Siyasi tutsak Alim Kerimov’un eşi: Ukrayna’nın her bir siyasi tutsak için mücadele edeceğini umuyoruz

Haberler
Anife Bilal
03 Mart 2021, 15:00
Anife Bilal
03 Mart 2021, 15:00

İnsan hakları savunucularının verilerine göre, yüzden fazla Kırımlı, siyasi nedenlerden ötürü Rusya veya işgal edilen Kırım’daki hapishanelerde alıkonuluyor. Bu siyasi tutsakların büyük bir çoğunluğu ise Kırım Tatarlarından oluşuyor.

İlk bakışta sadece tutsak listelerindeki isimlerden ibaret olan siyasi tutsakların hepsinin ayrı birer hikayesi var. Kırım Haber Ajansı (QHA), siyasi tutsakların ailelerinin durumunu ve yaşantısını anlatan yazı dizisine devam ediyor.

27 yaşındaki Kırım Tatarı Alim Kerimov, en genç Kremlin esirlerinden biri. Alim ve iki erkek kardeşi babasız büyüdü. Anneleri üç erkek çocuğu tek başına büyütmek zorunda kaldı. Alim, 9. sınıftan mezun olduktan sonra ailesine destek olmak için çalışmaya başladı. 

Kırım Rusya tarafından işgal edildikten sonra Alim, Kırım Tatarlar siyasi tutsaklara destek vermek için mahkemelere katılmaya başladı. Şubat 2017’de Kırım Tatarlarının evlerine yapılan baskın sırasında soydaşlarına destek vermek için toplanan 10 kişiye 5 gün hapis cezası verildi. Ceza alan Kırım Tatarları arasında Alim da bulunuyordu. Alıkonulmadan önce işgalciler tarafından takip ediliyordu.

Kırım’ın işgalinden bu yana Kırım Tatarlarının evlerine en büyük toplu baskınlardan biri 27 Mart 2019’da yapıldı. İşgalci güçler, Alim Kerimov’un evine de baskın düzenleyerek onu alıkoydu.

Kırım Tatarı Alim Kerimov, Rusya Ceza Kanununun 205.5. maddesinin 2. fıkrasına göre Rusya’da terör örgütü olarak kabul edilen bir örgütün üyesi olmakla (20 yıla kadar hapis cezasını öngörüyor) ve Rusya Ceza Kanununun 30. maddesinin 1. fıkrası ile 278. maddesine göre şiddet kullanarak iktidarı ele geçirmeye hazırlık yapmakla (10 yıla kadar hapis cezası) suçlanıyor.

Siyasi tutsağın eşi Aliye Umerova, evlerinde yapılan baskını, halkın verdiği desteği ve Alim Kerimov’un alıkonulduğu şartları Kırım Haber Ajansına anlattı.

Eşim çok iyi, sıcakkanlı ve yardımsever bir insandır. Onunla 3,5 yıl önce tanıştık ve beni ona çeken ilk şey nezaketi, açıklığı, aile ve ilişkiler hakkındaki görüşleri oldu. Bir koca için karısının en iyi arkadaş olacağını söylediğini hatırlıyorum. Yardım isteyen hiç kimseyi geri çevirmezdi. Günün her saatinde yardıma hazırdı. Verdiği sözü her zaman tutardı.

Nikahtan önce bana babam, “Ona iyi bak. Çok iyi bir çocuk.” dediğini hatırlıyorum. Alim, anne babam için öz çocukları gibiydi. Kolluk kuvvetleri onu götürdüğü zaman onlar gözyaşlarını tutamadı. Hala da onu hatırladıkça ağlıyorlar. Alim ,her zaman ailesinin iyi şartlarda yaşamasını istiyordu, bizim için her şeyi yapıyordu. Örnek insanlardan biriyle evlendiğimi söyleyebilirim. 

“BASKIN SABAH SAAT 6’DA YAPILDI”

Evimize sabah saat altıda baskın yapıldı. Gürültüden uyandık, birileri kapımıza ve pencerelere vuruyordu. Kırım’da neler olup bittiğini çok iyi biliyorduk ama yine de belki sadece yardım isteyen bir komşu kapımızı çalıyor diye ummuştuk. Giyinmeye başladım, eşim kapıyı açmaya gitti. Pencereye baktım ve birinin, “Kapıyı açın!” dediğini duydum. Ben de eşimin kapıyı açmaya gittiğini söyledim.

Alim, kapıyı açtı ve çocuğun uyuduğunu anlatarak görevlilerden çok gürültü yapmamalarını rica etti. Bizim evimizde arama yapanlar anlayışlı davrandı ve gürültü yapmamayı kabul etti. Her şey sakin geçti, kimse bağırmadı.

Evimiz kiralıktı. Evde arama yaptılar, daha sonra evimizin yanında duran kulübeye geçtiler. Kulübe ev sahiplerine aitti. Biz orayı hiç kullanmadık. Daha önce oraya bir kere girdim, içi çok tozlu ve kirliydi. Kulübede bir rafta tozdan kararmış kitaplar duruyordu. O kitaplara uzun zamandır kimse dokunmamıştı. Arama sırasında ise bu tozlu kitapların yanında güya iki yepyeni kitap bulundu ve onların bize ait olduğu söylendi.

Güvenlik güçleri arama sırasında eşime ait iki telefona el koydu. Biri işten verilen telefon, diğeri de şahsi telefonuydu. Bunun dışında dizüstü bilgisayara ve benim telefonuma el konuldu. Arama yapılırken evimize kimsenin girip çıkmasına izin verilmedi. Ben fenalaşınca bile buna izin vermediler. 

Arama üç saat sürdü. Ertesi gün eşim ve onunla aynı gün alıkonulan Kırım Tatarları mahkemeye çıkarıldı. Herkes hakkında iki ay tutuklama kararı alındı. Akrabalarına haber verilmeden tutuklananlar Rostov-na-Donu kentine sevk edildi. Bu bilgiyi Akmescit tutukevine eşlerimize giysi ve yiyecek iletmek için gittiğimizde öğrendik. Bir hafta boyunca yakınlarımızdan haber alamadık.

“ALİM, YAKLAŞIK ÜÇ YILDIR İŞGALCİLER TARAFINDAN ALIKONULUYOR”

O zamandan beri yaklaşık 3 yıldır Alim alıkonuluyor. Görüşme taleplerim reddediliyor. Eşimi sadece mahkeme duruşmalarında görebiliyorum. Şu an dava Rostov Mahkemesine iletildi ama esas inceleme henüz başlamadı.

Eşim Rostov-na-Donu kentinin 1 numaralı tutukevinde alıkonuluyor. Avukatın anlattığına göre, durumu iyi. Yazdığı mektuplarda da iyi olduğunu bildiriyor, ama sağlık sorunları olsaydı bile, bize yine de iyi olduğunu söylerdi. Duruşmalarda onu gördüğümde ise çok zayıfladığını ve çok solgun göründüğünü fark ettim.

“HALKIMIZ BİZİ DESTEKSİZ BIRAKMIYOR”

Gerek maddi, gerek manevi desteği veren halkımıza çok minnettarım. Allah’a çok şükür yalnız kalmıyoruz. İnsanlar ziyarete geliyor ve bize moral veriyorlar. Eşim de yazdığı mektuplarda destek için herkese teşekkür ediyor.

Eşimin eve dönmesini sabırsızlıkla bekliyor ve bunun en kısa zamanda gerçekleşmesini istiyorum. Eşlerimiz bir suç işlemedi, suçlu ve terörist değiller. Çok kötü şartlar altında alıkonuluyorlar bu durum onların sağlık durumlarını olumsuz etkiliyor. Bir eş olarak çok endişeliyim. 

Ukrayna’nın bizi yalnız bırakmayacağını, eşim ve diğer siyasi tutsakları esaretten kurtarma konusunda yardım edeceğini, her bir siyasi tutsak için mücadele edeceğini umuyorum.