Ukrayna Ahıska Türkleri Vatan Cemiyeti Başkanı Marat Rasulov: Dilimizi kaybedersek kimliğimizi de kaybederiz

Haberler
Anife Bilal
29 Ocak 2021, 21:35
Anife Bilal
29 Ocak 2021, 21:35

Asif Aliyev/ Kırım Haber Ajansı-Kıyiv

Ahıska Türkleri son yüzyılda büyük acılara maruz kaldı. Ahıska Türklerinin yoğun olarak yaşadığı Gürcistan, Sovyetler Birliği tarafından işgal edildikten sonra Ahıska Türkleri, Türkiye’de yaşayan soydaşlarından koparıldı. 1944 yılında Ahıska Türkleri sürgün edildi. 45 yıl sonra ise korkunç Fergana Olayları yaşandı.

Sovyetler Birliği dağıldıktan Ahıska Türkleri Gürcistan’a dönmeye başladı. Fakat sürgünden dönen halk bölgede pek hoş karşılanmadı. Bu yüzden halkın bir kısmı 1990 yılında Ukrayna’ya göç etti. Rusya Ukrayna’ya karşı başlattığı askeri saldırganlıktan sonra Donbas bölgesinde yaşayan binlerce Ahıska Türkü evlerini terk etmek zorunda kaldı. 

Ukrayna Ahıska Türkleri Vatan Cemiyeti Başkanı, Dünya Ahıska Türkleri Birliği (DATÜB) Temsilcisi Marat Rasulov, Kırım Haber Ajansı muhabirine; Ahıska Türklerinin sürgünü, sürgünden dönme çabaları, Fergana Olayları ve Ukrayna’da yaşayan Ahıska Türkleri hakkında röportaj verdi.

14 Kasım’da Ahıska Türkleri Sürgünün 77. yıl dönümü kaydedilecek. Ukrayna’da bu günü anmak için hangi etkinlikler yapılıyor?

Her sene matem etkinlikleri organize ediyoruz. Her sene Ahıska Türklerinin yaşadığı yerleşim yerlerinde sürgünde hayatını kaybedenler dualarla anılıyor. Ayrıca Ahıska Türklerinin çoğunlukta yaşadığı Herson bölgesinde de matem etkinlikleri düzenliyoruz.

Ukrayna’da yaklaşık olarak kaç Ahıska Türkü yaşıyor? 

Biz şu an Ahıska Türklerinin sayımını yapıyoruz; süreç henüz bitmedi ama son aşamaya yaklaştı. Ukrayna’da yaklaşık 8 bin Ahıska Türkünün, yani yaklaşık 2 bin ailenin yaşadığını söyleyebilirim. Daha önce söylediğim gibi Ahıska Türkleri yoğun olarak Herson ilinde, özellikle Çaplınka ilçesinde yaşıyorlar. Ama Geniçesk, Bilozerskıy, Gornostayivskıy, Nijnyosirogozskıy ilçelerinde de yaklaşık 200 aile yaşıyor.

Marat Bey Ahıska Türkleri Sürgünü nasıl başladı? Sovyetler Birliği Ahıska Türklerini sürgün etmek için nasıl bir senaryo hazırlamıştı?

Ahıska Türklerinin Sürgünü, Sovyetler Birliğinde yaşayan çoğu halka uygulandığı gibi 1944’ta meydana geldi. O yıl, Kırım Tatarları, Çeçenler, Balkarlar, İnguşlar ve birçok başka halk sürgün edildi. 

2. Dünya Savaşı başladığında 40 bin Ahıska Türkü savaşa gönderildi. Onlar ön cephede savaşırken kadınlar, yaşlılar ve çocuklar Gürcistan’ın Ahıska bölgesinde demiryolu inşa ediyorlardı. İnşa ettikleri bu yoldan da sonra sürgün edildiler. İnşaat bittikten sonra 14 Kasım 1944 tarihinde askeri kamyonlar geldi. Tüm halkı merkez meydanında toplayarak sözde kendi güvenlikleri için evlerini terk etmeleri gerektiğini ve hazırlanmaları için onlara iki saat verildiğini söylediler. İnsanlara köylerde tatbikat yapılacağını ve güya sadece birkaç günlük bölgeyi terk etmeleri gerektiğini açıkladılar. Yanlarına sadece yemek ve giysi almaya izin verdiler. 

İnsanları Ahıska’daki demiryolu istasyonunda toplayarak onları yük trenlerine bindirdiler ve Orta Asya’ya gönderdiler. Yolculuk çok kötü şartlarda yaklaşık iki ay sürdü. Birçok çocuk ve yaşlı soğuktan hayatını kaybetti. Günde bir defa insanlara yemek veriliyordu ve haftada bir defa vagonlardaki ölüleri topluyorlardı. Bu insanların nasıl gömüldüğünü kimse bilmiyor. Sürgün yolunda 25 bin kişi hayatını kaybetti.

Sürgün edilen Ahıska Türkleri çoğunluğu Özbekistan’a olmak üzere Kazakistan ve Kırgızistan’a yerleştirildi. İnsanları kolhoz ve sovhozlara (kolektif tarım çiftlikleri) yerleştiriyorlardı. İnsanların komşu köye bile gitmeleri yasaktı. Stalin’in öldüğü 1953 yılına kadar, insanlar başka yerleşim yerlerine düşen akrabalardan haber alamadıkları için onların sağ kalıp kalmadığını öğrenemediler.

Savaş 1945’te sona erdikten sonra evlerine dönen erkekler ailelerini bulamadı. Erkekler da ailelerini kavuşmak için Orta Asya’ya gitmeye mecbur kaldılar. Babam sürgün edildiği zaman üç yaşındaydı. Annesiyle birlikte sürgün edilmişti. O sırada savaşta olan dedem karısını ve çocuğunu sadece 70’lerin sonunda bulabildi.

BİR AHISKA TÜRKÜNÜN TÜRKİYE’YE KAÇIŞ HİKAYESİ

Sürgünden önce Ahıska Türklerinin nüfusu ne kadardı?

Sürgün kararında 100 bin kişi diye belirtiliyor. Bunlara bir de savaşta olan 40 bin erkeği katarsak toplam nüfusunun 140-150 bin olduğunu tahmin edebiliriz. Sovyetler Birliği kurulmaya başladığı zaman halkın bir kısmı Türkiye’ye göç etti. Daha sonra 30’lı yıllarda Türkiye sınırını geçmek çok zorlaştı. 

Türkiye’de okuduğum zamanlarda bir Ahıska Türkü ile tanıştım. Bana kendi sürgün hikayesini anlattı. Küçükken babasıyla nehir üzerinden sınırı geçmeye çalışmışlar. O sırada Rus sınır muhafızları onları görmüş. Babası çocuğa Türkiye’ye geçmeye yardım etmiş ama kendisi yakalanmış. Küçük çocuk uzun süre çalılıklarda saklandıktan sonra yakın bir Türk köye ulaşmayı başarmış. Bir aile onu yanına almış ve büyütmüş. Sovyetler Birliği dağıldıktan sonra bu adam Kazakistan’da yaşayan akrabalarını buldu. Bu trajik hikaye hakkında kitap yazılsa yeridir.

Orta Asya’da yaşarken Kırım Tatarlarına denk geliyor muydunuz?

Evet, tabii ki. Kırım Tatarlarının yaşadığı köyler vardı. Hatta Korelilerin yaşadığı köyler de vardı. Onlar 1937’da Uzak Doğu’dan sürgün edilmişlerdir. Bunun dışında Kazakistan’da Çeçenler ve Kabardeyler de vardı. Ama onlara 50’li yıllarında evlerine dönmeye izin verildi. Öte yandan Kırım Tatarları ile Ahıska Türklerine böyle bir izin verilmedi. Çok Kırım Tatar arkadaşımız vardı. 1988-1989 yıllarında onların Kırım’a dönmeye başladığını hatırlıyorum. Fergana’daki acı olaylar bu süreci hızlandıran bir etken oldu.

“FERGANA OLAYLARI KGB’NİN İŞİYDİ”

Fergana Olayları’ndan bahseder misiniz? Onlara ne sebep oldu belli mi? Trajediden 30 yıl bu olaylardan kimin sorumlu olduğunu söyleyebilir misiniz?

Suçlular bulunamadı. Ama tüm kanıtlar bunun önceden planlanmış bir operasyon olduğuna  işaret ediyor. Tüm bunlar KGB’nin işi. Onlar bu olayları çıkararak Sovyet Birliğinden ayrılmak isteyen Cumhuriyetlerinin etnik çatışma gibi sorunlarla kendi kendine baş edemeyeceklerini göstermek istedi. Trajik olaylardan bir ay önce Fergana Vadisi’ne taşlar getirildi ve Ahıska Türklerinin yaşadığı evler işaretlendi.

FERGANA OLAYLARI NASIL ORTAYA ÇIKTI?

Fergana Olaylarının resmi neden neydi?

Bu olayların nedeni olarak bir kavga gösterildi. Sözde bir Ahıska Türkü genci Özbek bir kadından pazarda çilek satın alırken ona hakaret etti. Tüm bunlar Ahıska Türkleri ile Özbekler arasındaki kavgaya neden oldu. Kavga ise daha sonra bir katliama dönüştü. Ahıska Türkleri diri diri yakıldı, hamile kadınların göbekleri kesildi. Bu dehşet yetkililer tarafından gizlendi ama tüm dünya bunları öğrendi. Daha sonra askeri birlikler getirildi. Özbekistan’da Ahıska Türklerinin yaşadığı yerleşim yerlerinde kontrol noktaları kuruldu, zırhlı araçlar ve silahlı askerler getirildi. Aksakallardan birini televizyon programına çıkararak halkın Rusya’ya göç etmek istediğini konusunda açıklama yapmaya zorladılar. Bundan sonra halkın Rusya’ya yerleştirilmesi başladı. Ahıska Türkleri terkedilmiş köylere gönderildi. Yerli yönetim temsilcileri ise insanlara iki aydır Ahıska Türklerinin gelmesini beklediklerini itiraf etmişlerdi.

Sonbahara doğru durum yatıştı. Bazı insanlar Özbekistan’daki evlerine geri döndü. Ama Fergana bölgesine dönen olmadı.

Özbekistan’ın başkenti Taşkent’in Böka ilçesinde de benzer olaylar yaşandı. Ahıska Türklerine ait birkaç ev yakıldı. Ama Allah’a şükür yaralanan veya ölen olmadı. Dönemin yönetimi, Ahıska Türklerini koruyamayacağını açıklayarak onlara ülkeden ayrılmayı tavsiye etmişti.

Sekiz yıl önce bana verdiğiniz röportajda, uluslararası toplumun baskısına rağmen Gürcistan’ın Ahıska Türklerini kabul etmek istemediğini anlatmıştınız. Şu an değişen bir şey var mı?

Hayır. Durum hala aynı. 2007 yılında yayımlanan “Geri Dönüşe Dair” başlıklı kararda bizden 40’lı yıllarda yasa dışı olarak sürgün edilen kişiler olarak bahsedildi. Öte yandan sürgün edildiğimiz zaman kararda net olarak Türkler, Kürtler ve Hemşinlilerin sürgün edileceği belirtiliyordu. Karara göre bir yıl içinde başvuru yapmak gerekiyordu. Başvurunun da Gürcü veya İngilizce hazırlanması ve noterde tasdik edilmesi gerekiyordu.

Geri dönme hakkı elde eden insanlar ancak Gürcistan’da iki yıl yaşadıktan sonra vatandaşlık için başvurabiliyordu. Buna ek olarak elinde olan vatandaşlıktan vazgeçmek gerekiyordu. Yani iki yıl sonra yaptığınız vatandaşlık başvurusu reddedilebilir sizde o sırada elinizde olan vatandaşlığı da kaybediyorsunuz. Yani insanların vatanlarına dönmesini zorlaştırmak için böyle şartlar oluşturuluyordu.

Mesela ben, 4 üyesine dönüş hakkı tanındığını üçüne ise bu hakkın verilmediği yedi kişilik bir aileyi tanıyorum. 

Yine de engellere rağmen vatanlarına dönmek isteyen insanlar oldu. Azerbaycan yönetiminin verdiği destekle çoğu soydaşımız başvuru yaparak geri dönen vatandaş statüsünü elde etti. Bana göre, Tiflis yönetiminin bu kadar çok Ahıska Türkünün vatanına dönmek isteyeceğini tahmin etmemişti. Çünkü başvuru yapanların sayısı çoğaldıkça yeni engeller yaratmaya başladılar. Örneğin bölgede yaşayan halka Ahıska Türklerine ev satmak yasaklanmıştı.

Sürgünden sonra boş kalan Ahıska Türklerinin evlerine kim yerleştirilmişti?

Dağlarda ulaşımı zor olan köylerde yaşayan insanlar. Ancak oradaki insanlar arasında hala halkımızı hatırlayan ve dönmemizi isteyenler mevcut.

GÜRCİSTAN BİLE AHISKA SÜRGÜNÜNÜ SOYKIRIM OLARAK TANIMAYA YANAŞMIYOR

Marat Bey uluslararası düzeyde Ahıska Türklerinin Sürgünü soykırım olarak adlandırılıyor mu? Sürgünü resmi olarak kınayan ülkeler var mı?

Birleşmiş Milletler ve Avrupa Birliği sürgünü kınadı. Bu yüzden 1999 yılında Gürcistan, 12 yıl içinde Ahıska Türklerini vatanlarına yerleştirme yükümlülüğü kabul etmişti. Ama dediğim gibi Tiflis yönetimi buna çok istekli değil. Fakat Türkiye yönetimi Gürcistan ile yaptığı tüm görüşmelerde vatana dönüş konusunu gündeme getiriyor. Şimdilik Ahıska Türklerinin Sürgününü soykırım olarak tanıyan bir ülke olmadı.

Çok ilginç bir durum Gürcistan, Rus İmparatorluğu’nun Kafkasya işgali ardından meydana gelen Çerkez Sürgününü soykırım olarak tanıdı ama Ahıska Türklerine yönelik böyle bir adım atmak istemiyor?

Sovyetler Birliğinin yasal halefi Rusya olduğu için Gürcistan, Ahıska Türklerini sürgün etmediğini ve bundan sorumlu olmadığını savunuyor. 

DONBAS’TAKİ AHISKA TÜRKLERİ, SAVAŞ NEDENİYLE TÜRKİYE’YE GÖÇ ETTİ

Ukrayna’nın doğusuna yerleşen birçok Ahıska Türkü ailesi Donbas’taki savaş başladıktan sonra Türkiye’ye göç etti. Bu aileler hakkında bilgi verebilir misiniz?

Savaş başlamadan önce Donbas’ta Slovyansk ve yakınındaki köylerde yaklaşık 3 bin Ahıska Türkü yaşıyordu. Çatışmalar sırasında bu insanlar çok kötü duruma düştüler, bazı evlere bombalar düştü.

20 Mart 2015’te Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan Kıyiv’e resmi ziyaret düzenledi. Kıyiv’de Ziyatdin Kasanov başkanlığındaki DATÜB heyetini kabul etti. O zaman bölgede yaşayan Ahıska Türklerini Türkiye’ye yerleştirme kararı alındı. 25 Aralık 2015’te ilk heyet Türkiye’nin Erzincan’ın Üzümlü ilçesine ve Bitlis’in Ahlat ilçesine gönderildi. Toplamda yaklaşık 3 bin insan Türkiye’ye gitti. Göçmenlere konutlar sağlandı. 2017 yılında son grup Ahıska Türkü Türkiye’ye gönderildi.

MARAT RASULOV’UN AİLESİNİN SÜRGÜN HİKAYESİ

Marat Bay ailenizin sürgün hikayesini anlatır mısınız?

Dedem savaştan döndüğü zaman yaşadığı köye gitmesine izin verilmedi. Ailesinin bombalı saldırıya uğradığını söylediler. Batum yakınlarında Müslüman Gürcülerin yaşadığı bölgeye yerleşti ve orada tekrar evlendi.

Sonrasında 3 yaşındaki babam annesi ve diğer akrabalarıyla Orta Asya’ya sürgün edildi. Babam çok zor şartlarda yaşadıklarını anlatıyordu. Bataklık bir bölgeye kamıştan yapılan evlere yerleştirilmişlerdi. Isınmak için kamış yakıyorlardı. Ancak 50’li yıllarda sovhoz evlerine geçtiler. Annem pirinç kabuğu toplayıp onu pişirip yediklerini anlatıyordu. Babamın yaşadığı köyde Koreliler yaşıyordu. Okulda Korece sonra da Kazakça eğitim aldı, daha sonra Özbekçe de öğrendi. 

1990’da ben 16 yaşındayken ailem Ukrayna’daki Mıkolayiv bölgesine taşındı. Bizi köydeki bir lojmana yerleştirdiler. Daha sonra bize Çernobil faciasını durdurma faaliyetlere katılanlar için inşa edilen evleri tesis etiler. Ama evler sadece duvar ve çatıdan ibaretti. Ne kapı ne pencereleri vardı. Orada okulu bitirdim. Daha sonra abimle sebze yetiştirmeye başladık. 

1997’de ben Büyük Öğrenci Projesi çerçevesinde okumak için Türkiye’ye gittim. Ahıska Türkleri için o sene 5 kişilik kontenjan açılmıştı. O zamana kadar ben Mıkolayiv’deki Hukuk Yüksek Okulundan mezun oldum. İlk sene Türk dili kurslarında eğitim aldık daha sonra 1998’de sınava girerek Selçuk Üniversitesi Gazetecilik Bölümünü kazandım. Üniversitede 4 yıl okudum ve TRT’de staj yaptım. 

Ukrayna’ya döndükten sonra nelerle uğraştınız?

İlk önce mesleğime göre iş bulmaya çalıştım ama başaramadım. Daha sonra bir Türk inşaat şirketinde çalışmaya başladım iki yıl çalıştım. Sonra başka bir Türk şirkete geçtim. İşimle paralel olarak sivil faaliyetlerle, diasporanın işleriyle ilgileniyordum. 2006 yılında babam öldükten sonra ben Ukrayna Ahıska Türkleri Vatan Cemiyeti Başkanı olarak seçildim.

Seçimler kaç yılda bir yapılıyor?

5 yılda bir. Bu sene seçimler yapılacak.

Aday olacak mısınız?

Evet aday olacak. Ama seçim hakkı halkın.

Cemiyetiniz Dünya Ahıska Türkleri Birliği’nin (DATÜB) üyesidir. Lütfen bize DATÜB’ten bahseder misiniz?

DATÜB 2008 yılında kuruldu. 2010’da resmi olarak tescil edildi. Teşkilat, Türkiye Bakanlar Kurulu kararıyla kuruldu. Ukrayna Ahıska Türkleri Vatan Cemiyeti DATÜB’e 2011 yılında katıldı.

Geçen yıl DATÜB’ün Ukrayna temsilciliğini akredite ettim. Kazakistan, Özbekistan, Kırgızistan, Rusya, Azerbaycan, Türkiye, Ukrayna, ABD ve Gürcistan olmak üzere Ahıska Türklerinin yaşadığı 9 ülkede DATÜB temsilcilikleri mevcut.

Bu sene Ukrayna’da hangi etkinlikler düzenlemeyi planlıyorsunuz?

TİKA ile ortak tarım projelerimiz var. Planlarımızdan biri köylerde yaşayan Ahıska Türklerine sera kurulumunda yardım sağlamaktır. Bunun dışında Türkiye’de eğitim almak isteyen gençlere danışmanlık yapıyoruz. Herson İlinin Çaplınka İlçesinde çocuk güreş okulumuz var. Okula mali destek sağlıyor, spor müsabakaların düzenlenmesi konusunda yardım ediyoruz. TİKA desteğiyle yeni spor ekipmanı satın almaya planlıyoruz.

Ailenizi anlatır mısınız?

Ailem Kıyiv’de yaşıyor. Dört oğlum var. Büyük oğlum Konya’da İlahiyat Fakültesinde okuyor. 

Evinizde Türkçe konuşuyor musunuz?

Elbette. Dilimizi kaybedersek, kimliğimizi de kaybederiz. Çocuklarıma ana dillerine saygı duymalarını öğretiyorum.

Şu an çoğu genç çocukları okulda zorlanmasın diye evlerinde Rusça veya Ukraince konuşuyor. Ancak çocuklar sonra büyüyünce Türkçe konuşamıyorlar. Bu ailelere Ukrayna’da yaşarken ister istemez Ukraince ve Rusça öğreneceğimizi ama Türkçe öğrenmek için çaba göstermemiz gerektiğini anlatmaya çalışıyorum. Çünkü her insan ana dilini bilmelidir.