Rusya Soruşturma Komitesi, "Kırım’ın su ablukası" soruşturması başlattı

Güvenlik
Anife Bilal
25 Ağustos 2021, 12:53
Anife Bilal
25 Ağustos 2021, 12:53

Rusya Soruşturma Komitesi, Ukrayna tarafından güya yarımadaya uygulanan “su ablukasını” organize eden kişiler hakkında soruşturma başlattı. Soruşturmanın Rusya Ceza Kanunun 358. maddesi (ekolojik bir felakete neden olabilecek faaliyetlerde bulunmak) uyarınca açıldığı belirtildi.

Rusya Soruşturma Komitesi basın servisinden dün yapılan açıklamada, Ukrayna tarafından güya işgal altındaki Kırım’a uygulanan “su ablukasını” organize eden “kimliği belirsiz” kişilere karşı Rusya Ceza Kanununun 358. maddesi (ekolojik bir felakete neden olabilecek faaliyetlerde bulunmak) uyarınca soruşturma başlatıldığı duyuruldu. Açıklamada şu ifadeler kullanıldı:

“Ukrayna topraklarında bulunan ve Kırım’ın Rusya ile birleşmesine karşı çıkan kimliği belirsiz kişiler, Çevre Değiştirme Tekniklerinin Askeri veya Herhangi bir Kötü Amaçla Kullanımının Yasaklanması Sözleşmesi’ni ihlal ederek, Kırım Kuzey Kanalı’nı kapatma yoluyla, Kırım Yarımadası’nın ekonomik, sosyal ve çevre durumuna zarar verme kararı aldılar. Herson bölgesinde barajın inşa edilmesi sonucu 26 Nisan 2014 tarihinden itibaren Dnipro nehirdeki suyun Kırım’a sağlanması durduruldu.”

İŞGALCİ YÖNETİM GÜYA “ABLUKAYI” ORGANİZE EDEN KİŞİLER HAKKINDA DAVA AÇILMASINI İSTEDİ

Rus işgali altında bulunan Kırım’ın Kremlin kontrolündeki sözde yönetimi, Rusya Federal Güvenlik Servisi (FSB) ve Soruşturma Komitesinden, Ukrayna tarafından güya yarımadaya uygulanan “ablukayı” organize eden ve destekleyen 12 Ukrayna vatandaşı hakkında dava açılmasını istedi. “Abluka nedeniyle verilen zararın hesaplanması” için sözde Kırım Parlamentosunda çalışma grubu oluşturuldu. Daha sonra sözde çalışma grubu, yarımadada güya “su, enerji, ulaşım ve gıda ablukasının” uygulandığını ileri sürerek organizatörleri hakkında dava açılması için FSB ve Soruşturma Komitesine başvurduğunu duyurdu.

İŞGALCİ YÖNETİMDEN KIRIM’DA SU SORUNUNA İLİŞKİN KIRIM TATAR LİDERLERİNE SUÇLAMA

İşgalciler, Kırım Tatar halkının milli lideri Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu, Kırım Tatar Milli Meclisi Başkanı Refat Çubarov, Dünya Kırım Tatar Kongresi (DQTK) Başkan Yardımcısı Lenur İslamov, eski Ukrayna Cumhurbaşkanları Petro Poroşenko ve Leonid Kravçuk, Ukrayna Cumhurbaşkanının eski Kırım Daimi Temsilcisi Boris Babin’in de aralarında bulunduğu 12 Ukrayna vatandaşı hakkında dava açılmasını talep etti.

Öte yandan sözde Parlamento Başkanı işbirlikçi Vladimir Konstantinov, Ukrayna bankalarının “Kırımlıların paralarıyla yarımadadan gitmesi” nedeniyle Ukrayna’dan tazminat talep edeceklerini ileri sürdü. Rus işgali altında bulunan Kırım’ın sözde yönetiminin, işgal nedeniyle yarımadaya Ukrayna’nın ana kısmından su sağlayan Kuzey Kırım Kanalı’nın kapatılması nedeniyle dava açmaya hazırlandığı bildirilmişti.

KIRIM’IN İŞGALİNDEN SONRA UKRAYNA ANAKARASINDAN YARIMADAYA SU TEDARİĞİ KESİLDİ!

Rusya Kırım’ı işgal etmeden önce, yarımadanın içme suyu ihtiyacının yüzde 85’i Ukrayna tarafından Dinyeper (Dnipro) nehrinin Kuzey Kırım Kanalı’na aktarılması sayesinde sağlanıyordu.

1961-1971 yıllarında kurulan Kuzey Kırım kanalı Ukrayna’daki Kahovskoye baraj gölünden Kırım’ın Kerç şehrine kadar uzanıyor. Uzunluğu 402,6 km olan kanal saniyede 300 metreküp su akışı sağlıyor. Şubat-Mart 2014’te Kırım’ın Rusya tarafından işgal edilmesinden sonra kanaldan sağlanan su tedariki durdurulmuştu. Rus işgalci yönetimi, su sorununu yeraltı kaynakları aracılığıyla çözmeye çalışıyor. Birçok yerleşim yerinde su kuyuları açılmaya başlandı. Ancak bu durum da, Kırım toprağının tuzlanmasına yol açıyor.

KIRIMOĞLU: SU SORUNUNU ÇÖZMEK İÇİN KIRIM’I MAHVEDECEKLER

Kırım Tatar halkının milli lideri Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu, Rusya tarafından işgal edilen Kırım’daki su sorunu çözme girişimlerinin, yarımadanın ekolojisini olumsuz etkileyeceğini ifade etmiş; işgalcilerin Kırım’da yeni su kuyuları açarak, yarımadayı mahvedeceğini vurgulamıştı.

İşgalci yönetimin su sorununu çözme yöntemlerini değerlendiren Kırımoğlu, “Şu anda yeraltı suyu çıkarmak için yeni kuyu açılmasına ağırlık veriyorlar. İlk olarak yeraltı suyu rezervleri sınırsız değil ve tüm Kırım’a suyla sağlamaya yetmeyecektir. İkinci olarak, Kırım’ın ekolojisi için büyük tehdit oluşturuluyor. Tatlı su çıkarıldıktan sonra oluşan boşluklara deniz suyu dolduruluyor ve tüketimi uygun olmayan çeşitli kanalizasyon suları dolduruluyor. Bu da toprağın tuzlanmasına yol açıyor.” ifadelerini kullandı.