Türkiye-Çin arasındaki suçluların iadesi anlaşmasına yönelik endişeler günden güne büyüyor!

Güncel
Ayyıldız Huri Kaptan
05 Ocak 2021, 15:00
Ayyıldız Huri Kaptan
05 Ocak 2021, 15:00

Ayyıldız Huri KAPTAN / QHA Ankara

Türkiye ile Çin arasındaki suçluların iadesine yönelik anlaşma, endişe vermeye devam ediyor. Prof. Dr. Abdürreşit Celil Karluk, Türkiye’nin Çin Halk Cumhuriyeti ile imzaladığı suçluların iadesi anlaşmasına yönelik düşüncelerini Kırım Haber Ajansı (QHA) ile paylaştı. Prof. Dr. Karluk, Türkiye’nin, bu anlaşmadaki muhatabı Çin’in, bir hukuk devleti olmadığına vurgu yaparak, anlaşmanın Türkiye vatandaşlığı almış Uygurları bile tedirgin ettiğini dile getirdi. Türkiye’ye ve ilgili siyasilere yakışanın bu anlaşmaya ciddiyetle ve samimiyetle yaklaşmak olduğunu vurgulayan Karluk, bir an önce bu karardan dönülme çağrısı yaptı.

Türkiye ile Çin Halk Cumhuriyeti arasında imzalanan suçluların iadesi anlaşması, Türkiye’deki Doğu Türkistanlılar için tehlike ve endişe yaratmaya devam ediyor. Çin Ulusal Konseyi, 25 Aralık 2020 tarihinde Türkiye’de ikamet izni ve vatandaşlık alamayan on binlerce Doğu Türkistanlıyı endişeye sevk eden suçluların iadesi kararını kabul etti. Türkiye ile 2017 yılında imzalanan karar, Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Adalet Komisyonunda henüz onaylanmadı. Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Abdürreşit Celil Karluk, Çin hükumetinin verdiği tek taraflı onay kararının içeriğini ve diasporadaki Uygurları sevk ettiği korku atmosferine ilişkin görüşlerini QHA’ya aktardı.

“TÜRK VATANDAŞLIĞI ALMIŞ UYGURLAR BİLE TEDİRGİN”

Prof. Dr. Abdürreşit Celil Karluk, anlaşmanın Türkiye’de yaşayan Uygur Türklerini endişelendirdiğini belirterek, “Çin ile Türkiye arasındaki Çin’in halihazırda tek taraflı imzaladığı, Türkiye’nin ise Türkiye Büyük Millet Meclisinde (TBMM) oylayarak imzalama ihtimali bulunan suçluların iadesi anlaşması, Türkiye’de ve tüm Uygur diasporasında ciddi endişelere neden oldu. Özellikle Türkiye’de yaşayan sayısı 50-100 bin arasındaki Uygur Türkü bu anlaşmadan dolayı son derece tedirgin. Çünkü bu anlaşmanın içeriğine bakıldığında, Türkiye’de yaşayan hatta Türk vatandaşlığı bulunan Uygurların dahi bundan etkilenebileceği öngörülüyor. Bu düşünce Uygurlar arasında derin endişelere neden olmaya devam ediyor.” dedi.

KARLUK: TÜRKİYE’NİN BU ANLAŞMADAKİ MUHATABI BİR HUKUK DEVLETİ DEĞİL

Özellikle son aylarda İstanbul’da veya başka illerde ikamet sorunu olan Uygur Türklerine yönelik gerçekleştirilen tutuklama ve iade tehlikesiyle Geri Gönderme Merkezlerinde tutulma durumunun sık sık yaşandığını anımsatan Karluk, “İşte tüm bunlar eklenince; Türkiye’nin bu durum karşısındaki muhatap ülke (Çin) yasalara bağlı bir hukuk devleti değil. Dolayısıyla insanlar hakkındaki uydurma suçlamalar ile bir suçluyu alamasa dahi deliller uydurmaya devam ederek, söz konusu suçlu ilan ettiği Uygurları talep etme durumu ortaya çıkabilir.” dedi.

İlgili haber: Çin’i “rahatsız eden” Uygur Türkü aktivist İhsan gözaltına alındı!
Çin’e geri gönderilme tehlikesi yaşayan Uygur Türkü aktivist İhsan’a ne oldu?

“BU KARAR, TÜRKİYE’NİN DİASPORA İLE İLİŞKİLERİNİ ETKİLİYOR”

Çin’i tanıyan, ÇKP’in bilhassa Doğu Türkistan’da neler yaptığını bilen insanların, bu durumdan çok endişeli olduğuna vurgu yapan Prof. Dr. Abdürreşit Celil Karluk, “Diaspora içinde belli bir kesimin Türkiye’deki Uygurları kurtarmak için başka ülkelere yönlendirme kampanyası başlattığı iddialarını duyuyoruz. Bunlar bir taraftan da Türkiye ile Uygur diasporası arasındaki ilişkileri etkiliyor.” diye ekledi.

“TÜRKİYE’NİN İMAJI BATILI ÜLKELERİN VE KURULUŞLARIN HEDEFİNDE

Prof. Dr. Karluk, diğer taraftan ise Türkiye’nin bu anlaşmayı imzalaması durumunda Batılı ülkelerin ve çeşitli kuruluşların Uygurların uğradığı insan hakları ihlallerine sebep olduğu gerekçesiyle aleyhte analizlere maruz kalacağı yönündeki tahminlerini dile getirdi. Prof. Dr. Karluk, Türkiye’nin bu anlaşmayı onaylamayacağını düşündüğünü vurgulayarak, şöyle konuştu:

“Benim şahsi kanaatim bu anlaşma için TBMM’de milletvekillerinin olumsuz oy kullanacağı yönünde. Kamuoyunun beklentisi de budur. Türkiye’ye de devlet olarak yakışan bu anlaşmayı oylamaktan ziyade bekletmesi, zamana bırakmasıdır. Bu aynı zamanda Türkiye’nin de lehine olur.

KARLUK: ÇİN LOBİSİNİN ISRAR ETTİĞİ YANLIŞLARDAN BİR AN ÖNCE DÖNÜLMELİ

Diğer taraftan elbette ki Türkiye’deki iktidardaki ve iş dünyasındaki Çin lobisi bunun Şubat’ta gerçekleştirileceği iddialarını güçlü bir şekilde dillendiriyorlar. Umarım bu yanlışlardan bir an önce dönülür. İlgili siyasilerin acilen bu duruma ciddiyetle ve hassasiyetle yaklaşmaları gerekiyor.”