"Türkiye'nin uluslararası hukuka göre, Uygurları iade etmeme yükümlülüğü vardır"

Haberler
Ömer Cihad Kaya
29 Aralık 2020, 19:00
Ömer Cihad Kaya
29 Aralık 2020, 19:00

Çin Ulusal Konseyi, 25 Aralık 2020 tarihinde Türkiye’de ikamet izni ve vatandaşlık alamayan on binlerce Doğu Türkistanlıyı endişeye sevk eden suçluların iadesi kararını kabul etti. Türkiye ile 2017 yılında imzalanan karar, Türkiye Büyük Millet Meclisi Adalet Komisyonunda şu an için bekletilse de kararın, hukuki anlamda bağlayıcılığı merak ediliyor. Türkiye’deki ve dünyadaki Uygur diasporasında endişeyle karşılanan suçluların iadesi anlaşmasıyla ilgili süreci, Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. İlyas Doğan yorumladı. Prof. Dr. Doğan, Türkiye’nin bağlı olduğu uluslararası anlaşmalar ve Türkiye Cumhuriyeti Anayasası uyarınca, iade etmeme yükümlülüğünün bulunduğunu vurguladı.

Türkiye ve Çin Halk Cumhuriyeti arasında suçluların iadesine yönelik anlaşma, Çin Ulusal Konseyi tarafından oylanarak kabul edildi. Türkiye’deki Doğu Türkistanlıları endişeye sevk eden kararla ilgili birçok endişe ve soru işareti bulunuyor. Türkiye’deki Doğu Türkistanlıların hukuki süreçlerini yakından takip eden Prof. Dr. İlyas Doğan, anlaşmaya rağmen Türkiye’nin iade etmeme yükümlülüğüne dikkat çekerek, siyasilerin bu konuda inisiyatif alarak Türkiye’deki on binlerce Doğu Türkistanlıyı rahatlatması gerektiğini söyledi.

İlyas Doğan, Çin ve Türkiye arasında imzalanan anlaşmanın, yürürlüğe girme süreci ve bağlayıcılığını şöyle yorumladı:

“Bu tür anlaşmalar, komisyondan geçtikten itibaren genel kurul gündemine girdiğinde, o yılki periyod içerisinde eğer oylanırsa kanunlaşır ve yürürlüğe girer. Eğer, 2021’in Temmuzuna kadar görüşülmezse bir dahaki yıla kalır. Ama, komisyondan otomatik olarak genel kurula havale etme gibi bir zorunluluk yok. Bu siyasi iktidarın takdirine göre istediği kadar bekletilebilir. Ama, teorik olarak 24 saat içinde de geçebilir böyle bir olasılıkta mevcuttur. Bu konuda, takdir Sayın Cumhurbaşkanınındır çünkü kanunları uygulama yetkisi ona aittir. Çin’in Türk halklarına mensup birini suçlamak için çok fazla çaba göstermesine gerek yok Doğu Türkistanlı olan herkes Çin’in gözünde suçludur zaten.”

“AİHM’İN KARARINA GÖRE, BU TÜR BİR DURUMDA İADE EDEN İŞKENCE YASAĞINI ÇİĞNEMİŞ OLUR”

Konunun hukuki boyutunu değerlendiren Prof. Dr. İlyas Doğan, Türkiye’nin bağlı bulunduğu uluslararası anlaşmalar gereği iade etmeme yükümlülüğüne dikkat çekti:

“Olayın hukuki boyutuna bakılırsa, bizim 6458 sayılı kanunumuz, Yabancıların Korunması kanunu, 4’üncü ve 54’üncü maddesi, gönderildiği takdirde eğer bir kimse zulüm görecekse, ırk, dil, dinden dolayı, işkence görme ihtimali yüksekse veya gönderilecek ülkede ölüm cezası varsa bu ülkeye kişi iade edilemez demektedir. Türkiye’nin uluslararası hukuk açısından da yükümlülüğü var. Çünkü, Türkiye Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesini onaylamış bir ülkedir. AİHM, işkence ve kötü muameleyi yasaklayan 3. maddeyle ilgili verdiği kararlarda, bir devlet, başka bir ülkeye birini iade ettiği takdirde, iade edilenin işkence görme ihtimali yüksekse, iade etmemekle yükümlüdür. İade eden ülke, işkence yasağını çiğnemiş olur.”

“ÇİN’DE İŞKENCE BİR DEVLET UYGULAMASIDIR VE ÇİN’DE ÖLÜM CEZASI VARDIR. UYGURLAR İADE EDİLEMEZ”

Çin’de, siyasi olarak dışlanan, hor görülen insanlara işkence yapılması olağan bir devlet uygulamasıdır. Bunu biz sosyal medyaya yansıyan videolarda da toplama kamplarından çıkan Uygurların videolarında görüyoruz. Ayrıca, herkesin bildiği gibi Çin’de ölüm cezası var. Her iki durumda da, Türkiye’nin siyasi nedenlerle Türkiye’ye gelen Uygurları iade etmeme yükümlüğü vardır.

Çin devleti açısından bakıldığında ise, Pekin yönetimi, Uygurlarla ilgili durumu somut suçlarla belirlemiyor. Sadece, ‘bunlar benim ülkemi bölmeye çalışıyorlar’ diyor. Siyasi bir suçlu ne zaman iade edilebilir? Bir kimse eğer bir ülkenin Cumhurbaşkanına, başbakanına saldırı düzenlemişse siyasi sayılmaz ama bunun haricinde herkes siyasi suçlu sayılıyor. Dolayısıyla, Türkiye’nin tabi olduğu uluslararası hukuk sistemi içerisinde herhangi bir Uygur’u Çin’e iade etmesi, baştan itibaren uluslararası hukukun, anayasamızın ihlali anlamına gelecektir. Çin’de işkence olduğu olgusuna istinaden mahkemeler iade edilememe kararı verebilir ya da siyasi olarak Türkiye Cumhuriyeti, ‘ben iade etmiyorum’ diyebilir. Benim kanaatim, bu karara imza atan siyasilerin bir açıklama yaparak bu sürece bir açıklık getirmesi gerekmektedir. Türkiye’de yaşayan on binlerce ikameti olmayan, vatandaşlığı da olmayan Doğu Türkistanlının yüreğine su serpmelidir.

İade edilmeye ilişkin uluslararası kararlar: