logo qha

Ceppar: "Platformun kilit katılımcıları arasında stratejik ortağımız Türkiye’yi kesin olarak görüyoruz"

25 Ekim 2020, 23:50

Ukrayna Dışişleri Bakan Yardımcısı Emine Ceppar, Kırım’ın Rus işgalinden kurtarılmasına yönelik çabaları birleştirmek amacıyla kurulacak uluslararası Kırım Platformu’nun katılımcıları arasında Türkiye’yi kesin olarak gördüklerini söyledi. Ayrıca Ukrayna’nın Azerbaycan’ın toprak bütünlüğünü desteklediğini, Türk dünyasıyla ilişkilerini geliştirmek amacıyla Türk Keneşi’ne gözlemci olarak dahil olma yönündeki isteğini de vurguladı.

Ceppar, ekim 2020’de Türkiye’de gerçekleştirdiği temaslar ve yeni kurulacak Kırım Platformu meselesi başta olmak üzere bir dizi soruyu, Kırım Haber Ajansı (QHA) için yanıtladı. Ayrıca Ukrayna’nın Türk Keneşi’ne (Türk Konseyi) dahil olma isteğinin yanı sıra, Dağlık Karabağ hususunda Ukrayna’nın Azerbaycan’ın toprak bütünlüğünü desteklemesini de yorumladı.

“TÜRKİYE ZİYARETİMİN AMACI…”

QHA: Türkiye’ye ziyaretinizin amacı nedir, ajandanızda hangi konular vardı? Hangi temaslarda bulundunuz? Görüşmeleriniz nasıl geçti?

-Türkiye ziyaretimin amacı, BM (Birleşmiş Milletler), UNESCO (Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü), AGİT (Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı) ve Avrupa Konseyi (Council of Europe) gibi önde gelen uluslararası örgütler ile Ukrayna ve Türkiye arasında var olan iş birliğini güçlendirmek. Görüşmelerimde değindiğim diğer önemli konular arasında Ukrayna’nın Türk Konseyi’nde gözlemci statüsünü elde etmesi dahil olmak üzere stratejik iletişim, kültür ve kamu diplomasisi konularında tecrübe paylaşımı yer alıyor.

Genel olarak ziyaret programım çok yoğundu. Bu program içerisinde Türkiye Dışişleri Bakanlığından meslektaşlarım, Türk Konseyi Genel Sekreteri Baghdad Amreyev, Türkiye Kültür ve Turizm Bakanlığı üst düzey temsilcileri ve UNESCO Türkiye Milli Komisyonu ofisi ile görüşmeleri sayabiliriz. Ukrayna dili ve edebiyatı anabilim dalı yönetimi ve hocaları ile tanışmak için İstanbul Üniversitesine gerçekleştirdiğimiz ziyareti özellikle vurgulamak isterim. Ankara’daki Ukrayna Derneği Başkanının katılımıyla Kırım Türkleri Kültür ve Yardımlaşma Derneğine ziyaret ve YTB Başkanı ile yaptığımız görüşme önemli konu başlıkları arasında yer aldı.

KIRIM’DAKİ SU KITLIĞI MESELESİ: “UKRAYNA’NIN TUTUMU NET VE GÜVENİLİR ÇÜNKÜ…”

QHA: Kırm’da işgalci konumdaki Rusya, yarımadadaki susuzluğu koz olarak kullanmak istiyor. Bu konuda baskı yaratma çabaları da var. Ancak Ukrayna’nın bu konuda tavrı net. Fakat bu konuda uluslararası bir baskı söz konusu olabilir mi, Ukrayna’dan bir taviz istenebilir mi?

-Rusya, Ukrayna’nın anakarasından Kırım’a su temininin yeniden başlatılmasını uzun zamandır sağlamaya çalışıyor. Bunun adına, ‘insani kriz için Ukrayna’nın sorumluluğu’ konusu üzerinde spekülasyon yaparak resmi yollardan çeşitli kukla ‘insan halkları örgütlerine’ kadar mümkün olan tüm yöntemleri kullanıyor.

Halbuki Ukrayna’nın tutumu net ve güvenilir çünkü uluslararası insancıl hukuka dayanmaktadır. Uluslararası insancıl hukuka göre işgalci devlet, geçici olarak işgal edilmiş topraklarda olup bitenlerden sorumludur.

Uluslararası toplum, Ukrayna’nın uluslararası tanınmış sınırları içinde egemenliğini ve toprak bütünlüğünü desteklemektedir. Böylece uluslararası baskı sadece işgalci devlete yöneltilebilir ve bu baskı işgal son bulup Kırım Özerk Cumhuriyeti ve Akyar (Sivastopol) şehri Ukrayna’nın kontrolü altına dönene kadar devam edecektir.

Sadece Kremlin, ekonomik yaptırımlardan kaynaklanan susuzluktan yarımadanın dünyadan tecrit edilmesine kadar olan yasa dışı işgalin sonuçlarından sorumlu tutulmalıdır.

“PLATFORMUN KİLİT KATILIMCILARI ARASINDA STRATEJİK ORTAĞIMIZ TÜRKİYE’Yİ KESİN OLARAK GÖRÜYORUZ”

QHA: Uluslararası Kırım Platformu’nun kurulacağı ilan edildi. Bu platform, Kırım’ın işgalden kurtulması için ne kadar etkin rol sahibi olabilir? Ayrıca bu platformun farklı düzeylerde olacağından bahsetmiştiniz. Bu konuda daha fazla ayrıntı verebilir misiniz? Kısa süre önce haklarında mahkumiyet kararı verilen diğer siyasi tutsaklar da bu platformda gündeme getirilecek mi? Nasıl çözüm önerileri sunulacak?

-Evet, bu bizim yeni ve son derece önemli girişimimizdir. 23 Eylül 2020’de Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodımır Zelenskıy BM Genel Kurulu’nun 75. Oturumunda yaptığı konuşmada Kırım Platformunun kurulduğunu ilan edip BM üyesi devletleri bu platforma katılmaya davet etti.
Kırım Platformu, Kırım meselesinin geniş kapsamlı ele alınacağı çok taraflı bir özel koordinasyon mekanizması olarak düşünülmüştür. Söz konusu Platform, üst siyasi düzey(ülke liderleri), Dışişleri Bakanları ile Savunma Bakanları düzeyi ve uzmanlar düzeyi gibi birçok boyutu kapsamalı. Platformun kilit katılımcıları arasında stratejik ortağımız Türkiye’yi kesin olarak görüyoruz. İşgal altındaki Kırım’da siyasi ve dini gerekçelerle Ukrayna vatandaşlarının takibata uğraması en önemli konular arasında gündeme gelecek.

Sunduğumuz temel çözüm önerileri şu şekilde:

  • Rusya Federasyonu’nun yasadışı olarak gözaltında tuttuğu tüm Ukrayna vatandaşlarının serbest bırakılması için uluslararası toplumun Rusya’ya karşı baskısının birleştirilmesi ve güçlendirilmesi;
  • Siyasi tutsakların haklarını korumak amacıyla kaderlerini küresel kamuoyunun odak noktasında sürekli olarak tutmak;
  • Rusya Federasyonu’nun ağır insan hakları ihlallerine ışık tutmak. İnsanlarımızın serbest bırakılmasının ve Kırım’ın Ukrayna’ya dönmesinin ortak çabalarla mümkün olabileceğine inanıyorum.

İŞGALCİ RUSYA’NIN KIRIM’DAKİ TARİH VE KÜLTÜR YAĞMASINA KARŞI TEDBİRLER

QHA: Rusya Federasyonu, işgal altındaki Kırım’da bulunan ve Ukrayna’ya ait olan kültür objelerini kendi adına UNESCO Dünya Mirası Listesine eklemek için başvurular yapmaya, Hansaray örneğinde de olduğu gibi sözde “restorasyon” adı altında Kırım’da Kırım Tatar tarihi mirasını yok etmeye devam ediyor. Siz de Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü (UNESCO) Ukrayna Milli Komisyonu Başkanlığını yapıyorsunuz. Bu bağlamda işgalcilerin Kırım’daki tarihi mirası yok etmesini engellemek, ve UNESCO’yu kullanarak işgalin tanınmasını sağlama girişimlerini engellemek için ne gibi adımlar atılıyor? Ayrıca Amsterdam Bölge Mahkemesi 2016 yılında İskit Altınlarının Ukrayna’ya iade edilmesi yönünde bir karar almıştı. Ancak işgalci Rusya, 2017’de bu kararı temyiz etti ve dava hala sürüyor. Siz Enformasyon Politikaları Bakanvekiliyken duruşmalardan birine de katılmıştınız. Bu konuda herhangi bir gelişme var mı?

-UNESCO, ilgili konularda tüm faaliyetlerinde, Rusya’nın geçici Kırım işgalinin kınandığı BMGK’nun 2014 tarihli “Ukrayna’nın Toprak Bütünlüğü” kararı, BMGK’nun 2016, 2017 ve 2018 tarihli “Kırım Özerk Cumhuriyeti ve Akyar (Sivastopol) Şehrinde (Ukrayna) İnsan Hakları Durumuna İlişkin” kararları ve BMGK’nun 2018 ve 2019 tarihli “Kırım Özerk Cumhuriyeti ve Akyar (Sivastopol) Şehri (Ukrayna), Karadeniz ve Azak Denizinin bir Kısmını Silahlandırılma Meselesi” kararlarına göre hareket etmektedir.

UNESCO Ukrayna Milli Komisyonu, Rusya Federasyonu’nun kültürel anlamda Kırım işgalini meşrulaştırma çabalarını takip edip bunu önlemek için mümkün olan tüm tedbirleri alıyor. Böylece, 2018’da Ukrayna’nın UNESCO Daimi Temsilcisi, geçici olarak işgal edilmiş Kırım’da kültürel mirasın korunmasında yaşanan sorunlarla ilgili bilgilendirme etkinliğini düzenlemişti. Bu etkinlikte, Han Sarayı’nı yok etme tehdidini işaret eden detaylı deliller, UNESCO Sekreterliği, Dünya Mirası Merkezi, Uluslararası Anıtlar ve Sitler Konseyi temsilcilerine, “UNESCO’da Ukrayna’nın Dost Grubu” üyeleri başta olmak üzere UNESCO üyesi devletlerin daimi heyetlerine, medya ve kamuoyuna sunulmuştu.

UNESCO’nun yetki alanı kapsamında Kırım Özerk Cumhuriyeti’ndeki durumun gözlemlenmesi, uluslararası toplumun dikkatini çekmek için resmi araçlardan biri olmuştur. Ukrayna tarafı, UNESCO İcra Kurulu’nun 205. Oturumunun “Kırım Özerk Cumhuriyeti’nde (Ukrayna) Durumun Gözlemlenmesine İlişkin” kararının yerine getirilmesi için Kırım Özerk Cumhuriyeti ve Akyar (Sivastopol) şehrindeki durumun gözlemlenmesinden sorumlu UNESCO Genel Müdürünün raporlarının bir bölümü olarak dahil edilen geçici Rusya işgali altındaki Kırım’da kültürel mirasın korunmasına ilişkin durumla ilgili bilgileri Örgütün Sekreterliğine düzenli olarak göndermektedir. 4-18 Kasım 2020 tarihinde düzenlenecek UNESCO İcra Kurulu’nun 210. Oturumu kapsamında sıradaki raporun sunulması beklenmektedir.

Amsterdam Allard Pierson Müzesi tarafından “Kırım: Karadeniz’de Altın Ada’ sergisinin Ukrayna’ya geri verilmesi davasına gelince istediğimiz kadar hızlı olmasa da bir ilerleme kaydettik.

Bugünlerde, Ukrayna Ulusal Tarih Müzesi koleksiyonundaki sergiden çıkan objelerin, özellikle İskit miğferinin geri döndüğünü söyleyebilirim. Ukrayna’da toplamda 22 obje bulunuyor, fakat 600 obje hala Amsterdam’da. Tüm davalar bittiğinde onların da Ukrayna’ya geri dönmesini umuyoruz.

“TÜRKİYE’DEKİ KIRIM TATAR DİASPORASI MÜCADELEYE YARDIM EDİYOR”

QHA: Dünyada en çok Kırım Tatarı Türkiye’de yaşıyor ve en büyük Diaspora oluşumu burada. Kırım’ın işgali konusunda da Ukrayna’yı destekliyorlar. Kısa geçmişte, bir çok ortak etkinlik ve projede yer aldılar. Türkiye’deki Kırım Tatar Diasporasının desteği, uluslararası platformlarda Ukrayna’ya nasıl bir kazanım sağlıyor?

-Evet, farklı değerlendirmelere göre Türkiye’de 1,5 ila 3 milyon kadar Kırım Tatarı yaşıyor. Türkiye, Rusya’nın Kırım Hanlığı işgalinden sonra (18. yüzyıl) ve 20. yüzyılda yerli halkın büyük kısmının yarımadadan göç etmek zorunda kaldığı Kırım Savaşı’ndan sonra Rusya İmparatorluğu’ndan kurtulmak isteyen Kırım Tatarları için ev olmuştur.

Türkiye’deki Kırım Tatar diasporası Kırım ve Ukrayna’da olanların acısını paylaşıyor ve farklı etkinlikler düzenleyerek Rus saldırganlığı ile mücadeleye yardım ediyor. Dernek başkanları Kırım Tatar Milli Meclisi ve Dünya Kırım Tatar Kongresi toplantılarına katılıyorlar.

Türkiye’deki Kırım Tatar diasporasının Türkiye’nin üst düzey yetkililerle güçlü bağlantıları var. Ayrıca AB (öncelikle Romanya, Polonya, Almanya) ve Kuzey Amerika’daki Kırım Tatar dernekleri ile yoğun işbirliği içerisindedir. Rusya Ukrayna’ya karşı silahlı saldırıyı başlattıktan sonra Türkiye’deki Kırım Tatarlarının büyük kısmı, dayanışma göstergesi olarak ‘Yurt dışı Ukrayna kimliğini’ (diaspora kimliği) almak istedi.

Yardımları ve aktif duruşları için soydaşlarımıza şahsen teşekkür etme fırsatım oldu. Ayrıca Kırım Türkleri Kültür ve Yardımlaşma Genel Merkezi yöneticilerine yurt dışı Ukrayna kimliklerini takdim ettim.

“TÜRK KENEŞİ’NE (TÜRK KONSEYİ) KATILIMIN UKRAYNA İÇİN FAYDALI OLACAĞINI DÜŞÜNÜYORUZ”

QHA: Ukrayna’nın Türk Konseyi veya Türk Keneşi olarak adlandırılan birliğe dahil olması isteğini dile getirmiştiniz. Bu birliğe gözlemci olarak dahil olmak neden önemli? Ve bu talebiniz şu an hangi aşamada?

-Ukrayna’nın dış politikasının coğrafyasını genişletme üzerinde çalışıyoruz.

Ukrayna’da, yerli Türk halkı olan Kırım Tatarlarının yanı sıra birçok milli azınlıkların (Gagavuzlar, Azeriler, Ahıska Türkleri ve diğerleri) yaşadığı ve yaklaşık 400 bin Ukrayna vatandaşının Türk kökenli olduğu dikkate alındığında, şu an Türk Konseyi ile kurabileceğimiz ilişki formatı üzerinde çalışıyoruz. Gerek tarih, gerek kültür gerekse milli özellikler açısından bize yakın olan Türkiye’de başta olmak üzere Ukrayna’nın bölgesel süreçlerdeki rolünü ve katılımını arttırmak için Türk Konseyi’ne katılımının Ukrayna için faydalı olacağını düşünüyoruz. Aynı zamanda bu, Kırım’ın işgalden kurtulacağı günü yakınlaştırmak için birlikte çaba sarf edeceğimiz ek bir platform olabilir.

Devletimizin Türk Konseyi’ne gözlemci olarak katılmasının, hem Ukrayna’ya Konsey üyesi devletlerle olan ilişkilerde ek avantajlar kazandıracak, hem Ukrayna’nın Türk dünyası ile var olan özel ilişkileri gösterecek, hem Kırım Tatar halkının durumu ve insan haklarına dikkat çekecek hem de uluslararası platformda Kırım’ın işgalden kurtarılması meselesi güncelleşecek.

İlgili başvuruyu hazırlamak için Konsey’in gözlemci statüsü hükmünü onaylamasını bekliyoruz.

“UKRAYNA, AZERBAYCAN’IN TOPRAK BÜTÜNLÜĞÜNÜ DESTEKLİYOR”

QHA: Vatanı işgal edilmiş bir Kırım Tatarı olarak, zamanında yine Rusya’nın etkin rol aldığı Dağlık Karabağ’ın Ermenistan tarafından işgaliyle ilgili Azerbaycan’ın topraklarını işgalden kurtarma operasyonunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

-Egemen devletlerin toprak bütünlüğüne destek, Ukrayna’nın dış politikasının temel yapı taşlarından biridir.

Böylece, Azerbaycan’ın, Ukrayna’nın uluslararası tanınmış sınırları içinde toprak bütünlüğünü desteklediği gibi Ukrayna da Azerbaycan’ın toprak bütünlüğünü destekliyor. Bu konudaki duruşumuz net ve değişmez.

Aynı zamanda insanların öldüğü herhangi bir silahlı çatışmanın bir trajedi olduğunu unutmuyoruz. Barışçıl bir çözüm bulmak amacıyla tüm tarafların müzakere masasına en yakın zamanda dönmesini umuyoruz.

Emine Ceppar
Kırım platformu
Türkiye
Ukrayna
Bunlara da bakın: