Kırım Tatar Subay Cemil İzmaylov: Kırım’ın askeri yolla işgalden kurtarılmasının bedeli çok ağır olacaktır

Haberler
Anife Bilal
02 Temmuz 2022, 00:14
Anife Bilal
02 Temmuz 2022, 00:14

Ukrayna Silahlı Kuvvetlerinde görev yapan Kırım Tatar subay Cemil İzmaylov, 9 yıl önce asker olmaya karar verdi. Lviv’deki askeri akademide eğitim alan İzmaylov, okuldan mezun olduktan sonra orduda görev yapmaya başladı. İzmaylov, Rusya’nın 24 Şubat 2022 tarihine Ukrayna’ya karşı geniş çaplı işgal saldırısı başlatmasının ardından Donbas bölgesinde görev yapıyordu. Cemil İzmaylov Kırım Haber Ajansına konuştu.

Kırım Tatar Subay Cemil İzmaylov, Rus ordusunun Donbas’ta kullandığı taktikleri, Ukrayna ordusunun savaşa hazırlık durumunu, 8 yıldır Rus işgali altında bulunan Kırım’ı işgalden kurtarma yollarını Kırım Haber Ajansına değerlendirdi. Kırım Haber Ajansının, Kırım Tatar Subay Cemil İzmaylov ile gerçekleştirdiği röportajın tamamı:

Asker olmaya, orduya katılmaya ne zaman karar verdiniz?

2013’te Lviv Kara Kuvvetleri Akademisine girme kararı aldım. O zaman subaylık kariyerim başlamış oldu. Vatanı savunmak mesleğimin bir parçası ayrıca bu devletin her bilinçli vatandaşı, ülkesi tehlike altında olduğu zaman görevini yerine getirerek elinden geldiği gibi ülkesini savunuyor. Dolayısıyla bunun bir karar olduğunu söyleyemem daha çok görevimdi.

Aileniz bu kararınızı nasıl karşıladı?

Fikirlerimiz aynı olduğu için bana tam destek verdiler. Siyasi görüşlerimiz aynı onur, haysiyet konusunda da tutumlarımız aynı. Yoksa ailemin oğlu olmazdım, dolayısıyla ailemin karşı çıkma gibi bir durumu olmadı.

Rusya Kırım’ı işgal ettiği zaman siz Lviv’deki akademide eğitim görüyordunuz. İşgalciler size yarımadaya dönme teklifi yaptı mı?

Aradılar, oluşan jeopolitik durumdan dolayı ve Rusya tamamen Kırım’ı kontrol altına aldığı için artık “Rusya’nın bir parçasıyız” bu yüzden size, bir Kırım sakini olarak yarımadaya dönme ve istediğiniz yükseköğretim kurumunda eğitiminize devam etme teklifi yapıyoruz dediler. Elbette ben bu teklifi reddettim.

Rusya geniş çaplı işgal saldırısı başlattığı zaman siz neredeydiniz?

Saldırılar başladığı zaman ben Ukrayna’nın doğusundaydım. Popasna kenti yakınlarında. Birliğim yaklaşık 10 aydır bölgedeydi. Yani geniş çaplı savaş başladığı sırada oradaydık. 24 Şubat’ta, başkent dahil tüm kentlere füze saldırıları düzenlendiğinde Donbas’ta neredeyse hiçbir şey olmadı birkaç önemsiz topçu saldırısı gerçekleşti, ama ciddi tehlike oluşturacak bir durum yoktu. Donbas’ta o zaman yapılan saldırılar bölgedeki Ukrayna birliklerinin kuzey yönünde yani Kıyiv, Slobojansk yönlerinde çekilmesini engellemek için düzenleniyordu. Yani Rus birlikleri bizi Donbas’ta tutuyordu.

Kıyiv başta olmak üzere sıcak çalışmaların Mart ayı başında başladığını söyleyebilirim. O zaman düşman, Ukrayna ordusunun mevzilerine saldırmaya başladı. O günlerde sıcak çalışmalar başladı. Poposna için ve Volnovaha, Mariupol ve diğer bölgelerde kanlı çatışmalar başladı. 

5 yıldır Ukrayna doğusunda görev yapıyorsunuz. 24 Şubat’tan önce ve sonrasında Rusların savaşı yürütme taktiklerinde değişiklik oldu mu?

24 Şubat 2022’den önce aktif faaliyetlerde bulunmadıkları için taktiklerini değerlendirme fırsatı olmadı. 24 Şubat’tan sonraki taktiklerine gelince; Kıyiv, Çernigiv, Sumı yönlerindeki taktiklerinden farklıydı orada sadece çok sayıda deneyimsiz askerin gönderildiğini ve literatürdeki harekat taktiklerinin kullanıldığı görülüyordu. Donbas’ta durum farklıydı. Oradaki birliklerin uzun süre boyunca savaşa hazırlık yaptığı fark ediliyordu, bunun sonuçlarını da çatışmalarda gördük.

“EN KANLI ÇATIŞMALAR DONBAS’TA YAŞANDI”

Bana göre en kanlı çatışmalar Donbas’ta yaşandı. Evet, Kıyiv bölgesinde birçok yanmış teçhizat görüyoruz. Bunlar düşmanın akılsız taktiğinin sonucu öte yandan Donbas’taki olaylar bambaşka gelişiyordu. Burada bir tank, bir zırhlı araç vurmak için çok uğraşmak gerekiyor. Gerçekler haberlerde veya sosyal medyada gösterilenlerden çok farklı, çatışmalar videolarda gösterildiği gibi kolay değil. Belki birileri bunları kolaylıkla yapmayı başarıyordu ama Donbas bölgesindeki birliklerin hazırlık durumu göz önünde bulundurulduğunda her taktik zaferin çok zor çalışmalar sonucu elde edildiğini söyleyebilirim.

“BU BİR KURTULUŞ SAVAŞIDIR”

Peki sizce zaferin bedeli nedir?

Zaferin bedeli, yüzlerce ve binlerce hayat… Gerçekler sosyal medyada anlatılanlardan çok farklı, korkunç şeyler yaşanıyor. Bizim için bu savaş, bir kurtuluş savaşıdır ve hedefimiz topraklarımızı işgalcilerden kurtulmaktır. Her akıllı insan bunun farkında. Ama savaşın amacı ne olursa olsun savaş “iyi” olamaz. Kendini korusan bile savaş her zaman kötü ve korkunç; savaş ölüm, ızdırap, parçalanmış hayatlar demek. Savaşta romantik hiçbir şey yok.

Ukrayna ordusu düşmanla karşılaşmaya hazır mıydı?

Cesaret, beceriklilik ve inancımız sayesinde hazırdık. En başta bu yeterliydi ama düşmanınız kim olursa olsun hatalardan ders alıyor ve gelişiyor. Rus ordusu da aynı şekilde şartlara adapte oluyor. Savaşın ilk aylarında bazı yönlerde beceriksiz davranıyorlardı. Şimdi ise onların bizim taktiğimize göre adapte olduğunu görüyoruz. Eylemlerin şekilleri değişiyor.

Geniş çaplı savaşın başından bu yana Ukrayna ordusu ne şekilde değişti?

Ukrayna ordusu ikinci şans elde etti. Yeniden canlanma şansını elde etti diyelim ve Ukrayna ordusu bu şansı kullanıyor. Maalesef bunlar savaş sayesinde oldu. NATO standartlarına göre silahlarımızı yeniliyoruz. Yeni kalibrelere sahip silahlar bize gönderiliyor. Daha önce tanımadığımız silahlar… Evet, bu açıdan gelişiyor ve modernize oluyoruz. Bazı durumlarda taktik ve yaklaşımımızı değiştiriyoruz

Zaferi yaklaştırmak için neye ihtiyacımız var?

Silah ne kadar çoksa o kadar iyi… Ayrıca eğitimli uzmanlar, çünkü her durumda piyade son sınır, savaşta kullanılan son araç. Savaşta daha önemli rolü teçhizat oynuyor; topçu sistemleri, uçaklar, helikopterler. Piyadeden önce kullanılan şey ise tank birlikleri dolayısıyla havacılık ve topçulara ihtiyaç duyuluyor. Asker kaybını indirmek ve düşmana karşı topçu sistemleri kullanmak gerek. Şu an elimizdeki top sistemlerin sayısı yetersiz ve tabii ki mühimmata ihtiyacımız var. Topçu sistemleri için uygun sayıda mühimmat da büyük rol oynuyor. Batılı ortaklarımızdan tüm bunların gerekli sayıda gönderilmesini bekliyoruz. Ülke yönetiminin bu silahları kullanabilecek uzmanların uygun eğitim alma sürecini de planladığına inanıyoruz. Yani tüm umutlarımız buna bağlı. Cesaret, özgüven, özveri tüm bunlar çok iyi şeyler. Fakat elimizde güçlü silahlar olmadan zaferi kazanamayız.

Savaşırken Rus askerlerine denk geldiniz mi?

Evet, esir düşen Rus askerlerini gördüm. Hepsi aynı şeyleri söylüyor; güya tatbikat yapıyorlarmış, sonra ise “mucizevi” bir şekilde çatışma alanına düştüler. Onların hepsi saçma şeyler anlatma konusunda hazırlıklı. Hepsi “neden buradayız bilmiyoruz” diyor ama tüm askerler her şeyin farkındaydı çünkü hiçbir ordu başka ülkeye anlaşılmayan bir nedenle gönderilmez. Her asker manevraların farkında olmalı asker olup bitenlerin farkında değilse taarruz operasyonu söz konusu olmaz yani onların “hiçbir şey bilmiyorduk” hikayeleri bir saçmalıktır.

Esirler arasında eski Ukrayna vatandaşları da vardı, sözde Donetsk Halk Cumhuriyeti ve  sözde Luugansk Halk Cumhuriyeti orduları mensupları… Onlar da televizyonda anlatılan hikayeleri anlatıyorlardı. “Bira almaya çıktım beni sokakta yakalayıp orduya aldılar”, “hayatımda hiç silah kullanmadım…” gibi zırvalar… Onlara belki inanabiliriz, seçimleri yok, ya ilerliyorlar ya da arkadan vurulacaklar. Ama yalancı köpek Ruslara inanmanın bir anlamı yok, erinden generaline kadar hepsi nereye ve ne için gittiklerini biliyordu.

Ukrayna’ya karşı savaşan Kırımlılara denk geldiniz mi?

Hiç denk gelmedim. Kırım’dan birine rastlamak çok ilginç olurdu tabii…

Geniş çaplı savaş 8 yıldır işgal altında bulunan toprakları geri alma fırsatı doğuruyor. Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz?

Vatansever sloganlar dışında, net hesaplamalar da var; örneğin operasyonel taktik hesaplamalar, güç durumu, sayısı, kalitesi…Tüm bunlar belirli bir taktik eylemde olanaklarınızı öngörmek için hesaplanıyor ve tüm bu hesaplar rakamlara dayanıyor. Moral ve psikolojik durum tabii ki çok önemli, bunlar olmazsa hesaplamalar işe yaramaz, tank, top, uçak sayınız önemli değil askeriniz savaşmaya hazır değilse hesap yapmaya da gerek yok. Ama şu an net matematiksel verilerden bahsediyorum. Düşman, bazı açılardan biraz, bazı açıdan kat kat bizden üstün, buna bakmalıyız. Güçlerimiz farklı yönlerden eşitleştiği zaman bunları konuşabiliriz. 

Şimdilik bu süreç çok yavaş ilerliyor ama ilerliyor. Bu yüzden cephedeki her toprak parçamız asker ve subayların cesareti ve yaratıcılığı sayesinde elde tutabiliyoruz. Elbette bunlara siyasi bileşen de ekleniyor. Yani müzakereler, sağlanan anlaşmalar vs. Siyasetçiler kendi alanında, biz kendi alanımızda mücadele ediyoruz ama şunu anlamak önemli; siyasetçilere müzakere yapma olanağını cephedeki askerler sağlıyor. Askerler hayatları pahasına zaman kazanıyorlar. Bunun ne kadar önemli bir şey olduğunu bir düşünün, zaman kazanmak için askerler hayatlarını kaybediyor. İnsanların bu eylemlerin derinliğini, bedelini anlayana kadar, her günün bedelinin farkında olana kadar zafere ulaşamayacağız.

Bazı Kırım sakinleri de Rus ordusunun tarafında Ukrayna’ya karşı savaşıyor. Bunu nasıl değerlendirirsiniz?

Hayvanlar… Köşeye sıkıştırılmış hayvanlar, Kırım Tatarı olsun yada olmasın eline silah alarak Kırım’dan Rus ordusunun askeri olarak Ukrayna anakarasına gelen herkes potansiyel bir ölüdür. Bu kişiyi tanıyıp tanımamam önemli değil artık düşmanımdı. Kulağa korkunç gelebilir ama gerçek bu…

Sizce Kırım ne şekilde işgalden kurtarılacak?

Benim arzum bunların diplomatik yolla olması çünkü savaş korkunç bir şey. Askeri yolla Kırım’ı kurtarırken orada var olanların en azından yarısının yok edileceğini anlamak gerek. Kırım’ı geri almanın bedeli bu olacak, dolayısıyla Kırım’ın diplomatik yolla geri alınacağını umuyorum. Putin rejimini zayıflatma yoluyla, Rusya’nın militarist arzularını zayıflatma yoluyla… Askeri yolu düşünmek bile istemiyorum…