02 Eylül 2019, 12:38

Eski Kurbanlar Yeni Korkular

Ahmet Özayaozay@aol.com

Bazı konuları zamanında yazmamak konuların olgunlaşması açısından faydalı oluyor. Son bir haftayı ele alalım. Ağustos’un son haftası irili ufaklı akılda kalacak bir çok değişikliğe ev sahipliği yaptı.

Bu hafta, II. Dünya Savaşı’nın başlangıcının 80. yıl dönümünü idrak ediyoruz. Hitler – Stalin Anlaşması olarak da ifade edilen sürecin dünya milletlerinde yarattığı yıkım hala hafızalarda.

Sadece hafızalarda mı?

Bir çok halk kitlesi hala bu yıkımın pençesinden kurtulabilmiş değil. Uzağa gitmeyelim. Dünya savaşı süreci ile başlayan ve süreklilik arz eden vahşetin en büyük kurbanlarından biri Kırım. Savaşa taraf olan Almanya ve Sovyetler Birliğinin varisi Rusya, Kırım Tatarlarının varlığına mal olan bu yıkımın hesabını halen verememiş. Bütün ülkeler savaş sonrası birbiriyle anlaşma yapmış. Tazminatlar ödemiş. Barış çubukları yakmış. Lakin evlerini, köylerini, ana baba ve kardeşlerini yitiren Kırım Tatarları daha vahşetin birinden kurtulmadan, ikincisini kapılarının önünde bulmuşlar.

80 yıl geçmiş. Bırakın dirilerin birbirlerine kavuşma hayallerini cenazeler ve kabristanlar bile birbirine hasret.

Avrupa geçmişin yaralarını saramamışken, insanlık yeni maceralara yelken açmak için sabırsızlanıyor.

En muhteris insan kitleleri ise maalesef “tok ülkelerin” insanları tarafından temsil ediliyor.

Alman Cumhurbaşkanı Hans Walter Steinmeier saldırının başladığı Polonya’nın Wieluń şehrinde II. Dünya Savaşı kurbanlarını anma törenine katıldı. Polonya’ya Alman saldırısını bir “savaş suçu” olarak nitelendiren Alman Cumhurbaşkanı, “Almanya bu suçu asla unutmayacak. Bizi bağışlayın” dedi. Erdemli bir davranış sergiledi. Devlet adamı gibi davrandı.

YENİ TEHDİTLER

Aynı gün Polonya’dan bir kaç yüz kilometre uzaklıkta, Almanya’nın bu erdemli tutumu ile çelişen tarihi bir seçim sonucu kaydedildi.

Doğu Almanya eyaletleri Saksonya ve Brandenburg’ta eyalet parlamentosu seçimleri yapıldı. Seçimlerden zaferle ayrılan aşırı sağcı, ırkçı parti “AfD” ana muhalefet partisi konumuna geldi. Avrupa metropollerinin tok küskünleri, hayallerini yeniden tarihin karanlık kabuslarından yaratma macerasına girdi. Sıradan vatandaşı korkularla tutsak alan AfD Partisi Saksonya’nın Başkenti Dresden’de başlayan PEGIDA hareketinin devamı. Bu arada PEGIDA içerisinde Rusya’nın eli olduğunu anımsatalım.

“HAYSİYET YÜRÜYÜŞÜ”

Avrupa’nın en geç bağımsız ülkelerinden Ukrayna 28. Bağımsızlık Bayramı’nın yıl dönümünü eşsiz bir halk yürüyüşü ile kutladı. Yayılmacı politikalar nedeniyle büyük bedeller ödemiş bu ülkenin insanları bağımsızlığın teminatı olan bir milli bayrama imza attı.  Batı’nın kuruntularının esiri olmuş metropollerine Ukrayna’ya yönelik baskılara “Haysiyet Yürüyüşü”  adı verilen bir anma programında erdemle cevap verdi. Evlatlarını, eşlerini kardeşlerini ve silah arkadaşlarını yayılmacılığa kurban vermiş on binler, yüz binler Kıyiv’in en büyük bulvarlarında bir araya geldi. Milli mücadeleye katılarak elini, kolunu, bacağını yitirmiş evlatlarının huzurunda yaşlı gözlerle diz çöktü. Ömrümde yaşadığım en duygu dolu günlerden biriydi.  Ben de onlarla ağladım.

Batı emperyalizminin fantezileri uğruna ülkemizde canını, evladını yitirmiş anneler, bacılar anısına ağladım. Gözümün önüne Bağdat Caddesinin fener alayları geldi. Keşke böylesi bir Haysiyet Yürüyüşü, bizim ülkemizde şehitlerimizin aziz hatırasına gerçekleşebilseydi diye düşündüm.

ZAFER HAFTASI

Şükür, imdadımıza “Zaferler Haftası” olan 30 Ağustos yetişti. Ülkemizin bağımsızlığı uğruna yaşamlarını feda eden şehitlerimizin aziz hatırası bize  Kıyiv’de coşkulu bir “Zafer Bayramı” yaşattı. Kıyiv Büyükelçiliğinin ev sahipliğinde toplumun çeşitli kesimlerinden konuklara, diplomatik ve askeri misyon temsilcilerine örnek bir ev sahipliği yapıldı.  Büyükelçi Ahmet Yağmur Güldere’yi kutluyoruz. Bu vesileyle bir kez daha Zafer Bayramınız hayırlı olsun.

Eş zamanlı olarak yaşadığımız Ukrayna Meclisinin açılışı ve yeni bakanlar kurulunun tesisini ise detayları ile ele alacağız. Hiç kuşkunuz olmasın. İyi haftalar!