Türkiye ve Çin arasında ithalat-ihracat dengesizliği var!

Ekonomi
qha muhabir
05 Mayıs 2022, 14:58
qha muhabir
05 Mayıs 2022, 14:58

Türkiye’nin Pekin Büyükelçisi Emin Önen, Türkiye ile Çin arasındaki ticari ilişkiler ile ilgili değerlendirmesinde, iki ülke arasındaki 36 milyar dolara ulaşan ticaret hacmi içerisinde ihracatın sadece 3,7 milyar dolar olduğunu dile getirdi.

Türkiye’nin Pekin Büyükelçisi Abdulkadir Emin Önen,  PTT’nin iştiraki PTTeM (PTT e-Mağaza) ile Çinli e-ticaret şirketi Jing Dong (JD) işbirliğinde Çin’de Türkiye e-ticaret mağazası açılması vesilesiyle AA’ya iki ülke arasındaki ticaret ilişkileriyle ilgili değerlendirmede bulundu.

Büyükelçin Önen, Türkiye ile Çin arasında diplomatik ilişkilerin kurulmasının 50. yıl dönümü olan 2021’de iki ülke arasındaki ticarette salgına rağmen önemli gelişme görüldüğüne dikkat çekerek, “Çin, ülkemizin Asya’daki en büyük, dünyada da ikinci büyük ticari ortağı haline geldi” dedi

32.3 MİLYAR DOLARLIK İTHALAT VE 3.7 MİLYAR DOLARLIK İHRACAT

Çin- Türkiye ikili ticaret hacminin 2021’de “rekor” kırarak 36 milyar dolara ulaştığına vurgu yapan Büyükelçi, “Çin’e ihracatımız ise 2020’ye kıyasla yüzde 28 artışla 3,7 milyar dolara ulaştı. Çin’in Türkiye’ye doğrudan yatırımları 2021 itibarıyla 5 milyar dolar seviyesinde. Bunun yüzde 70’inin son 4 yılda gerçekleştirildiğini görüyoruz” ifadelerini kullandı.

“TİCARETTE TÜRKİYE ALEYHİNE DENGESİZLİK VAR”

Türkiye ile Çin arasındaki ticarette Türkiye aleyhine bir dengesizlik olduğuna işaret eden Önen, ihracatta yüksek katma değerli ürünlere yer vererek ikili ticareti daha sürdürülebilir, dengeli hale getirmeyi amaçladıklarını vurguladı. Önen, ayrıca Türkiye’ye doğrudan yatırımları teşvik etmeyi ve artırmayı hedeflediklerini sözlerine ekledi.

“ACABA NE KADARINI UYGUR KÖLE İŞÇİLERİ ÜRETMİŞTİR?”

Konuya ilişkin, en önemli parametrelerden birisi, Çin’in Uygur Türklerine yönelik zorla çalıştırma, köle işçi uygulamaları olarak biliniyor. Bu konuya dikkat çeken Doğu Türkistanlı akademisyen Prof. Dr. Abdureşit Celil Karluk, Çin’den yapılan bu 32.3 milyar dolarlık ithalatın “Acaba ne kadarını Uygur köle işçileri üretmiştir? Doğu Türkistanlılar kimin umurunda?” ifadelerini kullandı.

DOĞU TÜRKİSTAN’DA ZORLA ÇALIŞTIRMA UYGULAMALARI ÇOK YÜKSEK SEVİYEDE!

Çin, son yıllarda Doğu Türkistan kurduğu toplama kampları ve çalışma kamplarına milyonlarca Uygur Türkünü suçsuz yere kapattı. Çin onlara işkence uyguluyor ve onları köle işçi olarak zorla çalıştırıyor. Gençlerini ise Çin eyaletlerine götürerek fabrikalarda karın tokluğuna zorla çalıştırıyor. Uygurların maruz kalınan zorla çalışmanın boyutunun çok büyük olduğu ve özellikle pamuk sektöründe neredeyse zorla çalıştırma yasağına aykırı şekilde hareket edilmeden üretilmiş bir hazır giyim ürününün olmadığı düşünülüyor.

DOĞU TÜRKİSTAN’DA NELER OLUYOR?


Çin Halk Cumhuriyeti hükumetinin sistematik baskıları ve asimilasyon politikaları ile Doğu Türkistan’da topyekûn bir halk, asimilasyon ve soykırıma uğradı, uğruyor. Milli, dini, siyasi ve kültürel olarak Doğu Türkistan’da Çinli olmayan tüm Türk kökenli milletler bu baskının kurbanı olmaktadır. Doğu Türkistan’da soykırıma varan ağır insan hakları ihlalleri, her geçen gün dünya kamuoyunun daha çok gündemine geliyor. Etnik ve kültürel ayrımcılığa ve insan hakları ihlallerine maruz kalan Doğu Türkistanlılar, ucuz iş gücü olarak Çinli şirketlerde çalıştırılıyor. Öte yandan, Birleşmiş Milletlerin resmi verilerine göre ise, Çin Komünist Partisi idaresinin kültürel soykırım uyguladığı Doğu Türkistan’daki toplama kamplarında milyonlarca insanı yasa dışı bir şekilde alıkoyuyor. Çin hükumeti, toplama kamplarında ve ceza kamplarında insanlık dışı şartlarda tutulan Uygur Türklerinin durumuna dair tüm verileri dünya kamuoyundan gizliyor.

ÇİN’İN  DOĞU TÜRKİSTAN’DAKİ CEZA KAMPLARINDA NELER YAŞANIYOR?

Doğu Türkistan’da Uygur ve diğer Türk halklarından milyonlarca kişi suçsuz yere toplama kamplarına alınmaktadır. Halen bu baskı tüm şiddetiyle devam etmektedir. Tanıkların ifadelerine göre tutuklulara işkence ediliyor. Sağlıksız şartlarda ellerinde kelepçe, ayaklarında zincirle yaşıyor. Kampta tutulanlara ne olduğu belirsiz ilaçlar ve iğneler veriliyor. Tırnak çekme, kamçı, elektrik gibi işkencelere maruz kalıyor. Kadınlar toplu tecavüze uğruyorlar.

Milyonlarca genç Doğu Türkistan’daki çalışma kamplarında veya Çin’deki fabrikalarda zorunlu köle işçi olarak çalıştırılıyor. Birçoğu toplama ve çalışma kamplarına gönderildikten sonra geride kalanlar da siyasi propaganda ezberlemeye, kamu hizmeti adıyla ücretsiz çalışmaya zorlanıyorlar. Kadınlar kısırlaştırılıyor, hamilelere zorla kürtaj yaptırılıyor. Genç kadınlar Çinlilerle evliliğe mecbur ediliyor. Ailelerinden koparılan 1 milyona yakın çocuk, çocuk toplama kamplarında asimile ediliyor. Çince konuşmaya Çince yaşamaya, Çinliler gibi beslenmeye zorlanıyor.

Milli ve dini kültür mirasları yok ediliyor. Uygur tarihi ve kültürüyle ilgili kitaplar yakılıyor. Türk- İslam mimarileri ve tarihi şahsiyetlerin türbeleri, heykelleri yok ediliyor. İnanç özgürlüğü hiçe sayılıyor. Camiler yıkılıyor. Kur’anlar yakılıyor. Namaz kılmak, oruç tutmak kampa alınma nedeni olarak gösteriliyor. Türkiye başta olmak üzere yurtdışı ülkelerinde okumuş, seyahat etmiş olmak ya da sadece bunları yapan birinin akrabası olmak bile toplama kampına alınma veya hapse atılma nedeni olabiliyor.

“Kardeş aile” projesi adı altında her aileyle ilgilenecek Çinli memur atandı. Bu “kardeşler” aile mahremiyetini çiğneyerek Uygurların evlerinde konaklıyor, aile üyelerinin rejime bağlığını denetliyorlar.