Uluslararası Ceza Mahkemesine Çin'in Uygur Türklerine baskılarına karşı soruşturma çağrısı

Güncel
qha muhabir
21 Haziran 2022, 19:29
qha muhabir
21 Haziran 2022, 19:29

Avukatlar, Uluslararası Ceza Mahkemesine (UCM) delil dosyası sunarak; Çin’in Uygurlara yönelik baskılarını soruşturmaya çağırdı. Çin’in UCM üyesi olmadığı halde mahkemenin artık yargı yetkisi olduğunu savunan evrakları sundu.

Aktivistler ve avukatlar, Pekin yönetimini Doğu Türkistan’da insanlığa karşı suç ve soykırım yapmakla suçladı. 21 Haziran 2022 tarihinde, Uluslararası Ceza Mahkemesine (UCM), bir delil dosyası sunarak, Çin’in Uygur Türklerine ve Doğu Türkistan’daki diğer Müslüman gruplara yönelik baskıları hakkında soruşturma açma çağrılarını yineledi. Kanıtları sunan grup, delillerin toplama kamp tanıklarının ifadelerini de içerdiğini belirterek, tanıkların ve diğerlerinin toplama kamplarında işkence gördüğünü ve “bilinmeyen maddeler enjekte edilmek” de dahil olmak üzere tıbbi prosedürlere tabi tutulduğunu aktardı.

Evrak dosyaları ayrıca, Uygur Türklerinin ve diğer Müslümanların ve bir üye devletin topraklarında toplanıp Çin’e nakledildiğini savunarak, Çin’in mahkemeye üye olmamasına rağmen artık UCM savcılarının yargı yetkisine sahip olduğu iddialarını destekliyor. UCM’ye üye olmayan Myanmar’ın da benzer bir gerekçeyle ICC tarafından soruşturmaya tabi tutulmasına karar verilmesi buna bir emsal oluşturuyor. İngiliz avukat Rodney Dixon’a göre, mahkemeye sunulan delillerin Uygurların bir UCM üyesi devlet de dahil olmak üzere komşu ülkelerde ve başka yerlerde Çin’e geri göndermeye yönelik yaygın bir planları da ortaya koyuyor.

Dosyayı hazırlayan grup yaptığı açıklamada, “UCM’nin, UCM’ye üye ülkelerde başlayan ve Çin’e kadar devam eden bu suçlar üzerinde artık yargı yetkisi var ve derhal bir soruşturma başlatmak için harekete geçmesi isteniyor” ifadelerini kullandı. Avukatlar, UCM’yı geçen sene de bu konuyla ilgili Çin’e soruşturma açmaya çağırmıştı.

DOĞU TÜRKİSTAN’DAKİ SOYKIRIM UYGULAMALARI

Resim


Çin Halk Cumhuriyeti hükumetinin sistematik baskıları ve asimilasyon politikaları ile Doğu Türkistan’da topyekûn bir halk, asimilasyon ve soykırıma uğradı, uğruyor. Milli, dini, siyasi ve kültürel olarak Doğu Türkistan’da Çinli olmayan tüm Türk kökenli milletler bu baskının kurbanı olmaktadır. Doğu Türkistan’da soykırıma varan ağır insan hakları ihlalleri, her geçen gün dünya kamuoyunun daha çok gündemine geliyor. Etnik ve kültürel ayrımcılığa ve insan hakları ihlallerine maruz kalan Doğu Türkistanlılar, ucuz iş gücü olarak Çinli şirketlerde çalıştırılıyor. Öte yandan, Birleşmiş Milletlerin resmi verilerine göre ise, Çin Komünist Partisi idaresinin kültürel soykırım uyguladığı Doğu Türkistan’daki toplama kamplarında milyonlarca insanı yasa dışı bir şekilde alıkoyuyor. Çin hükumeti, toplama kamplarında ve ceza kamplarında insanlık dışı şartlarda tutulan Uygur Türklerinin durumuna dair tüm verileri dünya kamuoyundan gizliyor.

ÇİN’İN  DOĞU TÜRKİSTAN’DAKİ CEZA KAMPLARINDA NELER YAŞANIYOR?

Doğu Türkistan’da Uygur ve diğer Türk halklarından milyonlarca kişi suçsuz yere toplama kamplarına alınmaktadır. Halen bu baskı tüm şiddetiyle devam etmektedir. Tanıkların ifadelerine göre tutuklulara işkence ediliyor. Sağlıksız şartlarda ellerinde kelepçe, ayaklarında zincirle yaşıyor. Kampta tutulanlara ne olduğu belirsiz ilaçlar ve iğneler veriliyor. Tırnak çekme, kamçı, elektrik gibi işkencelere maruz kalıyor. Kadınlar toplu tecavüze uğruyorlar.

Milyonlarca genç Doğu Türkistan’daki çalışma kamplarında veya Çin’deki fabrikalarda zorunlu köle işçi olarak çalıştırılıyor. Birçoğu toplama ve çalışma kamplarına gönderildikten sonra geride kalanlar da siyasi propaganda ezberlemeye, kamu hizmeti adıyla ücretsiz çalışmaya zorlanıyorlar. Kadınlar kısırlaştırılıyor, hamilelere zorla kürtaj yaptırılıyor. Genç kadınlar Çinlilerle evliliğe mecbur ediliyor. Ailelerinden koparılan 1 milyona yakın çocuk, çocuk toplama kamplarında asimile ediliyor. Çince konuşmaya Çince yaşamaya, Çinliler gibi beslenmeye zorlanıyor.

Milli ve dini kültür mirasları yok ediliyor. Uygur tarihi ve kültürüyle ilgili kitaplar yakılıyor. Türk- İslam mimarileri ve tarihi şahsiyetlerin türbeleri, heykelleri yok ediliyor. İnanç özgürlüğü hiçe sayılıyor. Camiler yıkılıyor. Kur’anlar yakılıyor. Namaz kılmak, oruç tutmak kampa alınma nedeni olarak gösteriliyor. Türkiye başta olmak üzere yurtdışı ülkelerinde okumuş, seyahat etmiş olmak ya da sadece bunları yapan birinin akrabası olmak bile toplama kampına alınma veya hapse atılma nedeni olabiliyor.

“Kardeş aile” projesi adı altında her aileyle ilgilenecek Çinli memur atandı. Bu “kardeşler” aile mahremiyetini çiğneyerek Uygurların evlerinde konaklıyor, aile üyelerinin rejime bağlığını denetliyorlar.