Kırım Platformu'nu ararken

15 Ekim 2020, 00:49
Nariman Ustayevİsmail Gaspıralı Jeostrateji Enstitüsü Müdürühaber@qha.com.tr
Makalenin Ukraincesini yukarıdaki bağlantıdan okuyabilirsiniz.

Ukrayna, Kırım üzerindeki devlet egemenliğini yeniden sağlamaya yönelik kararlar alırken; küresel siyasi, güvenlik ve ekonomik eğilimlerin mantığını takip etmek ve bu tür süreçlerin sıfırdan başlamadığını anlamak gerekiyor.

Bugün, artık protokol buluşmalarının ve onlardan sonra yapılan açıklamaların Kırım’ın işgalden kurtarılmasına yardım etmeyeceği anlaşılıyor. Ukrayna’nın ilk önce aşağıdaki sorulara yanıt bulması gerekiyor:

-Ukrayna’nın egemenliğini ve toprak bütünlüğünü yeniden kazanma politikasını destekleyebilecek uluslararası aktörler tam olarak neye ihtiyaç duyuyor?

-Yabancı ülkelerin dış politikası, güvenliği ve ekonomik çıkarları Ukrayna’nın ulusal çıkarlarına uygun mu?

-Kilit uluslararası aktörler, Ukrayna’da barışın yeniden sağlanması ile ilgileniyor mu? Önerilerimize ne gibi alternatifler sunuyorlar?

Tüm bu sorulara yanıt verdikten sonra Ukrayna’nın ulusal çıkarları güvenli bir şekilde korunabilir.


Kırım Platformu’nu başlatmak için
Ukrayna hangi uluslararası ortaklarla iş birliği yapacak?

Ukrayna son zamanlarda sık sık Kırım Platformu’nu oluşturma konusunu gündeme getiriyor. Öte yandan, Kırım’ı işgalden kurtarma stratejisinin bir parçası olarak uluslararası bir platformun oluşturulması fikri beş yıldan uzun bir süredir tartışılıyor. Dolayısıyla Kırım hakkında yapılan konuşmaları “kutsallaştırmayı” bırakarak gerçek adımlara geçmek gerekiyor. Ukrayna’nın konu ile ilgili açıklamaları ayrıca Kırım sorununu çözmeyi amaçlayan belirli devlet kararlarıyla desteklenmelidir.

Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulunda 2014 yılından beri 7 defa Kırım ile ilgili kararlar kabul edildi. BM Genel Kurulunda Kırım kararına destek veren devletlerin Kırım Platformu’na da destek vereceği öngörülebilir.

Çin Halk Cumhuriyeti, BM’de yapılan oylamalar sırasında Ukrayna’ya hiçbir zaman destek vermedi. Bu yüzden Ukrayna Dışişleri Bakanlığının, Çin tarafına “Kırım konusunda gösterdiği kararlı siyasi tutum için” minnettarlığını bildirmesi saçma geliyor. Pekin yönetiminin, sayısız insan hakları ihlalleri ve Uygur Türklerine karşı yürüttüğü etnik ve dini kökene dayalı zulmünden bahsetmeye gerek bile yok.

Ukrayna Dışişleri Bakanlığının, Kırım’ı işgalden kurtarma konusunu savunmak için kullanmayı teklif ettiği Türk Konseyi (Türk Keneşi) üye devletlerinin Ukrayna’ya BM’de verdiği destek konusunda da zorluklar mevcut.

Kırım Tatar halkı, kültür ve medeniyet anlamında Türk milletinin bir parçasıdır. Çok eski zamanlardan beri halklarımız arasında dostane ilişkiler mevcut. Türk halklarının temsilcilerinin dünya edebiyatı, sanatı, kültürü ve biliminin gelişimine sağladığı katkılardan gurur duyuyoruz.

Ancak Türk Konseyinden devletler arası bir format olarak bahsedecek olursak, demokrasi, uluslararası hukuk, uluslararası ilişkilerde ahlaka dair farklı bakış açılarına sahip olduğumuzu göz önünde bulundurmalıyız.

Demokratik bir devlet olan Ukrayna, eski Sovyetler Birliği devletleri için bir örnektir. Öte yandan eski Sovyetler Birliği üyesi olan ve şu an Türk Konseyi üyesi olan Türk devletlerinin çoğu, insan haklarının korunması konusunda kendi anlayışlarını savunan, Moskova’nın sömürge politikasının kalıntılarını hala devam ettiren ve aynı zamanda hala Rusya ile ortak jeopolitik ve jeoekonomik projeler gerçekleştiren hükûmetler tarafından yönetiliyor.

Uluslararası ortaklar, Ukrayna’yı dibe çekmemeli ve ona hedeflerine ulaşması konusunda yardım etmelidirler. Bu konuda Ukrayna ile Türkiye Cumhuriyeti arasındaki iş birliği iyi bir örnektir. Türk Konseyi üyeleri arasında Türkiye, Ukrayna egemenliği ve toprak bütünlüğünü tutarlı bir şekilde savunan müttefik bir devlettir.

Azerbaycan, 2014 yılında BM Genel Kurulunun, “Ukrayna’nın Toprak Bütünlüğü Hakkında” başlıklı kararına destek vermedi. Ancak Azerbaycan daha sonra Ukrayna’nın toprak bütünlüğüyle ilgili BM Genel Kurulunda düzenlenen oylamalarda destek vermektedir. Kazakistan, Kırgızistan ve Türkmenistan, 2014 yılında BM Genel Kurulunda yapılan oylama sırasında ya hayır, ya çekimser oy kullandı veya oylama salonunu terk etti.

Devletlerin bu tutumlarından hareketle şöyle bir soru oluşuyor: Ukrayna’nın Kırım’a hakkındaki dış politika çabaları neden etkisiz olacağı öngörülen bir seyre yönlendiriliyor? Ayrıca Rusya’nın, Türk Konseyindeki varlığını güçlendirmeyi planladığını göz önünde bulundurmamız gerekiyor. Bu nedenle Kırım konusunu savunmak için Çin ve Orta Asya devletlerinin davet edilmesi daha çok bir “Truva Atı” operasyonuna benziyor.


Kapsamlı bir Kırım çözümünün formülü nedir?

Ukraynalı yetkililer, uluslararası ortaklarıyla müzakereler yapıyor. Onlar ise şu aşamada, Kırım ile ilgili yapabilecekleri her şeyi yaptıklarını göstermeliler. Ukrayna, süreci yerinden hareketlendirmek için uluslararası desteğe ihtiyacı olduğunu duyurmalı.

Kırım’ı işgalden kurtarma sürecini uluslararası hukuk, güvenlik gerçekleri ve tarihsel adalet üzerinden değerlendirmek gerekir. Bununla birlikte Kırım sorununun,  Kırım Tatar halkının gündemindeki sorunların çözülmesi ve Kırım Tatar halkının sadece Kırım’da değil tüm Ukrayna’da kapsamlı gelişimi için uygun şartların sağlanması ile bağlantılı olduğunun net olarak anlaşılması gerekiyor. İşte aslında bu, kapsamlı Kırım çözümünün formülüdür.

Esas olarak, Kırım Tatar sorununun görmezden gelinmesi, Rusya’nın Kırım’ı işgal etmesine yol açan koşullar yarattı. Yukarıdaki görüşü uluslararası ortaklarla ulaştırmak için eş merkezli çemberler teorisi kullanılabilir.

İlk önce,  Kırım Özerk Cumhuriyeti ve Sivastopol (Akyar) kentinin statüsüne ilişkin anlaşmaya vararak anayasal düzeyde Kırım’ın Kırım Tatar Özerk Cumhuriyeti olarak tanınması gerekiyor.

İkinci olarak, başta ABD, Kanada, İngiltere, Polonya, Baltık ülkeleri, Türkiye olmak üzere yabancı ortaklarımızı kapsamlı Kırım çözümü sürecine davet edilmesi ve söz konusu sürecin odak noktasının Kırım Tatar halkının geleceği olması gerekiyor. Uluslararası topluma Rus İmparatorluğu’nun, Sovyetler Birliği’nin ve modern Rus yönetiminin, Kırım Tatar halkına karşı soykırım uyguladığını kabul ettirmek gerekiyor.

Son olarak, konu ile ilgilenen diğer uluslararası devlet ve uluslararası kuruluşlar sürece katılmaya davet edilmeli.

Demokrasi, insan hakları, ifade özgürlüğü ve adaletin, sosyal ve politik yaşamın ayrılmaz bir parçası olan devletler bizim müttefiklerimiz.


Kırım Platformunun, kritik altyapı güvenliği sorunları, siber güvenlik, Kırım’ın askerileştirilmesi ve Azak Denizi ile Karadeniz’deki denizciliğin güvenliği, Rusya’nın sadece Karadeniz’de değil aynı zamanda Akdeniz’de dahil olmak üzere daha geniş bir alanda askeri ve stratejik hedeflerine ulaşması için Kırım’ı kullanması, bölgenin ekolojik güvenliği, Ukrayna’nın kendine ait kıta sahanlığındaki kaynaklarını kullanamaması gibi konulara odaklanması gerekiyor. İnsan hakları, organize suçla mücadele, kara para aklama ve yasa dışı uyuşturucu ve silah kaçakçılığı gibi konular da özel dikkat gerektiriyor.

Tüm bu bileşenler, tek bir Kırım Platformu’nun parçası olmalıdır… Ve ancak tüm resmi gördükten sonra bazı hedefler belirlenmelidir ve her yönde ayrı ayrı dikkatle çalışılmalıdır.

Ukrayna potansiyel ortaklarına, Kırım Platformu’na katılımlarının gerçek faydalarını ve Doğu Avrupa, Güney Kafkasya, Azak Denizi, Karadeniz ve Akdeniz bölgelerinde güvenlik alanı oluşumu bağlamında Kırım’ın rolünü anlatarak; bölgedeki güvenlik sorunlarını çözmek için Kırım’ın işgalden kurtarılmasının gerektiğini vurgulamalıdır.

Tüm bunların farkına varılması, Ukrayna’mızın dış politika hedeflerine başarılı bir şekilde ulaşması için gerekli koşulları sağlayacaktır.