13 Nisan 2020, 09:20

Hayata Kast, Pek Kötü veya Onur Kırıcı Davranışın, Genel Boşanma Sebepleriyle İlişkisi

Av. Evren DamyanHukuk Fakültesi Mezunu. Ukrayna'da Yolsuzluk ve Rüşvetle Mücadele alanında yüksek lisans eğitimi almış hukukçu. Ukrayna EkoAvrasya başkanı ve TURKSİD Kurucular Kurulu üyesi, QHA yazarı.evrendamyan@qha.com.tr

Zina, hayata kast, pek kötü veya onur kırıcı davranış, küçük düşürücü suç işleme ve haysiyetsiz hayat sürme, terk ve akıl hastalığı özel boşanma; evlilik birliğinin temelden sarsılması, eşlerin boşanma konusunda anlaşmaları ve ortak hayatın kurulamaması ise genel boşanma sebepleridir.

Hayata kast, pek kötü veya onur kırıcı davranışın gerçekleşmesi ile hakim tarafından evlilik birliğinin çekilmez hale gelip gelmediğinin araştırılması gerekmeksizin, boşanma kararı verilebilecektir bu bir mutlak boşanma sebebidir. Aksi görüşler bulunmasına rağmen, baskın görüş bu yöndedir. Hayata kast; bir eşin, diğer eşin hayatına kastedecek kasıtlı her türlü davranışıdır. Ayırt etme gücü olmayan kişinin eşinin canına kastettiği kural olarak düşünülemez; ayırt etme gücünü bilerek kendisinin ortadan kaldırması halleriyse istisnadır. Pek kötü davranış; eşlerden birinin diğerine uyguladığı, vücut bütünlüğünü, bedensel veya ruhsal sağlığını bozucu ya da tehlikeye düşürücü davranışlardır. Örnek olarak fiziksel şiddet, kovma, tüfek doğrultma, zorla çocuk aldırtma gibi olgular gösterilebilir. Burada da kasıt ve ayırt etme gücü bulunmalıdır. Onur kırıcı davranış; eşin diğerinin onurunu, şerefini, haysiyetini kırıcı ve saldırıcı nitelikteki söz, davranışlarıdır.

Aile hukuku reformuyla Mehaz İsviçre Medeni Kanunu’nda uygulamadaki değişiklikler dikkate alınarak özel boşanma sebepleri kaldırılmış, sadece genel boşanma sebepleri düzenlenmiştir. Kusurun tamamıyla bir eşe yüklenmesinin zorluğu nedeniyle ilk kusuru gerçekleştirenin belirlenmesinin zorluğu, hakimlerin bazen özel hayata karışmaktan çekinmeleri, yıllar süren ayrılıklarda delil toplamanın zorluğu, kusuru ispatlamanın nefreti arttırması gibi nedenlerle kusur tamamen kaldırılmıştır. İstatistiklerde, uygulamada genel boşanma sebebi olan evlilik birliğinin sarsılması davalarıyla karşılaştırıldığında özel boşanma sebeplerine ilişkin davaların, takriben %1 oranında yolduğu görülmüştür. Türkiye’de de bu oranın, yüzde 90’ın üzerinde olduğu belirlenmiştir. Ezcümle eşler, boşanmada özel sebepleri tercih etmemektedir.

Ayrıca mahkemenin HMK gereği taleple bağlılığı ve özel sebeplerle açılan boşanma davasında genel sebepleri değerlendiremeyeceğinden uygulamada, genel sebeplere başvurulduğu görülmektedir. Genel sebeplerde olgular kanunda sayılmadığından toplumsal çevre, sosyo-ekonomik durum değerlendirildiğinden ve hakime takdir yetkisi tanındığından genel sebepler tercih edilmektedir. Genel sebeple açılan davalarda, tüm vakıalar değerlendirilebildiğinden usul ekonomisi açısından da özel sebeplerin kaldırılması, davaları hızlandırabilecektir.

Özel boşanma sebeplerinde genellikle hak düşürücü süre belirlendiğinden, sürenin geçirilmesi ile dava hakkı ortadan kalkacaktır. Bu süreler geçirildikten sonra ilgili sebeplerin şiddetli geçimsizliğe neden olduğu gerekçesiyle genel sebeplerle boşanma mümkündür.

Mehaz İsviçre Medeni Kanunu’nda değişiklikten önce özel boşanma sebeplerinde, evliliğin sarsılması koşulunun aranmaması baskın görüşüne rağmen Federal Mahkeme zinanın dışında bu koşulu aramış, mutlak sebepleri de nisbi sebebe dönüştürmüştür. Böylece genel sebepler, özel sebepleri tamamen kapsamış olduğundan, özel sebepler fiilen uygulanamamaktadır.

Bu sebeplerle hayata kast, pek kötü veya onur kırıcı davranışın ve dolayısıyla içinde bulunduğu özel sebeplerin kanundan çıkarılarak kanun, maddi hayata uygun hale getirilmelidir.