Memet Kangiyev: Okullarda zihinle birlikte ruh eğitimi de verilmeli

26 Şubat 2020, 21:37

Asif Aliyev / QHA Kıyiv

İnsanlığın en kutsal mesleklerinden birisi olarak görülen öğretmenlik mesleğini yıllar boyu Kırım’da sürdüren, yarımadada yetenekli çocuklara yönelik örnek bir yatılı okul kuran, “Ukrayna’nın emektar öğretmeni” unvanına layık görülen Memet Kangiyev’in ismi, hem Kırım’da hem de Kırım dışında geniş çevreler tarafından tanınıyor.

Memet Kangıyev, Kırım Haber Ajansına (QHA) verdiği röportajda; hayat hikayesini, sürgünden Kırım’a dönüşlerini, yatılı okulunu nasıl kurduğunu ve pedagojik anlamdaki tecrübelerini anlattı.

ÖZBEKİSTAN’DAKİ HAYATI

Memet Bey bize kendinizi tanıtır mısınız?

1956 yılında Semerkand şehrinde, sürgünde doğdum. Babam Süperfosfat fabrikası inşaatında çalışıyordu. Annem, askeri doktordu. Yetiştiğim dönemde, Stalin’in ölümünden sonra birçok Kırım Tatar aile sürgünde tekrar birbirini bularak, bir araya gelebilmişti. Sürgünü biz yaşamadık ama anne babalarımızın ve diğer büyüklerimizin konuşmalarından, anlattıkları hikayelerden çok iyi hissediyorduk. Rusça eğitim verilen Özbek okuluna gittim. Daha sonra üniversite eğitimine başladım.

Meslek seçimine geçeceğim dönemde, ilk kez halkımın, Kırım Tatarlarının bazı sınırlamalarla karşı karşıya kaldığını gördüm. Bunu, ikinci kez de, devlet üniversitesini bitirirken hissettim. Okulun son yılında bizi staj için Nijniy Novgorod kentine göndermişlerdi. Orası, yabancılar için kapalı bir kentti. Özel izin belgesi olmadan oraya giriş yapılamıyordu ama bir şekilde girmiştim. Fakat diploma savunmasından önce benim ve diğer üniversite arkadaşlarımın, Hassas Mekanik Enstitüsünde çalışması gerekiyordu. Arkadaşlarıma özel izin verilmişti ama bana verilmedi. Daha sonra arkadaşlarım araya girerek bana yardım etti ve gereken izni alabilmiştim. Bir dizi bilgisayar programı yazdım, çalışmamı tamamladım ve diplomamı savundum.

Daha sonra yine Semerkand’da ayrımcılıklarla karşılaştım. Üniversiteyi birincilikle bitirdikten ve ülkenin en iyi enstitülerinde staj yaptıktan sonra lisansüstü eğitimine kabul edilmemiştim. Daha sonra ancak tanıdıkların yardımıyla lisansüstü eğitimimi tamamlayabilmiştim. Ondan sonra, Politeknik Enstitüsünde ve Semerkand’daki bir okulda öğretmen olarak çalıştım.

Çocuklara eğitim vermek bena hep cazip geliyordu. Okulda okuduğum zaman bu işi yapmaya başlamıştım. Sınıf arkadaşlarımı üniversite sınavlarına hazırlıyordum.

KIRIM’A DÖNÜŞ…

Sürgünde doğan her Kırım Tatarının Kırım’a dönüş hikayesi vardır. Siz Kırım’a nasıl döndünüz?

1988 yılında ajanslarda yayınlanan mesajı duydum. Radyoda, Sovyet yönetiminin Kırım Tatarlarına ‘büyük haksızlık yapıldığını’ kabul ettiğini ve Kırım’a dönüşlerin başladığını dinlemiştim. O zaman Semerkand’da evim, arabam, ailem, her şeyim vardı. Yılın öğretmeni seçilmiştim. Fakat tüm bunlara rağmen Kırım’a dönme kararı aldım..

Kırım’da bizi kimse beklemiyordu. Tam tersi bize karşı saldırgan davranıyorlardı… Bizi kabul etmek istemiyorlardı. Büyük zorluklarla, Canköy bölgesindeki Mayskoye köyüne yerleştim. 

O sıralarda annem hastalandı. Özbekistan’a dönmek zorunda kaldım. Bir süre sonra da annem vefat etti, onu defnettik. O dönemde, Kırım’daki evim elimden alındı. Bu yüzden Özbekistan’dan geri dönerken ailemle direkt Bahçesaray’a gittim. 

Orada bir küçük ev alabildik. Üç çocuklu bir aileydik ve işsizdim. Kimse bizi işe almak istemiyordu. Kendi okulumu kurma kararını o dönemde aldım. Tabi hemen vergi daireleri, benimle ilgilenmeye başladı. Patent satın almak zorunda kaldım. O zaman benim için çok büyük rakamdı 500 ruble ama patenti satın aldım.

İlk olarak, beş sınıf oluşturdum. Kendi arabamla çocukları topluyor, onlara ders veriyordum. Okulu bitirdikten sonra lisans eğitimine devam edemeyen askere giden, çalışmaya başlayan, aile kuran ama hala üniversite eğitimi almak isteyen gençleri sınavlara hazırlıyordum ve onların fizik, matematik düşünce yapılarını geliştiriyordum. Girişimim başarılı olduktan sonra nihayet beni Bahçesaray İlçe Eğitim Dairesi Başkanı fark etti. Bana, fizik ve matematik alanlarından sorumlu okul müdürü yardımcısı görevini teklif etti.

YETENEKLİ ÇOCUKLARA YÖNELİK YATILI OKUL

Bundan yaklaşık 6 ay sonra, Eğitim Dairesi Başkanı beni yanına çağırdı ve köy okullarından birine gidip bakmamı teklif etti. Büyüksüren (Tankovoye) köyüne gittim ve orada yıkık dökük bir okul gördüm. Bu okul yerinde yetenekli çocuklara yönelik okulun kurulacağını söylediler. Bunlar 1993 yılında oldu. 8 ay içinde okulu tamir ettik. 1999 yılında ilk mezunlarımızı verdik. Okula, toplamda 88 öğrenci kabul etmiştik bunların sadece 44’ü okuldan mezun olabildi. Hem sayısalcı hem sözelci farklı profillerde öğrencilerimiz olduğu için çocuklara farklı yönlerde eğitim veriyorduk.  Şu an Biyoloji doktoru olan, yeni keşifler yapan ve birçok uluslararası proje gerçekleştiren öğrencim Vladimir Oberemok, Ahtem Zyatdinov ve Alim Cepparov, 1997 yılında uluslararası düzeydeki bir yarışmada ödül alan ilk öğrencilerimiz oldu. Bundan sonra okulumuz, Kırım’ın dışında da tanınmaya başladı. Böylelikle, okulumuz yetenekli çocuklara eğitim verme konusunda daha da yoğunlaştı. Kendi eğitim taktiğimizi geliştirmeye başladık. İlk önce, iki dilde eğitim veriyorduk daha sonra çok dilli bir okula dönüştük.

Okulda hangi dillerde eğitim veriliyordu?

Beş ders İngilizce okutuluyordu. Bunun yanında, Matematik, Fizik, Kimya, Biyoloji ve diğer dersler veriliyordu. Daha sonra bazı dersler Ukraince verilmeye başladı. Diğer dersler ise Rusça okutuluyordu. Kırım Tatar dili dışında yabancı dil olarak Türkçe de öğretiliyordu. Son senelerde ise ebeveynlerin isteği üzerine Almanca dersi vermeye başladık. Fakat daha çok İngilizce konusuna yoğunlaşıyorduk.

Okulumuzdaki eğitim ile diğer okullardaki eğitim arasındaki fark neydi?

Yetenekli çocukların eğitimi ve geliştirilmesi konusunda entegre bir yaklaşım kullanıyorduk. Bu entegre yaklaşım, ergenlik yaşındaki çocukların 8 yönde geliştirilmesini öngörüyor. Yani çocukların akademik, düşünsel, analitik, sözel beceriler, teknik, spor, sanat, estetik ve özellikle sosyal zekanın gelişimine çok dikkat ediliyordu. Sosyal zekanın gelişimi sayesinde mezunlarımızın yaklaşık yüzde 30’u  kamu ve kamu yönetimi alanında başarılı oldular. Ayrıca başka bir farkımız da, ebeveynlere çok yoğun iş birliği yapmamızdı. Ziyaret etmediğimiz ve çocuğunun yetiştiği ortamı görmeyen bir aile yoktu. Bir başka farkımız da, yetenekli çocuklara eşlik eden rehberlik ve psikolojik danışmanlık hizmetleri vermemizdi.

2014 YILINDAN SONRA KIRIM

2014 yılından sonra okuldaki eğitim değişti mi?

Farklı yetkililer okula ziyaretler düzenlemişti. Tabii ki, ben farklı kurumlarla birçok görüşme yaptım. Okulda eğitim alanların çoğu Kırım Tatarı olduğu için ‘Neden böyle bir okula ihtiyaç duyuldu?’ sorusu soruldu. Ben bu yetenekli çocukların, sıradan okullarda harcanmaları ve suça karışmaları yerine doğru yönlendirmelerle daha iyi yerlere geleceğini ispatladım.

Müdürlük görevinizden kendi isteğinizle mi ayrıldınız?

Evet, kendi isteğimle görevimi bıraktım. Sağlık durumum iyi değildi. Çocuklarım beni tedavi için Kıyiv’e davet etmişti. O dönemde kalp sorunları yaşıyordum ve okul müdürü görevini artık yapamayacağımı, tedavi görmem gerektiğini anladım. Bu yüzden buraya (Kıyiv’e) geldim ve bu iki yıl içinde çocuklarımın yardımıyla sağlık sorunlarımı düzelttim.

KIRIM’DA KIRIM TATAR DİLİNİN DURUMU

Kırım’da Kırım Tatar dilinde eğitim veren okulların neredeyse kalmaması sizce nasıl bir tehlike oluşturuyor?

Bunları görmek ve duymak çok acı verici… Dilin kaybı kimliğin kaybı demek. Kimliğin kaybı ise asimilasyon demektir. Bunları görmek çok acı verici. Zaten sürgünde geçirdiğimiz 44 yılda her şeyimizi kaybettik. Adımız, tarihimiz, edebiyatımız, sanatımız ve dinimiz de baskı altındaydı. Büyüklerimiz sayesinde adetlerimiz bize bir şekilde aktarıldı. Ama büyüklerimiz göçtü artık…Şu an II. Dünya Savaşı öncesindeki Kırım hakkında anıları olan sadece birkaç kişi kaldı. Sivil ve devlet enstitüleri bazı çalışmalar yapıyor ama bana göre bunlar yine de yetersiz.

KERÇ’TEKİ OKULDA DÜZENLENEN SİLAHLI SALDIRI HAKKINDA

Kerç’teki okulda 2018’de yaşanan trajik olaya benzer bir olayın yaşanmaması için neler yapabiliriz?

Bir insan çok derinden hastaysa onun vücudunda çıkan yaralarla mücadele etmenin bir faydası olmaz. Bu yaralar içinizde gelişen yıkıcı süreçlerin yansımasıdır. Kerç’te düzenlenen saldırıve buna benzer saldırılar da toplumda var olan yıkıcılığın bir tezahürüdür. Toplum hastaysa tüm bu saldırganlarla mücadele etmek artık yetersizdir. Sorunun köküne inmeliyiz. Tüm bunlara neden olan neydi, bu saldırgan nereden türedi, elindeki silahlar nereden geldi, çocukların arasına nasıl girebildi ve insanları nasıl öldürebildi bunları sorgulamalıyız. Toplum sisteminin değişmesi gerektiğini söyleyebilirim… İlk önce sorunun nedenlerine bakmak gerekiyor ve daha sonra uygun önlemler almak. Sorunun ilk önce yasal düzeyde incelenmesi gerekiyor daha sonra da, buna karşı koyma sistemi oluşturulmalı. 

KIYİV’DEKİ HAYAT

Kıyiv’e taşındıktan sonra nelerle uğraşıyorsunuz?

Şu an çocuklarla ilgileniyorum. Torunlarıma inandığım prensiplere dayanarak, matematik ve fizik öğretiyorum. Onlara, sadece formülleri değil matematik düşünce yapılarını öğretiyorum. Matematik düşünce yapısına ve bilgilere sahip olan insan her alanda başarılı olabilir.

Çocuklarım ve burada olan öğrencilerim bir okul kurmamı istiyorlar. Ama okul açmak kolay değil. Hem kaynak hem de iyi öğretmenler bulmak çok zordur. Ama, böyle bir gemi inşa edildikten sonra geminin kaptanının yanında durabilirim. Gemiyi yönlendirme konusunda yardım edebilirim ancak artık kendim gemiyi inşa edemem.

Kıyiv’de Kırım’daki gibi bir okul kurmak ister miydiniz?

Artık yaştan dolayı okul müdürü olamam ama genç öğretmenlere pedagojik, psikolojik destek vermeye, onları yönlendirmeye hazırım.

Memet Kangiyev’in bir hayali var mı?

Elbette, yeni yöntemlerle bir okul kurmayı isterdim… Önceki Eğitim Bakanımızın (Liliya Grineviç) söz ettiği yeni Ukrayna okulunu kurmak ve bu yeni okulun sistemine bizim halk eğitimimizi dahil etmek isterdim. Ukrayna toplumu, Kırım Tatarları olmazsa kendileri için çok şeyi kaybedeceklerini anlamalı çünkü biz de bu toplumun ve kültürün bir parçasıyız.


Kırım Tatarları
Memet Kangiyev