Kazan Tatarlarının Sessiz Kahramanı Safa Devletşah (30.09.1926–31.12.2013)

18 Kasım 2019, 15:20
Roza Kurbanrozakurban@qha.com.tr

Safa Devletşah 30 Eylül 1926 tarihinde Haylar’da dünyaya gelmiş ve 1950’li yıllarda ailesiyle birlikte Türkiye’ye göç etmiştir. Safa Devletşah, Ankara Kazan Tatarlarının Kültür ve Yardımlaşma Derneğinin üyesi olup 1975–1976 yılları arasında derneğin başkanlığını yapmıştır. Safa Devletşah ve ailesini kitaplardan değil de bizzat tanıma fırsatına sahip olan şanslı insanlardan birisiyim. Türkiye’ye gelmeden önce, Türkiye’ye göç eden Kazan Tatarlarını Tatar yazar, Stalin devri kurbanı Mehmüt Galeü’nün “Muhacirler” adlı romanından biliyorduk. “Muhacirler” romanının konusu XIX. yüzyıl sonunda Çarlık Rusyası’ndan Türkiye’ye muhacir giden Tatarlar olup, eserin kahramanları Safa ile Sacide’dir. Safa Devletşah ve ailesiyle Türkiye’ye geldiğim ilk yıllarda tanıştım. Ev sahibi “Muhacirler” romanının kahramanının adını taşıyor, eşinin adı da Saadet’ti. Devletşah ailesine misafirliğe gittiğimizde bizi kapıda tatlı dilli, güler yüzlü Saadet Hanım karşıladı. Kendimi kitaptan tanıdığım roman kahramanlarının evinde gibi hissettim. Evin düzeni, kurulan sofradaki Tatar yemekleri, anadilinde yapılan sohbet bana ilaç gibi gelmişti o zaman. Safa ağabey başta olmak üzere Devletşah ailesini yıllar geçtikçe daha iyi tanıdım, tanıdıkça onlara olan saygım ve sevgim daha da arttı. Safa ağabeyin Türkiye Türkçesini karıştırmadan saf Tatarca konuşması beni çok etkilemişti. Zira Türkçe ile Tatarca birbirine yakın diller olduğundan belli bir zamandan sonra insan ister istemez karıştırıyor, ancak Safa Devletşah’ın kelimeleri karıştırmadan konuşmasına hayran kalmamak, şaşırmamak mümkün değildi. Safa ağabeyin anadilinde konuşması onun milletine, diline olan sevgi ve saygıdan kaynaklanmaktadır.

Sakin bir yapıya sahip olan Safa Devletşah, Ankara’daki Kazan Tatarları arasında sayılan ve sevilen birisiydi. Onun öne çıkan ilk özelliği düzgün Tatarca konuşması olsa da, o millettaşları arasında yardımseverliği ve iyilikseverliği ile de tanınmıştır. Tatarlar arasında kime sorarsan sor, mutlaka Safa Devletşah’ın bir yardımı dokunmuştur. Safa ağabey’in aramızdan ayrılışının haberini veren Saide abla vefat haberini verdikten sonra “İlk Türkiye’ye geldiğimizde soba yakmayı bilmiyorduk, Safa Bey öğretti, çok iyi biriydi” dedi.

Mevlana Celaleddin Rumi’nin “Cömertlik ve yardım etmede akarsu gibi ol. Şefkat ve merhamette güneş gibi ol.”, şeklindeki öğütlerini kendine hayat felsefesi yapan Safa Devletşah, tertemiz kalbi, samimiyeti ile akarsu gibi akar, etrafını güneş gibi aydınlatırdı. Hoşsohbet olan Safa Abzıy 7’den 70’e her kesimden insanla büyük küçük demeden iyi anlaşırdı. Bu değerli insan bugün aramızda değildir, ancak yaptıkları işler, insanların kalbinde bıraktığı izler asla unutulmayacaktır.

Anadilde konuşması ile gösterdiği millî duruşu, yardımseverliği, dürüstlüğü ile bizlere her daim örnek oldu Safa Devletşah. O, samimiyet, iyilik, yardımseverlik, millet sevgisi, vefa ve en önemlisi insanlığı bize miras bırakan sessiz bir kahramandır. Safa Devletşah daima kalbimizde yaşayacaktır. Ruhun şah olsun! Rahat uyu, seni asla unutmayacağız!