Uygur Türklerinden İstanbul'da dikkat çeken eylem: Türkiye ile ilişkisi olmak suç mu?

28 Temmuz 2020, 16:33

Çin’in baskı aracı olan toplama kamplarında yakınları bulunan Uygur Türkleri, 27 Temmuz 2020 tarihinde İstanbul Beyazıt Meydanı’nda yeniden seslerini duyurmak üzere protesto gösterisi ve basın açıklaması yaptı. Eyleme katılan onlarca Doğu Türkistanlı ailesi hakkında bilgilerin yer aldığı pankartlar taşırken, yapılan basın açıklamasında, “Bir daha olmasın denilen Nazi toplama kamplarının bir kat daha vahşi hali olan 21. yüzyıl versiyonu, Çin’in Doğu Türkistan’da inşa etmiş olduğu toplama kampını anlatmak için buraya toplanmış bulunmaktayız.” ifadeleri vurgulandı.

Çin’in sistematik şekilde sürdürdüğü baskı ve asimilasyon politikalarının bir parçası olan toplama kamplarındaki Uygur Türklerinin aileleri, Doğu Türkistan’dan haber alma arayışına devam ediyor. Çin’in sadece Türkiye ile ilişkisi olmasından ötürü toplama kamplarına attığı Doğu Türkistanlıların yakınları, İstanbul’da seslerini Türkiye ve dünya kamuoyuna duyurmaya çalıştı.


SAYGI DURUŞU İLE BAŞLADI

Yapılan basın açıklamasında, öncelikle Çin’in toplama kaplarında tecavüze uğrayan Uygur kadın ve erkekler, kamptaki işkenceye dayanamayıp hayatını kaybedenler, ailelerinden zorla koparılan çocuklar, salt Müslüman ve Uygur doğdukları için zulme uğrayan mağdurlar için 1 dakikalık saygı duruşunda bulunuldu.

TÜRKİYE’YE VE DÜNYAYA ÇAĞRI

Konuşmacılar, teker teker konuşmalarını yaparak, kamp mağdurlarının ve ailesinin durumunu kısaca anlattı. Son olarak gazetecilerin ve diğer katılımcıların soruları cevaplanarak basın açıklaması sona erdirildi. Basın açıklaması metninin okunması sonrası başta Türkiye’ye ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’a, dünya liderlerine ve insanlığa Çin’in insanlık dışı uygulamalarına son vermesi için çağrı yapıldı.

Öte yandan, yapılan basın açıklamasında şu ifadelere yer verildi:

KAMPLAR VE MAĞDURLARI, BİRİNCİ AĞIZDAN ANLATILDI

“Konumuz en başında söylediğimiz gibi Çin Komünist rejiminin 2017 yılından itibaren Doğu Türkistan’da inşa etmiş olduğu, önce inkar edip, deliller ortaya çıkınca da oraları meslek okulu diyerek laf değiştirmek zorunda kaldığı toplama kampları. Kampları, kamp mağdurları ve mağdur yakınları olarak birinci ağızdan sizlere anlatacağız!

ÇİN’İN BU YAPTIKLARI HEM KENDİ, HEM ULUSLARARASI YASALARA AYKIRI!

Çin yönetimi 2017 yılından itibaren Doğu Türkistanda çok sayıda toplama kampı inşa etmiş, Uygurlar başta olmak üzere Doğu Türkistan’ın aslı mensupları olan Uygur, Kazak ve diğer Türk halkından milyonlarca insanı bu kamplara kapatarak, kamp dışında kalanlara zorla kürtaj, zorla evlendirme, köle işçilik, Türk ve İslam kültürünü yok etme gibi politikalarıyla asimilasyon ve etnik soykırım yapmaktadır. Çin’in bu uygulamaları öncelikle anayasasına aykırı olamakla beraber uluslararası yasalara da aykırıdır.

“ZULME DUR DEMEMEYE BİR BAHANE KALMAYACAK”

Şu an burada ellerinde aile yakınlarının resimleriyle toplanan kişiler toplama kampının açık bir kanıtıdır ve bu kişiler birazdan şahitliklerini yaptıktan sonra bilgi kirliliği var diyenler için artık Çin’in bu zulmüne dur dememeye bir bahaneleri kalmayacaktır. Fotoğraflara bakın arkadaşımızın elinde bir kişinin, kimisinin elinde 13-15 kişinin fotoğrafı mevcut, bu arkadaşların hepsi Çin makamlarınca verilen pasaportuna Türkiye Cumhuriyetinin vizesini alarak yasal yollarla Türkiye’ye gelmiş ve burada Türk yasalarına uyarak ikamet etmekte olan arkadaşlardır. Bu arkadaşların kimisi okumak, kimisi ticarek yapmak için Türkiye’ye gelmiştir.

Ve Çin 2017 itibariyle Doğu Türkistan’da toplama kampı inşa etmekle birlikte , yurt dışında okumakta olan Uygur öğrencilere memlekete geri dönmesi için baskı yapmış, memlekete dönmeyen Uygur öğrencilerin 2017 yılında Mısır’dan Mısır polisleriyle işbirliği yaparak Çin’e götürülmesi bunun açık bir delilidir. Böylelikle Doğu Türkistan’ın kapıları Uygur ve Kazaklar için giriş ve çıkışlara kapanmıştır, orada olanlar yurt dışına çıkamaz, yurt dışında olanlar oraya gidemez olmuştur. Çünkü daha önce Çin’in şirin sözlerine kanarak gideenler uçaktan iner inmez kendini toplama kampı ve hapislerde bulmuşlardır. Ve şu anda karanlık zındanlarda işkence çekmektedirler. Can güvenliği olmadığı için de kimse gitmeye cüret edememiştir. Dolaysıyla 2017’den beri Türkiye ve dünyanın dört bir yanında olan Uygurlar annesi veya babası vefat etse bile gitmeye cesaret edememektedir.

Bunun delili olarak 2015 ve 2016 yılları ile 2017, 2018, 2019 yılları arasındaki Uygurların hava yolu uçuş istatistiklerine bakabilirsiniz.
Sadece fiili gidiş geliş yok sanmayın, yurt dışında olan Uygurlar ailesinin sesini telefonlarda dahi duyamamaktadır.

KAMPLAR ÇİN’İN DEDİĞİ GİBİ Mİ?

Peki kamp gerçekten Çin’in dediği gibi meslek okulu mudur? Kesinlikle hayır. Çünkü o toplama kamplarında doktor, professör, sanatçı, iş adamları gibi milletin en önde gelen elit insanları vardır. Bunlara Çin yönetimi hangi mesleği öğretecek?
Birazdan arkadaşlar kendi ailelerini anlatacak, burada ben kendi ailemden kampta olanları anlatayım. Benim ailemden kardeşim ve eniştem 4 seneye yakın zamandır toplama kampındadır. Kardeşimin ben Türkiye’ye yüksek lisans yapmak için geldiğimde okulunu bırakıp bana maddi destek veren, kendi işyeri olan ailesini gayet iyi geçindiren biri. 2014 te Türkiye’ye yasal yollarla bana ziyarete geldi ve yasal süre içerisinde memlekete dönerek normal hayatını devam ettiriyordu.
Eniştem ise mimar, onun da işleri güzeldi, yurt dışına hiç seyahat etmemişti, kardeşim ve eniştem hakkında bildiğim sadece o meslek okulu dediği toplama kampından evine hiç dönmediğini biliyorum, sağlığı hakkında hiçbir bilgim yok.
Fotoğrafta gördüğünüz diğer 2 çift arkadaşım Çin’in en iyi üniversitelerinden mezun olarak Türkiye’ye yüksek lisans yapmak için gelmişti ve 2015 ve 2106 yıllarında memlekete dönerek normal hayatını devap ettiriyordu. Hiç bir şekilde meslek okuluna ihtiyacı yoktu. Fakat bu arkadaşlarım da 2017 yılında toplama kampına alınmış ve o meslek okulu dediği yerde bir sene tutulduktan sonra 2018 yılında 15 ve 17’şer olmak üzere hapse atılmış.

TEK SUÇLARI ÇİN’E GÜVENEREK MEMLEKETLERİNE DÖNMELERİ

Peki sosyal hayatta kimseye muhtaç olmadan tam tersine yakınları için katkıda bulunan, ancak Çin’in meslek okulu diyerek lans ettiği toplama kamplarında ve hapislerin şu dakikalarda işkence çekmek olan bu kişilerin suçu ne? Kocaman hiç! Tek suçu Türkiye’ye gelmeleri ve ‘yasaya aykırı bir şey yapmadım’ diyerek Çin’e güvenerek memleketine dönmeleri.
Buradan Çin’e sesleniyoruz, ey Çin Uygurların sana güvenmesi suç mu? Yoksa sen Türkiye’yi bir terör ülkesi olarak mı görüyorsun, yoksa uygurların anadoludaki kardeşleriyle yakınlaşması senin çok mu zoruna gidiyor?

ÇİN BU HAKKI KENDİNDE NASIL BULUYOR?

Ey Çin, sen hem Doğu Türkistan Çin’in bölünmez bir parçası ve Uygurları benim vatandaşım diyorsun, fakat Uygurların senin yönetimin altında can güvencesi bile yok, kendi anayasanı dahi çiğneyerek istersen Uygur ve Kazakların kültürünü, istersen inancını ellerinden alıyorsun, istersen iç organlarını vücudundan kopartıyorsun, istersen karnındaki bebeklerini dahi söküp atıyorsun, istenter çocuklarını ellerinden alarak Çinlileştiriyorsun, istersen dans ettiriyorsun, istersen canını alıyorsun, bu hakkı sana kim verdi, bu mu senin devletçiliğin?

Çin, toplama kamplarla Uygur ailelerini paramparça etmiştir, çocuklarımızın mutluluğunu yok etmiş, onların kalbine kin tohumlarını etmiştir ve onların psikolojisine ağır darbe indirerek psikolojik olarak çocukların hayatını karartmıştır, insanlık izzetimizi ve dini değerlerimizi ayaklar altına almıştır. Erkekleri toplama kamplarına alınan ailelerin maddi durumları şiddetle gerilemiştir.

“ACIMASIZ KİMSELER ÇİN’DEN ÇIKMAKTADIR”

Ey Çin yönetimi, biliyor musun, burada anne olan kardeşlerimiz var, onlar çocuklarının mutluluğunu yok etmemek için gündüz gülümseyip, geceleyin yastıklarını göz yaşlarıyla ıslatıyorlar, çünkü biz merhamet sahibi insanlarız, gönül kırmayı kabeyi yıkmaktan daha beter gören bir anlayışa sahip insanlarız, bizim kitabımızda terör kelimesi yoktur, halkımız terör kelimesi telaffuz etmeyi dahi bilmiyor, ama siz gönül krmayı, aileyi paramparça etmeyi, iftira etmeyi, masum insanlara işkence yapmayı , çocuklara eziyet etmeyi çok iyi biliyorsun , Çin komünist rejimi acımasızlığının sonucu olarak kendi çocuklarına dahi merhamet etmeyen, hayvan ve diğer canlıları diri diri yakarak ondan zevk olan kişiler senin ülkende ortaya çıkmaktadır.

Ey Çin bunlardan sen sorumlusun, çünkü nasıl bir yönetim olursa ona göre toplum olur.
Ey Çin eğer senin dediğin gibi 3-5 milyon Uygur terörist olsaydı, 1949 yılında doğu Türkistan’da yüzde 3-5 oranında olan Çin nüfusu, bugünlerde kimi kentlerde yüzde 80 i geçmezdi, 50 bin Uygurun yaşadığı Türkiye’de, terörist olan gördüğün bu insanların içinde Çinliler rahat gezemezdi.

“EY ÇİN, BU YALANLARDAN VAZGEÇ”

Ey Çin sen bu yalanlarından vazgeç , bunlarla artık kimseyi kandıramazsın, artık biz, gerçeklerle karşına çıkmaya karar verdik, biz buraya güçsüz zayıf bireyler olarak değil, kefenimizi giyerek güçlü bir şekilde hakkımızı aramaya geldik, biz sabretmesini biliriz, öyle bir şey yok dedin inandık, meslek okulu dedin inandık ama yeter, meslek okulu en fazla iki sene sürer, bizim yakınlarımızın senin karanlık zindanlarında işkence çekeli neredeyse 4 sene olmak üzere, bu süre zarfında bazı kişilerimizin cansız bedeni çıkmışsa , kimi kardeşlerimizin gözleri kör olarak çıkıyor senin o meslek okulu dediğin toplama kamplarından, geçtiğimiz günlerde o toplama kampında Ankara Üniversitesinden mezun olan bir arkadaşımızın ölüm haberini almıştık, dün yine bir kişinin ölüm haberini aldık. Bizim yakınlarımızın da orada can vermediği ne malum! Biz bundan çok endişeliyiz.
Toplama kamplarını derhal kapat! Tüm insanlarımızı derhal serbest bırak!

ÇİNLİ YETKİLİLERE SESLENİŞ

Ekranlardan bizi seyreden ey Çinli yetkililer, gözlerimizin içine bakın, gözlerimizden ateş fışkırdığını göreceksiniz, asla korku göremezsiniz, geçtiğimiz Çarşamba günü babasını kaybetmiş, ama can güvenliği olmadığı için babasını son yolculuğuna uğurlamak için gidemeyen iki hanım kardeşimizin için için ağlayışlarına şahit oldum, ve yüreğim paramparça oldu, çünkü o günler hepimizin başında olabilir. Bu kişilerin ahı ve göz yaşları seni boğacak ey Çin yönetimi. Bizim annelerimiz, kardeşlerimiz için o bedelleri ödüyorsa, biz onlar için ölmeye hazırız. Biz Uygurlar öyle korkak ve
ciğersiz bir toplum değiliz, anamıza , babamıza ,yakınlarımıza işkence ederek bizden buna susmamızı , insanlık vicdanımızdan vaz geçerek yaşamımızı bekleme, göreceksin bu kalabalığın sayısı artacak. Sen işkencelerinle bizi kortutmaya çalışırsan, biz gerçeklerle, hakikatla daha çok üstüne geleceğiz. Bakalım medeni dünyada bizim hakıkatımız mı senin üstünden gelcek, yoksa senin garddarlığın mı?

“ÇİN DÜNYAYA SAVAŞ AÇTI”

Çin camileri yıkarak ve Müslüman kadınlara tecavüz ederek İslam alemine savaş açmıştır, kiliseleri yıkarak Hristiyan dünyasına savaş açmıştır, Türk kültürünü ve soyuyu kurutmaya çalışmakla Türk dünyasına savaş açtın, daha da önemlisi etnik soykırım yaparak tüm insanlığı savaş açmıştır. Medeni dünya sadece paranla inşa edilmez, insanlar için paradan da değerli şeyler vardır, o da insanlıktır.

UYGUR TÜRKLERİ DE O HEYETİN İÇİNDE YER ALMAK İSTİYOR!

Çin eğer yukarıda söylediklerimizin aksini iddia ediyorsa, o zaman toplama kamplarını derhal kapatsın, insanları derhal serbest bıraksın, Çin Doğu Türkistan’ın güllük gülüstanlık olduğunu iddia ederek Türkiye ve diğer ülkelerden heyet davet ediyorsa, mağdur yakınları olarak can güvenliğimiz güvence altına alınması şartıyla biz de o heyetin içinde olmak isteriz. Buna cesaretiniz var mı çinin acaba, eğer orada herşey sizin dediğiniz gibi güllü gülüstanlık ise o zaman, sizin burada propaganda yapmak için kullandığınız gibi sosyal medya araçlarını neden halkınızın serbest kullanmasına izin vermiyorsunuz?

BU BASIN AÇIKLAMASINDAN SONRA…

Son olarak da Çin’e şunu söylemek istiyoruz: Bu basın açıkmamamızdan sonra daha önce yaptığınız gibi kimseyi tehdit etmeye çalışmayın ve aynı zamanda aramızdaki herhangi birinin sesini kısmak için memleketteki yakınlarına elinizi uzatmayın, 2017 den bugüne kadar toplayacaklarınızı topladınız, kim kampta, kim evde hepsini biliyoruz,mesala benim kardeşim ve eniştem toplama kampında, eğer şu dakikadan sonra aramızdan herhangi birimizin memleketteki yakınlarından biri zarar görürse bu uluslararası mahkeme ve medyalarda şandaj delili olarak karşınıza çıkacaktır.

basın açıklaması
Bayezit Meydanı
Uygur Türkleri
Bunlara da bakın: