"Su kıtlığı nedeniyle Kırım'daki topraklar bozuluyor onları yeniden kazanmak onlarca yıl sürer"

15 Nisan 2020, 18:32

İşgal edilen Kırım’da son yıllar kurak geçiyor. Kuzey Kırım Kanalından yarımadaya su verilmediği için bu kuraklığın sonuçları Kırım için daha da feci hale geliyor. Uzmanların tahminlerine göre, önümüzdeki yıllarda iklim kurak bölgeler için elverişli hale gelmeyecek.

SU TEMİNİ KONUSUNDA KALICI OLAĞANÜSTÜ HAL

İşgalci yönetimin su sorunuyla başa çıkma yöntemleri arasında; her yıl yağmur ve kar yağışını umut etmek, dağ nehirlerinin akışını değiştirmek ve su seven bitkilerin ekiminden vazgeçmek, hatta en kurak bölgelerde tamamen tarımdan vazgeçmek gibi seçenekler bulunuyor. Ayrıca işgalci yönetimin kullandığı en radikal yöntem, su temini konusunda olağanüstü hal ilan etmek.

Kırım’da su yetersizliği nedeniyle “olağanüstü halin” ilan edilmesi artık alışılmış bir hal aldı. 2018 yılının yazında olağanüstü hal, haziran ayından itibaren uygulanmaya başlamıştı. 2019 yılında insanlar su yetersizliğinden şikayet etse de işgalci yönetim, olağanüstü hal ilan etmemişti. 2019 yılının sonbahar aylarında ise 2020 yılının da kurak geçeceği belli olmaya başlamıştı. Sonbaharda Kırımlılar kuyudaki su seviyesinin çok düşük olduğunu ve su barajlarına gelen suyun bir önceki yıla göre yaklaşık beş kat azaldığını söylemeye başlamıştı. Kasım ayında kışın karlı ve ilkbaharın yağışlı geçeceği konusundaki umutlar hala dile getiriliyordu. 

Ancak geçtiğimiz kış, Ukrayna’da son 140 yılının en kurak kışı oldu. Kar neredeyse hiç yağmadı. Son 120 yılda ilk kez ilkbahar seli yaşanmadı. Ukrayna genelinde yağışsız hava hala etkisini sürdürüyor. Ülkenin kuzeyinde bile tarım işi ile uğraşanlar yağmur yağmamasından şikayetçi.

Ukrayna’nın en güney bölgesi olan Kırım’da ise durum daha da vahim. Şubat ayında Kırım’ın sözde Su Yönetimi ve Arazi Islahı Devlet Komitesi Başkanı İgor Vayl yaptığı açıklamada, yarımadanın barajlarında 87 milyon metreküp suyun bulunduğu belirtmişti. Öte yandan Şubat 2019’da barajlardaki su miktarı 173 milyon metreküptü.  

Nisan ayın başında Kırım’ın sözde Başkanı Sergey Aksyonov, yağmur yağmasa bile Akmescit için var olan su stoklarının 3,5 aya yeteceğini ileri sürmüştü. Ancak ilkbahar boyunca su barajlarının doluluğu neredeyse hiç değişmedi. Kırım’ın sözde Meteoroloji merkezine göre, nisan ayının başında yarımadanın barajlarındaki su miktarı, 113,7 milyon metreküptü. Öte yandan 2019 yılının aynı döneminde barajlardaki su miktarı 210,5 milyon metreküptü.

Şu an Kırım’ın işgalci yönetimi, bir yandan mayıs ayında yağmurun yağmasını umuyor diğer yandan ise yaz için su kesintisi grafikleri hazırlıyor. Bazı gazetelerde, kuraklığın Kırım’ı koronavirüs salgınından daha fazla etkileyeceği konusundaki haberler, şimdiden yayımlanmaya başladı. Sosyal ağlarda ise Kırımlılar neredeyse tamamen kuruyan barajların fotoğraflarını paylaşıyor. Geçen hafta tamamen kuruyan Akmescit barajının fotoğrafı yayınlanmıştı. Öte yandan Kırım’ın sözde “resmi organları” bunu doğrulamadı.

Kırım’ın kuzeyindeki iklim durumu, Herson bölgesindeki iklim durumuna benziyor. Fakat Herson bölgesi, Kuzey Kırım Kanalından su temin etmeye devam ediyor ve şu anda kanal su ile dolu. Ancak Herson bölgesindeki tarımcılar da kuraklık nedeniyle zorluk çekiyor. Topraktaki nem oranı genellikle bu dönemde olan nem oranından daha düşük, bu yüzden tarımcılar sulama sezonu her sene daha da erken başlatmak zorunda kalıyorlar. Bu sene sulama sezonu nisan ayının başında başladı.

Ukrayna Ulusal Tarım Bilimleri Akademisi Su Sorunları ve Arazi Islahı Enstitüsü Başkan Yardımcısı Mıhaylo Yatsyuk, Kırım Haber Ajansı (QHA) muhabiriyle yaptığı sohbette, Kırım da dahil olmak üzere Ukrayna güneyindeki iklim ve su durumunu, işgalci yönetimin su arama konusunda kullandıkları barbarca yöntemleri ve bu yöntemlerin yarımadanın ekolojisine etkileri gibi konuları ele aldı.

BU YIL KURAK GEÇECEK

Bu yıl kış aylarında hava sıcaklığı mevsim normallerinin üzerinde seyretti. Ukrayna’nın orta ve güney bölgelerinde kuraklık yaşanıyor ve bu durum gitgide ilerliyor. Bu durum tarım için çok büyük tehdit oluşturuyor. Ukrayna’nın güney bölgelerinde özellikle Kırım’da su temini ile ilgili mevcut durum nedir?

İşgal edilen Kırım’daki durum aslında Ukrayna’nın diğer güney bölgelerine kıyasla daha da kötü. Çünkü onlarda büyüme mevsimi ve sıcak yaz mevsiminde sulama desteği vermek için yeterince su rezervleri yok. Kırım, tamamen doğa ve iklim koşullarına bağlıdır. Geçmiş veya bu yıl yarımadada yeterli miktarda yağış yağmadı ve şu an barajlardaki su rezervleri son derece düşük seviyede. Ekonomi alanlarının gelişimi için Kırım’daki su rezervleri yetersiz ve bu durum tarımı ve içme suyu arzını tehdit ediyor. Bununla birlikte Kırım’daki su rezervleri çok eşitsiz bir şekilde dağılmış. Güney ve Batı bölgelerde su sıkıntısı yaşanmazken Kuzey ve Doğu bölgelerinde durum çok vahim.

Kırım ve Herson bölgesinde doğal nem eksikliğini gidermek için ne yapılabilir?

Herson bölgesindeki su eksikliği iki su kanalı; Kuzey Kırım ve Kahovskiy kanalları sayesinde karşılanıyor. Bu iki kanal Herson bölgesinin tarımsal ve endüstriyel üretimdeki ihtiyaçlarını ayrıca belirli yerleşim yerlerine içme suyu tedarikini sağlıyor. Bu yüzden Dnipro nehrindeki ve Dnipro barajlarındaki su seviyesi düşük olmasına rağmen, Herson bölgesinde bu sene su temini konusunda bir sorunun yaşanacağını öngörmüyoruz. 

İşgal altındaki Kırım’daki durum ise bambaşka. Onlar sadece iklim şartlarına bağlılar. Yarımadanın dışından Kırım’a su sağlayan kaynakları yok. Ellerinde sadece yerel kaynaklar var ve her şey onları nasıl kullanacaklarına bağlı. Yağışlar olmazsa yarımadada su ile ilgili büyük sorun yaşanacak ve yine su temini konusunda olağanüstü hal ilan edilecek.

SU KITLIĞI EKOLOJİ İÇİN BÜYÜK TEHDİT OLUŞTURUYOR

Su kıtlığının 2018 yılında Kırımskiy Titan fabrikasındaki felakete yol açtığını hatırlatmak istiyorum. Su kıtlığı Kırım için daha ne gibi tehditler oluşturabilir?

Evet insan yapımı felaketler tehdidi çok büyük. Krımskiy Titan fabrikası ve onun üretimi büyük ölçüde yeterli su kaynağına bağlıdır. Bu kaynaklar yoksa insan yapımı felaketlerin yaşanma ve olağanüstü durumların ortaya çıkma olasılığı daha da artıyor. Kırımskiy Titan fabrikasında yaşanan kaza sadece Kırım ile birlikte Herson bölgesinin güneyindeki ekolojik durumu da etkiledi. Rüzgarın daha şiddetli esmesi durumunda kazadan daha geniş bölge de etkilenebilirdi. Bu yüzden su kıtlığı ilgili fabrikanın güvenli faaliyet göstermesi için büyük tehdit oluşturuyor.

İşgalci yönetiminin kullandığı yöntemlerden biri; dağ nehirlerinin akış yönlerini değiştirmek. Nehirlerin akış yönleri daha kurak bölgelere yönlendiriliyor. Doğaya yapılan bu müdahale yarımadanın ekosistemini ne kadar etkiliyor?

Çok olumsuz bir şekilde etkiliyor. Onlar neredeyse tüm dağ nehirlerinin akışını değiştirip onları su kıtlığı yaşanan bölgelere yönlendiriyorlar. Dolayısıyla bu ekosistemi artık ekosistem olarak nitelendiremeyeceğiz; bu artık tamamen antropojenik olarak değiştirilmiş bir yapay sulama sistemidir. Bununla birlikte bu yöntem flora ve faunanın yok olmasına ayrıca genel olarak dağ nehirlerinin hidrolojisi ve faaliyet şekillerinde bir bozulmaya yol açıyor. Bu yöntem sonsuza kadar sürdürülemez çünkü bu yöntemden dolayı yeraltı suları beslenemiyor. Dolayısıyla kısa zamanda tükenirler. Ve yinede söz konusu su kaynakları tamamen iklim şartlarına bağlıdır. Yağmur, kar yağarsa dağ nehirleri dolar, yağmazsa nehirler susuz kalır. Nehirlerin akış yönleri değiştirilmeye devam ederse ekosistemler bozulacak, nehir yatakları, vadiler vs. yok olacak. Bir süre sonra bu su kaynaklarının tamamen değişmiş hidromorfolojik parametrelerini göreceğiz.

Su kıtlığı nedeniyle Kırım’daki toprak değişiyor mu? İşgal sona erdikten sonra toprak kalitesini yeniden kazanmak ne kadar zaman alır?

Ekosistemin 50 yıl boyunca Kuzey Kırım Kanalının etkisinde işleyişi boyunca bölgedeki bazı süreçler istikrarlı hale geldi ve toprakların sulanması onların özelliklerini iyileştirdi. Ayrıca bu durum tarımı geliştirdi. Su kıtlığı nedeniyle toprak özelliklerini kaybediyor; humus içeriği azalıyor, tuzlanma oluyor yani onları kaybediyoruz. 

Bilimsel araştırmalara göre, toprakları yeniden kazanmak onlarca yıl sürer. Sulamanın yapılmadığı yılların sayısının karekökünü alırsak toprakların kalitesini yenilemek için gereken süreyi buluruz. Şimdiki süreçler devam ederse yarımadadaki toprakların yenilenmesi için gereken süre artmaya devam edecek.

Son yıllarda güney bölgelerde sık sık kuraklıktan bahsediliyor. Herson bölgesinin güneyi ve Kırım’daki iklim değişiyor mu?

Evet, değişiyor. Bilimsel olarak buna artık “Kırım- bir fırın etkisi” diyorlar. Herson ve Mıkolayiv bölgelerinde arazilerin sulaması yapılıyor. Sulama aynı zamanda, iklim değişikliğinin meydana geldiği dönemlerde sıcaklığı düşürme ve stabilize etme olanakları sağlayan bir iklim oluşturucu faktörüdür. Kırım’da ise sulama yapılmıyor. Ve hava akımı güneyden kuzeye hareket ettiği zaman aşırı ısınmış Kırım havası, Herson ve Ukrayna’nın diğer güney bölgelerindeki ekoloji ve tarıma zarar veriyor.



işgal
Kırım
su kıtlığı
Bunlara da bakın: