04 Temmuz 2019, 18:39

Biz de Ortadoğu uzmanı çoktur ama?

Güngör Yavuzarslangyavuzarslan@qha.com.tr

Münbiç’ten Irak sınırına kadar bir alanda bulunan terör yapısı SDG(PKK-YPG) sözde yönetimi, “Şam ile müzakerelere hazırız. Şam Rejimi’nden özerk bir bölge talep ediyoruz.” açıklamasının ardından, BM ile sözde kuzey federatif yönetimi olarak çocuk militanların iadesi için protokol imzaladı. Örgüt adına Öcalan’ın manevi evladı Ferhat Abdi Şahin veya Mazlum Kobani kod adlı Şahin Cilo (1967, Afrin) imzayı attı.

Örgüt olası yeni Suriye anayasasında ve uluslararası alanda meşru olarak kendilerinin tanımlanmasını ve kabul görmesini talep ediyor.

Tıpkı 2003 sonrası Irak’ın kuzeyinde yaşanan gelişmelerin ardından 2005’te yazılan yeni Irak anayasasında, Irak’ın kuzeyindeki yeni yapı, Kürt Bölgesi olarak ortaya çıktı. Süreçle, Irak Kürt Bölgesel Yönetimi, Bağdat’ın “Anayasaya aykırı ve yok hükmündedir” dediği sözde bağımsızlık referandum Eylül 2017 gerçekleştirildi.

ABD şimdi benzer senaryoyu Suriye’nin kuzeyinde yürütüyor. ABD masaya bitmeyen takvimleri sürekli koyuyor. ABD Türkiye sınırına kurduğu ve devamını da planladığı gözlem noktalarına PKK/YPG’liler çoktan yerleştirdi. Alanda bulunan ABD unsurları rutin devriyeleri ile şimdiden sözde yapının sınırlarını çizmiş durumdalar. Bu hafta içinde Irak’tan Suriye’ye yeni silah sevkiyatı da yaptı.

Türkiye’yi Suriye’nin kuzeyinde oyalayan ABD, “Eğit-Donat”, “Menbiç Mutabakatı”, “Gözlem Noktaları” ‘’S-400, F 35’’oyalama süreçleriyle Suriye’de tankı, füzesi olan sayısı 35 bin ile 50 bin arası ifade edilen bir terör ordusu kurdu.

Türkiye, Fırat Kalkanı operasyonuyla IŞİD ve YPG ile değil, ABD ve Rusya’nın Suriye politikası ile savaştı ve mücadele halen devam ediyor. Mart 2011 Suriye’de özgürlük isteği başlayan olaylarda 6 ay silah kullanılmadı. 15 Mart 2011 tarihine bir bakalım. Rejime karşı protestolar, Suriye’nin büyük şehirleri gibi Dera’da da rejim karşıtı gösteriler düzenlendi. Peki, ilk kıvılcım nasıldı? Dera’da bir duvara rejim karşıtı grafiti yapan birkaç gencin, polisler tarafından derhal tutuklanması ile binlerce kişi Haseke, Dera, Deyrizor, Halep, Humus ve Hama’da sokaklara dökülerek rejim karşıtı protestoların başladı. Ve sonrasında altıncı ayda silahlar konuştu. Suriye’nin pek çok yerinde olaylar daha da büyüyerek ufak çaplı çatışmalar yerini savaşa bıraktı.

“GÖZÜMÜZÜN ÖNÜNDE GERÇEK BİR SAVAŞ VAR”

Ülke dışından gelen militanlar, rejime destek için gelen Hizbullah, 2014 yılında sahneye IŞID çıktı. MİT tırlarının Adana’da durdurulması, 22 Şubat 2015’te operasyonla taşınan Süleyman Şah türbesi vakası, Kobani olayları, 2015 Eylül ayında Rusya’nın askeri güç olarak Suriye’ye gelmesi, Türkmen Dağı’nda yaşanan çatışmalar, Türkiye’nin Rus jetini düşürmesi, Cenevre turları, Münih görüşmeleri…Gözümüzün önünde gerçek bir savaş var. Aylan bebek fotoğrafından Ümran bebek karesine binlerce insan karesi. 500 bin üzerinde ölüm, 375 bini aşan yaralı, 350 bin kayıp liste ve rakamlar sürekli artıyor ve farklı veriliyor. Ve 26 Ağustos 2016 başlayan Fırat Kalkanı Harekatı ve 20 Ocak 2018’de Türk Silahlı Kuvvetleri ve Özgür Suriye Ordusu grupları tarafından Suriye’nin Halep ilinin Afrin ilçesi ile Azez ilçesine bağlı Tel Rıf’at kentine yönelik başlattığı Zeytin Dalı Harekatı. Fırat Kalkanı harekatında TSK-ÖSO’nun, Münbiç’e girmesini Sacur Çayında ABD unsurları engelledi. Rusya hem Fırat Kalkanı hem de Zeytin Dalı Harekatı’nda Arema ve Tel Rıfat hattında ilerleyişe izin vermedi.

Bir gazeteci olarak bir çok kez Irak ve Suriye’de bulundum. Özellikle Halep bölgesini inceleme imkanım oldu. Başta Filistin meselesini en fazla hisseden ülke Suriye’dir. 2 milyon Filistinli mülteciye yıllarca ev sahipliği yapıyor bu ülke. Ortadoğu ülkeleri 1991 de SSCB dağılması ile değişen dengelere ayak uyduramadılar. 25 yılda dünya değişti. Bu gecikmeden dolayı Batılı güçlerin proje operasyon bölgesi oldu.

“ORADA TÜRKMENLER VAR”

Suriye anlatırken yıllarca PKK’nın başı Apo ya ev sahipliği yapmasını ve Bekaa kampını unutmamak lazım. Biz Ortadoğu’yla ne yazık ki savaşlarla ilgi göstermeye başladık. Birinci Körfez Savaşı ile Irak’ı keşfettik, Arap Baharı ile Suriye diğerleri. Hep Filistin meselesi ile çalıştık ev ödevimizi. Kudüs’e elbette özgürlük ya diğer dikta altındaki ezilen halklar. Ya da sihirli kelime: “Orada Türkmenler Var”

Türkiye’nin milli bir Ortadoğu siyaseti olamadı. Süreklilik gösteren bir Türkmen yaklaşımı olmadı. Aynı sorunu Türk Cumhuriyetleri politikasında da gördük. Suriye özelinde açık kapı siyaseti ile 3 milyon insana ev sahipliği yapmamızla övünmenin yanında binlerce terör yapılanması içinde insanın sınırlarımıza geldiğini unutuverdik. Diriliş dizisi ve Dombıra müziği eşliğinde mehteran edasıyla, Ortadoğu’da dolaşan biz, Süleyman Şah’ın torunları, gerçekçilikten çok uzağız. 15 Temmuz’u milad olarak alırsak içindeki irinleri ayıklayabilen yeni devlet yapısı, Süleyman Şah Türbesini mukim yerine tekrar koyabilecek mi? Şunu da herkes bilsin; artık bölgede İsrail’e kardeş yeni bir sözde Kürt devletinin Irak ayağından sonra Suriye ayağı tamamlanıyor. Evet bu bir oyun.Ve üst akıl, “ölen masum insanlara celladınla yaşa” diyor. Ve orada yaşayanların adı Suriyeliden öte “İnsan…”