Almanya, Rusya'ya Kırım'ın işgaline son vermesi için çağrı yaptı

Haberler
E. K.
16 Mart 2021, 12:17
E. K.
16 Mart 2021, 12:17

Almanya, Rusya Federasyonu’na 7 yıl önce işgal ettiği Kırım’ı Ukrayna’ya iade etmesi içim çağrıda bulundu. Almanya Hükümet Sözcüsü Steffen Seibert, Almanya, Avrupa Birliği ve uluslararası toplumun, 2 milyonu aşkın nüfuslu Kırım’ın ilhak edilmesi girişimini tanımadığını vurguladı.

Almanya, Rusya yönetiminden insan hakları ilkelerine bağlı kalmasını, tüm siyasi tutsakları serbest bırakmasını ve 7 yıl önce işgal ettiği Kırım’ı Ukrayna’ya iade etmesi için çağrı yapıt. Almanya Hükümet Sözcüsü Steffen Seibert, 15 Mart tarihinde Federal Basın Merkezinde düzenlenen basın toplantısında, Rusya’nın Kırım’ı yedi yıldır işgal altında tutmasının, Almanya için kabul edilemez olduğunun altını çizdi.

ALMANYA’DAN RUSYA’YA KIRIM’DAKİ İŞGALE SON VERME ÇAĞRISI

Geçen yedi yıla rağmen federal hükumetin bunu kabul etmesi için bir neden olmadığını vurgulayarak şu ifadeleri kullandı:

“Bu ilhakla Rusya uluslararası hukukun temel ilkelerini ihlal etti ve İkinci Dünya Savaşı sonrası oluşan Avrupa düzenini sorguladı. Rusya’ya Ukrayna’nın Kırım topraklarındaki egemenliğini tesis etmesini kabul etmesi çağrısında bulunuyoruz.”

Rus hükumetini insan haklarına saygı göstermeye de çağıran Seibert, ülkedeki tüm siyasi tutsakların serbest bırakılmasını istedi.
Sözcü Seibert, işgalciler tarafından Kırım’da Ukrayna Anayasasına ve uluslararası hukuka aykırı olarak yapılan sözde “referandum” sonuçlarının yasal bir gücünün olmadığının altını çizdi.

Almanya'dan Rusya'ya, Kırım'ı Ukrayna'ya geri ver

RUS İŞGALİNDEKİ KIRIM’DA 7 YILDIR BASKI VE ZULÜM DEVAM EDİYOR

İşgalci Rus askerleri Kırım’a ilk olarak, 20 Şubat 2014 tarihinde girdi. Altı yıl önce bugün, sabahın erken saatlerinde plakaları sökülmüş askeri araçlar ve rütbe işaretleri taşımayan silahlı milisler Kırım’ın stratejik noktalarını ve hükûmet binalarını ele geçirmeye başladı.

Rus propaganda medyalarında “Kırım Özsavunması” oldukları iddia edilen, kamuflaj giymelerinden hareketle “kibar yeşil adamlar” olarak da adlandırılan Rus askerleri ve onların yanında gezen işbirlikçi milisler, yarımadanın kontrolünü yasa dışı olarak ele geçirdi. Rus propaganda mekanizmasınca işgal, sözde “bağlanma” adı altında legalleştirilmeye çalışılsa da dünya kamuoyu bu adımı asla tanımadı.

16 Mart 2014 tarihinde kamuflajlı Rus askerlerinin silahlarının gölgesi altında göstermelik bir referandum düzenlendi. Sözde referandum daha yapılmazken Ukrayna, oy kullanımını yasa dışı ve Anayasaya aykırı olarak kabul etti. 15 Mart 2014 tarihinde Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi, sözde referandumu “geçersiz” olarak ilan edilmesini öngören kararı inceledi. Ancak karar, Rusya tarafından bloke edildi. Venedik Komisyonu, Avrupa Birliği ve ABD, yasa dışı yapılan sözde referanduma karşı çıktı, Kırım Tatarları boykot etti.

İşgalciler, sözde referanduma katılım oranının yüzde 84,17 olduğunu ileri sürerken, seçmenlerin yüzde 96,57’sinin “Kırım’ın Rusya’ya bağlanması için” oy kullandığın, yüzde 2,66’sının ise yarımadanın Ukrayna’ya bağlı özerklik statüsü için oy verdiği iddia edildi.

Kırım Tatar halkının milli lideri Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu, kendi kaynaklarına atıfla, sözde referanduma gerçek katılım oranının yüzde 30-50 civarında olduğunu, Kırım Tatarlarının yüzde 99’unun oy kullanmadığını bildirmişti.

Ardından, 18 Mart 2014 tarihinde Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Kırım sözde Parlamentosu Başkanı Vladimir Konstantinov, dönemin sözde Kırım Başbakanı Sergey Aksyonov ve sözde Sivastopol Belediye Başkanı Aleksey Çalıy, Kırım ve Sivastopol’ün iki ayrı birim olarak “Rusya’ya bağlanmasına” ilişkin anlaşma imzaladılar.

Rus işgaliyle adeta “açık hava cezaevi”ne dönüşen Kırım yarımadası, bir yandan silahlandırma hamleleriyle dünyayı tehdit eden askeri bir üs haline getirildi. Diğer yandan da işgale direnen Kırımlılar baskı mekanizmasının sürekli hedefi haline geldi. Yarımadada 2014’ten beri Rus işgalini onaylamadıklarını ifade eden ve tutumlarıyla belirten Kırım Tatarları başta olmak üzere Ukrayna’ya bağlı kalmak isteyenler, kaçırılmalarla, düzmece davalarla, keyfi baskın ve sorgularla korkutulmaya çalışılıyor.

AB’NİN YAPTIRIMLARI

AB, Rusya’ya ekonomik yaptırım kararını ilk olarak 2014 yılında almıştı. Bireysel yaptırımların yanı sıra, AB Rusya’ya sektörel yaptırımlar uyguluyor, ayrıca Ukrayna’ya bağlı Kırım Yarımadası’nın işgali nedeniyle halihazırda 23 Haziran 2021’e kadar geçerli olan yaptırım paketi uygulanıyor.

Avrupa Birliği’nin (AB), Ukrayna’nın toprak bütünlüğünü ihlal ettiği gerekçesiyle Rusya’ya uyguladığı bireysel yaptırımlar listesinde ise 175 kişi ve 44 şirket bulunuyor.

AB’nin diğer yaptırımları uyarınca 27 üye ülke, Rusya’ya silah satışı yapamıyor, Rusya’nın, petrol ve gaz sektörlerinde kullanılan bazı teknolojileri AB ülkelerinden alması kısıtlanıyor. Ayrıca Rus kamu bankaları, Avrupa’da finans sektöründen dışlanıyor.

Kırım’ın işgali nedeniyle uygulanan yaptırımlar uyarınca, AB’ye işgal altındaki Kırım ve Sivastopol’den ürün ithalatı yasaklanıyor, Rus işgali altındaki bölgelerden emlak alınmasına izin verilmiyor ve bu bölgelerdeki şirketler ile herhangi bir finansal hizmetin sağlanmasına sınırlama getiriliyor. İşgal altındaki Kırım ve Sivastopol’deki turizm faaliyetlerine de kısıtlama getirilirken, özellikle Avrupa yolcu gemilerinin işgal altındaki bölgelerde bulunan limanlara girişi yasaklanıyor.