Tanıkların gözünden: 26 Şubat mitingi sonrasında kısa süren mutluluk

26 Şubat 2019, 23:53

QHA için hazırlayan: İlya Tarasov

Kırım’ın Akmescit (Simferopol) kentinde 26 Şubat 2014 tarihinde Ukrayna toprak bütünlüğünü savunan ve Kırım’ın işgaline karşı çıkanların protestosuna karşı, Rusya yanlısı eylemcilerin katıldığı bir başka protesto mitingi düzenlendi. Ukrayna toprak bütünlüğünü savunan eylemciler Kırım Parlamentosunun Rusya’ya seslenerek Kırım’ın Rusya’ya bağlanma çağrısını engellediklerini düşünerek miting alanını zafer duygusuyla terk etmişlerdi.

Dikkatinize sunulan hikayeler, Kırım’ı farklı bir geleceğin beklediğinin sanıldığı esnada 5 kişinin geçirdiği birkaç saati anlatıyor.

Mustafa Degermenci; “26 Şubat davası” kapsamında Kırım Parlamentosu binası önünde düzenlenen mitinge katıldığı için 4 yıl 6 ay şartlı hapis cezasına mahkum edildi.

Refat Çubarov çıkıp: “Hedefimize ulaştık” dedikten sonra Kırım Parlamentosu önündeki meydanı terk ettik. Herkes alkışlamaya başladı. Sevinç çığlıkları, ıslıklar Çubarov’un sesini bastırdığı için ben onun konuşmasını pek duyamadım. Mitingin sonuna doğru avluda kimse kalmadı. Rus yanlısı eylemcileri oradan dışarıya atmıştık ve kendimiz de ayrılmıştık.

Babamla birlikte ve Suvuk Sala (Gruşevka) köyünden birkaç gençle arabaya oturarak Akmescit’ten ayrıldığımızı hatırlıyorum. Akşam olmuştu hepimiz çok açtık. Sadece şehir dışında yemek yiyebileceğimiz bir yer bulabildik. Çünkü her taraf doluydu, her yerde aynı şey konuşuluyordu; görevimizi yaptık, Kırım Parlamentosunun oturumunu engelledik. Bu arada bazı yerlerde bedava yemek veriliyordu, bazı yerlerde yüzde 50 indirim yapılıyordu.

Nedense aklıma bir an kazındı. İzdihamın ilk dalgası yaşandığı sırada. Rus yanlısı eylemciler bizim tarafa doğru yürüdü, biri benim ayağıma bastığı için ayakkabım ayağımdan fırladı ve Rusya yanlısı eylemcilerin tarafında kaldı. Tek ayakla zıplayarak onların yanına yaklaştım ve alkol kokan bir kozaktan ayakkabımı bulmasını istedim. O da bana: “Bir dakika” diyerek beş dakika sonra ayakkabımı getirdi. Açıkçası bunu yapacağını beklemiyordum.

Bir de mitingin ortasında, izdihamın tam zirvesinde babamın fenalaştığını hatırlıyorum. Ambulansa doğru onu kalabalıktan çıkardım, bir süre onun yanında durdum, kendine gelmesini bekledim ve mitingin sonuna kadar onu gözümün önünden ayırmamaya çalıştım. Babam bu arada mitingte de kendisine tartışacak birini buldu, bildiğiniz gibi o konuşmayı çok seviyor.

Nazim Memetov, Kırım Tatar Milli Kurultayı Merkez Seçim Komisyonu Başkan Yardımcısı

Mitingten Refat Çubarov ve birkaç kişiyle birlikte ayrılmıştım. Meydanda son kalan kişilerdik. Çubarov bana: “Nazim arabama binelim” demişti. Ben de kendi arabamla geldiğimi söylemiştim. Onun arabası tamamen dolmuştu. Yollarımız ayrıldı.

O gün bir kişiyle yaptığım konuşma aklımda kaldı. Adını söylemeyeceğim sadece Kurultay delegesi olduğunu söyleyebilirim. Çubarov ve bir grup insanla birlikte meydandan ayrıldığımı görünce o yanıma gelerek: “Nazim, Çubarov’a söyle gitmemeliyiz, Parlamento binasına girerek orada kalmalıyız.” Ben de ona: “Kendin söyle” dedim. O da: “Ben söyledim ama beni dinlemedi” diye cevap verdi. Bu insan hata yaptığımıza ve işi yarım bıraktığımıza inanıyordu.

Benim duygularıma gelince, meydandan kazanan ve görevimi başarıyla yerine getiren insan hissiyle ayrıldığımı itiraf etmeliyim. Keyfim yerindeydi ve gerçekten amacımıza ulaştığımıza inanıyordum. Milletvekillerin eylemlerini önledik. Ve görevimizi yerine getirme duygusu tüm duygularımı bastırıyordu. O kurultay delegesiyle yaptığımız konuşmaya rağmen endişe veya yarım kalmış bir iş duygusu yoktu üzerimde.

Akşam olmuştu, arabaya binerek eve döndüm. Yolda hiçbir yerde durmamıştım. Eve gelince tabii ki gündüz yaşanan olayları anlattım. Ailemden sadece ben mitinge katılmıştım. Tabii ki hep televizyon açıktı, sürekli ATR izliyorduk. Geç saate kadar daha önce kendi gözümle gördüğüm şeyleri televizyonda izledim.

Sabah beni birisi uyandırdı, onun da adını söylemeyeceğim, Bölgeler Partisi eski milletvekili. Onunla iyi bir ilişkimiz vardı. O beni aradı ve “Parlamento binasının yeşil adamlar tarafından ele geçirildiğini biliyor musun?” diye sordu. Ben de ona: “Hayır” cevabı verdim. O da bana: “O zaman televizyonu aç ve izle.” dedi.

Nariman Celal; Kırım Tatar Milli Meclisi Başkan Yardımcısı

Günün sonunda, Refat Çubarov çıkıp Kırım Parlamentosunun oturumun sona erdiği ve milletvekillerinin hiçbir karar almayacağını söylediği zaman, çoğu insan rahat bir nefes aldı. Çünkü etkinliğinin hedefine ulaşıldı, Rus yönetimine çağrıda bulunmak isteyen bir grup milletvekilinin istediklerini yapmasına izin vermedik. Evet hepimiz bir rahatlama ve yorgunluk hissettik. Çünkü bütün gün o meydanda bulunmak ve korkunç şeylerin meydana gelmesini engellemeye çalışmak hayli zor işti.

Galiba akşam saat 5-6 gibi Meclis binasına girip Çubarov’la görüşmeye gücüm yetmişti. Bana o zaman: “Nariman gelen bilgiye göre meydanın yakınlarında emir gelince herhangi birine ateş açmaya hazır olan silahlı insanlar bulunuyordu. Hangi taraftan oldukları önemli değil, sadece kan dökülmesini provoke etmek istiyorlardı.” dedi. Bunları duyduktan sonra böyle bir emrin gelmediğinin farkına varmak, rahatlama hissini daha da attırdı. Yorgun ama görevimizi yerine getirdiğimizi düşünerek evlere dağıldık. Çünkü daha fazla oturmak, tartışmak için bir gücümüz yoktu.

Bu arada ben Kırım’ın Ukrayna’ya bağlı kalması konusunun nihai olarak çözüldüğünü düşünmemiştim, ancak iki üç günlüğüne muhtemel tehlikeyi uzaklaştırdığımız kanaatindeydik. Rusya’nın bu kadar sert bir şekilde davranarak askeri işgal gerçekleştireceğini kimse tahmin etmemişti.

Eve geldikten sonra tabii ki televizyon izlemiştim. “Krım24” kanalında yayınlanan Aksyonov’un meşhur röportajını gördüm. Röportajda milletvekillerinin ayrılıkçı kararları kabul etmeye çalışmadığını ve bir takım çevrelerin Kırım Tatarları ve Rusları karşı karşıya getirmeye çalıştığını ileri sürmüştü. Bu röportajı Kırım Tatar Milli Meclisi’nin yasaklanmasına ilişkin dava dosyalarına da eklemiştik.

Ertesi sabah erken saatte beni Refat Çubarov aramış ve Kırım Parlamentosu ve Bakanlar Kurulu binalarının ele geçirildiğini anlatmıştı. Üzülmek için zamanımız yoktu. Olayı anlamak ve bundan sonra ne yapacağımızı kararlaştırmak için Meclis binasında toplanmıştık.

Zair Smedlâyev; Kırım Tatar Milli Kurultayı Merkez Seçim Komisyonu Başkanı

Bizden kimsenin meydanda veya binanın içinde kalmadığına emin olduktan sonra Meclis ofisine geçmiştik. İyi ki Kırım Parlamentosu binasında insanlarımızdan kimse yoktu, yoksa kan dökülürdü. Ofiste mitingte yaralanan, gözaltına alınan olmadığından emin olduk, başka yerlerden gelenler evlerine vararak bize haber vermelerini bekledik. Eve geldiğim zaman televizyon açmıştım, Rus NTV kanalında yayınlanan bir haber beni şok etmişti. Röportajda Akmescit’teki sokaklarda hızla geçen ambulanslar gösteriliyordu, muhabir mitingte yaralı ve ölen insanların olduğunu anlatıyordu. O haberde Kiev’deki Euromeydan’da çekilen görüntüler de kullanılmıştı. Bu da beni çok kızdırdı, diğer taraftan da kaygılandırdı; böyle bir adımı boşuna atmadıklarını düşündüm.

Zafer hissi yoktu. Ancak Kırım’daki Ukrayna yanlısı güçlerin yarımadada istikrarlı bir durumu sürdürme konusunda Kıyiv’le (Kiev) yaptığı görüşmeler başarıyla sonuçlandıktan sonra zafer kazanılabilirdi.

Kırım’da gelişen olayları çerçevesinde Kırım Parlamentosu önünde bir felaketin yaşanmasına engel olduğumuz için rahatlama hissediyorduk. Aslında biz kendi gücümüzle gerçek çatışmaları önledik ve birilerinin yaratmaya çalıştığı kaosu engelledik. Bu bizi sevindiriyordu.

Refat Çubarov; Kırım Tatar Milli Meclisi Başkanı

İnsanları evlerine göndermeden önce o akşam biz açıklamalar yapmıştık. Milletvekili Andrey Sençenko, Sergey Aksyonov, hatta galiba Olga Kovitidi de konuşma yapmıştı. Ben yaptığım konuşmada mitinge katılan insanlara Kırım’daki huzuru savunmaya yardımcı oldukları için onlara teşekkür ettim. Herkesi eve giderken komşularına, tanıdıklarına uğramaya ve gündüz mitingte yaşananları anlatmaya davet ettim. Ayrıca cami, kilise ve sinagogları koruma altına almalarını istediğimi de hatırlıyorum.

O gün bir dizi gazeteci beni aramıştı. Mitingten sonra Meclis binasına gitmiştim, oradan görüntülü aramalarla televizyon kanallarına bağlanmıştım. Televizyon kanallarındaki atmosfer de miting sonrasındaki atmosferle aynıydı. Herkes en kötüsünün bittiğini düşünüyordu. Herkes bunu konuşuyordu.

Şahsen o gün büyük bir stres yaşadığım için o akşamki sevinç duygum daha da keskindi. Özellikle SBU (Ukrayna istihbaratı) Kırım Müdürlüğü Başkanı Kalaçev beni  saat 14.00’ten sonra arayıp Sivastopol’den gelen insanlar arasında kalaşnikov taşıyan iki insanın tespit edildiğini anlattıktan sonra çok endişelenmiştim. Onların amaçlarının ne olduğunu sorduğumda Kalaçev: “Büyük ihtimalle insanlara ateş edecekler” diye cevap verdi. Kime doğru ateş edeceklerini sordum. Bana bunun öneminin olmadığını amaçlarının panik yaratmak olduğunu söyledi. Bunu bilerek mitingin sonuna kadar orada bulunmaya devam etmek zorunda kaldım. Bu yüzden her şey bittiği zaman, her şeyi kurtardığımızı hem Kırım’ı, hem Ukrayna’yı, hem de meydanda bulunan insanları kurtardığımızı düşünüyordum.

Ayrıca o akşam Asyonov’la ertesi sabah Kırım Parlamentosunda buluşmaya ve Parlament seçimleri ile ilgili yasada yapılacak değişiklikleri, ayrılıkçılığa yol açan Parlamentonun dağıtılması, Konstantinov’un görevden alınması gibi belirli şeyleri tartışmaya anlaşmıştık. Hatta o bana şimdi nereye gideceğimi sormuştu ben de ATR’ye gittiğimi söylemiştim, o da başka bir kanala davet edildiğini söylemişti. Ben de “Çok iyi, canlı yayınlarda insanlara durumu kötüleştirmedikleri için teşekkür edelim.” dedim. Onun o günkü röportajını bulmak mümkündür. O da röportajında benim söylediğim şeyleri söyleyerek insanlara teşekkür ediyor.

Saat 22.00 gibi ben eve gittim ve uykuya daldım, ancak sabah saat 4.40’ta gelen bir arama beni uyandırdı. Arayan yine SBU Başkanıydı, o bana: “Bilmen gerekiyor, Kırım Parlamentosu binasını silahlı kimliği belirsiz kişiler ele geçirdi.” dedi.

26 Şubat mitingi
Kırım Tatarları
Bunlara da bakın: