Uygur akademisyenden Çin sözcülüğü TGB ve Aydınlık'a tokat gibi yanıt videosu!

10 Eylül 2020, 20:51

Ailesi Çin zulmü altında olan Prof. Abdürreşit Celil Karluk, “Türkiye’nin vicdanlı aklıselim düşünen insanlarına sesleniyorum.” notuyla Doğu Türkistanlı mazlumların son günlerde yaşadıkları gündemle ilgili sitem dolu ifadelerin yer aldığı bir yanıt videosu yayımladı.

Çin güçlerinin, toplama kampında tuttuğu Uygur Türklerinin yakınlarının 8 Eylül’de Ankara’da yapmak istedikleri basın açıklamasına izin verilmedi. Doğu Perinçek’in genel başkanlığını yaptığı Vatan Partisi’ne yakınlığıyla bilinen TGB’nin ve Aydınlık gazetesinin konuya ilişkin haksız ve kışkırtıcı ifadeleri tepki çekti. Türkiye Gençlik Birliği (TGB), mağdur Doğu Türkistanlıları hedef alarak, “Türkiye, Uygur kışkırtıcılarının bölücü kampanyasına izin vermedi! İstanbul’dan Ankara’ya Çin karşıtı propaganda yapmak için giden Uygur bölücüleri polis tarafından geri gönderildi.” dedi.

Rusya ve Çin’e yakınlığı ile bilinen Aydınlık gazetesinin ise “Uygur kışkırtması TGB’ye çarptı. TGB’nin Uygur paylaşımı Türkiye düşmanlarının hedefi oldu.” şeklinde ifadeler kullandı. Bu ifadelere vatandaşlardan tepki yağdı.

UYGUR AKADEMİSYEN’DEN ANLAMLI YANIT GECİKMEDİ

Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi İİBF Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Abdürreşit Celil Karluk Doğu Türkistanlı mağdurların 08 Eylül’de Ankara’da düzenlenecek basın toplantısıyla ilgili son 4 gündür sosyal medyada ve bazı Türk gazetelerinin gündeminde yer alan tavır ve ifadelere ilişkin sitem etti. Kişisel Twitter hesabından haksız ve rencide edici ifadede bulunan TGB ve Aydınlık gazetesi türevlerine yanıt niteliğinde bir video yayınladı.

“İFTİRALAR BİZİ DERİNDEN RENCİDE ETMİŞTİR”

Karluk’un söz konusu videoda yer alan ifadelerinin bir kısmı şöyle:

“Türkiye’nin ve TGB’nin vicdanlı aklıselim düşünen insanlarına sesleniyorum. Ben Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı Uygur asıllı bir Türk akademisyenim. 8 Eylül’de Ulus’taki Doğu Türkistan’daki kamp mağdurlarının yakınlarıyla yapmayı planladığımız ve iptal edilen basın açıklamasına dair bazı haksız yorumlar, iftiraya varan söylemler bizi derinden rencide etmiştir. Ailemden birinci dereceden çok sayıda yakınım toplama kamplarındadır.

Biz çığlık attıkça sesimizi duyurmaya çalıştıkça Türkiye’de belli bir kesim bizi vatan hainliği veya emperyalizm uşaklığıyla yanlış bir şekilde suçluyor. Bu durum gülünç olmakla birlikte bizi hakikaten derinden rencide etmektedir. ABD emperyalizmine ve batı kapitalizmine karşı mücadele ettiğini iddia eden dostlar, biz Çin emperyalizmine, Çin faşizmine karşı dik dururken, ezilenlerin hakkını savunurken bize karşı iftirada bulunulması uşaklıkla suçlanmamız hakikaten gülünçtür ve eşyanın tabiatına aykırıdır.

“SADAKATİMİZ SADECE TÜRK DEVLETİNE VE MİLLETİNE”

Tekrar ediyorum benim ve bizim gibi insanların sadakati sadece ve sadece Türkiye Cumhuriyeti devletine ve milletinedir. Biz hiç kimsenin maşası ya da provokatörü asla ve asla değiliz. Olmadık, olmayacağız. Kendimiz ateş olup yanmışız ve yanmaya devam ediyoruz. Bizimle aynı dili, dini paylaşan insanlardan beklentimiz şuydu:

“BİZE BAĞIRMADAN ÖNCE BİZİ DİNLEYİN!”

‘Sizlere ne oluyor? Atayurtta ne olup bitiyor?’ denilmesi lazımken, tam tersi yapılıyor. Bizi hiç dinlemeden, hiç tanımadan bunları tekrar ediyorlar. Lütfen bizi vatansız, başkasına kul ve köle olmuş insanlar ve halklarla karıştırmayın. Emperyalizm terazisini bizim üzerimizde hiç denemeyiniz. Bizi emperyalizm zulmüne uğradığımız için hakkımızı aramamızdan dolayı suçlamayın. Bizi annemizin, kardeşimizin, orada ezilen Uygurların ve başka milletten mazlumların hakkını savunduğumuz için suçlamayın.

KARLUK: BİZİM TEK SUÇUMUZ TÜRK OLMAK!”

Bize bağırmadan önce lütfen bizi dinleyin. Bizim tek suçumuz Türk olmamız. Çinliden farklı bir vatana, kültüre sahip olmamız. Açık ve net beyanımızdır. Biz kimseye kul, köle olmadık, ajan hiç olmadık, olmayacağız. Yüzümüz ak başımız dik şekilde ailelerimize kavuşmak istiyoruz. İnsan iseniz gelin sesimizi duyun elimizden tutun. Eğer bizim bir suçumuz varsa insanca yaşama hakkını savunmamızdır. Bizim başımıza gelenler bizi suçlayanların başına gelmesin.

8 EYLÜL’DE NE OLDU?

Çin güçlerinin toplama kampında tuttuğu mazlumların yakınları 8 Eylül Salı günü saat 16.00’da Ankara Ulus Atatürk Anıtı Meydanı yanında eylem düzenleme kararı almıştı. Yaşadıkları acı durumu dünyaya duyurmak için basın açıklaması düzenlemek amacıyla Ankara’ya gitmek isteyen Uygur Türklerinin şehre girmesine izin verilmemişti.

Ailesinde Çin zulmünün mağdurları bulunan Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi İİBF Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Abdürreşit Celil Karluk konuya ilişkin olarak açıklamada bulundu. Karluk, Kovid-19 nedeniyle alınan tedbirlerden ötürü basın açıklamasında bulunulmasının valilik tarafından uygun görülmediğini söyledi.
Karluk, söz konusu açıklamasında, “Devletimizin aldığı karara tamamen saygılı olduğumuzu kamuoyuna duyururken, Çin tarafından tutsak edilen aile üyelerimizin serbest bırakılması yolundaki haklı mücadelemizi şimdilik sosyal medya üzerinden aynı kararlılıkla devam ettireceğiz.” ifadelerini kullandı.

Abdürreşit Celil Karluk’un açıklaması şöyle idi:

Bugün Ankara Valiliği 08 Eylül 2020 saat 16:00’da (Bugün) Ankara Ulus Atatürk Anıtı meydanında yapmayı planladığımız Basın Açıklamasını “Kovid 19 salgınının önlenmesi kapsamından alınan tedbirler nedeniyle uygun görülmemiş” olduğunu tarafıma resmi yazıyla tebliğ etmiştir.

Devletimizin aldığı karara tamamen saygılı olduğumuzu kamuoyuna duyururken, Çin tarafından tutsak edilen aile üyelerimizin serbest bırakılması yolundaki haklı mücadelemizi şimdilik sosyal medya üzerinden aynı kararlılıkla devam ettireceğiz.


Bu bir hafta içinde konuyla ilgilenen, destek olan, ilgi alaka gösteren, kafa yoran başta üst düzey bürokratlar olmak üzere bütün devlet yetkililerine müteşekkiriz. Doğu Türkistan davası bir zamanlar Türk devleti ve milletinin davası iken, artık insanlığın ortak davasıdır.

Aydınlık gazetesi
Çin
Prof. Dr. Abdurreşit Karluk
TGB
Bunlara da bakın: