Tarayıcınız güncel değil

Site Javascript ve Cookies desteği gerektiriyor

Siteden en iyi şekilde yararlanmak için aşağıdaki tarayıcılardan birini indirip kurun:

MENÜ
Follow us
29 Eylül 2021 - 06:09
#
12 Haziran 2021, 18:14

Libya İç Savaşı'nda Türkiye'nin Rolü

Dr. E. Alb. Yaşar ErtürkEmekli Albay, Türkiye Cumhuriyeti Tarihi alanında Master ve Doktora yaptı. Üniversitelerde Yrdc. Doç ünvanıyla çalıştı. Yayınlanmış kitapları ve makaleleri mevcut. POLONIA MAIOR ORIENTALIS Dergisi Bilim Kurulu üyesidir. Almanca bilmektedir.y.erturk.65@gmail.com

Değerli okurlarım BM (Birleşmiş Milletler) Libya Paneli sonuç raporu ile İngiliz basınında çıkan Libya İç Savaşı haberlerini aşağıda paylaştım. Türkiye’nin eriştiği gücü ve muharebe kapasitesini, mühendis ve subay zekasını ben anlatsaydım acaba mı diyebilirdiniz, dışarıdan hem de lehimize bakılmayan değerlendirme.

KRİTİK RAPORUN İÇERİĞİ

Birleşmiş Milletler Konseyi’nin Libya Uzmanlar Paneli’nin sonuç raporu Mart-2021’de, İngiliz New Scientist dergisi tarafından yayınladı.

Bu raporun 20. sayfasından Rus hava savunma sistemleri ve Hafter güçlerinin yenilmesine yol açan Türk İnsansız Hava Araçları (İHA) teknolojisi ve Türk askeri faaliyetlerini anlatılan bölümler özetle şöyledir;

KENDİNDEN GÜDÜMLÜ, TAHRİP EDİCİ SİLAH SİSTEMİ: SMT KARGU-2

SMT Kargu-2; herhangi bir veri alışverişine ihtiyaç olmadan hedefe saldırmak için programlanmış, kendinden güdümlü, tahrip edici silah sistemidir. Bu sistem İHA fırlatma, unutma (sistemi serbest bırakma), hedefi bulma ve onu doğrudan yok etme teknolojisine dayalı bir yetenektir. (Rapor Kargu-2’ye EK-30’da ayrıntılı yer vermiştir) Ayrıca; Türk Elektronik Harp Sistemi Hafter güçlerinin elektronik yapısında parazitlenme yoluyla, İHA’lar gözetleme sistemini etkisiz hale getirerek, devre dışı bıraktı.

TÜRK İHA’LARI VE KENDİNDEN GÜDÜMLÜ SİLAH SİSTEMLERİ, RUS FÜZE SİSTEMLERİNE AMAN VERMEDİ

Raporda devam eden bölümde; savaş alanında kullanılan yeni Türk teknolojileri Libya Mutabakat Hükumetinin (UMH-Ulusal Mutabakat Hükumeti) askeri durumunu kavrayarak, yoğun ateş gücüne imkan sağladı. Bununla Hükumet kuvvetlerinin kara birlikleri için, Hafter kuvvetlerinin operasyonel gücünün kademeli olarak bozulmasına yol açan önemli bir etkendi. Hafter güçleri çoğu zamanlarda kargaşa içinde geri çekiliyordu. Çekilme başladığında Türk İHA’ları ve kendinden güdümlü silah sistemlerinin sürekli saldırısı altında kalıyordu. Bu Türk araç ve silah sistemleri BAE’den tedarik edilen Rus Pantsir S-1 karadan havaya füze sistemlerini yenmede çok etkili bir kombinasyon olduğunu kanıtladı.

Libya Mutabakat HükUmet güçlerinin müdahalesini önlemek için elektro-optik teknolojiye dayalı pasif gözetleme görevlerinde kullanıldıklarında bile, bu Rus sistemlerinde çok büyük kayıpların meydana geldiğini görüyoruz. (Mealen şunu söylor; Rus Pansir S-1 sistemini elektro-optik teknolojiye dayalı pasif gözetleme olarak kullansa bile, Türkler buluyor, yok ediyor.) Rus Pansir S-1 sisteminin oluşturduğu tehdidin ortadan kalkmasıyla, uzaktan gerçekleştirilen hava saldırılarına karşı, Hafter güçleri gerçek bir korunmaya sahip değildi.

LİBYA KIYILARINDAKİ TÜRK SAVAŞ GEMİLERİ

Devamında; Türk askeri varlığının faaliyetlerini ve hava savunmasını ve onunla birlikte çalışan Türk silah sistemlerinin olduğunu belirterek, Türkiye’nin 8 savaş gemisi gönderdiğini, örneğin Zuwara bölgesinde denizden 8 mil açıkta bir Türk savaş gemisini olduğunu yazmaktadır. Ayrıca; Trablus’ta 2 savaş gemi (13 mil ve 5 mil açıkta), Trablus ile Al-Khums arasında 5 mil açıkta 2 gemi, Misurata’da 2 gemi ve hatta Sirte açıklarında da gemi olduğunu belirtmektedir. Raporun devamında, bu gemilerin hava savunma sistemi, radar ve sinyal karıştırıcı ile donatıldığını yazmaktadır. Herhangi bir İHA vb. sistemler bu bölgenin tamamında bir hava savunma sistemi sağlıyordu. Yani Libya Mutabakat Hükümet güçleri karada savaşırken onları denizden ve havadan koruyordu. Bayraktar TB-2’ler çalışıyor ve Kargu-2’ler Hafter güçleri ve istihbaratını yerle bir ediyordu.

Raporun 61 maddesi ise Libya Hükumeti ile Türkiye arasında, güvenlik ve askeri işbirliği anlaşması imzalandığını belirtmektedir.

Devamında ise şunları yazmaktadır. Bu anlaşma uyarınca Türkiye Gabya sınıfı Deniz firkateynleri gönderdi, bu firkateynler Libya’nın Batı kıyı şeridinde orta menzilli bir hava savunma şemsiyesi sağladı. Bu gemilerde MIM-23 Hawk karadan havaya füze sistemleri vardı. Bu sistemler Trablus ve Misrata’daki havalimanlarına kapsamlı bir savunma sağlıyordu. Bu sisteme ek olarak Korkut kısa menzilli hava savunma sistemleri ve taşınabilir hava savunma sistemleri de önemi mevkilerin korunmasında destek sağlıyordu. 

TÜRK SAVUNMA TEKNOLOJİSİ, RUSYA’YA BAĞLI HAFTER GÜÇLERİNİ ZOR DURUMDA BIRAKTI

Raporun 62. maddesi; Türkiye’nin 2020’nin başlarında, Hafter güçlerinden yerel hava üstünlüğünü ele geçirmeyi başarabildiğini belirtmektedir. Türkiye, Hafter güçlerinin direnişi olmadan, Libya’nın Batı denizi ve havalimanları aracılığıyla daha fazla askeri teçhizat içeriye soktu. Ayrıca Türkiye askeri danışmanları da gönderdi. Böylece operasyon planlaması profesyonel hale geldi. 

Raporun sonuç bölümünde; Türkler, Rusya’ya bağlı Hafter güçlerinin hava varlıklarının askeri denklemden çıkarılmasına yol açtı diyerek şöyle devam etmektedir;

Türkiye’nin gelişmiş operasyonel yetenekleri, sinyal verme istihbaratını da içeriyordu. Yani Türkiye tarafından komuta edilen elektro sistem ile Rus istihbaratının, sinyal iletişimlerini kesilerek, Bayraktar TB-2 ve ayrıca TAI Anka S İHA tarafından sağlanan istihbarat, gözetleme ve keşif operasyonlarına maruz kalıyordu. Bu, Hafter güçlerini zayıflatan bir yıpratma savaş’ına yol açtı. Türkiye ayrıca kundağı  motorlu topçu sistemi T-155 Fırtına adlı 155 mm mermi atan obüs gönderdi. Yine T-122 Sakarya modeli çok namlulu roketatarlar kullanıldı. Bu obüs ve roketatarlar uzun menzilli, hassas güdümlü mühimmatları ateşleyerek, Hafter güçlerinin savaş alanında güvendiği tankları ve ağır topları hedef alıyordu. Müteakiben Türk istihbaratı Hafter’in geri çekilen lojistik konvoy birimlerini takip ederek, daha önce zikredilen insan kimliğini tespit eden insansız hava araçları veya uzaktan kumandalı STM Kargu-2 gibi ölümcül otonom silah sistemleri ve savaş uçakları kullanarak, onlara saldırılar düzenledi.

Sonuç bölümünün 65. bendinde; Türkiye’nin ileri askeri teknolojiyi çatışma alanına getirilmesi savaşta önemli bir unsurdu denmektedir. Devamında da; bu unsurlar kesinlikle çoğu zaman görünür ve eşdeğer değildir. Şöyle ki Libya’nın Batısındaki Hafter güçlerinin yenilgisine sebebiyet verdi. Uzaktan kumandalı hava teknolojisinin aktif Türk istihbaratının bilgi toplama, düzenli istihbarat, gözetleme ve keşif yetenekleri ile birleşmesi güç dengesini Libya Ulusal Mutabakat Hükümeti güçlerinin lehine dönmesini sağladı. 

Raporun 30 nolu Ek’i SMT Kargu-2 ayrılmıştır. Söz konusu İHA’nın patlayıcı taşıyan, quadcopterlerin insan emri almadan, yüklenen veri ve fotoğrafa göre kendi inisiyatifi ile düşman hedeflerini yok ettiği, İnsan yüzünü tanıma teknolojisine sahip İHA kullandıkları, Hafter’in askeri komutanları ve gizli birliklerine saldırmak için kullanıldığını ve hedeflerin çoğunlukla imha etti belirtilmiştir. Devamında; Rus kuvvetlerinin yenilmesine yol açan bu Türk teknolojisi fırlatma, unutma ve öldürme prensibi ile çalışır denmektedir. Hafter’in sahadaki liderlerinden birinin fotoğrafı temin edilerek, Kargu-2’ye yükleniyor, hedef açığa çıktığında İHA havaya fırlatılıyor, 30 km menzil içinde hedefi tekrar yönlendirme veya müdahale olmadan yani yapay zekaya sahip olduğumdan kendi bularak intihar saldırısı yapıyor. Rapor özet olarak bu bilgileri içermektedir.

YABANCI UZMANLARIN DEĞERLENDİRMESİNE GÖRE TÜRK SAVUNMA TEKNOLOJİSİNİN LİBYA’DAKİ ETKİSİ

ABD düşünce kuruluşu ve İngiliz basınından da iki cümleye yer verdim.

Maryland’deki Ulusal Terörizm Çalışmaları ve Terörizmle Mücadele Konsorsiyumu’ndaki Zak Kallenborn’a göre, bu saldırı insansız hava araçlarının insanlara kendi inisiyatifiyle gerçekleştirdiği ilk saldırı olabilir.

İngiliz basınında çıkan haberlerde, Türk drone’larının tarihte görülmemiş bir yeteneğe sahip olduğunu ortaya koydu. İngiliz savunma düşünce kuruluşu Royal United Services Enstitüsü’nden Jack Watling, New Scientist’e, yapay zeka silahlarının düzenlenmesi söz konusu olduğunda insansız hava araçlarının gri bir alanda olduğunu söyledi. Watling, “Bu, otonom silahların düzenlenmesinin imkansız olduğu anlamına gelmiyor. Ancak bu, tartışmanın acil ve önemli olmaya devam ettiğini gösteriyor. Teknoloji bizi beklemeyecek” diye konuştu.

Yazarın diğer düşünceleri

Diğer yazarlar