Tarayıcınız güncel değil

Site Javascript ve Cookies desteği gerektiriyor

Siteden en iyi şekilde yararlanmak için aşağıdaki tarayıcılardan birini indirip kurun:

MENÜ
Follow us
17 Ekim 2021 - 16:04
#
15 Nisan 2021, 17:37

Montrö'den Türkiye, Kırım Tatarları, Ukrayna ve Gürcistan memnun mu? Kanal İstanbul gerekli mi?

Prof. Dr. Sezai ÖzçelikÇankırı Karatekin Üniversitesi, Uluslararası İlişkiler Bölümü öğretim üyesi.sezaiozcelik@qha.com.tr

Bu başlığı seçmemin nedeni, mezun olduğum Mülkiye’de hocam olan Baskın Oran’ın Montrö konusunda verdiği röportaj yazısının başlığında “85 yıldır herkes Montrö’den memnun, ABD hariç!” şeklinde ifadesinin yer alması. 2001’den itibaren ilk önce Çeçenistan etnik temizlik yapan Rusya Federasyonu’nun, donmuş çatışmalar ve hibrit savaş stratejisi ile eski Sovyet topraklarında revizyonist, irredentist ve hatta neo-faşist politikalar izlemesinin ardından Montrö’nün olduğu söylemek abartılı olmaz. 2008’de Abhazya ve Güney Osetya’da çatışmaları körükleyerek Gürcistan’ı işgal eden, 2014 yılında Kırım’ı işgal ederek Avrupa’da son seksen yılda ilk kez egemen ulus devlet olan Ukrayna’nın toprak bütünlüğünü tek taraflı ayaklar altına alan Rusya’nın bu adımları atmasında Montrö’nün payı sorgulanmalıdır. Transdinyester, Beyaz Rusya ve Doğu Ukrayna’daki çatışmalar ve iç karışıklarının nedenlerini tartışırken Montrö’nün de payını yabana atmamak gerekir. Suriye iç savaşına Rusya’nın askeri, politik ve politik alanlarda ağırlığının olmasının ile Tartus deniz üssü, Hmeymin hava üssü ve Türkiye sınırındaki diğer askeri birliklerine her türlü desteği verilmesi, Boğazlar’dan serbestçe geçen Rus savaş gemileri ile mümkündür. Rusların tarihi boyunca Boğazlar açısından iki önemli hedefi bulunmaktaydı. Birincisi, sıcak denizlere inmek. İkincisi, İngiltere, Fransa ve ABD gibi güçlü devletlerin soğuk denizlere yani Karadeniz’e çıkmasını engellemek. Montrö tam bu noktada, Ruslara altın tepside fırsatlar sunmaktadır. Çünkü emperyalist ve saldırgan Kremlin yönetimleri Karadeniz’de büyük güçlerinin denge politikası uygulamasına olanak vermeyecek şekilde istediği gibi at koşturuyor. Montrö sayesinde Karadeniz’de rakipsiz olan Moskova, Doğu Akdeniz’de Soğuk Savaş zamanından beri istediği gibi bölgesel dengeleri alt üst etmeye devam ediyor. Suriye’de deniz ve hava üslerine sahip olan Rus yönetiminin, Güney Kıbrıs’ta da etki alanlarını artırmak istediğini görmek için uzman olmaya gerek yok. Montrö’den memnun olan aktörler arasında Rusya, Abhazya, Güney Osetya, Donbas ve Transdiniyester Rusları, Dağlık Karabağ Ermenileri, Ermenistan, Esat rejimi, Güney Kıbrıs ve PKK/YPG terör örgütü sayılabilir.

Kırım ve Montrö açısından iki önemli uluslararası hukuk ilkesini incelemekte fayda var: Uti Possidetis ve Rebus sic stantibus. Uti possidetis, ita possideatis tam çevirisi: “Neye sahipseniz ona sahip olacaksınız”. 14 Aralık 1960 tarihli BM Genel Kurulu 1514 sayılı kararı ile bir yandan sadece sömürge halklarına yönelik tanınan self-determinasyon hakkı ile birlikte uluslararası hukuka sınırların değişmezliği ilkesi yerleşmiştir. Aynı zamanda devletlerin toprak bütünlüğü, devletlerin içişlerine karışmama ve egemen devletlerin eşitliği gibi ilkelerle birlikte ele alındığında Kırım’ın Ruslar tarafından ele geçirilmesinin yasadışı işgal olduğunu açıkça ortaya çıkar. İkinci ilke, rebus sic stantibus “koşullar değiştiği takdirde anlaşmalar da değişir” anlamına gelir. Lozan’da boğazların statüsünün belirlenmiş olmasına karşın Montrö’de tekrar düzenlenmesini isteyen Türkiye bu ilkeyi dayanak göstermiştir. Rusya Kırım’ı işgal ederek Karadeniz’deki tüm dengeleri alt üst etmiş ve askeri varlığını arttırmıştır. Şu anda Karadeniz’de en büyük donanmaya sahip ülke olmuştur. Kırım’ın işgalinden önce Karadeniz’de sadece 450 km sahil uzunluğuna sahip iken “küçük yeşil adamların” postalları ile yarımada topraklarını ezmelerinin ardından şu anda 1,200 km sahil uzunluğuna sahiptir. Rusya’nın Karadeniz kıyıdaş ülkesi olan Gürcistan’ın 2008’de işgal etmesinin ardından Kırım’ı ve Doğu Ukrayna’yı işgal etmesi aslında rebus sic stantibus ilkesinin uygulanması gerekliliğini ortaya çıkarmıştır. Karadeniz’e kıyıdaş olmasa da Moldova’nın Transdinyester bölgesinin Ruslar tarafından işgal edilme olasılığının bulunması ve Romanya’nın bu çatışmaya taraf olabileceği ihtimali bulunmaktadır. Bu nedenlerle, Montrö’nün bu dört ülke yani Gürcistan, Ukrayna, Moldova ve Romanya tarafından tartışmaya açılabilir. Türkiye açısından emniyet supabı olan Montrö’nün, Kırım Tatarları için Rus saldırganlığı kamçılayan bir unsur olduğunu görmeleri gerekir. Sırtını Montrö’ye dayamış Rus ayısının pençesinden Kırım Tatarları’nın kurtulması mümkün değildir. Karadeniz’deki Rus saldırganlığına ket vurulmaz ise orta vadede bu durum Türkiye’nin ulusal güvenliği, milli çıkarları, bekası ve istikrarı üzerinde olumsuz etkileri ve sonuçları olacaktır.

Montrö Sözleşmesi’nin Rusya’nın Kırım’ı işgal etmesi kararı alırken önemli faktörlerden biri olduğu açıktır. Rus Karadeniz Filosu ve Sevastopol’un egemenliği Kremlin yönetiminin elinde olmasına karşın Ukrayna’nın kendi etki alanından çıkmasını istemeyen Rusya’nın Kırım’ı işgal etmesi ile 2008’de Gürcistan ile savaşması konularının ortak noktaları Montrö ve Rus Karadeniz Filosu’dur. Sovyet döneminden kalma önemli denizaltı üslerine sahip olan Gürcistan’ın Karadeniz sahillerini ele geçiren Ruslar, Karadeniz bölgesinin önemli oyun kurucusudur. Karadeniz’deki küçük oyuncuların satranç tahtasında pek fazla önemli taşlar olmadıkları hatta etkisiz eleman oldukları görülebilir. Örneğin Gürcistan Montrö Boğazlar Sözleşmesi’ne taraf olmamıştır. Gürcü kamuoyunun çoğunluğu Rus çıkarlarına açık tehdit olacak konularda sessiz kalması ve azınlıkta kalanların ise Amerika ve Batı’nın etkisinin artmasını istediği ortadır. Karadeniz’e kıyıdaş ülkelerden sadece Rusya ve Türkiye’nin Montrö’nün geleceği konusunda tek söz sahibi olduklarını söylemek yanlış olmayacaktır. Bunun yanında Süveyş Kanalı’nda yaşanan Evergreen gemi kazası aslında Çanakkale ve İstanbul Boğazları’nın deniz ulaşıma kapanabileceği bize hatırlattı. Montrö sayesinde serbestçe savaş gemilerini, askerleri, silahlarını ve yardımlarını Suriye’deki Esat rejimine ulaştırabilen Rus otoritelerinin Gürcistan ile yaptıkları savaşta Amerika’nın gönderdiği insani yardımlar ve askeri hastane gemisine geçiş izin verilmemesi, Montrö’nün Ruslar tarafından kötüye kullanıldığının göstergesidir. Şu anda Ukrayna’yı askeri ve diplomatik alanda sıkıştıran Rusların NATO üyesi olan Romanya’ya karşı Transdinyester’de gelecekte hibrit savaş yapmayacağının garantisi bulunmamaktadır. Kriz ortamlarında sadece iki gemisini Karadeniz’e çıkarabilen Amerikan donanmasını isterse Ruslar, Süveyş Kanalı’ndaki gemi kazasına benzer şekilde Çanakkale ya da İstanbul boğazında iki büyük geminin kazasını yapması halinde engelleyebilir. Karadeniz’de suların ısınmasını kimse istemez. Fakat Kırım’ı işgal etmiş, Kerç Boğazı’nın iki yakasını ve Azak Denizi’ni fiilen Rus gölü haline getirmiş Moskova’nın durdurulamaması, II. Dünya Savaşı’nda Polonya’nın Ruslar ve Almanlar tarafından işgal edilip tarih sahnesinde çekilmesine benzer olayların yaşanmasına yol açabilir.

Son günlerde Montrö Boğazlar Sözleşmesi Türk kamuoyu yanında Karadeniz’e kıyısı olan ülkeler ile tüm dünyanın gündeminde meşgul etmeye başladı. Montrö Boğazlar Sözleşmesi, Karadeniz’in güvenliğinin anahtarı olması nedeniyle Türkiye ve Rusya’nın ulusal güvenlikleri için büyük öneme sahip. Peki Türkiye ve Rusya’ya rağmen Montrö’yü tamamen yürürlükten kaldırmak ya da Karadeniz’e kıyıdaş ve kıyıdaş olmayan ülkelerin geçişlerini düzenleyen 14 ve 18nci maddelerinin değiştirilmesi mümkün mü? Şu anda Karadeniz’e kıyısı olan altı ülke bulunmakta. Sanılanın aksine Moldova denize doğrudan çıkışı olmayan ülke olduğu için bu altı ülkenin içinde yer almamasını gerektiğini düşünüyorum. Bu altı ülkeden dört tanesi Montrö Sözleşmesi’ni imzalayanlar arasında yer alıyor. Bulgar Kralı adına Doktor Nicolas P. Nicolaev (Tam Yetkili Orta elçi), Romanya Kralı adına Dış işleri Bakanı B. Nicolas Titulesco, Türkiye Cumhuriyeti Başkanı adına Dış işleri Bakanı ve İzmir Milletvekili Dr. Tevfik Rüştü Aras ve Sovyet Sosyalist Cumhuriyetleri Birliği Merkezi Yürütme Komitesi adına Dışişleri Halk Komiseri B. Maxime Litvinoff. Rusya, Ukrayna ve Gürcistan Sovyetler Birliği yıkıldıktan sonra Sözleşme’nin 27nci maddesi uyarınca Fransa Cumhuriyeti’ne diplomasi yoluyla bildirim yaparak katılmışlardır. Montrö Sözleşmesi’nde imzacı olan diğer ülkeler şunlardır: Fransa, Büyük Britanya, Yunanistan, Japonya, Yugoslavya.  

Uluslararası antlaşmalar kutsal kitaplar gibi değiştirilemez ya da fesih edilemez değildir. Antlaşmaların değiştirilmesi ya da ortadan kaldırılması hükümleri genellikle antlaşma içindeki maddelerde düzenlenir. Montrö’nün 29ncu maddesine göre, antlaşma taraflarının Sözleşme’nin bir ya da birkaç hükmünün değiştirilmesini önerebilir. Sözleşme’nin 14 ve 18nci maddesinin değiştirilmesi için sadece tek bir tarafın (örneğin Ukrayna) istemi yeterli iken başka herhangi bir maddenin değiştirilmesi için iki tarafın (örneğin Ukrayna ve Gürcistan) istemi yeterli olacaktır. Değişiklik istemi değişikliğin niteliğini ve gerekçesini kapsamalıdır. Diplomasi yoluyla bu değişiklik istemi kabul edilmez ise değişiklik isteminin gündem olduğu bir konferans toplanacaktır. Bu konferansta kararlar oy birliği ile alınabilecektir. Fakat 14 ve 18 inci maddelere ilişkin değişim istemleri bu hükmün dışında olup antlaşma taraflarının dörtte üçünün oy çokluğu yeterli olacaktır. Dörtte üç çoğunluk, Türkiye’yi de içine alarak Karadeniz’e kıyıdaş ülkeleri kapsayacak şekilde hesaplanmalıdır.

            Bu maddeye göre, Türkiye’nin veto yetkisi vardır. Türkiye’nin onayı olmadan 14 ve 18nci maddeler değiştirilemez. Sovyetler Birliği’nin yıkılmasının ardından Rusya Federasyonu SSCB’nin taraf olduğu tüm antlaşmalara taraf olmaya devam edeceğini yani kendisinin tüm uluslararası sözleşmelere dolayısıyla Montrö’ye bağlı olduğunu bildirmiştir. Ukrayna Nisan 1992’de Montrö’ye katılmıştır. Gürcistan Karadeniz’e kıyısı olmakla birlikte Sözleşme’ye taraf değildir. 14 ve 18nci maddelerin değişmesi için bir taraf devletin (Ukrayna) bir başka taraf devletçe (Romanya) de desteklenmesi gerekir. Karadeniz’e kıyısı olan devletlerin en az dörtte üçünün Türkiye’yi de içerecek şekilde 14 ve 18nci maddeleri değiştirmesi mümkün. Gürcistan taraf olmasa bile Karadeniz’e kıyısı olması nedeniyle bu dörtte üçün içinde olabilir mi? Diğer maddelerde değişiklik yapılabilmesi için bir taraf devletin en az başka iki taraf devletçe desteklenmesi ve oy birliği ile karar alınması gerekiyor.

            Yukarıda sıraladığım sebeplerden dolayı Türkiye’nin de Montrö’den memnun olamayacağını söylemek mümkün. Kanal İstanbul’un Ankara açısından ulusal güvenlik konusu olarak da ele alınması Rus tehdidine karşı gerekli bir adım. Bu sebepten Kanal İstanbul projesi orta ve uzun vadede Rusların neo-faşist, saldırgan, emperyalist ve yayılmacı emellerine set olabilecek alternatif politikalardan biri olabilir. Kırım’ı işgal eden, Donbass krizini tırmandıran, Belarus’un iç işlerine karışan, Abhazya ve Güney Osetya üzerinden Gürcistan üzerinde baskı kuran, ve Transdinyester üzerinden Moldova’nın toprak bütünlüğüne tehdit olan Rusları durdurabilecek yollardan biri, Kanal İstanbul projesidir. Kısaca, Montrö’den Türkiye, Kırım Tatarları, Ukrayna, Gürcistan, Romanya ve Bulgaristan bu haliyle memnun olmamalıdır. Bu memnuniyetsizlikleri de en aza indirmek için Kanal İstanbul, Montrö’ye alternatif olarak hayata geçirilmeli ve yapılmalıdır.

Yazarın diğer düşünceleri

Diğer yazarlar