Zekeriya Başarslan: Rus işgali olmasaydı Kırım’a yerleşecektik

01 Ekim 2020, 16:18

Aybala Polat/QHA Ankara

Türkiye’deki Kırım Tatarları, zengin bir insan kaynağı olması nedeniyle güçlü bir diasporaya sahip. Türkiye’deki Kırım Tatar diasporasının değerli isimlerinden Dr. Öğretim Üyesi Zekeriya Başarslan, uzun yıllar Kırım Türklerinin kültürünü yaşatmak ve tanıtmak adına önemli işler yapan bir isim.

Kırım Haber Ajansının Türkiye’deki Kırım Tatar diasporasına hizmet etmiş insanları tanıtmayı amaçladığı yazı dizisine bu hafta, Zekeriya Başarslan yer alıyor. Kırım için ”elinden ne gelirse onu yap” düşüncesiyle hem akademik hayatında hem de dernek ve vakıflarda yıllarca Kırım türküleri ve halk oyunları çalışmaları yaparak Kırım Tatar halkına hizmet eden Başarslan, Kırım camiasında da oldukça sevilen ve saygı gören bir isim olarak biliniyor.

“KIRIM BAHÇESARAYLI ARSLANBAY’IN TORUNLARINDAN ZEKERİYA BAŞARSLAN’IM”

Hocam kendinizi nasıl tanıtırsınız, Zekeriya Başarslan kimdir? Nasıl bir kültürde büyümüştür?

Zekeriya Başaraslan, Babası Rıza Başarslan

Kökleri anne ve baba tarafından Kırım Bahçesaray’a dayanan, zorunlu göçler dolayısıyla Bulgaristan Hacıoğlu Pazarcık’a yerleşen, Arslanbay’ın torunlarından Zekeriya Başarslan’ım.

Babam Rıza Başarslan’ın babası Zekeriya dedem Yemen’de savaşa gitmiş esir düşmüş, işkenceler çekmiş, öldü diye bilinirken altı buçuk sene sonra çıkıp gelen ve 1 yıl içinde vefat eden bir kişidir. Annemin babası Ömer dedem ise Hacıoğlu Pazarcık’tan gelip Çanakkale savaşına katılmıştır. Daha sonra da Eskişehir’e yerleşmişlerdir.

Öğrencilik yıllarında Kırım ile ilgili çalışmalardan haberdar mıydınız?

Ankara’da doğdum. Liseyi bitirene kadar Ankara’da oturdum. İlkokul birinci sınıftan itibaren çocukluğum ve gençliğim Keçiören Basınevleri’nde geçti. Ankara’da ilk defa kurulan Kırım Derneğinin ilk başkanı annemin dayısı Niyazi Kırımman’dır. Zaman zaman Aşağı Eğlencedeki evine ziyarete giderdik. O yüzden küçük yaşlardan itibaren Emel dergisini tanıdım. Lise yıllarımda siyasetin ne olduğunu anlamaya başladım. Kitabevlerine, dergilere, gazetelere giderdim. O yaşlarda kendi kütüphanemi oluşturdum.

Kırım müziğine ilginiz ne zaman başladı?

İlk kez lise yıllarında sınıfta kalabalık karşısında türkü söyledim. Herkes çok şaşırmıştı. Çok büyük alkış aldım. Çünkü kimse bilmiyordu. Birçok türküy miü annemden öğrenmiştim. İlginçtir, yıllar sonra farkına vardım ki ben kadın türküleri okuyormuşum…

İlk sahne deneyimim bir akrabamın düğününde oldu. İki Kırım türküsü Seyt Osman ve Bostorgay ile Barış Manço’nun Dağlar Dağlar şarkısını sınıf arkadaşım Celal Binerbay’ın bağlaması eşliğinde okudum. İlk bağlamamı harçlıklarımdan biriktirdiğim para ve annemin katkısı ile Hamamönü’nde Rifat Balaban’dan almıştım… Hâlâ duruyor.

İKİ ÜNİVERSİTEYİ 15 GÜN ARA İLE BİTİRDİM

Eğitim hayatınız nasıl geçti? Profesyonel çalışma hayatına nerede başladınız, hangi görevlerde bulundunuz?

Lise yıllarımdan biraz bahsetmiştim. Lise sonda biraz sorunlar yaşadım. Fen dersleri yüzünden Liseyi geç bitirdim. Hayatımın geri kalan kısmını şöyle tanımlıyordum. Askere gideceğim, bir iş bulup gireceğim, birisiyle evleneceğim. Benim hayatım bu diyordum. Babamın sabırla beni beklemesini hiç unutmam. Karşılığını da gördü. Liseyi bitirdim. İstanbul Devlet Güzel Sanatlar Akademisi Uygulamalı Endüstri Sanatları Yüksek Okulu Endüstri Tasarımı ve İç Mimarlık Bölümünü kazandım. İkinci sınıfa geçtiğimde Türk Musikisi Devlet Konservatuvarı kuruldu. Sınavına girdim onu da kazandım. Böylece gündüz müzik gece çizimle geçen yorucu bir öğrencilik dönemini iki okulu 15 gün ara ile bitirerek başarılı bir şekilde tamamladım. Eski kayıp yıllarımı iki okul bitirerek kapatmış oldum. Babamın yüzünü güldürdüm…


Konservatuvarda derslerimize giren hocalarımız arasında, Fikret Değerli, Erol Deran, Ercüment Berker, Nida Tüfekçi, Neriman Altındağ Tüfekçi, Bekir Sıtkı Sezgin, Şenel Önaldı, Demirhan Altuğ, Kemal Batanay, Faruk Sümer, Nejat Diyarbekirli, Ahmet Kabaklı, Ayhan Songar, Necmettin Hacıeminoğlu, Laika Karabey, Necdet Varol, Haydar Sanal, Fahrettin Çimenli, İnci Çayırlı, Şahin Gültekin’nden çok değerli bilgiler elde ettik ve sanatsal birikimlerimiz oldu. Hayatta olanlara uzun ve sağlıklı ömürler dilerim. Hayatta olmayanların mekanları cennet olsun.
Endüstri Tasarımı Bölümü hocalarımdan Önder Küçükerman, Adnan Çoker, Yılmaz Morçöl, İlhan Erhan, Reşat Atalık, Nuri Doğan, Erdoğan Alkin ilk aklıma gelenler.

Üniversitedeki kariyeriniz nasıl şekillendi?


1983 yılında Marmara Üniversitesi Atatürk Eğitim Fakültesi Müzik Eğitimi Bölümüne Öğretim Görevlisi olarak atandım. İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsünde “TRT Müzik Yayınlarının İrdelenmesi ve Türkiye’de Ulusal Müzikte Sentez Arayışları” adlı yüksek lisans tezimi tamamladım. Daha sonra aynı enstitüde “Türk Halk Müziği ve Oyunlarında Eğitim ve Öğretim Yöntemleri” adlı doktora tezimi tamamladım ve Doktor oldum. O arada 1988 yılında Marmara Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsünde Sanatta Yeterlik yaptım.

Sanırım farkına varmadınız o yüzden ayrıca belirtmek istiyorum. İTÜ (TMDK), Mimar Sinan GSÜ ( İDGSA UESYO), İstanbul Üniversitesi ( Sosyal Bilimler Enstitüsü) ve Marmara Üniversitesi (Fen Bilimleri Enstitüsü) olmak üzere dört büyük üniversiteden diploma almış oldum…

KIRGIZİSTAN MANAS ÜNİVERSİTESİ, GÜZEL SANATLAR FAKÜLTESİ’NİN KURUCU DEKANLIĞINI YAPTIM

Müzik Bölümünde yıllarca bölüm başkan yardımcılığında bulundum. 2008 yılında Kırgızistan-Türkiye Manas Üniversitesi’ne görevli gittim. Bir ay sonra Güzel Sanatlar Fakültesi (Körköm Önör Fakulteti) kurucu dekanlığına atandım. 2.5 yıl dekanlık görevine devam ettim. Üniversite yönetim kurulunda ve senatosunda görev yaptım. 2 Ocak 2020 tarihinde 37 yıl süren Marmara Üniversitesi çalışma hayatım yaş haddinden zorunlu emeklilik ile sona erdi ve emekli oldum.

Kırım Tatarı olmak çocukluğunuzda, gençliğinizde ve yetişkinliğinizde size neler katmıştır?

Çocukluğumda annemin ve babamın yakın ilgileri ve öğretileri dolayısıyla olumsuz şeylerden hep uzak kaldım. Babam çok güzel giyinen bulunduğu konumdan çok daha yükseklerde bir görünüm sağlayan kişiydi. Bayramlarda Eskişehir Mihalıççık’a anneannemi ve dedemi ziyarete giderdik. O yıllarda posta trenleri vardı. Yer bulmak imkânsızdı. Babamın trene bindiğini gören kişiler hemen ayağa kalkar ona yer verirlerdi. Daha sonra da onlara nasıl sigortalı olacaklarını, sendikacılığın önemini anlatırdı. Çünkü o bir sendika başkanıydı. Basın-İş Sendikasının temelini teşkil eden Matbuat Teknisyenleri Sendikası Başkanlığında ve Genel Sekreterliğinde bulunmuştu.

Ortaokul yıllarında biraz kendi kültürel değerlerimize ilgim başlamıştı. Lise yıllarında bu daha da arttı. Bir taraftan arkadaş kazanırken bir taraftan kaybettiğimiz zamanlar oldu. Hayatım boyunca insana değer verdim. Tabii ki hak eden kişilere… Bu kökeninizden olursa daha bir yakın hissediyorsunuz. Ortak paylaşacağınız bir şeyler oluyor. Ben hem anne tarafından hem de baba tarafından Kırım Tatar Türklerinden olan bir kişiyim. Sülalede erkek olarak tekim. Apakayım da anne tarafından Kırım kökenlidir. Dolayısıyla iki kızım da ağırlıklı olarak Kırım kökenli olmaktadır.

HASAN BASRİ ÖNGEL HOCA’DAN KIRIM HALK OYUNLARINI ÖĞRENİP EKİP KURDUM

Üniversite yıllarımda kısmen Kırım ve Azerbaycan ezgileri çalıp söylüyordum. Üniversite sonrasında Ankara’da Hasan Basri Öngel hocamdan oyunlarını öğrendim. Kırım Ekibini kurdum. Arı Sinemasında çok beğenilen sekiz çiftten oluşan onaltı kişilik bir gösteri sunduk. Ben de ekip başı olarak sahne aldım. O sıralarda dernekler kapalı olduğu için kostüm bulmakta zorluk çektik. Araştırıp dört çift kostümün Murat Akcollu’da, diğer dört çift kostümün de Necip Hablemitoğlu’nda olduğunu öğrendik. Kendilerinin evlerine giderek gösteri için kostümleri emanet olarak aldım. Gösteri sonrasında da teslim ettim.

“KIRGIZİSTAN’DAKİ KIRIM TATARLARINI BULDUM, ONLARLA BİRLİKTE ÇALIŞMALAR YAPTIK”

Kırım ile ilgili faaliyetleriniz ve hisleriniz nelerdir?

Akademik çalışmalarımın büyük bir bölümü Kırım ile ilgilidir. Makalelerim ve sempozyum bildirilerimin çoğunluğu Kırım ile ilgilidir. Türkiye’de olduğu gibi Kırım ve Romanya’da da bildiriler sundum. Yıllarca Kırım gecelerinde solist olarak görev yaptım. İstanbul Kırım Derneği’nde Kırım Halk Oyunları Topluluğu ve koro çalışmalarında bulundum. Aynı yıllarda Marmara Üniversitesi’nde Kırım Halk Oyunları Topluluğunu kurup çalıştırdım. Derneğin ve üniversitenin ekiplerini birleştirip 12 çift 24 kişiden oluşan topluluğu Marmaris’te ve Konya’da gösterilere çıkardım. Üniversitede belli aralıklarla Kırım Müziği konserleri gerçekleştirdim. Öğretim elemanlarına ve öğrencilere Kırım müziği eserlerini verip onları da konserlere çıkardım. Emel Vakfı yararına AKM de iki gece düzenlenen konser de bunlardan biridir.

Kırgızistan Manas GSF Dekanlığı

Bu arada Kırgızistan’da Kırım Tatarlarını bulup onlarla da faaliyetlerde bulunduk. Üniversitede İsmail Gaspıralı Resim Yarışması düzenledim. Ödülleri de kendim karşıladım. İsmail Gaspıralı Paneli düzenledim ve panel başkanlığında bulundum.

Son olarak da İstanbul’da Anadolu Yakasındaki Kırım Tatarlarını bir araya getirmek adına kurulan, Kırım Türkleri Derneği İstanbul Anadolu Yakası Şubesi’nin üç yıl boyunca Başkan Vekilliği görevini yürüttüm.

Zekeriya Başarslan: Rus işgali olmasaydı Kırım’a yerleşecektik

TEPREÇ’TE İLK NİŞAN YAPAN BİZİZ

Nişanımı Yalova Çiftlikköy’de düzenlenen tepreçte milli kostümleri giyerek gerçekleştirdik. Bu bir ilktir. Bir kızımın adı Kırım’da bir yer adıdır. Son yıllardaki değişmeler olmasaydı Kırım’a yerleşmeyi düşünüyorduk.

Zekeriya Başarslan- Sevgi Başarslan

Ne zaman moralim bozulsa, bir şeyler canımı sıksa ya da isteklerim kaybolur gibi olsa, Kırım için ”elinden ne gelirse onu yap” düşüncesiyle tekrar ayağa kalkmış ve yeniden çalışmaya başlamışımdır.

Kırım Tatar diasporası
Zekeriya Başarslan
Bunlara da bakın: