Ukrayna Ankara Büyükelçisi Sıbiga: Türkiye ile iş birliği bizi daha güçlü kılıyor

Güncel
E. K.
27 Ocak 2021, 19:26
E. K.
27 Ocak 2021, 19:26

Esma Kasar / QHA-Ankara

Şubat 1992’de tesis edilen Ukrayna-Türkiye ilişkileri, 2011 yılında kurulan Yüksek Düzeyli Stratejik Konsey (YDSK) mekanizmasıyla stratejik ortaklık düzeyine yükseltildi.

Ukrayna ve Türkiye arasındaki ilişkiler, gerek ikili gerekse de çok taraflı formatta karşılıklı güven, iyi komşuluk ve stratejik ortaklık temelinde dinamik bir şekilde gelişirken; ticari ve ekonomik, güvenlik, savunma sanayii, eğitim, bilim ve diğer alanlarda iş birliği her geçen yıl artarak devam ediyor.

2020 yılında da iki ülke arasında görüşmeler hız kesmeden sürdürüldü. Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın şubat ayında Kıyiv’e gerçekleştirdiği ziyaret sırasında ikili ülke ilişkilerini güçlendiren 7 anlaşmaya imza atıldı. Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodımır Zelenskıy ekim ayında Türkiye’yi ziyaret etti. Bunun yanı sıra Ukrayna Savunma Bakanı Andriy Taran, Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar, Ukrayna Dışişleri Bakanı Dmitro Kuleba’nın katılımıyla, Ukrayna Dışişleri Bakanlığında düzenlenen Quadriga (2+2) formatındaki toplantı başta olmak üzere farklı alanlarda yüz yüze ve cevrimiçi olarak bir sıra görüşme gerçekleştirildi.

Her geçen gün bir adım daha ileriye giden Ukrayna-Türkiye ilişkilerini değerlendiren Ukrayna Ankara Büyükelçisi Andriy Sıbiga, 2020 yılının “stratejik ortaklara yakışır” bir yıl olarak nitelendirdi. 9 yıldır devam eden Serbest Ticaret Anlaşması müzakerelerinin bu yıl sonuca bağlanıp anlaşmanın imzalanacağı ümidini dile getiren Sıbiga, QHA’ya verdiği demeçte, iki ülke arasında 2021 yılında yapılacak görüşmeleri ve geleceğe dair planları anlattı.

Sayın Büyükelçim, Ukrayna-Türkiye ilişkileri bağlamında 2020 yılını kısaca değerlendirir misiniz?

-Geçen yılı başarılı ve stratejik ilişkiler kuran stratejik ortaklara yakışır bir yıl olarak değerlendirebilirim. Ayrıca şöyle de diyebiliriz, geçen yıl stratejik ortaklığımız bir nevi sınavdan da başarılı bir şekilde geçti diyebilirim, Kovid sınavı. Pandemi gerçeğine rağmen en üst düzeyden insanlar arası iletişim de dahil tüm düzeylerde yoğun diyaloğumuz devam etti.  Genel olarak 2020 yılı Türkiye-Ukrayna ilişkilerinin tüm alanlarda artarak devam ettiği bir yıl oldu.

Bizim askeri-teknik işbirliğimiz 3. güçlere karşı değildir. Daha şimdiden ülkelerimizin savunma yeteneğini artırıyor, şimdiden bunun yararlarını hissediyoruz. Bu iş birliği bizi gerçekten de daha güçlü kılıyor. Ve böyle hassas bir alanda sıkı işbirliğimizin, bölgemizin güvenliğine de katkı sağladığından eminim.

Ukrayna Türkiye arasında savunma sanayi alanında 2021 yılında ne tür anlaşmalar ve yatırımlar planlanıyor?

 – Askeri sanayi işbirliğinin bu yıl da en az geçen yılki kadar aktif olacağını umuyorum. Zira askeri-teknik iş birliği, Ukrayna-Türkiye stratejik ortaklığının temel taşlarından biridir. Dolayısıyla bu yıl yeni anlaşmalar, yeni iş birlikler gelebilir. Ukrayna-Türkiye ilişkilerinde askeri-teknik alanında ortak araştırmalar, ortak üretim, ortak projelerden söz ediyorum.

Herhangi bir ürünü bir kez satmaktan söz etmiyoruz. Bizi, uzun süreli, derin bağlantılar ilgilendiriyor. Çünkü örneğin uçak motor üretimini ele aldığımızda her sözleşme, yani bu alandaki en küçük sözleşme bile taraflar arasında farklı düzeylerde uzun süreli sıkı etkileşim demektir, diyelim 5-10 yıl.  Dolayısıyla aktif şekilde çalışacağız ve bunu da her zaman söylüyorum. Bizim askeri-teknik işbirliğimiz 3. güçlere karşı değildir. Daha şimdiden ülkelerimizin savunma yeteneğini artırıyor, şimdiden bunun yararlarını hissediyoruz. Bu iş birliği bizi gerçekten de daha güçlü kılıyor. Ve böyle hassas bir alanda sıkı işbirliğimizin, bölgemizin güvenliğine de katkı sağladığından eminim.

Bir kez daha şunu kaydetmek istiyorum, Ukrayna, ortak uçak üretimi ile ilgileniyor. Türk tarafı ile farklı formüller üzerinde çalışıyoruz ve bu mesele gündemdeki konulardan biri.

Böyle yüksek teknoloji alanında işbirliğine devam edecek olursak, uzay alanında uygulamalı iş birliğinin kurulmasını istiyoruz, bu yönde ilk reel adımlar atıldı, karşılıklı ziyaretler gerçekleştirildi, karşılıklı ürün sunumu yapıldı. Ve bu alanda işbirliği perspektifleri ile ilgili beklentilerim oldukça iyimser.

Büyük önemli projelerden bahsetmeye devam edecek olursak, Antonov uçağından bahsedebiliriz. Ukrayna Türkiye ile bu uçakların ortak üretimiyle ilgileniyor, bu konuda görüşmeler devam ediyor. Ben, bu projenin her şeyden önce kârlı olması gerektiği, yani bu iş birliğinin ticari yönlerine de bakmak  gerektiğini düşünüyorum Zira Ukrayna’nın teklifi, rekabet gücü yüksek bir teklif. Bildiğiniz gibi şimdi Ukrayna Silahı Kuvvetlerinin ihtiyaçları için A-178 uçağı sipariş edildi ve bu alanda uluslararası piyasalarda bu tür faktörler şu ya da bu ürünün seçiminde ikna edicilik katıyor. Bir kez daha şunu kaydetmek istiyorum, Ukrayna, ortak uçak üretimi ile ilgileniyor. Türk tarafı ile farklı formüller üzerinde çalışıyoruz ve bu mesele gündemdeki konulardan biri.

Ve tabii ki gemi üretimi… Bu, önümüzdeki yıllarda öncelikli alanlardan biri olacak. 2020 yılının sonunda Ukrayna-Türkiye arasında ortak korvet tipi askeri gemi üretimine ilişkin büyük bir anlaşma imzalandı.

“HEM TÜRKİYE HEM DE UKRAYNA BÜYÜK EKONOMİLER, BÜYÜK PAZARLARDIR”

Ukrayna-Türkiye ilişkilerinin en önemli konularından biri Serbest Ticaret Anlaşması ve bu konuda müzakereler uzun süredir devam ediyor. Anlaşmanın 2021 yılında imzalanması bekleniyor mu?

-Bildiğiniz gibi görüşmeler 9 yıldır devam ediyor ve bu da tarafların kendi milli çıkarlarını net bir şekilde anladığının, kararlı bir şekilde bu çıkarları savunduklarının göstergesidir. Zira hem Türkiye hem Ukrayna büyük ekonomiler, büyük pazarlardır. Ama her şeye rağmen kararlı siyasi bir irade var, Cumhurbaşkanlarının anlaşmanın en kısa zamanda imzalanması yönünde talimatları var, çünkü bu anlaşma her iki taraf için de stratejik olarak kârlı. Günümüzde taraflar, nihai onay bekleyen maddelerle ilgili fikir alışverişi devam ediyor. Müzakere grupları arasında doğrudan iletişim devam ediyor ve pandemiye rağmen bu müzakereler aktif şekilde çevrimiçi olarak devam etti. Ve taraflar geçen yılın sonuçlarına göre nihai amaca ulaşma konusunda, yani anlaşmanın imzalanması konusunda büyük ilerleme kaydedildiğine ilişkin ortak açıklamalarda bulundular. Bu nedenle, anlaşmanın bu yıl içinde nihayet imzalanacağını ümit ediyoruz.

Sosyal güvenlik konusunda Türkiye-Ukrayna arasında 2. tur görüşmeleri gerçekleştirildi. Bu konuda 2021 yılında bir anlaşma olacak mı?

-Stratejik ortaklığımız, tüm yönlerinin aktif olduğu bir düzeyde ve halklarımız şimdiden bile birçok alanda kurulan bu işbirliğinin derinliği ve kalitesinin artılarını hissediyorlar. Vatandaşlarımızın hem Türkiye’deki Ukrayna vatandaşlarının hem de Ukrayna’daki Türkiye vatandaşlarının hak ve çıkarlarının korunması da önemli konulardan biri. Çünkü bu anlaşma, yurtdışında yaşayan her vatandaş için emeklilik ödemeleri, sosyal ödenekler, çalışma süresi gibi hassas meseleleri düzenlemeyi amaçlıyor. Dediğiniz gibi, müzakerelerin ikinci aşaması yapıldı. Tüm bu hassas meseleleri düzenlemek için büyük istek ve irade sergileyerek ortak çabalarla Anlaşmanın metni onaylandı. Şimdi de en kısa zamanda imzaya sunulması için  ülke içindeki prosedürlerden geçmesini bekliyoruz.  Aynı zamanda diplomaları tanıma prosedürlerinin kolaylaştırılması üzerinde çalışıyoruz.  Bu neden önemli? Sosyal Güvenlik Anlaşması örneğinde olduğu gibi, hem Türkiye’de devamlı ikamet eden Ukrayna vatandaşları, hem de Ukrayna’da devamlı ikamet eden Türkiye vatandaşlarının sayısı yıldan yıla artıyor. Ve tabii ki onların ikamet meseleleri, her bir vatandaşın herhangi bir ülkede yaşamasından kaynaklanan bir sıra konuların  çözüme kavuşturulmasına bağlı. Bu tür hassas konulardan birinin de diplomalarının tanınması ile ilgili mesele olduğunu görüyoruz çünkü bu mesele istihdam, potansiyelini kullanma olanağını da doğrudan etkiliyor. Bu nedenle günümüz itibarıyla var olan anlaşmalardan yola çıkarak ve vatandaşlarımızın çıkarlarını göz önünde bulundurarak diplomaları tanıma prosedürünü olabildiğince kolaylaştırma yollarını arıyoruz. Vatandaşlarımızın gereksinimlerini baz alarak bu konuda da ilerleme kaydedeceğimizi ümit ediyorum.

“SALGIN SONA ERİNCE UKRAYNA-TÜRKİYE ARASINDA TURİZMİN PATLAMA YAŞAYACAĞINDAN EMİNİM”

Dünyayı etkisi altına alan koronavirüs pandemisinden en çok etkilenen sektörlerden biri turizm oldu. 2020’de 900 bin Ukraynalının tercihi Türkiye oldu. Türkler ise yurt dışına çıkmamayı tercih etti. 2021 yılında pandemi etkisini ne kadar sürdüreceği net olmasa da turizm açısından bu yıl beklentileriniz neler?

– Ben bunu farklı söylerdim (gülüyor)… Salgına rağmen oldukça fazla Ukraynalı Türkiye’yi ziyaret etti.  Neredeyse bir milyon. 2019’da bu rakam 1,5 milyondu. Ve eminim salgın olmasaydı Türkiye’yi ziyaret edenlerin sayısı 2020’de yine artardı zira Türkiye Ukraynalıların en önemli turizm noktalarından biri. Ayrıca düzenli uçak seferlerinin azalması da Türkiye’yi ziyaret edenlerin sayısındaki azalmaya neden oldu. Ama turizmde yeni yönelişlerin ortaya çıktığını da gördük. Mesela kış turizmi, birçok Ukraynalının tarihi yerleri ziyaret ettiğini görüyoruz, tarih turizmi, sağlık turizmini görüyoruz, Türkiye’nin farklı bölgelerinde dini turizmin arttığını görüyoruz. Bu yüzden perspektiflere bakacak olursak ben hayli iyimserim, iki ülkede de salgın durumu izin verince vatandaşların karşılıklı ziyaretlerinde hızlı artış, patlama yaşanacağından eminim. Çünkü herkes uygulanan tüm bu kısıtlamalardan çok yoruldu ve bu normal bir şey ama bu kısıtlamalara ihtiyaç var. Rahat bir şekilde seyahat etme imkanı olunca herkesin derhal bundan yararlanacağından eminim.

“SİYASİ TUTSAKLAR KONUSUNDA TÜRK DOSTLARIMIZLA ÇALIŞIYORUZ”

Kırım’da işgalciler tarafından Kırım Tatarlarına yönelik baskılar ciddiyetini koruyor. Son olarak üç siyasi tutsak için hapis cezaları açıklandı. Siyasi tutsaklara destek olmak için duruşmaya katılmak üzere Rusya’ya gitmek isteyen aktivistler yasadışı şekilde alıkonuldu. Ukrayna, işgal altındaki Kırım’daki vatandaşlarının haklarını korumak için, bu yıl ne tür adımlar atmayı planlıyor?

-Önceki yıllarda da olduğu gibi, işgal altında bulunan Kırım’da kalan vatandaşlarımızı, hem Kırım Tatarları hem de Ukrainleri koruma konusu öncelikli konularımızdan biridir. Maalesef, Kırım’ın işgal edilmesinden sonra özellikle Kırım Tatarları baskı ve zulmün ana hedefi haline geldiler. Kremlin’in siyasi tutsaklarının kurtarılması konusu da dahil olmak üzere bu konu her zaman tüp platformlarda ve tüm düzeylerde gündeme getirildi ve getirilmeye de devam edecek. Siyasi tutsakların serbest bırakılmasında yardımcı olmaları için Türk dostlarımızla da çalışıyoruz. Türkiye’nin, bu kategori insanların hakları ve çıkarlarını savunmaya yönelik belgelere sadece destek vermekle kalmadı, aynı zamanda BM Genel Kurulunda işgal altındaki Kırım’da insan hakları durumu ve Kırım’ın militarizasyonu ile ilgili kararların eşyazarlığını da yaptı. Tüm bu etkinlikler devam edecek. Kırım Platformunun oluşturulması, yapılandırılması ve içeriğinin doldurulması da bu meseleye ivme kazandıracaktır.

Kırım Platformu çerçevesinde ele alınacak önemli konulardan bir diğeri güvenlik meselesidir. Bu yüzden insan hakları da dahil tüm bu konular Kırım Platformunun pratik olarak faaliyet göstermeye başlamasından sonra çok daha güçlü bir şekilde yankılanacak. Kırım Platformu’nun birkaç boyutu olacak: hem yüksek düzeyli siyasi boyut, hem parlamento boyutu, sivil toplum kuruluşları boyutu, uzmanlar boyutu…

“KIRIM PLATFORMU’NUN ESAS AMACI, KIRIM’IN İŞGALDEN KURTARILMA TARİHİNİ YAKINLAŞTIRMAKTIR”

2021 yılında Ukrayna devleti, Kırım’ın işgalden kurtarılması konusunda uluslararası platforma ciddi adım atmayı planlıyor. Bununla ilgili son çalışmalar ne durumda?

-Kırım Platformu’nun oluşturulması ve hayata geçirilmesinin esas stratejik amacı, Kırım’ın işgalden kurtarılma tarihini yakınlaştırmaktır. Kırım konusunu basın, kilit uluslararası kuruluşlar ve ilgili uluslararası platformların gündeminde tutmak da Kırım Platformu’nun kuruluş amaçlarından biri.

Kırım Platformu çerçevesinde ele alınacak önemli konulardan bir diğeri güvenlik meselesidir. Bu yüzden insan hakları da dahil tüm bu konular Kırım Platformunun pratik olarak faaliyet göstermeye başlamasından sonra çok daha güçlü bir şekilde yankılanacak. Kırım Platformu’nun birkaç boyutu olacak: hem yüksek düzeyli siyasi boyut, hem parlamento boyutu, sivil toplum kuruluşları boyutu, uzmanlar boyutu… Geçen yılın sonunda Dışişleri Bakanı Dmıtro Kuleba, Türkiye’ye ziyaret gerçekleştirdiği sırada Kırım Tatar derneklerinin liderleriyle bir araya geldi ve Kırım Platformu faaliyetlerine aktif katılım sağlamaları teklifinde bulundu. Bu nedenle Türkiye’deki güçlü Kırım Tatar topluluğunun Kırım Platformu’nun yapılandırılmasına, işleyişine ve platform çerçevesinde hayata geçirilecek projelere aktif katılımını ümit ediyoruz.

2021’DE UKRAYNA-TÜRKİYE ARASINDAKİ EKONOMİK FAALİYETLER

2021 yılında Türkiye’de ne tür etkinlikler yapmayı planlıyorsunuz? Türkiye ve Ukrayna devletleri bu yıl hangi görüşmeleri yapmayı planlıyor? Ukrayna-Türkiye Yüksek Düzeyli Stratejik Konseyi hangi aylarda planlanıyor?

-Her zamanki gibi iddialı planlarımız var. Tabii ki şimdilik salgın gerçeğinden yola çıkıyoruz. Ancak mutlaka hayata geçirilecek etkinliklerimiz de var. Bu, iki ülkenin Cumhurbaşkanlarının katılımıyla Türkiye’de yapılacak Stratejik Konsey (Türkiye-Ukrayna Yüksek Düzeyli Stratejik Konsey Toplantısı), yine Türkiye’de yapılacak olan hükumetler arası ticaret ve ekonomi komisyonu (Türkiye-Ukrayna Hükumetlerarası Ticaret ve Ekonomik İşbirliği Komisyonu Toplantısı). Diğer hükumetler arası mekanizmalarımız da var: askeri-teknik işbirliği alanında, savunma bakanlıkları düzeyinde ilgili komisyonların toplantıları var. Eğer salgın durumu izin verirse etkinlikler yüz yüze yapılacak, ama eğer olmazsa düzenli çalışan komisyonlarda aksama yaşanmaması için online formatlar seçeneğini de görüşeceğiz.

“PLANLARIMIZ ARASINDA MUTLAKA 18 MAYIS KIRIM TATAR SÜRGÜNÜ KURBANLARINI ANMA ETKİNLİĞİ OLACAK”

Parlamentolar arası boyutu da etkinleştirmeye kararlıyız, parlamento başkanlarının karşılıklı ziyaret gerçekleştirmelerini ümit ediyoruz. Şubat ayında, Kırım’ın Rusya tarafından işgalinin yıl dönümü dolayısıyla bir sıra etkinlik düzenleyeceğiz. Umarım salgın durumu, hem Ukraynalı hem de Türk üst düzey devlet yetkilileri ve Kırım Tatar halkının liderlerinin katılımıyla iftar düzenlememize izin verir. Planlarımız arasında mutlaka 18 Mayıs Kırım Tatar sürgün kurbanlarını anma etkinliği de var.

İnsani boyutu ele alacak olursak… Bu yıl, büyük şahsiyet, baba tarafından etnik Kırım Tatarı olan, 20. yüzyılın başında Türkiye’nin tarihini yazan – ki o zamanda bu denli ileri düzeyde bilimsel araştırma Batı Avrupa’da dahi yoktu- Türk dünyası ve genel olarak Doğu ile ilgili yenilikçi araştırmalar yapan Agatangel Krımskıy’ın doğumunun 150. yıl dönümü kaydediliyor. Ve bu şahsiyet, hem konferans hem diğer bir sıra etkinlik düzenlememize layık biri. Ayrıca İsmail Bey Gaspıralı’nın doğumunun 170. yıl dönümü nedeniyle de bir dizi etkinlik düzenlemeyi planlıyoruz.

Bunun yanı sıra,  yayınlar, Ukrayna-Türkiye ortak tarihi araştırmaları, bilimsel araştırmalar ile ilgili iddialı planlarımız var. Bu alanlarda yapılan çalışmalarımız var ve çalışmaya da devam edeceğiz. Ortak film yapımcılığı alanında da ilerleme kaydedeceğimizi umuyoruz, bunu çok istiyoruz.

Ama tabii ki en önemli siyasi etkinliğimiz, Cumhurbaşkanlarımızın başkanlığında yapılacak Stratejik Konsey Toplantısı olacak.