Kırımoğlu, Mart 2014'te Putin ile yaptığı görüşmenin ayrıntılarını anlattı

Haberler
Anife Bilal
21 Haziran 2021, 16:47
Anife Bilal
21 Haziran 2021, 16:47

Kırım Tatar halkının milli lideri Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu, 2014 yılında Kırım’ın işgali sırasında Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile yaptığı telefon görüşmesinin ayrıntılarını anlattı. Kırımoğlu’na göre, Putin Kırım Tatarları arasında “Ramzan Kadırov benzeri” bir insana sahip olmak istiyordu.

Kırım Tatar halkının milli lideri Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu, Ukrayna Milletvekili Oleksiy Gonçarenko’nun hazırladığı “Gonçarenko Direksiyonda” programına konuk olarak katıldı. Programda Kırımoğlu, Mart 2014 yılında Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile yaptığı telefon görüşmesinin ayrıntılarını anlattı. Putin’in Kırım Tatarları arasında Ramzan Kadırov’a benzer bir insana sahip olmaya istediğini vurgulayan Kırımoğlu, “Kırım Tatarları için büyük vaatlerde bulundu. Zengin ve güçlü Rusya’nın birkaç ayda Kırım Tatarlarının tüm sorunlarını çözebileceğini iddia etti.” diye anlattı. Ayrıca Kırımoğlu, görüşmenin yapıldığı günde yaptığı açıklamada, Kırım’da Rus askerlerinin bulunmadığını iddia eden Putin’in, Kırım Tatarlarının yarımadada bulunan Rus askerleriyle çatışma çıkarmamasını istediğini anlattı.

“PUTİN İLE ANLAŞIRSAN OĞLUN SERBEST BIRAKILIR”

Bunun dışında birkaç ay sonra Putin’in danışmanıyla yaptığı konuşmayı anlatan Kırımoğlu, “Bana Putin’le yapacağım görüşme istedikleri gibi sonuçlanırsa hakkımda uygulanan yasakların kalkacağı ve en önemlisi oğlumun ertesi gün hapisten çıkarılacağını söyledi. Ben ise demek ki Putin terörist gibi oğlumu esir tutuyor diyerek teröristlerle müzakere etmediğimi vurguladım.” diye aktardı.

RUS İŞGALİNDEKİ KIRIM’DA 7 YILDIR BASKI VE ZULÜM DEVAM EDİYOR

İşgalci Rus askerleri Kırım’a ilk olarak, 20 Şubat 2014 tarihinde girdi. Altı yıl önce bugün, sabahın erken saatlerinde plakaları sökülmüş askeri araçlar ve rütbe işaretleri taşımayan silahlı milisler Kırım’ın stratejik noktalarını ve hükûmet binalarını ele geçirmeye başladı.

Rus propaganda medyalarında “Kırım Özsavunması” oldukları iddia edilen, kamuflaj giymelerinden hareketle “kibar yeşil adamlar” olarak da adlandırılan Rus askerleri ve onların yanında gezen işbirlikçi milisler, yarımadanın kontrolünü yasa dışı olarak ele geçirdi. Rus propaganda mekanizmasınca işgal, sözde “bağlanma” adı altında legalleştirilmeye çalışılsa da dünya kamuoyu bu adımı asla tanımadı.

16 Mart 2014 tarihinde kamuflajlı Rus askerlerinin silahlarının gölgesi altında göstermelik bir referandum düzenlendi. Sözde referandum daha yapılmazken Ukrayna, oy kullanımını yasa dışı ve Anayasaya aykırı olarak kabul etti. 15 Mart 2014 tarihinde Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi, sözde referandumu “geçersiz” olarak ilan edilmesini öngören kararı inceledi. Ancak karar, Rusya tarafından bloke edildi. Venedik Komisyonu, Avrupa Birliği ve ABD, yasa dışı yapılan sözde referanduma karşı çıktı, Kırım Tatarları boykot etti.

İşgalciler, sözde referanduma katılım oranının yüzde 84,17 olduğunu ileri sürerken, seçmenlerin yüzde 96,57’sinin “Kırım’ın Rusya’ya bağlanması için” oy kullandığın, yüzde 2,66’sının ise yarımadanın Ukrayna’ya bağlı özerklik statüsü için oy verdiği iddia edildi.

Kırım Tatar halkının milli lideri Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu, kendi kaynaklarına atıfla, sözde referanduma gerçek katılım oranının yüzde 30-50 civarında olduğunu, Kırım Tatarlarının yüzde 99’unun oy kullanmadığını bildirmişti.

Ardından, 18 Mart 2014 tarihinde Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Kırım sözde Parlamentosu Başkanı Vladimir Konstantinov, dönemin sözde Kırım Başbakanı Sergey Aksyonov ve sözde Sivastopol Belediye Başkanı Aleksey Çalıy, Kırım ve Sivastopol’ün iki ayrı birim olarak “Rusya’ya bağlanmasına” ilişkin anlaşma imzaladılar.

Rus işgaliyle adeta “açık hava cezaevi”ne dönüşen Kırım yarımadası, bir yandan silahlandırma hamleleriyle dünyayı tehdit eden askeri bir üs haline getirildi. Diğer yandan da işgale direnen Kırımlılar baskı mekanizmasının sürekli hedefi haline geldi. Yarımadada 2014’ten beri Rus işgalini onaylamadıklarını ifade eden ve tutumlarıyla belirten Kırım Tatarları başta olmak üzere Ukrayna’ya bağlı kalmak isteyenler, kaçırılmalarla, düzmece davalarla, keyfi baskın ve sorgularla korkutulmaya çalışılıyor.