Doğumunun 130. yılında Prof.Dr. Abdülkadir İnan

05 Kasım 2019, 11:00
Roza Kurbanrozakurban@qha.com.tr

Ömrünü Türk Kültürüne, Türk Kültür Tarihine adamış olan Abdulkadir İnan’ı ilk olarak yakın arkadaşı, ülküdaşı, sırdaşı Başkurt Türklerinin efsane ismi Zeki Velidi Togan’ın “Hatıralar” adlı kitabından tanımıştım. Hatıralarda Abdülkadir İnan’ın adı Fethülkadir Süleyman, takma adı ise Tuqan olarak geçmektedir. Ancak önemli olan şu ki, Zeki Velidi, Abdülkadir İnan’ın adı nasıl geçerse geçsin her yerde ön ad olarak “arkadaşım” sözcüğünü eklemiştir. 1917 yılında Togan’ın siyasete atıldığı yıllarda başlayan bu arkadaşlık bir ömür boyu sürmüştür.

Gerçek arkadaşlıklar samimiyet, güven ve fedakârlık üzerine kurulur. Durum böyle olunca hiç kimsenin yıkamadığı bir beraberlik, bir dostluk oluşur. Zeki Velidi Togan ve Abdülkadir İnan ömürlerinin sonuna kadar arkadaş kalmış, hatta daha da ötesi gurbette bir birlerine kardeş olmuşlardır. Amerikalı filozof, fizikçi ve devlet adamı Benjamin Franklin’in “Kardeş dost olmayabilir, ama dost her zaman kardeştir” sözleri bu iki arkadaş için yazılmış sanki. Bugünlerde Zeki Velidi Togan’ın oğlu Sübidey Togan ve Abdülkadir İnan’ın oğlu M.Yaşar İnan “biz amca çocuklarıyız” diyerek “kardeşlik” bağlarını doğrulamaktadır.

TÜRK KÜLTÜR TARİHİNE ADANMIŞ BİR ÖMÜR: PROF. DR. ABDÜLKADİR İNAN

29 Kasım 1889 yılında Çilebe bölgesinin Şakay köyünde dünyaya gelen Abdülkadir İnan Başkurt Türklerinin Ulu Kıtay boyunun Kazbüre (Kazkurt) koluna mensuptur. Abdülkadir İnan 1925 yılında Türkiye’ye gelmiş ve kalan ömrünü burada geçirmiştir. İnan, Türkiye’de Türkiyat Enstitüsü’nde Prof. Dr. Fuat Köprülü ile birlikte çalışmalar yapmış, Atatürk’ün çevresine girmiş, Türk Dil Kurumu,  Ankara D.T.C. Fakültesi ve Türk Kültürü Araştırmaları Enstitüsü’nde görev almıştır. Kabiliyetinin yanı sıra çalışkanlığı ile ön plana çıkan Abdülkadir İnan, ömrünün sondan bir önceki gününü dahi Türk Kültürü’nde çalışarak geçirmiştir. Yaşanmışlıklar, İnan’a hayat tecrübesi dışında olgunluk da kazandırmıştır. Hayatından asla şikâyet etmeyen, varla yetinen Abdülkadir İnan, bir hoca olarak öğrencilerine son derece merhametli ve hoşgörülü davranmıştır. Daha çok halk edebiyatı, folklor, halk gelenek ve görenekleri üzerinde çalışmalar yapan Abdulkadir İnan Türklerin dinlerine dair incelemelerde bulunmuş ve “Eski Türk Dinî Tarihi” (Şamanlık) adlı eser ortaya koymuştur. Söz konusu kitap bugün de bu alanda yapılan çalışmaların ön sıralarında yer almaktadır.

Sovyetler döneminde adları dahi yasaklanan insanlar arasında yer alan Abdülkadir İnan geç de olsa vatanına ve milletine eserleri ile geri dönebilmiştir. Başkurdistan’da Rusya Bilimler Akademisinin Ufa Federal Araştırma Merkezi bünyesinde bulunan Dil, Tarih ve Edebiyat Enstitüsü tarafından 1996 yılında yayımlanan “Abdülkadir İnan. Bibliyografi” kitabı Abdülkadir İnan’ın adının dönüşünün bir başlangıcı olmuştur.  

Abdülkadir İnan, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu ulu önder Mustafa Kemal Atatürk’ün takdirini ve dostluğunu kazanan nadir insanlardan birisidir. Atatürk ile çalıştığı yıllar ile ilgili “Atatürk Devrine Ait Hatıralar” başlıklı yazısı 1964 yılında “Türk Kültürü” dergisinde bir makale olarak basılmış, sonradan genişletip kitap haline getirdiği anıları henüz yayımlanmamıştır.

Çocukluğundan beri Türklük ile meşgul olan Abdülkadir İnan, tüm ömrünü Türklüğe adamış ve son nefesine kadar bu uğurda çalışmıştır. Ruhu şad, mekânı Cennet olsun!