logo qha

“Kırım Tatarlarını anlamak”

19 Şubat 2019, 12:15

Anayurt gazetesinden Oğuz Güler, Rusya’nın, Kırım Tatarları ve Ukrayna’ya karşı propaganda harekâtını ve Kırım Tatarlarının tavrını kaleme aldı.

Yazar Oğuz Güler, Anayurt gazetesinde kaleme aldığı ” Kırım Tatarlarını anlamak” başlıklı yazısında; Rusya’nın, uluslararası arenada gerçekleştirdiği ikircikli tutuma, işgal ettiği Kırım’da yaşanan baskılara ve Ukrayna ve Kırım Tatarlarına yönelik hamlelerinde küresel kamuoyunu pek de ikna etmeyen propagandalarına dikkat çekti. Güler’in yazısı şu şekilde:

“Ukrayna, ABD, İngiltere ve Rusya 5 Aralık 1994 tarihinde Budapeşte’de masaya oturarak Budapeşte Anlaşmasını imzaladılar. Buna göre Ukrayna, Sovyet döneminden kalan nükleer silahlarını imha edecek, karşılığında da topraklarına bir saldırı olması durumunda ABD, İngiltere ve Rusya’nın garantisi altında olacaktı.

Peki ne oldu? O tarihte Ukrayna’nın toprak bütünlüğünün garantörü olacağını taahhüt eden Rusya, 2014’ün Şubat ayında Ukrayna topraklarını işgal etti ve diğer iki garantör ülke “bu ne iş?” lafını tam söyleyemedi. Fiiliyatta, işgal olan bu hareketine farklı bölgelerde farklı isimler verdi. Kırım’da hiç bir anayasal gerekçeye dayanmayan ve uluslararası alanda hiç bir geçerliliği olmayan düzmece bir referandumu kullandı.

Donetsk ve Luhansk bölgelerinde ise işgalci olduğunu hiç kabul etmedi. Rusya’nın resmi söylemine göre o bölgelerde Rusya yanlısı isyancılar Ukrayna’ya başkaldırıp bağımsızlık ilan etmişti. Tabi bu “kendi halindeki” isyancıların onca ağır silahı ve tankı nereden bulduğunu hiç açıklayamadılar. Gerçek ortadaydı. Ama Rusya’nın dünya çapında işleyen propaganda makinası bu gerçeklerin üstünü örterek kendi hikayesini benimsetmekte ustaydı. Neler yapmadılar ki?

Rusya’nın propaganda harekatının bütün maddelerini yazmaya kalksak satırlar yetmez. Aslında Kırım Tatarları için konu çok net. Kırım Tatarları diyor ki: “Sizin boş analizleriniz umurumuzda değil. Biz son 300 yıldır bizi yok etmeye çalışan, bu yolda sayısız katliamlar yapan Rusya’nın işgali altındayız ve zulüm görüyoruz. Rus özel kuvvetlerinin işkenceyle şehit ettiği Reşat Amet’i, evinin önünden kaçırılıp yıllardır haber alınamayan Ervin İbragim’i ve diğer şehitlerimizi, kayıpları, ev baskınlarını, Kırım’a girişi yasaklanan Mustafa Abdulcemil Kırımoğlu, Refat Çubar gibi milli hareket liderlerini, kapatılan milli mektepleri, malları yağmalanan Kırım Tatar Milli Meclisi’ni anlamayan, anlatmayan her konuşma, her yazı bomboş bir laf kalabalığından ibarettir.”

İşgalden iki ay önce artçıları bizim medyaya da düşen Küçük Kaynarca Anlaşmasıyla ilgili iddiaları gündeme getirdiler. Buna göre Kırım’daki gelişmelere bağlı olarak Türklerin hak iddia etme şansı olacaktı. Anlaşmada böyle bir madde olmamasına ve 1921’deki Kars Anlaşmasıyla Küçük Kaynarca’nın geçersiz hale gelmesine rağmen bunu sürekli ısıtıp ısıtıp servis ettiler. Amaç belliydi. Kırım’daki Rusları ateşlemek, Ukrayna’ya “Sen benim bir eyaletimsin” mesajı vermek ve Kırım Tatarlarının tepkisini ölçmek.

Ukrayna’nın Nazi yanlısı bir yönetimin eline düştüğünü iddia ederek işgal hareketlerini Nazilere karşı savaş bahanesinin ardına saklamaya çalıştılar. Oysa Ukrayna’da %3 oyu olan bir parti hariç Nazilere sempati yoktu. Aksine Yahudi karşıtlığının en düşük olduğu, Başbakanının bile Yahudi asıllı olduğu bir ülkeydi Ukrayna. Kırım Tatarlarının üzerine oynadılar. Her türlü baskıya, tehdide rağmen Kırım Tatarları referandumu boykot edince, katılımları %1’in altında kalınca bu sefer de itibarsızlaştırmaya çalıştılar. Aşırı dincilikle itham ettiler. Evlere dur durak demeden baskınlar yapıldı.

En basit bir ilmihal kitabı bile aşırı dincilik ithamlarına bahane oldu. Aynı Stalin’in 1944’te yaptığı gibi Nazi destekçiliğiyle itham ettiler. Komplo teorileriyle bir gaz ve toz bulutu oluşturarak gerçeklerin görülmesini engellemeye çalıştılar. İçinde bolca Rotschild ailesi, Soros, ABD, NATO geçen ve kendi içinde bile çelişen bir sürü hikayeyle Kırım’da ettikleri zulmün üstünü örtmek için uğraştılar. Elbette ki Rusya’yla ilgili bilgileri doğal gaz anlaşmaları ve “Rusya güçlü devlet” cümlesinin ötesine gidemeyen bir sürü stratejist unvanlı kişi bu hikayelere çok kolay düştüler. Sonra da bir sürü içi boş yorum başladı. NATO ekseni, Şangay beşgeni, Doğu Avrupa düzlemi gibi ifadelerle dolu, ne ilmi açıdan bir şey ifade eden ne de Kırım Tatarlarının çektiği zulme kulak veren bomboş konuşmalar duyduk, hala da duyuyoruz.

Rusya’nın propaganda harekâtının bütün maddelerini yazmaya kalksak satırlar yetmez. Aslında Kırım Tatarları için konu çok net. Kırım Tatarları diyor ki: “Sizin boş analizleriniz umurumuzda değil. Biz son 300 yıldır bizi yok etmeye çalışan, bu yolda sayısız katliamlar yapan Rusya’nın işgali altındayız ve zulüm görüyoruz. Rus özel kuvvetlerinin işkenceyle şehit ettiği Reşat Amet’i, evinin önünden kaçırılıp yıllardır haber alınamayan Ervin İbragim’i ve diğer şehitlerimizi, kayıpları, ev baskınlarını, Kırım’a girişi yasaklanan Mustafa Abdulcemil Kırımoğlu, Refat Çubar gibi milli hareket liderlerini, kapatılan milli mektepleri, malları yağmalanan Kırım Tatar Milli Meclisi’ni anlamayan, anlatmayan her konuşma, her yazı bomboş bir laf kalabalığından ibarettir.”

GÖRÜŞ
Kırım Tatarları
Kırım'ın işgali
OĞUZ GÜLER
Rus işgali
Rusya
Ukrayna
Bunlara da bakın: