TBMM'de milletvekilleri, Çin'in Uygur soykırımını gündeme getirdi

Güncel
qha muhabir
27 Mayıs 2022, 15:22
qha muhabir
27 Mayıs 2022, 15:22

Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Yüksek Komiseri Michelle Bachelet’in Çin’in soykırıma imza attığı Doğu Türkistan’da yaptığı ziyaret gündemde iken; Türkiye Büyük Millet Meclisinde Çin’in Uygur Türklerine yönelik soykırıma varan ağır insan hakları ihlalleri dile getirildi. Ayrıca, toplama kamplarıyla ilgili yeni sızan belgelere ve Toplama Kamp Mağdurları Platformunun Çin’in Büyükelçiliği önündeki eylemlerine dikkat çekildi.

İYİ Parti Konya Milletvekili Fahrettin Yokuş, 26 Mayıs 2022 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisinde Doğu Türkistan’daki durumu ve buna yönelik Türk ve İslam ülkelerinin tutumlarını değerlendirdi. Fahrettin Yokuş’un açıklamaları şöyle:

Doğu Türkistan’da yaşayan 30 Milyonu aşkın soydaşımız Çin Devleti tarafından adeta soykırıma tabi tutulmaktadır. Özellikle 2017 yılından itibaren Çin Devleti 3 Milyona yakın Müslüman Türk’ü kamplarda tutmaktadır. Bu süreçte binlerce insan kamplarda hayatını kaybetmiştir” diyerek konuşmasını başlayan Milletvekili, “Çin’de yaşanan bu insanlık dramına ne yazık ki başta Türkiye olmak üzere İslam Ülkeleri kayıtsız kalmıştır. Kalmaya da devam etmektedir

BACHELET’İN DOĞU TÜRKSİTAN ZİYARETİ SIRASINDA ÇİN BÜYÜK ELÇİLİĞİ ÖNÜNDE EYLEM DÜZENLENDİ

Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Yüksek Komiseri Michelle Bachelet’in Doğu Türkistan ziyaretine başladığına dikkat çeken Fahrettin Yokuş, “Temennimiz odur ki; Çin Devleti Doğu Türkistan’ın tüm bölgelerin temsilcilere ulaşımını sağlamasıdır. BM İnsan hakları Yüksek temsilcisinin Doğu Türkistan ziyaretine başladığı gün, Çin’in Ankara Büyükelçiliği önünde Çin Toplama Kampı Mağdurları Platformu üyeleri oturma eylemi başlatmıştır. Halen eylemleri devam etmektedir” ifadelerini kullandı.

İYİ Parti olarak, Genel Başkanın talimatıyla partinin Divan Üyeleri ve Milletvekillerinin Çin Büyükelçiliği önüne giderek destek verdiklerini hatırlatan Yokuş, “Elbette desteğimiz Doğu Türkistan halkına yapılan zulümler sona erinceye kadar sürecektir” dedi.

“BELGELER, TOPLAMA KAMPLARININ TAM ANLAMIYLA ÖLÜM KAMPI OLDUĞU GÖSTERİYOR”

Doğu Türkistan’da yaşanan zulmü kanıtlayan binlerce belge ve fotoğrafın yayımlandığına dikkat çeken Yokuş, “Çin, Emniyet birimlerinden elde edilen belge ve görüntüler Doğu Türkistan’daki kampların tam anlamıyla birer ölüm kampı olduğunu göstermektedir. Çin Devleti, Doğu Türkistan’da yaşayan Müslüman Türk kardeşlerimize asimilasyonun çok ötesine geçmiş soykırım uygulamaktadır” şeklinde konuştu.

İLYASOĞLU: TBMM’NİN SIKINTILARIMIZI GÜNDEMDE TUTMASINI VE ÇÖZÜM ÜRETMESİNİ BEKLİYORUZ

Milletvekili Yokuş, konuşmasında ayrıca, Çin Toplama Kampı Mağdurları Platformu Sözcüsü Mirzahmet İlyasoğlu’nun Çin Büyükelçiliği önünde yaptığı şu açıklamasını aktardı:

“Çin Toplama Kampı Mağdurları Platformu olarak Çin’in Ankara Büyükelçiliği önünde bir eylem gerçekleştiriyoruz. Buradan bizler, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak Cumhurbaşkanımızdan, Dış İşleri Bakanımızdan, TBMM İnsan hakları komisyonu Başkanımızdan bize sahip çıkmalarını, sıkıntılarımızı gündemde tutmaları ve çözüm üretmelerini bekliyoruz. Doğu Türkistan’da bizlere yapılan zulüm dünyada gündem olurken neden devletimiz Türkiye’den ses çıkmıyor?

Bizler aynı zamanda Türk vatandaşıyız. Türk vatandaşlığını almış ve Doğu Türkistan’a ailelerini ziyarete giden 700 civarında kardeşimizi toplama kamplarında hapis tutuyorlar. Neden vatandaşlarımıza sahip çıkılmıyor?

Biz bu ülkenin Müslüman kardeşi değil miyiz? Sizin soydaşınız değil miyiz? Neden oradaki toplama kamplarının kaldırılması için, zulümlerin bitmesi için iki kelime etmiyorsunuz?

Çin soyumuzu kurutuyor. Çocuklarımızı öldürüyor. Tarihimizi yok ediyor. Camilerimizi yıkıyor. Aile mahremimize giriyor. Ailelerimizin içine Çinli erkek yerleştiriyor. İbadetimizi engelliyorlar. Çocuklarımızın iç organlarını çalıyorlar. Gebe kadınların çocuklarını alıyorlar. Kardeşlerimizin akıbetini bilmiyoruz. Anamızdan, babamızdan haberimiz yok. Bu kadar ağır zulme dayanılır mı? Feryadımızı niye duymuyorsunuz?”

“BU İNSANLIK DIŞI ZULMÜ AVRUPA, AMERİKA KINIYOR, AMA ANKARA’DAN SES ÇIKMIYOR”

Ayrıca, İYİ Parti Grup Başkanvekili, Samsun Milletvekili Erhan Usta 25 Mayıs’ta, Denizli Milletvekili Yasin Öztürk de 26 Mayıs’ta TBMM’de ayrı ayrı olarak Doğu Türkistan’daki soykırıma dikkat çekti.

Konuşmasında, yeni sızan belgelerle, Çin’in Doğu Türkistan’da yaptığı zulmünün bir kez daha kanıtlanmış olduğunu belirten Erhan Usta, “Kardeşlerimizin yaşadığı bu zulme ABD’den, Avrupa’dan bile ses gelirken, Ankara’dan beklenen tepki halen gelmemektedir” ifadelerini kullandı.

Milletvekili Yasın Öztürk ise Türk vatandaşı olduğu halde Doğu Türkistan’da Çin tarafından alıkonulan ve uyduruk suçlarla hapis cezasına çarptırılan Mevlüde Hilal’i anlattı. Öztürk ayrıca, Uygur Türklerine sahip çıkmaya, Türiye’de yaşayanlara vatandaşık verme konusunda yetkililere çağrıda bulundu.


DOĞU TÜRKİSTAN’DA NELER OLUYOR?

Resim
Çin’in Doğu Türkistan’daki soykırım politikalarına ilişkin yeni belgeler yayınlandı


Çin Halk Cumhuriyeti hükumetinin sistematik baskıları ve asimilasyon politikaları ile Doğu Türkistan’da topyekûn bir halk, asimilasyon ve soykırıma uğradı, uğruyor. Milli, dini, siyasi ve kültürel olarak Doğu Türkistan’da Çinli olmayan tüm Türk kökenli milletler bu baskının kurbanı olmaktadır. Doğu Türkistan’da soykırıma varan ağır insan hakları ihlalleri, her geçen gün dünya kamuoyunun daha çok gündemine geliyor. Etnik ve kültürel ayrımcılığa ve insan hakları ihlallerine maruz kalan Doğu Türkistanlılar, ucuz iş gücü olarak Çinli şirketlerde çalıştırılıyor. Öte yandan, Birleşmiş Milletlerin resmi verilerine göre ise, Çin Komünist Partisi idaresinin kültürel soykırım uyguladığı Doğu Türkistan’daki toplama kamplarında milyonlarca insanı yasa dışı bir şekilde alıkoyuyor. Çin hükumeti, toplama kamplarında ve ceza kamplarında insanlık dışı şartlarda tutulan Uygur Türklerinin durumuna dair tüm verileri dünya kamuoyundan gizliyor.

ÇİN’İN  DOĞU TÜRKİSTAN’DAKİ CEZA KAMPLARINDA NELER YAŞANIYOR?

Doğu Türkistan’da Uygur ve diğer Türk halklarından milyonlarca kişi suçsuz yere toplama kamplarına alınmaktadır. Halen bu baskı tüm şiddetiyle devam etmektedir. Tanıkların ifadelerine göre tutuklulara işkence ediliyor. Sağlıksız şartlarda ellerinde kelepçe, ayaklarında zincirle yaşıyor. Kampta tutulanlara ne olduğu belirsiz ilaçlar ve iğneler veriliyor. Tırnak çekme, kamçı, elektrik gibi işkencelere maruz kalıyor. Kadınlar toplu tecavüze uğruyorlar.

Milyonlarca genç Doğu Türkistan’daki çalışma kamplarında veya Çin’deki fabrikalarda zorunlu köle işçi olarak çalıştırılıyor. Birçoğu toplama ve çalışma kamplarına gönderildikten sonra geride kalanlar da siyasi propaganda ezberlemeye, kamu hizmeti adıyla ücretsiz çalışmaya zorlanıyorlar. Kadınlar kısırlaştırılıyor, hamilelere zorla kürtaj yaptırılıyor. Genç kadınlar Çinlilerle evliliğe mecbur ediliyor. Ailelerinden koparılan 1 milyona yakın çocuk, çocuk toplama kamplarında asimile ediliyor. Çince konuşmaya Çince yaşamaya, Çinliler gibi beslenmeye zorlanıyor.

Milli ve dini kültür mirasları yok ediliyor. Uygur tarihi ve kültürüyle ilgili kitaplar yakılıyor. Türk- İslam mimarileri ve tarihi şahsiyetlerin türbeleri, heykelleri yok ediliyor. İnanç özgürlüğü hiçe sayılıyor. Camiler yıkılıyor. Kur’anlar yakılıyor. Namaz kılmak, oruç tutmak kampa alınma nedeni olarak gösteriliyor. Türkiye başta olmak üzere yurtdışı ülkelerinde okumuş, seyahat etmiş olmak ya da sadece bunları yapan birinin akrabası olmak bile toplama kampına alınma veya hapse atılma nedeni olabiliyor.

“Kardeş aile” projesi adı altında her aileyle ilgilenecek Çinli memur atandı. Bu “kardeşler” aile mahremiyetini çiğneyerek Uygurların evlerinde konaklıyor, aile üyelerinin rejime bağlığını denetliyorlar.