24 Nisan 2020, 14:18

Korona virüsü, komplo teorileri ve Rusya

Sezai ÖzçelikÇankırı Karetekin Üniversitesi, Uluslararası İlişkiler Bölümünde Doçent ünvanına sahip öğretim üyesidir.sezaiozcelik@qha.com.tr

Uluslararası ilişkiler alanında son çeyrek asırdır çalışan biri olarak Amerika’da bulunduğum süre dışında en çok komplo teorilerine maruz kaldığım zamanlar Türkiye’de oldu. Bu yazıyı yazmamın sebebi üniversitede doçentlik yolunda ilerleyen bir hocamızın “bazı devletlerin, kurumların virüs ürettiğine dair iddialar var” şeklindeki sosyal medya paylaşımı sonrası bu konuda yazma gereği duydum. Ben de bu kervana katılmaya karar verdim. Korona konusundaki komplo teorileri kitap olacak kadar çok.

Ama bazı gerçeklerle işe başlayalım. Birinci gerçek, aslında komplo teorileri Putin’in sıkça kullandığı Melez Savaş stratejisinin önemli taktiksel manevralarından biri. İnternetteki sanal birçok aracı kullanarak toplumdaki algıyı yönlendirmek. Amerikalı yetkililer, Rusya bağlantılı binlerce Twitter, Facebook ve Instagram hesaplarından, korona virüsünün Amerika tarafından üretildiği ve Çin’e karşı ekonomik savaşın parçası olarak CIA tarafından yayıldığı şeklinde yalan haberler yaydığını belirtmişelerdir. Birkaç dilde yayılan bu yalan haberler Microsoft kurucusu ve Gates Vakfı’nın kurucusu Bill Gates’in Corona virüsünün oluşturulması ve yayılmasında sorumlulardan biri olduğu da iddialar arasında. https://www.bbc.com/news/world-us-canada-51599009 ).

2011 yılında Rusya kaynaklı dezenformasyon kampanyası Gürcistan’ın başkenti Tiflis’teki Lugar biyomedikal laboratuarının Amerikan’n 350 milyon dolar foın sağlayarak Sovyet zamanından kalma biyolojik silahların üretildiğini yalanını yaymıştı. Corona virüsü sonrası bu iddia yeniden gündeme geldi. 2018 yılında Russian TV kanalında askeri uzman Igor Nikulin ve eski Gürcistan Savunma Bakanı Igor Giorgadze Çin’deki korona virüsü ile Lugar Lab arasında bağlantı kurarak Amerika’nın bu laboratuarın arkasındaki güç olduğunu iddia etmişlerdir. Rusya’da ana akım TV kanalları prime time ana haber bültenlerinde örneğin Channel One’nın Vremya (Zaman) adlı programında şu iddia artık yok dedirtecek cinsten. Corona Latince ve Rusça taç demekten yola çıkarak Amerikan Başkanı Trump’ın elinde bir güzellik kraliçesi tacı koyarak corona ile Trump arasında bu yolla ilişki kurmuş hatta Trump’ın yıllar önce güzellik yarışmalarında jüri üyesi olması ile corona arasında bu şekilde bağlantı kurmaya kadar gitmiş (https://www.bbc.com/news/world-europe-51413870 ). Türkiye’de de faaliyet gösteren Sputniknews.com “Scientists: Coronavirus is weapon of biological warfare” haberi facebookta 11,210 kez paylaşılmış. Ocak ile Martın ortası arasında Facebookta 110 tane Rus kaynaklı Korona ile alakalı yalan habere rastlandığı ortaya konulmuş (https://euobserver.com/coronavirus/147905 ).

Kısaca, Rusya koronavirüsü Melez Savaş stratejisi bağlamında çok başarılı şekilde kullanmakta. Tabii bu neye yarıyor? Çok basit. İçerde petrol fiyatlarının birkaç gün önce varil başına eksiyi gördüğü günümüzde Rus ekonomisinin yüzde 59’unun bu gelire bağlı olduğunu düşünülür ise çok iyi bir taktik. Evet yanlış duymadığınız Amerika’da petrol şirketleri Suudi tankerlerinin getirdiği petrolü almaları için üzerine para ödemeye razı oldukları bir dönem yaşıyoruz. Petrol gelirlerden mahrum olan Moskova yönetiminin içerde ortaya çıkacak muhalif sesleri bastırmak için korona bulunmaz bir fırsat sunuyor. Dış politika açısından ise bu dezenformasyon savaşı Rusya’ya karşı olan Batı toplumlarının dikkatlerini kendi politikacılarına çevirmelerine yol açarak Batı’yı içerden zayıflatıyor. Zaten bu koronavirüsün en çok Putin ile Şi Cinping’e yaradığını görmemek için kör olmak gerekiyor. Aslında buradan virüsün Çin tarafından Wuhan kentinde çıkarıldığı bile söylenebilir. Çünkü birkaç ay önce Hongkong’ta yaşananlar unutuldu. Rusya’da ise Putin’in 2036 yılına kadar iktidarda kalmasının yolu açıldı. Eminim Putin ve Şi Cinping için birkaç bin Rus ve Çinli’nin kendi iktidar hırsları için ölmesinin bir önemi yoktur. Bu da benim komplo teorim olsun yaşgünümün olan bu 24 Nisan’da…

 Görüldüğü üzere komplo teorileri aslında masum değil. Hepsinin bir amacı var çoğunlukla politik bir amaç… Türkiye’de de sosyal medyada çoğu inandırıcı gelen Korona hakkında birçok komplo teorisi görmüşsünüzdür. Hatta TRT1’de yayınlanan bir dizinin içinde iklim değişikliği ile Corona virüsü arasında bağlantı kuran komplo teorisi bile yer aldı. 2019-nCoV bir laboratuarda üretildiğinin aslında Amerikalıların yüzde 30’u (her 10 Amerikalı’dan 3’ü) inanmakta. Yüzde 43’ü ise doğal olarak korona virüsün mutasyonla ortaya çıktığı belirtmekte (https://www.pewresearch.org/fact-tank/2020/04/08/nearly-three-in-ten-americans-believe-covid-19-was-made-in-a-lab/ )

Komplo teorilerine neden inanıyoruz? Aslında tamamen bilimsel açıklaması var. Birincisi, kontrolsüz ve istikrarsız ortamlarda insanların kontrolün elinde olduğu hissini uyandırması sebebiyle komplo teorilerine bel bağlıyoruz. Bu teoriler bir anlamda psikolojik olarak kontrolümüz dışındaki dünyayı bir parça anlamamıza ve anlamlandırmamıza yardımcı oluyor. İkincisi, Corona virüsü gibi daha önce görülmemiş kriz dönemlerinde yerleşik kurumların sorgulanması başlar. Özellikle yöneticilerin ve sorumlu olanların kamuoyu önünde yargılanması çok görülen bir durumdur. Güven duyduğumuz kurumların kriz döneminde başarısız gösterilmesi yerine komplo teorileri imdada yetişir. Kurumları ve sorumluları hesaba çekmek yerine komplo teorileri dikkatleri başka yöne çeker. Üçüncüsü, internet ortamı komplo teorilerini besleyen bir yapıya sahip. Geleneksel medya bilgiyi temelde tek ya da birkaç kaynaktan alıyor. Fakat komplo teorilerini İnternet ortamında kullanıcı olan milyonlarca insanın bir tanesinden çıkabiliyor. Aslında bu insanlar marjinaller. Aslında biz marjinal insanların kendilerini iyi hissetmeleri için ortaya attıklarına inanıyoruz. Bu teorileri ortaya çıkaranlar eminim kendileri bir zafer kazanmış edasında oluyorlardır. Ne kadar zekiyim baksanıza tüm dünyayı ve Türkiye’yi inandırdım diyerek. Dördüncüsü, küresel salgın gibi büyük ölçekli olayları kendi günlük hayatlarımızdaki sıradan ve küçük ölçekli açıklamalar yetersiz gelebiliyor. Beşincisi, eğitim düzeyinin yükselmesi ile komplo teorilerine inanmak arasında ters orantı bulunmakta. Yani eğitim seviyesi düştükçe komplo teorilerine inanma artış gösteriyor. Eğitim düzeyi yüksek olanların komplo teorilerini kullanması ise daha çok çıkarlarına uygun olmasından dolayı. Altıncısı, insanlar daha önce inandıklarını teyit eden bilgilere inanmaya yönelirler. Şayet bir insan daha önceki düşünce yapısına uygun bir teori ile karşı karşıya gelirse buna inanma olasılığı da daha yüksek olacaktır. Yedincisi, “post-truth politics” yani “gerçek-ötesi politika” dünyada her yerde görülüyor. Siyasetin büyük ölçüde izleyicilerin duygularını manipüle edilerek yapılması ile somut kanıtlarla çürütülen olguların doğruluk, dürüstlük ve bilimselliğin ikinci plana itilmesiyle başat hale gelmesidir. Kendi kendini güçlendiren mitler yaratılarak gerçekliğin hiçe sayılmasıdır. Homo sapiens olarak kurmaca anlatılar yaratarak milyonlarca insanı buna inandırabilmek aslında günümüzde politikayı anlatan durumdur. Kendi çıkarlarımız, arzularımız, değerlerimiz ve duygularımıza göre gerçeklik ötesini yaratıyoruz.

Son olarak, komplo teorilerini karşı argümanlar üretmek aslında o teorilerin karşı tarafın daha çok inanmasına yol açıyor. Yani komplo teorileri ile alay etmek aslında komplo teorilerine olan inancı daha da artıyor. Komplo teorilerine karşı geldikçe siz aslında o komplonun bir parçası olarak görülüyorsunuz ve sonuç olarak o kişi o komplo teorisine daha fazla inanıyor…İlginç değil mi…