahibi olup bilgi sahibi olmadan yorumlar yapıp görüş bildirenler ortaya çıkar. Gerçekler her zaman inkar edilir ve yalanlar yalan olmasına karşın söylenmeye devam edilir. Gerçeklerden dikkatler başka yöne çekilir. Eleştirel bakış açısı imkansızdır. Yalan söylemek dikkatsizlik değil utanmazlıktan ve çokluktan yani kendine inanan kitlenin varlığındandır. Saçmalamak ve boş konuşmak serbesttir. Fakat saçmalama dikkatsizce yapılmaz. Kamuoyu yoklamaları ve kitle psikolojisi üzerinde uzmanlaşarak gerçeklik ötesi üretici ekip yardımıyla yapılır. Gerçek ötesi faşist liderler, numunelik saçmalama uzmanıdır. Banal ve kaba dil kullanırlar. Kendilerini çok iyi paketleyip pazarlarlar. Bu liderler için her şeyi halkla ilişkiler yani PR’dır.

Putin’e göre herkes yalan söylemekte politik mücadele ise en iyi yalanı yaratma becerisidir. Rus ayısı ve Çin ejderhası arasında sıkışan Batı demokrasileri gerçeklik ötesinden etkilenmektedir. Her ne kadar gerçeklik ötesi yani “post truth” kavramı denince akla Trump gelse de aslında Putin ile yalan söyleme politikada normalleşmiştir. Yalan haber ile muhalefeti susturmak ve temel insan değerleri olan doğruluk, dürüstlük, gerçeklik sorgulanmaya başlanması Putin Rusyası’ndan başlayarak tüm dünyaya yayılmıştır.

Yalanlar örümceğin ağı örmesi gibi ince işçilik ile örülerek bambaşka gerçeklik olarak ortaya konmaktadır. COVID 19 döneminde aşı karşıtları ve komple teorisyenleri bu yalanların yayılmasında araçsal rol oynamıştır. Gerçeklerin önemsizleşmesi yalanın öncelenmesi gerçek ötesinin gerçek haline gelmesi aslında Makyavelist bireylerin “hile, aldatma, ihanet hatta yalana başvuran, insanları ya da olayları manipüle eden, bencil ve çıkarcı davranışlar sergilemesi”, eski Yunan’dan beri görülmektedir.

Eskiden faşist propaganda ile yapılan günümüzde PR yani halkla ilişkiler ile yapılmaktadır. Putin, 22 yıllık iktidarı boyunca bunu yaparak artık ustaların ustası olmuştur. Yarı Mesih Yarı Çar olan Putin’in hayvanların üstünde verdiği pozlarla yarı hayvan yarı insan mitolojik güçlerle ilahlaştırılması süreci 2014 sonrası dönemde yaşanmıştır. Rusların ünlü gazetesini Pravda bile en azından gerçekleri manipüle ederek gazetecilik yapıyordu. Yaşadığımız dönemde Putin Rusya’sında yalanların gerçek olarak sunulmasıyla karşı karşıyayız.

Peki Putin’nin Goebbels’i kim? Eski postmodernist tiyatro yönetmeni ve propaganda uzmanı Vladislaw Surkow. Kremlin’in Troll Fabrikası ilse St. Petersburg’da 4 katılı bina. Hiç bitmeyen yalanlar döngüsü binanın katları arasında şu işbölümü ile yapılıyor:

1. kat : 3. katta yazılan blog yazılarına atıf yapan yalan haber haber makaleleri oluşturuyor.
2. Kat: Pazarlama ekibi tüm yazılanları sosyal medyaya yayıyor.
3. Kat ve 4. Kat: Sahte haberler üretiyor ve hakkında yorumlar yazıyor.”

Gerçeklik ötesi dünyada hakikaten yaşamak çok zor. İnternet ortamında doğruya ulaşmak bu kadar kolay olacak iken herkesin haber merkezi olduğu dünyamızda gerçekliğin muğlaklaşması kaçınılmaz. Nietzsche’nin belirttiği gibi “Hakikat yoktur perspektifler vardır” sözü hepimizin elinde akıllı telefon olması nedeniyle gerçekleşmiş durumda. Kaotik bilgi ortamında doğru bilgiye ulaşmak da dijital medya okur yazarı olmamızı gerekli kılıyor.

Yazarın diğer düşünceleri

Diğer yazarlar