"Türkiye'nin üyeliği AB'yi daha güçlü ve müreffeh kılacak"

Güncel
Ömer Cihad Kaya
10 Mayıs 2019, 10:34
Ömer Cihad Kaya
10 Mayıs 2019, 10:34

Ankara’da Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Avrupa Birliği (AB) Türkiye Delegasyonu Başkanı Christian Berger, pek çok büyükelçi ve diplomat, 9 Mayıs Avrupa Günü vesilesiyle düzenlenen resepsiyonda bir araya geldi.

Çavuşoğlu, burada bir konuşma gerçekleştirerek, Türkiye’nin önüne çıkarılan tüm engellere rağmen AB’ye üyelik hedefinden hiç şaşmadığını vurgulayarak, katılım müzakere süreci siyasi olarak engellense de AB standartları uyum çalışmalarının kararlılıkla sürdürüldüğünü dile getirdi.

“(TAM ÜYELİK) AB’Yİ DAHA GÜÇLÜ VE MÜREFFEH KILACAKTIR”

Bakan Çavuşoğlu, “Türkiye’nin (AB’ye) tam üyeliği tabii ki Türkiye için çok önemlidir. Şüphesiz, AB’yi daha güçlü ve müreffeh kılacaktır.” değerlendirmesinde bulundu.

Avrupa Birliğinin bir parçası olan Türkiye’nin, Birlik içerisindeki gelişmeleri yakından izlediğini belirten Çavuşoğlu, AB’nin bugünlerde Brexit, yabancı düşmanlığı, düzensiz göçmen krizi, İslamofobi ve popülizm gibi çeşitli ciddi sınamalarla karşı karşıya bulunduğunu vurguladı.

Çavuşoğlu, konuşmasının ardından 9 Mayıs Avrupa Günü’nü de kutladı.

BERGER: ÇEŞİTLİLİK İÇİNDE BİRLİK

Avrupa Birliği (AB) Türkiye Delegasyonu Başkanı Christian Berger de konuşmasında, Birliğin kuruluş sürecine ilişkin bilgi vererek “Barış, ortaklık, ortak değerler ve dayanışma projesi olan bu proje (AB), sona ermekten bugün çok uzaktır.” dedi. Berger, “Ekonomik büyüme, istihdam, güvenlik, çeşitli fırsatlar ve haklar, ihtiyacı olan vatandaşlarımız için de vazgeçilmezdir ve bu haklar arasında demokratik seçimlerde temsilcilerimizi seçebilme hakkı da vardır. Aynı şey ortaklarımız için de geçerlidir. Yani çok taraflılık, barış, sürdürülebilir kalkınma, serbest ve adil ticaret, insan hakları ve demokrasiyi daha da güçlendirmek ve bunu iş birliği yaparak başarmak isteyen ortaklarımız için de geçerlidir.”  değerlendirmesinde bulundu.

Öte yandan Delegasyon Başkanı Berger, Avrupa Birliğinin mottosunun, “çeşitlilik içinde birlik” olduğunu söyleyerek, Avrupa’nın her şeyden önce bir topluluklar topluluğu olduğunu vurgulayarak sözlerini sonlandırdı.