Tarayıcınız güncel değil

Site Javascript ve Cookies desteği gerektiriyor

Siteden en iyi şekilde yararlanmak için aşağıdaki tarayıcılardan birini indirip kurun:

MENÜ
Follow us
29 Eylül 2021 - 04:08
#
29 Nisan 2021, 22:01

İnsani güvenlik Bağlamında Kırım Tatarları

Prof. Dr. Sezai ÖzçelikÇankırı Karatekin Üniversitesi, Uluslararası İlişkiler Bölümü öğretim üyesi.sezaiozcelik@qha.com.tr

Kırım Tatarlarının durumu, insani güvenlik kavramı çerçevesinde analiz edilebilir. 1994 yılında BM Kalkınma Programı (UNDP) insani güvenliği, korkudan ve muhtaç olmaktan azade olma ve açlık, hastalık ve zulüm gibi kronik tehditlere karşı güvende olma ile iş, ev ve mahalle ortamlarındaki günlük yaşantımızda yaşayabileceğimiz ani ve zararlı gelişmelere karşın korunma olarak tanımlanmıştır. İnsani güvenlik yedi alt güvenlik bağlamında incelenebilir: (1) Ekonomi Güvenliği (yoksul olmama); (2) Gıda Güvenliği (yiyeceğe erişim); (3) Sağlık Güvenliği (Sağlık hizmetlerine erişim ve hastalıklardan korunma); (4) Çevresel güvenlik (çevresel kirlilik ve sorunların yarattığı tehlikelerden korunma); (5) Bireysel Güvenlik (işkence, savaş, suçsal saldırı, aile içi şiddet, uyuşturucu kullanımı, intihar ve hatta trafik kazalarına karşı fiziksel güvenlik); (6) Toplum Güvenliği (Geleneksel kültürlerin ve etnik grupların hayatlarına devam etmesi ve bu grupların fiziksel güvenliği); ve (7) Politik Güvenlik (yurttaşlık ve politik hakları kullanabilme ve siyasi baskıdan uzak ve özgür yaşayabilme).

Kırım’ın işgali sonrası bu yedi güvenlik bağlamında Kırım Tatarlarının durumunu analiz etmek yerinde olacaktır. Ekonomi güvenliği başlığı altında Mart 2020’de Putin imzaladığı başkanlık kararnamesi ile Rus vatandaşı olmayanların mülkiyet haklarını yasaklamıştır. Rus pasaportu almayan Kırım Tatarları ve Ukraynalıların toprak ve ev sahibi olma hakları ellerinden alınmıştır. Rus hükümeti millileştirme ve kamulaştırma adı altında birçok kamu ve özel mallarına zorla el koymuştur. Rus vatandaşı olmayanların iş bulma süreçleri bürokratik süreçlerle zorlaştırıldığı için işverenler Kırım Tatarlarını işe almamaktadır. Ukrayna yanlısı kuruluşlara üye olmak ya da Rus hükümetini eleştirmek işten kovulmak için yeterli sebep olabilmektedir.

Gıda güvenliği bağlamında Kırım Tatarlarının birçoğu düşük gelir düzeyine sahip olduğu için sağlıklı beslenme ve gıdaya ulaşma konusunda sıkıntılar yaşamaktadır. İş bulamayan Kırım Tatarları ücret yerine trampa yani mal ve hizmet değiş tokuşu yaparak gıda ihtiyaçlarını karşılamaktadırlar. Barınma sorunu yanında yol, su, elektrik ve ısınma gibi temel hizmetlere ve sosyal hizmetlere ulaşmakta güçlükler yaşamaktadırlar.

Sağlık güvenliği konusu Kırım Tatarları için Rus vatandaşlığını alıp almamalarına bağlı olduğu için sağlık sigortaları olmadan ucuz ve ulaşılabilir sağlık hizmetleri alamamaktadırlar. Kırım’daki Tatarlar, sağlıklarına kavuşmak için ya Ukrayna’ya seyahat etmekte ya da tanıdık doktorlara başvurmaktadırlar. Kırım’ın işgali sonrası Kremlin yönetiminin su ve kanalizasyon hizmetlerine bütçe ayırmaması ve 2014 yılından beri Ukrayna’nın Kuzey Kırım kanalı üzerinde baraj yapması sonucu Kırım’da çok ciddi su sıkıntısı yaşanmaktadır. Kırım Tatarları arasında çocuk ölüm oranı ve tüberkülozun yüksek olması yanında COVID-19 aşısına erişim konusunda sıkıntı yaşandığı görülmektedir.

Çevresel güvenlik açısından Kırım’daki en önemli sorun, su kıtlığı ve temiz içme suyuna erişimdir. Su tutma havzalarının az olması ve yer altı su kaynaklarının yetersizliği hem tarımsal sulama hem kentlerde temiz suya ulaşım konusunda sorunlara yol açmaktadır. Ukrayna hükümetinin politik ve ekonomik sebeplerden dolayı Kırım’a s sağlayan akarsu ve nehirlerin yarımadaya ulaşımını kesmesi ve iklim değişikliği nedenleriyle su sorunu daha da kötüleşmiştir. Kırım’ın Karadeniz sahillerinde yaşanan deniz kirliliği ile ekosistem tehdit edilmeye başlanmıştır. Ekolojik sorunlar turizm ve balıkçılık gibi Kırım için önemli ekonomik faaliyetleri olumsuz yönde etkilemektedir. Kırım’ın işgal sonrası 2018 yılında Armyansk bölgesinde kimyasal madde üreten fabrikadan sülfürün havaya karışması sonucu ağaçlar, metaller, binalar ve tarım arazileri sülfür ile kaplanması sonucu paslanmıştır.

Bireysel güvenlik Kırım’a dönüş yapan Tatarlarının ilk andan itibaren sistematik olarak hem devlet hem toplum tarafından zulüm, baskı, düşmanlık ve işkenceye maruz kalmıştır. 2014 Kırım işgali sonrası etnik ve dinsel kimliklerinden dolayı Kırım’ı terk etmek zorunda bırakılan ve yerlerinden edilmiş kişiler (IDP) statüsünde olanların Tatarlarının sayısı 30 binleri bulmuştur. Kremlin yönetimini eleştiren ve şiddetsizlik yöntemini kullanarak haklarını savunan Kırım Tatarları yanında Ukrainler de tutuklama, ev aramaları, fiziksel saldırı, cinayet ve insan kaçırmaları şeklinde insan hakları ihlalleri ile karşı karşıya kalmaktadır. Rusya’nın yarımadayı askerileştirmesi ve silahlandırması yanında paramiliter Rus grupların Kırım Tatar evlerine saldırıları, camilere yapılan baskınlar, işkenceler, tutuklamalar, adam kaçırmalar gibi bireysel güvenliği tehdit eden olaylar sık sık yaşanmaktadır. Vatanlarına dönen Kırım Tatarları artık evlerinde, okullarında, camilerinde ve sokaklarda Rus korkusu ve saldırısı olmadan yaşayamamaktadır.

Toplumsal güvenlik altında Kırım Tatarlarının medyada ötekileştirilmesi, dil ve dinlerine yönelik baskılar ve ayrımcı politikalara maruz kalmaları akla gelmelidir. Kırım Tatarları açısından düşmanlaştırma, şeytanlaştırma, ötekileştirme ve önyargılara maruz kalma, Kırım medyası ve ulusal Rus basın yayın organlarında sık sık görülmektedir. Sovyet zamanından kalma hain ve açgözlü Müslümanlar algısının devam ettirilmesi sonucu kültürel ve yapısal şiddet görmektedir. 2014 öncesi dönemde Ukrayna hükümetinin Avrupa Konseyi Bölgesel yada Azınlık Dilleri Avrupa Şartı Sözleşmesi’ne taraf olmasının ardından Kırım Tatar dil ve kültürüne önem verilmiştir. İşgal sonrası Rusya bu Sözleşme’yi onaylamadığı için Kırım Tatar diline yönelik uluslararası koruma ortadan kalkmıştır. Rus Federasyonu kanunlarına göre Kırım Tatarı resmi dil olmasına karşın çok az öğrencinin bu sınıflara katıldığını gerekçe gösteren Rus yönetimi nedeniyle Kırım Tatar çocukları kendi dillerinden eğitimi imkansız hale gelmiştir. İşgalden önce Kırım’da çocukların yüzde 8.3’ü Ukrain ve Kırım Tatar dillerinde eğitim alabilirken bu oran 2016 yılında yüzde 3’e düşmüştür. Kırım Tatar dilinde yayın yapan radyo, televizyon ve gazetelerin faaliyetleri durdurulmuştur.[1] Ukrayna Parlamentosu (Verhovna Rada) 20 Mart 2014’te kabul ettiği kararname ile Kırım Tatar halkını yerli halk olarak tanımasının ardından Ukrayna Anayasası’na bu maddelerin eklenmesi, Kırım Özerk Cumhuriyeti’nin statüsü ve Kırım Tatar diasporasını Ukrayna diasporası ile birleştirerek Ukrayna diaspora kimliği içine alınması gibi kararlar bireysel güvenlik açısından olumlu gelişmeler olmuştur. 2015 yılında Sovyet Soykırımı yani Sürgün Faciası’nın Ukrayna Parlamentosu tarafından soykırım olarak tanınması önemlidir.

Politik güvenlik başlığı altında Kırım Tatarlarının “pripska” denilen kimlik kartlarının olmaması barınma ve iş bulma konusunda zorluklar yaşamalarına yol açmaktadır. Bu kartlara sahip olmayan Kırım Tatarları “ikinci sınıf vatandaş” muamelesi görmüştür. İşgalden önce Kırım Parlamentosu’nda 96 milletvekili arasında sadece 14 Kırım Tatarının olması ana akım politika yapım sürecine Kırım Tatarları katılımının yetersiz olduğunu göstermektedir. İnsan hakları alanında Kırım Tatar halkı işkence, kayıp kişiler ve cinayetler yanında Kırım Tatar Milli Meclisi’nin kapatılması ve tüm faaliyetlerine son verilmesi politik güvenliğe büyük darbe vurmuştur. Mart 2014’ten sonra Kırım yerli halkı Tatarlar için ifade özgürlüğü Kırım Tatar TV kanalı ATR’nin kapatılması yanında Kırım Tatarca yayın yapan Ukrayna TV kanalı UATV’nin de aynı akıbete uğramıştır. Rusya karşıtı ve Ukrayna yanlısı görüş ifade etme fiziksel şiddetten tutuklanmaya kadar bir dizi yaptırıma maruz kalmanıza neden olmaktadır. 2019 yılında Kırım Dayanışması grubundan 24 Kırım Tatarı, evlerine yerleştirilen sözde kanıtlar, işkence ve avukat haklarının ellerinden alınmasının ardından tutuklanmıştır.[2]


[1] Rebecca Edvinsson ve Erica Gillgren, “Human Security and the case of Crimean Tatars: A Comparative Study of Crimean Tatars Security Issues Under Ukrainian and Russian Rule”, Linneuniversitetet, https://www.diva-portal.org/smash/get/diva2:1442302/FULLTEXT01.pdf

[2] Human Rights Watch (HRW), 2019, “Crimean Tatars face unfounded terorism changes”,  https://www.hrw.org/news/2019/07/12/crimean-tatars-face-unfounded-terrorism-charges

Yazarın diğer düşünceleri

Diğer yazarlar