Türk akademisyen Prof. Dr. Sibel Süzen’den uluslararası başarı

08 Mart 2020, 18:22

Ankara Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Sibel Süzen, Avrupa Başkent Üniversiteleri Birliği (UNICA) yönetim kuruluna seçilen ilk Türk akademisyen oldu.

Ankara Üniversitesi Eczacılık Fakültesi, Farmasötik Kimya Anabilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Süzen, 1990’da kurulan UNICA’nın Avrupa başkentlerinde bulunan köklü üniversitelerin bir araya geldiği kurumsal bir üniversite ağı olduğunu anlattı.

UNICA: 160 BİNDEN FAZLA AKADEMİK PERSONEL

Süzen, UNICA’nın üniversiteler kanalıyla bünyesinde 160 binden fazla akademik personeli ve 2 milyonun üzerinde öğrenciyi barındırdığını, Avrupa’nın en prestijli üniversitelerinin yer aldığı birliğin, üyeleri arasında anlayış ve paylaşım yoluyla uluslararası iş birliğini kolaylaştırdığını ifade etti.

UNICA’ya Türkiye’yi temsilen Ankara Üniversitesi ve ODTÜ’nün üye olduğunu aktaran Süzen, Türkiye Cumhuriyeti’nin bir üniversitesinin bu platformlarda yapabileceklerini gösterdik.” diye konuştu.

Birliğin yönetim kurulunun 5 ülkeden akademisyenden oluştuğuna işaret eden Süzen, önceki yıllarda yönetim kurulu üyeliği için bir Türk akademisyenin başvurduğunu ancak seçilemediğini hatırlattı.

“ÖNEMLİ OLAN TÜRKİYE’NİN ADAYININ SEÇİLMİŞ OLMASIYDI”

Süzen, açıklamalarına şöyle devam etti:

“Bu oylama sonucu çok yüksek bir oy oranıyla seçildim. Birçok ülkenin aday akademisyeninden yüksek oy almam bizi çok mutlu etti. Sonuçta önemli olan Ankara Üniversitesinin ve Türkiye’nin adayının seçilmiş olmasıydı. Bu yönetim kurulunda bir Türk kadın akademisyen olarak yer almam da benim için ayrıca gurur kaynağı oldu. Kadınların akademik hayatta yer almaları ve yönetici pozisyonlara yükselmeleri, daha sonra da yönetici olarak bulundukları pozisyonda kalabilmeleri tüm dünyada erkek çalışanlara göre kıyaslandığında daha zordur.”

“KADIN AKADEMİSYENLERİN HAK ETTİKLERE POZİSYONA GELMESİNİN BİR ÖRNEĞİYİM”

Prof. Dr. Süzen, kadınların iş dünyasındaki lider pozisyonlara gelmeleri ve daha aktif görevlerde yer almaların ne kadar zor olduğunun “cam tavan” kavramıyla açıklandığına dikkat çekerek şu ifadelerde bulundu:

“Çalışma hayatında cinsiyet ayrımcılığının bir boyutu olan cam tavan kavramı, kadınların mesleki başarılarına ve yeteneklerine bakmaksızın, üst yönetim kademelerine terfi etmesi yönünde var olan belirsiz ancak aşılması güç engeller olarak tanımlanmaktadır. Ben Ankara Üniversitesinde bu engele takılmadan çalışan kadın öğretim üyelerinin hak ettikleri pozisyona geldiklerinin bir örneğiyim. Ankara Üniversitesinde kadın akademisyen sayısı erkek akademisyenler ile çok yakın bir rakamdır. Birçok fakültemizin dekanları, araştırma merkezimizin müdürleri kadın akademisyenlerdir. Bu oranı yönetim kadrosunda da görebiliriz. Dört rektör yardımcısının ikisi kadın akademisyendir.”

“TOPLUMSAL CİNSİYET EŞİTSİZLİĞİNİ GİDERMEK İÇİN ETKİN ADIM ATMAK GEREKLİDİR”

“Ancak Türkiye geneline bakıldığında kadınların çalışma hayatında, yönetici konumlarında, siyasette ve ticarette çok daha fazla yer almaları gereklidir. Akademik kariyere baktığımızda kadınlar için erkeklere göre her iş kolunda olduğu gibi daha fazla zorluk yükler. Mesai saatlerinin akşam evde de ders çalışmak, not hazırlamak ile uzadığı akademisyenlikte kadınlar ayrıca evleri ve çocukları ile de uzadığı akademisyenlikte kadınlar ayrıca evleri ve çocukları ile de ilgilenmek zorundadır. Toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin önüne geçilebilmesi için toplumsal farkındalık yaratılması ve etkin adımların atılması gereklidir.”

Ankara Üniversitesi
Prof. Dr. Sibel Süzen
Türk akademisyen
UNICA
Bunlara da bakın: