Tarayıcınız güncel değil

Site Javascript ve Cookies desteği gerektiriyor

Siteden en iyi şekilde yararlanmak için aşağıdaki tarayıcılardan birini indirip kurun:

MENÜ
Follow us
29 Eylül 2021 - 05:11
#
18 Mayıs 2021, 00:04

Bir şehidin anatomisi

Dr. E. Alb. Yaşar ErtürkEmekli Albay, Türkiye Cumhuriyeti Tarihi alanında Master ve Doktora yaptı. Üniversitelerde Yrdc. Doç ünvanıyla çalıştı. Yayınlanmış kitapları ve makaleleri mevcut. POLONIA MAIOR ORIENTALIS Dergisi Bilim Kurulu üyesidir. Almanca bilmektedir.y.erturk.65@gmail.com

Beş yıl önce bir sonbahar akşamı İstanbul/Mecidiyeköy’de yurtdışından talep edilen bir tekstil siparişi için Firması olan Mukaddes şehidimiz Müslim Toprak’ın ablası ile buluştuk. Biz talep edilen siparişi anlattık, o bize , “Bu işin olmayacağını” söyledi. Benim tekstilde hiçbir deneyimin olmadığını hemen anlamıştı. “Beyefendi siz bildiniz işi yapın” dedi. Şaşırdım, bunu söyleyen neredeyse benim kızım yaşında genç bir kadındı. İlgimi çekti ve “Nerelisiniz?” dedim. Diyarbakır-Bismil deyince şaşkınlığın daha da arttı. Ben bir şey demeden kendisi; “Beni göçmenlere benzetirler ama değilim, ben Kürdüm ve en sevdiğim sanatçı Ciwan Haco” dedi.

O gün tekstil konusunu tamamen kapattığımız için o da bana; “Siz emekli albaysınız, benim kardeşim, en küçüğümüz, ailemizin maskotu, şu an askerde ve askerde kalmak istiyor, ne dersiniz?” ben de açık fikrimi saklamadan söyledim; “Kardeşinizin yapabileceği başka bir iş var mı?” cevaben “Tabi ki var, benim veya ağabeylerimin yanın da çalışabilir, ekonomik bir sorunumuz yok” dedi. “O halde sizin yanınızda çalışsın” dedim. Ve o akşam ilk kez Ciwan Haco’yu dinledim, bu sesi daha önce neden dinlememişim diyerek iç geçirdim.

Sanırım bu sohbetin üzerinden iki yıl geçmişti, bir gün telefonum çaldı, baktım, arayan tekstilci hanımefendi, açıkçası şaşırdım, çünkü bir daha görüşmemiş ve konuşmamıştık, hal hatır faslından sonra, kardeşi Müslim’in ailenin tüm ısrarlarına rağmen “sözleşmeli er olarak” orduya başvurduğunu, kendisini bu kararından vazgeçirmek için ikna etmemi rica etti ve Kahraman şehidimizin telefon numarasını verdi. Konuştum, benim ikna cümlelerime karşılık, “Yüreğindeki vatan sevdasını” yüzüme çarpa çarpa ifade edince, kendimden utandım. “Peki yiğidim, Allah yolunu açık etsin, bana ihtiyacın olursa her daim yanında olacağım” dedim. “Sizi referans olarak yazabilir miyim?” dedi, sadece “şeref” duyarım diyebildim.

Diyarbakır-Bismil’den İstanbul’a göçmüş ve erken yaşta babalarını kaybeden 9 çocuklu alinin en küçüğüydü Müslim, annesi ile beraber ablası annelik yapmış, baba olmadığı halde, İngilizce öğrenmiş, her türlü çirkinlikten uzak durmuş, kendisini eğitmiş, Kuran okumayı da öğrenerek, yaşıtlarının aksine evi, işi ve cami arasında bir hayat üçgeni kurmuştu. Ve üçgene en sevdiği işi dahil ederek, sözleşmeli er olarak orduya katıldı.

Kaderinizden kaçamazsınız çünkü o zaten yazılmıştır.

30 Nisan’da TSK’nin Kuzey Irak’a yaptığı Pençe operasyonunda, bir şafak vakti helikopterden indirme yapılırken, kutsal şehidim düşmüş ve al kanını bu vatana feda etmiştir. Koca yürekli aslan yiğidim, henüz 25 yaşında, yaşıtları bilgisayar konsolunda oyun oynarken, “o vatan demiş”, “bölünmez bütünlüğümüz demiş” “cansa can, kansa kan demiş.”

Facebook sayfasına baktım, her fotoğraf karesinde yanın da “Al yıldızlı kızıl bayrak” var. Eminim bir sevgilisi yoktu, çünkü onun tek sevgili “Türkiyemdi”

Bakmaya devam ettim fotoğraflara, kışla mescidinde cemaatte namaz kıldırıyor, henüz 25 yaşında yiğidim, komutanları ve arkadaşları saf saf olmuş ardında.

Her fotoğraf karesi yüreğimi daha da daralttı, üniforma ne de yakışmış sana, duruşunla nasıl da güven vermişsin, tebessümün ile de kalbindeki merhamet yüzüne yansımış.

Seni yetiştiren o cennetlik annenin ve ablanın ellerini bir kez değil bin kez öpsek de, Mehmet Akif’in dediği gibi “Yinede bir şey yapabildim diyemem hatırana”

Bağrımızı yaktın be yiğidim, seni ve al bayrağa sarılmış şehitlerimizi unutmayacağız.

Eminim cennet mekandan bizleri görüyorsunuz. Bakın nefes alıyoruz sizin sayenizde.

Yazarın diğer düşünceleri

Diğer yazarlar