23 Mart 2020, 14:33

2020 Anayasa Referandumu Tatarcanın Ölümü mü?

Sezai ÖzçelikÇankırı Karetekin Üniversitesi, Uluslararası İlişkiler Bölümünde Doçent ünvanına sahip öğretim üyesidir.sezaiozcelik@qha.com.tr

Ocak ayında Rusya iç politikası gündemine giren Anayasa değişikliği bundan önceki yazımızda belirttiğimiz gibi sadece Putin’e 2036 yılına kadar iktidarda kalma olanağı sunmuyor. 2013 yılındaki anti-gay propoganda yasasında getirilen geleneksel olmayan cinsel ilişkileri, Anayasa değişikliği ile tamamen yasaklamak yanında “geleneksel değerler”in devlet politikası ile korunması yönünde hükümleri de içermekte. Bu geleneksel değerleri büyük ihtimalle çok-etnik, çok-dilli, çok-kültürlü ve çok-değerli yapıya sahip Rusya Federasyonu’nda “Rus değerleri” ve “Ortodoks değerleri” olarak algılamak gerekiyor. Bu madde Rusya içinde bulunan başta Müslümanlar olmak üzere birçok etnik grubun haklarının geriye gitmesine yol açacaktır. Bir başka Anayasa değişikliği maddesinde ise çocukların ruhsal ve ahlaki gelişimine yardımcı olacak koşulların yaratılması ve çocuklara vatanseverliğin öğretilmesinin devletin görevi olduğu belirtilmektedir. Bu madde, çocukları korumak adına Rusya’daki etnik grupların çocuklarının aslında Ortodoks ve Rus odaklı ruhsal ve ahlaki gelişime yöneltilmelerine yol açacaktır.

Belki bu Anayasa değişikliği önerilerinden Kırım Tatarlarını en çok ilgilendiren, “tarihi gerçeklerin korunması” maddesidir. Bu öneriye göre II. Dünya Savaşı’nda Kızıl Ordu’nun yaptığı eylemlerin eleştirilmesi, reddedilmesi ve “askeri zafer” sembollerine saygısızlık yapılması suç sayılıyor. Bu yasaya göre, 18 Mayıs 1944 tarihinde Kırım Tatarlarının maruz kaldığı Sovyet Soykırımı yani Sürgün Faciası’nın dile getirilmesi bile suç sayılacaktır. Benim gibi bu konuda Türkçe ve İngilizce bilimsel makalelerimde Sürgün’den Sovyet Soykırımı olarak söz edenler Rusya’ya ayak basmaları halinde bu değişiklik referandumda “evet” alırsa yargılanması mümkün olacak.

Bir diğer öneri ise vatandaşlar, toplum ve devletin internet güvenliğinin Rusya federal hükûmetinin güvencesi altında olacağının belirtilmesi. Buz dağının görülen yüzünde internet güvenliği herkesin alkışlaması gereken bir durum. Fakat durum Moskova yönetimi altında olunca her şey değişiyor. Rus Duma’sının kabul ettiği bir dizi kanun, yetkililerin internet ortamındaki içerikleri doğrudan sansürleme yetkisi veriyor. Hatta hiçbir neden göstermeden Rusya’nın WWW sanal alemiyle bağlantısını kesme gücünü de ellerinde bulundurabiliyorlar. İnternet kullanıcılarının bilgileri, internet hareketleri ve iletişimleri hakkında güvenlik güçlerine kolayca erişim olanağı da bulunmakta.

Kırım’da yaşayan Kırım Tatar soydaşlarımızın yanında Rusya Federasyonu’ndaki Türk ve Müslüman birçok etnik grubun yaşamını zorlaştıracak bir diğer öneri, Rus dili ile ilgili. Rusça devlet dili olarak kalıyor fakat “devletin kurucu halkının dili” olarak özel bir konuma getiriliyor. İki yıl önce Rusya Parlamentosu Duma, iki yıl önce birden fazla etnik grubun bulunduğu özerk cumhuriyetler ve bölgelerde iki ya da daha fazla resmi ya da devlet dilinin olmasını yürürlükten kaldırdı. Rus dilinin “devletin kurucu halkının dili” olarak kabul edilmesi etnik azınlıkların dillerinde eğitimin önünün kapatılmasına yol açacaktır. Rusya’da kuzenlerimizin olduğu Tataristan Cumhuriyeti’nde son iki ayda konuşulan en önemli konu, azınlık dil haklarının askıya alınması olasılığının ortaya çıkmasına verilen tepkiler.

Batı basınında Putin’in Ebedi Lider olması dışında bu Anayasa değişikliği konusunda en çok Rusya için Tanrı’nın dolayısıyla Rus Ortodoks Kilisesi’nin rolü ile GLBT hakları konularına vurgu yapılmakta. Rus nüfusunun belki de çok küçük kısmını oluşturan GLBT haklarının Batı basınında yer alması yerine toplam nüfusun yüzde % 6.5 yani 9 milyon 400 binini oluşturan Müslümanlar için en önemli iki unsur olan Rusya Anayasası’nda din ve dilin ağırlığının Rus Ortodoks Kilisesi ve Rusça dili lehine değişmesinin, insan hakları ve azınlık hakları açısından daha büyük sorun yaratacağının görülmesi gerekmektedir.

Rusça dışında başka bir dilin öğrenilmesi ve öğretilmesinin yasaklanması Tataristan gibi özerk cumhuriyetler açısından yüksek bir olasılık. Bu durumla başa çıkmak için Tataristan politikacılarının yapabildikleri tek şey, ana dilde eğitimin Putin’in kişisel kontrolü altına alınması. Rusya’da Anayasa değişikliğinin 22 Nisan’da yapılmasının manidar olduğunu belirtmiştim; Lenin’in doğum günü. Sovyet dil politikasının mimarı olan “dillerin ve hakların tam eşitliği” şeklinde özetlenecek olan Lenin’in milletler politikasından geriye gidiş olacak olan “ana dilde eğitimin Rusya’da rafa kaldırılması” gerçekleşecek gibi gözükmektedir. Bir anlamda Lenin’in doğum gününde Rusya’da ana dilde eğitim yapan tüm azınlıklara bir gözdağı verilmektedir. “Yeni Çar” Putin’nin iktidarını sağlamlaştıracak olan Anayasa değişikliği ile Sürgün sonrası dönemde Kırım Tatarca yayınlanan tek gazete olan Lenin Bayrağı’nın da aslında dalgalandığı gönderden indirildiğini de görmüş olacağız 22 Nisan’da. II. Dünya Savaşı’nda sadece Ruslar değil milyonlarca Türk ve Müslüman Kızıl Ordu saflarında savaşmalarına karşın “devleti kuran ulus” tanımlaması dışında kalmaktadır. Ayrıca Tatarcanın ve Kırım Tatarcasının ölü diller grubuna girmesini önü açılmış olacaktır.

Corona pandemisi ile boğuşan dünyanın gündemine Rusya’da ana dil hakkının elden gittiğine dair çok cılız sesler çıkmaktadır. Bu küresel konjonktürde Kırım Tatarlarının milli benliklerinin en önemli unsuru olan Kırım Tatarcasının yasaklanmasına yol açacak bu uygulamanın başta Ukrayna olmak üzere tüm Kırım Tatar diasporası tarafından sürekli gündeme getirilmesi yerinde olacaktır. Putin’in hayatının sonuna kadar Rusya’nın Ebedi Lideri yapacak olan 22 Nisan referandumu aynı zamanda Rusçayı tek dil, Ortodoksluğu tek din ve Rusları tek millet yapacak gözükmektedir.