KTMM Başkanı: Ukrayna’da geçiş dönemi adaleti ile ilgili bir yasanın kabul etmesi çok önemli

Haberler
Anife Bilal
02 Aralık 2021, 20:03
Anife Bilal
02 Aralık 2021, 20:03

Kırım Yarımadası, yedi yıldır Rus işgali altında kalmaya devam ederken yarımadada yaşayan Ukrayna vatandaşları işgal şartlarında hayatlarını sürdürmek zorunda kalıyor. Kırım Tatar Milli Meclisi (KTMM) Başkanı Çubarov, Kırım’da işgalci yönetimle iş birliği yapan insanların kendilerini neyin beklediğini anlamaları için Ukrayna’nın “geçiş dönemi adaleti” ile ilgili bir yasa kabul etmesi gerektiğini ifade etti.

Kıyiv’de düzenlenen Güvenlik Forumu çerçevesinde, dün “Kırım ve Donbas: İnsanları Koruma ve İşgal Altındaki Toprakları Düşmandan Arındırma Yolları” isimli tartışma etkinliği düzenlendi. Etkinlikte konuşma yapan KTMM Başkanı Çubarov, Kırım’da işgalci yönetimle iş birliği yapanların uygun bir şekilde cezalandırılması gerektiğini belirterek şu ifadeleri kullandı:

“UKRAYNA, GEÇİŞ DÖNEMİYLE İLGİLİ KARAR ALMALI”

Bizim için, Ukrayna devletinin işgal altındaki topraklarda yaşayan insanlara karşı tutumunun çok net bir şekilde belirleyecek olan, geçiş dönemi adaleti ile ilişkin yasasının kabul edilmesi çok önemlidir. Bu yasa, işgal altındaki Kırım’da yaşayan her bir kişinin, Kırım işgalden kurtarıldıktan sonra Ukrayna devletinin kendisine karşı tutumunu anlaması için gereklidir.”

Bununla birlikte işgal altındaki topraklarda bu kadar uzun süre yaşamanın ve yetkililerle herhangi bir  şekilde işbirliği yapmamanın neredeyse imkansız olduğunu vurgulayan Çubarov, “Ama örneğin okul müdürleri, öğretmenleri, doktorlar ve 2014 vatana ihanet eden eski Ukrayna İçişleri Bakanlığı, Güvenlik Servisi, savcılık görevlileri arasında büyük bir fark var.” dedi.

KIRIM’DA RUS İŞGALİ YEDİ YILDIR DEVAM EDİYOR

Kırım'da tartışmalı seçim | Al Jazeera Turk - Ortadoğu, Kafkasya,  Balkanlar, Türkiye ve çevresindeki bölgeden son dakika haberleri ve  analizler

İşgalci Rus askerleri Kırım’a ilk olarak, 20 Şubat 2014 tarihinde girdi. 7 yıl önce Mart ayında sabahın erken saatlerinde plakaları sökülmüş askeri araçlar ve rütbe işaretleri taşımayan silahlı milisler Kırım’ın stratejik noktalarını ve hükûmet binalarını ele geçirmeye başladı.
Rus propaganda medyalarında “Kırım Özsavunması” oldukları iddia edilen, kamuflaj giymelerinden hareketle “kibar yeşil adamlar” olarak da adlandırılan Rus askerleri ve onların yanında gezen işbirlikçi milisler, yarımadanın kontrolünü yasa dışı olarak ele geçirdi. Rus propaganda mekanizmasınca işgal, sözde “bağlanma” adı altında legalleştirilmeye çalışılsa da dünya kamuoyu bu adımı asla tanımadı.

16 Mart 2014 tarihinde kamuflajlı Rus askerlerinin silahlarının gölgesi altında göstermelik bir referandum düzenlendi. Sözde referandum daha yapılmazken Ukrayna, oy kullanımını yasa dışı ve Anayasaya aykırı olarak kabul etti. 15 Mart 2014 tarihinde Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi, sözde referandumu “geçersiz” olarak ilan edilmesini öngören kararı inceledi. Ancak karar, Rusya tarafından bloke edildi. Venedik Komisyonu, Avrupa Birliği ve ABD, yasa dışı yapılan sözde referanduma karşı çıktı, Kırım Tatarları boykot etti.
İşgalciler, sözde referanduma katılım oranının yüzde 84,17 olduğunu ileri sürerken, seçmenlerin yüzde 96,57’sinin “Kırım’ın Rusya’ya bağlanması için” oy kullandığın, yüzde 2,66’sının ise yarımadanın Ukrayna’ya bağlı özerklik statüsü için oy verdiği iddia edildi.

Kırım Tatar halkının milli lideri Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu, kendi kaynaklarına atıfla, sözde referanduma gerçek katılım oranının yüzde 30-50 civarında olduğunu, Kırım Tatarlarının yüzde 99’unun oy kullanmadığını bildirmişti. Ardından, 18 Mart 2014 tarihinde Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Kırım sözde Parlamentosu Başkanı Vladimir Konstantinov, dönemin sözde Kırım Başbakanı Sergey Aksyonov ve sözde Sivastopol Belediye Başkanı Aleksey Çalıy, Kırım ve Sivastopol’ün iki ayrı birim olarak “Rusya’ya bağlanmasına” ilişkin anlaşma imzaladılar.
Rus işgaliyle adeta “açık hava cezaevi”ne dönüşen Kırım yarımadası, bir yandan silahlandırma hamleleriyle dünyayı tehdit eden askeri bir üs haline getirildi. Diğer yandan da işgale direnen Kırımlılar baskı mekanizmasının sürekli hedefi haline geldi. Yarımadada 2014’ten beri Rus işgalini onaylamadıklarını ifade eden ve tutumlarıyla belirten Kırım Tatarları başta olmak üzere Ukrayna’ya bağlı kalmak isteyenler, kaçırılmalarla, düzmece davalarla, keyfi baskın ve sorgularla korkutulmaya çalışılıyor.