23 Ağustos 2019, 09:44

İki millet, tek devlet

Ahmet Özayaozay@qha.com.ua

Yarın Ukrayna’nın 28. bağımsızlık yıl dönümü. Bu yıl törenlere Cumhurbaşkanı Volodımır Zelenskiy’in, ‘‘Kutlamalar askeri geçit olmadan yapılacak’’ sözü damgasını vurdu. Resmi açıklama bu yönde olsa da, sabah 08.00’de askerler Ukrayna milli marşını okumaya ve törenlerin provasını yapmaya başlıyorlar. Bu coşkulu günde, topraklarının yüzde 12’si işgal, nüfusun yüzde 15’i savaş koşullarında olan bir ülkede ‘askersiz’ bir milli gün olması mümkün de değil.

Bağımsızlık yolunda Ukrayna 28 yılı geride bıraktı. Hali hazırda milli egemenlik bilincinin en yüksek seviyesinde bulunuyor. Kamuoyu araştırmaları halkın yüzde 80’nin bağımsızlık kararına olumlu yaklaştığını orta koyuyor. Yine aynı oranda insan kendisini ‘vatanperver’ olarak nitelendiriyor. Dünya görüşünü ‘vatanperver’ olarak beyan edenlerin oranı Kırım’a sınır  ve Batı Ukrayna bölgelerinde yüzde 85 – 90 oranında. Bu rakkamlar Ukrayna’da vatanperverlerin  yüze 15 oranında arttığını ortaya koyuyor. Rus ve Sovyet imparatorluğundan kopma mücadelesi veren bir halk için önemli bir merhale.

Ana Karaya Kırım Mayası

Ukrayna her geçen gün Avrupa Birliği ile sosyal ve ticari anlamda bütünleşiyor. İlginç olan devlet ve vatan bilincinin artışı ile eş zamanlı, aşırı düşüncelere inananların oranı da düşüyor. Aşırı sağ oylar dış propagandaların tersine yüzde 2’nin altında. Savaş var, terör yok. Müslüman ve Musevi düşmanlığı yerine birlikte yaşam tercih ediliyor. Sayıları iki milyonu aşan Müslümanlar kendi kıyafetleri ile Museviler  de dini kimlikleri ile Ukrayna şehir kültürünün ayrılmaz parçasılar.

Ukrayna toplumunda öz güven artışında Kırım Tatarlarının, Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu’nun ve Rıfat Cubarov Başkanlığındaki Kırım Milli Meclisi’nin izlediği siyasetin rolü çok büyük. Savaş koşullarına rağmen, Türkiye diplomasisi ‘Kırım Türklerini’ bir köprü olarak görmüş. Bunu, dost düşman tüm muhataplarına da anlatmış. Aslında Kırım’ın işgali Ukrayna için bir yeniden doğuş etkisi yaratmış. Yüzlerce yıllık kesintisiz ‘vatan’, ‘millet’ ve ‘devlet’ geleneğinin ürünü olan ‘Kırım Tatar milli bilinci’, Ukrayna’nın ‘vatan’ ve ‘millet’ duygularını devlet kavramıyla mayalamış.

Kırım’ı elinde tutan Rusya baskı ve etnik sindirme siyaseti ile Kırım Tatarlarını bugün için fiziken tutsak almış gibi. Lakin, Kırım Türklerinin özgürlük ve devlet inancı ana karada onlara Ukrayna devlet yapısı ile bütünleşme imkanını sunmuş. Böylece, işgal sonrası yaşanan 5 yıllık süreçte ortaya atılan ‘İki millet tek devlet sözü’ hayalden, gerçeğe dönüşmüş.

Fırsatlar ve Tehditler

İki halkın bütünleşmesi, Ukrayna’ya güvenle bakılmasını sağlıyor. Yaşamın her alanında, meydanlarda, yargıda, siyasette şehirlerde Kırım ve Kırım Tatarları sosyal yapının önemli bir parçası olarak varlığını sürdürüyor. Yarın, Kyiv ‘Bağımsızlık Maidan’ı törenlere ev sahipliği yapacak. Bu kapsamda devlet sanatçısı Jamala ve Kırımlı müzik toplulukları konserler verecek.

Ukrayna’nın milli kimliğine özen gösterme adabından yoksun söylemler bu anlamlı günde de devam ediyor. Dünya gündemine, Fransa’nın Macron’u ile Amerika’nın Trump’ının Rusya yanlısı açıklamaları damgasını vuruyor. Kırım ve Donbass işgalcisi Rusya’ya Avrupa ve dünyanın karar makanizmalarına taşıma konusunda yol açma çabasındalar.

Bu açıklamalar tam da bağımsızlık günü öncesine rastlıyor. Zamanlama açısından bile bir insani incelikten yoksun bu siyasi girişimlerin, Ukrayna toplumunda artık kalıcı bir yankı bulacağını düşünmüyorum.  Çariçe Katerina’nın 1783 Kırım işgali sonrasında Tatarlar ile Kırım’ı terkederek Osmanlı topraklarına yerleimek isteyen Karaylar’a hitaben söylediği ‘Kurda yayladan bir kuzu verirsen, gözünü köye diker’ sözünü anımsatmakta yarar var.

Sadece Rusya’ya yaranma motivasyonu ile yapılan bu açıklamaları bir tarafa bırakarak Ukrayna’nın ‘Bağımsızlık Gününü’ kutluyorum.

Dost ve kardeşlerimizin ülkesi Ukrayna’nın!