Uygur Mahkemesi'nin ikinci duruşması tamamlandı: Karar, aralık ayında verilecek

Güncel
Ömer Cihad Kaya
14 Eylül 2021, 17:09
Ömer Cihad Kaya
14 Eylül 2021, 17:09

Çin’in Doğu Türkistan’da işlediği insanlık suçlarını ve sorumlularını, tanıkların ve mağdurların dinlenmesiyle yargı sürecini işleten Birleşik Krallık’taki Uygur Mahkemesi, ikinci tur duruşmaları tamamladı. Dört gün süren duruşmalar bugün tamamlandı. Duruşmalara, soykırım suçu işlediğine yönelik ciddi deliller bulunan Çin Komünist Partisi yetkilileri çağrılmalarına rağmen gelmedi. Uygur Mahkemesi, kararını Aralık 2021’de verecek.

Doğu Türkistan’da Çin yönetiminin, insanlığa karşı suçları ve soykırım fiillerini işlemesi isnadıyla başlatılan Uygur Mahkemesi, ikinci duruşmaları tamamlandı. İlk tur duruşmaların haziran ayında yapıldığı Uygur Mahkemesi’ne Çin yöneticileri de çağrıldı ancak şahıslar duruşmalara katılım göstermedi. Çin yönetimi, Uygur Mahkemesi’nde gerçek şahısların tanıklığı ve belgelerin ışığında düzenlenen uluslararası mahkemeyi, “siyasi manipülasyon” sözleriyle nitelendirerek, verilecek kararları da tanımayacağını ileri sürdü.

BAĞIMSIZ UYGUR MAHKEMESİ, CANLI OLARAK TAKİP EDİLİYOR

Çin’in soykırım fiillerini dünyaya kanıtlayan Uygur Mahkemesi’nde ikinci duruşmalar , 10 Eylül’de başladı. Birleşik Krallık’ın başkenti Londra’da yapılan duruşmalarda, Çin’in toplama kamplarının tanıkları yaşadıkları dehşet anlarını ve insan hakları ihlallerini bir bir anlatıyor. Çin yönetiminin Doğu Türkistan’da Müslüman Uygurlar, Kazaklar, Kırgızlar ve diğer Türk topluluklarına karşı işlediği soykırım fiilleri, ilk kez bağımsız uluslararası bir mahkemede yargılanıyor. Birleşik Krallık’ın başkenti Londra’da 4-7 Haziran’da ilk duruşması yapılan Uygur Mahkemesi’nde ikinci duruşma, bugün başladı. Uygur Mahkemesi’nde, Doğu Türkistan’daki Çin zulmünün detayları raporlar ve tanıklıkların beyanları dikkate alınıyor. Çin’in Doğu Türkistan’daki toplama kamplarının şahitleri, yaşadıklarını mahkeme önünde anlatıyor.

İLK KEZ ULUSLARARASI BİR MAHKEME SOYKIRIMI DÜNYAYA ANLATACAK

Uygur Mahkemesi, bağımsız bir yargı olmanın gereği olarak Çin Komünist Partisi yetkililerini de iddialara cevap vermek üzere mahkemeye davet etti. Ancak Çin tarafı, temsilcilerini mahkemeye gönderip iddialara cevap vermek yerine Uygur Soykırım Mahkemesi’nin meşruiyetine leke düşürmeye çalıştı ve bu süreci “kendi iç işlerine müdahale” olarak tanımladı. Pekin hükümeti bununla da yetinmeyerek, Uygur davasının savunucularını zora sokmak için onların masum yakınlarını misilleme olarak hedef aldı. Dünya Uygur Kurultayı Başkanı Dolkun İsa’nın kardeşi Hushtar İsa’yı ömür boyu hapse mahkum etti. Uygur Mahkemesi’nde tanıklık yapacak isimlerden Dolkun İsa, daha önce Çin’in attığı bu insanlık dışı harekete ilişkin olarak şu açıklamayı yapmıştı:

“Bir halkın yok edilmesine izin vermeyeceğimizi açık bir şekilde beyan etmek hem benim hem de bütün insanlığın sorumluluğudur. Hedefe konulsak ta, taciz edilsek de ailemize suçlu muamelesi yapılsa da boyun eğmemeliyiz. Misilleme yapılıyorsa bu Uygur davasına sahip çıkanların suçu değil, insan yaşamına ve onuruna saygı göstermeyen, bizi yok edilmesi gereken bir engel olarak gören rejimin suçudur. Biliyoruz ki konuşmazsak tutuklamalar, kayıplar ve acılar dinmez. Ne zaman ki bütün dünya bunu talep edecek o zaman bu ıstırap sona erecek. Bu mahkemede tanıklık yaparak tüm dünyaya Doğu Türkistan’da yaşanan zulmü ve Çin’in gerçek yüzünü göstereceğiz.”

“UYGUR HALKININ HAKLARI İÇİN TARİHİ BİR FIRSATTIR”

Doğu Türkistan’daki soykırıma tanıklık edecekler de mahkeme öncesinde Çin istihbaratı tarafından tehdit edilirken, Pekin hükumeti onların aleyhine ağır bir propaganda başlattı. Çin’in tanıkları yıpratmaya yönelik bu çabası, Uygur Mahkemesi’nin önemini bir kez daha ortaya koydu. Bu tanıklıklara sahip çıkan Uygur Hareketi onları bu cesur davranışlarından dolayı tebrik etti. Uygur Hareketi’nin İcra Direktörü Rushan Abbas da hem kız kardeşi Dr. Gulshan Abbas hem de eşi Abdulhakim İdris’in tüm aile fertlerinin Çin tarafından kaçırılmasına ilişkin tanıklık yapacak. Rushan Abbas, konu hakkında şu açıklamayı yaptı:

“Uygur halkının haklarının duyurulması için tarihi fırsattır ve hakikatlerin ortaya çıkacağı kapılar açılacaktır. Bu kapıları sonuna kadar açarak bütün detaylı incelemelerle yaşadıklarımızı anlatacağız. Dünyanın her yerindeki insanlar Çin rejimini işlediği Uygur soykırım suçuna dair tanıklıkları duyabilecek. Umarız uluslararası toplum bu soykırımı sona erdirebilmek için neler yapabileceğini bir kez daha düşünür.”

DİNİ, ETNİK VE SİYASİ BASKILARIN MERKEZİ: DOĞU TÜRKİSTAN

Çin hükumetinin sistematik baskı ve asimilasyonlar ile dini, etnik, kültürel ve siyasal anlamda “soykırıma” varan faaliyetleri, her geçen gün dünya kamuoyunun daha çok gündemine geliyor.ABD Dışişleri Bakanlığının açıkladığı verilere göre Doğu Türkistan’da yaklaşık 2 milyona yakın Uygur Türkü ve diğer azınlıklara mensup Müslümanlar, eğitim adı altında zorla toplama kamplarında tutulmakta.

Etnik ve kültürel ayrımcılığa ve insan hakları ihlallerine maruz kalan Doğu Türkistanlılar, ucuz iş gücü olarak Çinli şirketlerde çalıştırılıyor. Öte yandan, Birleşmiş Milletlerin resmi verilerine göre ise, Pekin idaresinin kültürel soykırım uyguladığı Doğu Türkistan’daki toplama kamplarında 1 milyondan fazla Uygur Türkünü zorla tutuyor. Farklı kaynaklarda cezaevleri ile gözaltı merkezlerinde tutulanlarla birlikte bu rakamın 3-4 milyon arasında olduğu tahmin ediliyor.

Ayrıca, Çin hükumeti, her ne kadar dünya kamuoyunda aksini iddia etse de Doğu Türkistan’daki toplama kamplarında, ABD Dışişleri Bakanlığı verilerine göre 2 milyonu aşkın Doğu Türkistanlı zorla tutuluyor. Burada, Çin Komünist Partisinin sistematik baskı ve zulüm politikalarına maruz kalan Uygur Türkü ve diğer azınlıklar, birçok hak ihlali ile karşı karşıya.